“Haysiyetperver insan küre-i arzdan
değerlidir. ”

İYİ DEDİKLERİNİ SEN YAP

 

İYİ DEDİKLERİNİ SEN YAP

 

Bir danışmanlık seansı için yine hazırdım. Muhatabım beni kendi dünyasına, duygularına misafir edecekti. Çok hassas ve dikkatli olmalıydım.  Kafamın içini boşalttım, yargılamadan, yorumlamadan dinlemek için kendimi her şeyimle ona yönlendirdim.


Artık hazırdım, misafirimin gözlerine bakarak "Hoş geldiniz sizinle bugün nelerden konuşacağız" diyerek muhabbetimize başladık. Evliliğinin ilk zamanlarında her şeyin iyi olduğundan fakat artık eşinin onu takdir etmediğinden, yardım etmediğinden, ilgilenmediğinden, onu düşünmediğinden bahsetti.


"Peki siz bu durumda nasıl tepki veriyorsunuz" dediğimde "O bana nasıl davranıyorsa, bende ona aynısını yapıyorum. Farklı davranacak değilim ya, bundan dolayı bazen günlerce konuşmuyoruz" dedi.


Bu anlattıkları yabancı gelmemişti bana. Görüşmemizi sonladıktan sonra kafamın içinde açık oturum başlamıştı bile.


Eşimizde hoşumuza gitmeyen, istediğimiz gibi olmayan davranışlar karşısında, bizde ona aynı şekilde karşılık veriyor, kolay olanına kaçabiliyorduk. Bu zamanda mevzu uzuyor, ilişkiler daha da yıpranabiliyordu. Peki bunu önlemek için ne yapılmalıydı?


Muhatabımızdan beklediğimiz, güzel meziyetleri karşılık gözetmeksizin, ilk biz ona sunsak ne olurdu acaba? Belki biz verdikçe mutlu olacak, eşimizde nasıl yapıldığını öğrenmiş olacaktı. "Ee tabi ne olacağını öğrenmek için uygulamak gerekli, “dedi kalbimin sesi. Günün sonunda ödevimi de aldığıma göre, kafamdaki açık oturum sonlanmıştı.

 

 

ZİHNİN GÜCÜ

 

Gece olmuş, dolu dolu bir günü bitirmiştim. Papatyamla güzel verimli bir gün geçirmiş, işlerimi planladığım gibi yapmış, ertesi güne iş bırakmamıştım. Yakınlarımla canı gönülden ilgilenmiştim yani vicdanım rahattı. Artık uyuyabilirdim derken düşündüğüm gibi olmadı. Kafamı yastığa koyup gözlerimi kapattıktan sonra bile uyuyamamıştım.  Neydi bu böyle kalp atışımı hızlandıran, endişelendiren, beni uyutmayan şey?


Düşüncelerimin peşine düştüğümde gördüm ki; üzerime düşen görevleri hakkıyla yerine getirmiş, huzurlu bir gün geçirmiş olsam da zihnim de oluşturduğum korkular ve vesveseler cirit atıyordu. Evet beni uyutmayan şey buydu.


Minik papatyamın odasını ayırmıştık ve "Ben yanında yokken başına bir şey gelirse" diye düşünüp, üstüne senaryoyu kurup, birde durmadan bu düşüncemi körükleyip kendi kendimi endişe ve korku dünyalarına atmıştım. Huzursuzluklarımdan kurtulmak için, yanına gittim. Papatyam çok güzel uyuyordu. Hem gereken tüm tedbirleri de almıştım.

 

O zaman korkacak da bir şey yoktu. Kafamın içinde kendi elimle oluşturduğum beni rahatsız eden, sıkıntıya sokan, düşüncelerle yüzleşerek onlara dedim ki "Gecenin bu saatinde geldiniz beni rahatsız ettiniz.

 

Ben elimden geldiğince tedbirimi aldım takdire karışamam, sizde gördünüz bunu, hiçbir şey olmayacak, bana inanın " diyerek yolculadım kafamdaki korku bulutlarını. Zihnim sadeleştiği anda göz kapaklarım ise iyice ağırlaşmıştı bile...

 

 

ALIŞVERİŞİN ALTIN KURALI

 

Bugün günlerden alışveriş günü. Evet, samimi olmak gerekirse alışveriş yapacağımda mutlu oluyorum. Yeni şeyler almak, onları kullanmak hoşuma gidiyor. Cafcaflı vitrinler, ışıltılı raflar, rengarenk reyonlar...insanın gözünü alıyor.


Ama!... Gel gelelim ipim ucunu tutmazsanız, gün sonunda harcadığınız paraya inanamıyor ve poşetlere bakıp "Aa bunu da mı almışım ne gerek vardı ki" diyebiliyorsunuz.


Ne kadar alış-veriş yapmayı sevsem de beğendiğim her şeyi alamazdım sonuçta. Evimde aldıklarımı koyacak yer bulamayınca, bu işe bir çözüm bulmam gerektiği anladım. O reyonların çekici görüntüleri beni büyüleyip, gerekli gereksiz her şeyi aldıramazdı.


Onun için alışverişe giderken, listemi yapıyor ve kendime bütçe belirleyerek kararlı bir şekilde düşüyorum yola. Böylelikle hem gereksiz tüketimin önüne geçmiş oluyorum, hem de alışverişten döndüğümde poşetlere bakınca vahlanıp tühlenmiyorum.


Elime sahip olduğum için, verdiğim kararlarımın arkasında sağlamca durduğum için de kendime kocaman bir aferin çekiyorum.


Bir zaman sonra tasarruf etmenin ve prensipli yaşamanın, kendime olan saygınlığımı artırdığını görünce, ”Eline sahip ol” ilkesinin önemini " bir kez daha görmüş oldum.

 

 

 

ORTAK EĞİTİM PLANI

GÜVENİLİR ÇOCUK

KÜTÜPHANE

  • Tanıdığım Yönleriyle A.K.D
    Tanıdığım Yönleriyle A.K.D
  • Gerçek ve Diri İnsan Kime Diyoruz?
    Gerçek ve Diri İnsan Kime Diyoruz?
  • Ciddiyet
    Ciddiyet
  • Gerçek Maneviyat ve İnanç Temelleri
    Gerçek Maneviyat ve İnanç Temelleri
  • Güçlenme Yolu
    Güçlenme Yolu
  • Güçlü Olmak İçin Seçilecek Yol
    Güçlü Olmak İçin Seçilecek Yol
  • İnanç ve Takdir
    İnanç ve Takdir
  • Ne Arıyoruz?
    Ne Arıyoruz?
  • Niçin Özden?
    Niçin Özden?
  • İnsana İnsanı Tanıtıyoruz
    İnsana İnsanı Tanıtıyoruz
  • Sevgi
    Sevgi
  • Güven
    Güven
  • Hedef Gerçek İnsan
    Hedef Gerçek İnsan
  • İşte Halimiz
    İşte Halimiz