“Haysiyetperver insan küre-i arzdan
değerlidir. ”

O ZAMAN ARKANA BAKMADAN GİT

 

O ZAMAN ARKANA BAKMADAN GİT

 

Karar Ver, Harekete Geç, Allah’a Güven…

 

Otobüse biner, rahat rahat yolculuk yaparken “Şoför bizi götürebilecek mi, acaba kaza yapar mı, yarı yolda bırakır mı?” gibi korku ve endişeye kapılır mıyız? Hatta uzun yol ise kafamızı koyduğumuz gibi mışıl mışıl uyuyarak kaptana güvenip gideriz.

 

Çocuğumuzu okula gönderirken öğretmene ve okula güvenle teslim eder, rahatça işlerimize bakarken hiç korku ve endişeye kapılmayız. Kuaför koltuğuna oturduğumuzda saçlarımızı rahatça berbere teslim eder, neticeyi bekleriz.

 

Ya doktorlar! Şifa geleceğine inandığımız yerde tereddütsüz gerekeni yaparız. Yeri gelir güvenle ameliyat masasına yatarken bin bir evhama kapılmadan kesip biçecek olan ellere teslim oluruz.

 

Hayatımızın içinde binlerce örnek verilebilir, güvenle yaşamak adına. Zira insan hayatında güven o kadar temeldir ki soluduğu havada, içtiği suda dahi bunu hissetmek ister.

 

Peki ya güven denen olguyu yüreğimize koyan Yüce Yaratan, yarattıkları arasında bunu şart koşarken kendi içinde istemiyor mu? Ben seninleyim sen kiminlesin diyerek bütün varlıkla birliğini işaret ederken ondan ayrı görülen güvenin hiçbir işe yaramadığını görüyoruz.

 

Tüm yaratılmışın, tüm kalplerin sahibi, o istemeden sivri sineğin dahi kanadını kıpırdatamadığı bütün canlılıkla bir olan yüce varlık, bu birliğin idrakinde olarak ona dayanıp güveneni asla boşa çıkarmıyor.

 

Onun doktoru şifa elleri, onun şoförü, onun ahçısı, onun öğretmeni, onun çiçeği, böceği, dağı, tepesi…Ne varsa ondan, ondan gayrı hiçbir şey yok. O vakit güvende onun bekçisine, askerine, çobanına, müdürüne.

 

Oğlumu Üniversite için İzmir’e gönderirken düşüncelerimin içinde yakalamıştım, ayrılıkçı güven zihniyetini. İlk aklıma gelen “Orda da hiç tanıdığımız yok, güvenle emanet edebileceğimiz.” düşüncesi idi. Sonra irkildim, heyhat! Sen kime dayanıyorsun!

 

Seni emanetçilerin en güzeline, gerçek sahibe, Allah’a emanet ediyorum derken, Rabbimden de niyaz ettim yürekten sana teslim olup güvenmeyi nasip et diye. Bir memura, bir polise, bir şoföre güvendiğim kadar Rabbime ne kadar koşulsuz güvenle yaşıyorum diye kendini sorgulamamak mümkün değil.

 

Allah’tan ayrı bir polise değil, onun polisine, savcısına, hakimine, onun doktoruna güveniyor, onun yaptığına, yaptırdığına  emin olduğum için güvenle yaşıyorum.

 

Rabbim buradan bana şifa verecek deyip sonuna kadar gerekleri yaptığımda sırtımı dayadığım yer, güvenimi asla boşa çıkarmıyor. O’nunla bana verecek O’ysa, benden bütün gerekleri yapacakta O. Koşulsuz güven, insana kafa açıklığı ve sade zihin yapıyor. Böylelikle yolun bütün gereklerini tek tek yerine getirerek  tevekkül kısmına geçiyorsunuz.

 

Bunun içinde azmetmek var, kararlı hareket edip, asla ümit kaybetmemek var. Bütün fırsatları değerlendirdim, bütün gerekleri yaptım derken bunu sadece zahiri şartlarla kısıtlamak netice vermez. Çalıştım, çabaladım, eksiksiz gerekleri yaptım diyebilmenin içinde en temel olan Allah’a güven meselesidir elbet. Bana düşeni yaptım, Rabbim gerisi senin.  Ne eylersen hayır eylersin diyerek dupduru bir zihinle neticeyi beklemek ne büyük bir rahatlık.

 

Yine bir uyanış daha yaşıyorum eksiklerimin içinde. Fizik tedavinin bütün gereklerini yapıyorum neden bu ağrılar hala geçmedi derken Rabbim kaçak noktayı duyurdu işin ehliyle.

 

“Fiziksel olarak bütün gerekleri yaptın ama ruhsal olarak da yaptın mı?

 

Nasıl yani?

 

Alla hu Zülcelal bu tedaviden bana şifa verecek diye güvenle başladın mı? Sabırla neticeyi bekleyeceksin. Olmadı, olmayacak endişeleri işi bozuyor. Gerekirse tedaviyi değiştirirsin ama umudunu asla. Yeter ki şifa verecek yere güven.”

 

Ne kadar zan dünyalarında yaşayabiliyoruz, güvendiğini dayandığını zannederek. Oysaki en temel mevzuumuz bu. Tek bir dayanak, tek bir güven.

 

Son sözü Hz. Hacer anamıza bırakalım.

 

“Çölde bizi bırakmanı Allah’ mı emretti sana Ya İbrahim?

Evet, onun emridir.

O zaman arkana bakmadan git. O bize yeter. O ne güzel vekildir.”

 

 

ORTAK EĞİTİM PLANI

GÜVENİLİR ÇOCUK

KÜTÜPHANE

  • Tanıdığım Yönleriyle A.K.D
    Tanıdığım Yönleriyle A.K.D
  • Gerçek ve Diri İnsan Kime Diyoruz?
    Gerçek ve Diri İnsan Kime Diyoruz?
  • Ciddiyet
    Ciddiyet
  • Gerçek Maneviyat ve İnanç Temelleri
    Gerçek Maneviyat ve İnanç Temelleri
  • Güçlenme Yolu
    Güçlenme Yolu
  • Güçlü Olmak İçin Seçilecek Yol
    Güçlü Olmak İçin Seçilecek Yol
  • İnanç ve Takdir
    İnanç ve Takdir
  • Ne Arıyoruz?
    Ne Arıyoruz?
  • Niçin Özden?
    Niçin Özden?
  • İnsana İnsanı Tanıtıyoruz
    İnsana İnsanı Tanıtıyoruz
  • Sevgi
    Sevgi
  • Güven
    Güven
  • Hedef Gerçek İnsan
    Hedef Gerçek İnsan
  • İşte Halimiz
    İşte Halimiz