• Müslüman Türklerin ticari yaşama getirdikleri yenilikler nedir sorusunun cevabı ne olur?
• 12.yy.da Anadolu’da Ahi Evran’ın ortaya koyduğu devrim niteliğindeki Ahilik Teşkilatı prensip ve uygulamaları dünya ticari hayatına getirilen en büyük yeniliktir.
Bunun için konunun uzmanlarının Ahilik ile ilgili yaptıkları tanımlara bakalım.
Ahilik; birbirini seven, birbirlerine saygı duyan, yardım eden, fakiri gözeten, yoksulu barındıran, işi kutsal, çalışmayı bir ibadet sayan, din ve ahlak kurallarına sıkı sıkıya bağlı esnaf ve sanatkârların, iş sahiplerinin, ustaların meydana getirdiği bir teşkilattır.
Ahilik; zenginle fakir, üretici ile tüketici, emek ile sermaye, vatandaş ile devlet arasında sağlam ve güvenilir ilişkiler kurmayı amaçlayan bütün faaliyetlerini güzel ahlak ve sosyal adalet sistemi üzerinde kurmuş sistemdir.
Ahilik; kendisinden çok başkalarını düşünen, en az kendisi kadar başkalarının da hak ve hukuklarını kollayan bir insanlık modelidir.
Ahi, vicdanını kendi üzerine gözcü koyan, helalinden kazanan, yerine ve yeterince harcayan, ölçü tartı ehli olan, üreten ve yardım edendir.
• Evet, Ahilik Teşkilatı’nın yazılı kuralları vardı ve bu yazılı kurallar ve prensipler Fütüvvetname adı verilen metinlerde toplanmıştı.
Bu eserler, Ahiliğin temel ahlaki, mesleki ve sosyal düzenlemelerini içermekte ve esnaf teşkilatlarının iç tüzükleri olarak kabul edilmektedir. Çıraklık döneminde 124 âdâb, ustalık döneminde ise 740 âdâb ve erkan uygulamalı beceri olarak öğrenilmesi gerekirdi.
İş hayatına kazandırdığı temel değerlerden bazıları, iyiliği emretmek, kötülükten alıkoymak. Hata ve kusurları kendi nefsinde aramak. İçi dışı, özü sözü bir olmak. Sır tutmak ve açığa vurmamak. Ahdinde, sözünde ve sevgide vefalı olmak. Hataları yüze vurmamak.
Temel uygulamaları da maddeler hâlinde anlatalım.
Ahiler sadece işlerinde değil, yaşantılarında da güvenilir emin insan olma düsturunu benimsemişlerdi.
Ahilik, bir mesleği öğrenmek için bir usta-çırak ilişkisini temel almıştı. Çıraklar aynı zamanda ahlaklı olmayı ve dürüstlüğü öğrenirlerdi.
Ahilik, sosyal yardımlaşma ve dayanışmayı da esas almıştı. Bunun örneği Ahi sandıklarıdır. Bu sandıklar, esnafın hastalık, iş göremezlik gibi durumunda yardım sağlanması, gençlere sermaye desteği verilmesi, vefat eden esnafın ailesine sahip çıkılması gibi amaçlarla oluşturulmuştu.
Ahiler, toplumdaki her kesime hitap ederdi. Muhtaçların ihtiyaçlarını karşılamakla kalmaz, aynı zamanda onlara iş imkânı yaratırlardı.
• Teşkilatın kadınlarla ilgili bir kolu var mıydı?
Evet, vardı ve ahilerin kadın kolu olarak görev yapan bu teşkilata Bacıyânı Rum denilmiştir. Bu Anadolu kadınlar birliği kuruluş amacıyla dünyadaki ilk kadın teşkilatı ve kadın kooperatifi olma özelliğini taşımaktadır. (Prof. Dr. Veli Sırım)
Fatma Bacı önderliğinde bu kadınlar teşkilatı; örgü, halı kilim ve kumaş dokumacılığı vb. zanaatları icra ederken aynı zamanda okuma yazma, silah kullanma, ata binme, misafir ağırlama gibi alanlarda da eğitim almaktaydılar.
Kadın ustalar yeni ustalar yetiştirmesinden kimsesiz genç kadınların eğitimlerinden ve kimsesiz yaşlı kadınların da bakımından sorumluydular.
Düşünsenize 12. yüzyılda bir insan çıkıyor ve günümüzde bile yeni gündeme gelen iş ahlakını, iş standardı ve kalite anlayışını o dönem uygulayarak bunu bir metot ve sistem hâline getiriyor.
Bu kapsamda “Anadolu Ahileri ve Bacıları” teşkilatıyla ailenin tüm fertleri anne, baba ve çocukların dini ve mesleki eğitim alması sağlanmış, bunun sonucu güçlü bir Türk aile yapısı ortaya çıkmış bu yapı da Osmanlı imparatorluğunun temelini oluşturmuştur.
Bu konuda İbrahim Hakkı Uzunçarşılı’nın “İlk Osmanlı padişahlarının ve vezirlerinin ekseriyeti ahi teşkilatına mensup olup, ilk padişahlar ahi teşkilatının desteğini alarak beylik etmişlerdir.” şeklinde de tespiti vardır.
Ahilik Teşkilatında ilk önce ahlaklı, inançlı ve ülkesini seven ticaret erbabı yetiştirmek ana amaç iken diğer toplumlarda böyle bir eğitim hiç olmamıştır.
Ahilikte kendinden önce başkalarını da düşünme ve hizmet amaçlı kâr anlayışı hakimken diğer toplumlarda üretim sadece kâr amaçlı olmuştur.
Bu hususta esnafın zihin dünyasını ve anlayışını ortaya koyan bir iki örnek.
Bir Balıkçının dükkânına astığı levha.
Ehli aşka müptelayım neme lâzım kâr benim
Mal ve mülküm yoktur amma kanaatim var benim.
Helvacı Dükkânı
Dolandım misli cihan bulamadım başıma bir tane taç
Ne eğride tok gördüm ne doğruda aç.
Esnaf çarşısının girişindeki yazı
Hak ile sabır dileyip bize gelen bizdendir.
Akıl ve ahlak ile çalışıp bizi geçen bizdendir.
Sonuç olarak bu teşkilatın ana kaynağını Kur’an-ı Kerim'in emirleri ve Peygamberimizin (sav) sünneti oluştururken diğer kaynağını ise
Türk milletinin köklü tarihsel geçmişi, milli kimliği ve kızılelma ülküsü oluşturmuştur.