“Haysiyetperver insan küre-i arzdan
değerlidir. ”

Bu Fikre Neden İhtiyaç Duydum

 

Bu Fikre Neden İhtiyaç Duydum

 

Bendeniz bu cisim dünyasına geldikten sonra, aklımın ermeye başladığından beri hep çevreme bakıyordum. Gördüklerimi, duyduklarımı, hissettiklerimi kendi kendime soruyor, düşünerek anlamlandıramıyordum. Meçhuller içinde yaşıyordum. Yaşadığım hayatın içerisinde bir girdap içerisindeydim. Kim olduğum, neyin adına, niçin yaşadığım sorularına cevap arıyordum. Hayatın anlamı ne?

 

Çevreme bakıyorum, en yakınım annem ve babam, kardeşlerim, yakın akrabalarım ve arkadaşlarım… Herkes yaşıyor, günü birlik işlerini yapıyorlar. Yiyorlar, içiyorlar, yatıp uyuyorlar, kalkıyorlar. Belli bir yaşam mücadelesi, aşırı şekilde hırslı bir yarış içerisinde gece gündüz hiç durmadan, hayat içinde koşturmaktan başka hiçbir şey yok. Nedir bu yaşamın anlamı, içimde bir tatminsizlik. “Hayat bu mu?” sorusu aklımdan çıkmıyor. Çevremde herkes Müslüman… Dini İslam, kitabı Kur’an, peygamberi Hz. Muhammed (sav). Çocuklukta 32 farzı öğretiyorlar. Namaz kılacak kadar Kuran’dan sureler ezberletiyorlar. Çevremde herkes ibadetini yapıyor, namazını kılıyor, cumasına gidiyor. Ben de aynı onlardan gördüklerimi uyguluyorum, ibadetlerimi yapıyorum ama hiçbir anlam veremiyorum. Yaptığım ibadetleri niçin yapıyorum, diye soruyorum. “Allah’a (c.c) borcum var, borç ödüyoruz”. “Sakın Allah’a (c.c) borçlu gitme”, diyerek beni tatmin etmeye çalışıyorlar. Bu sözler beni tatmin edeceği yerde daha da meçhule, çıkmazlara götürüyor. Biraz bu konulara açıklık getireyim deyip derinliğine öğrenmek istediğimde, “Fazla derinlere girme günaha girersin” diyerek ufkumu daraltırlardı. Bazılarına sorardım “Niye namaz kılıyorsun? diye. “Ya böyle soru mu olur, baksana herkes kılıyor, ben de kılıyorum”. Hep ezberik hayat, taklitten ileri geçmiyor. Verilen cevaplar sorunları çözmüyor, hep tatminsiz hayat. Allah (c.c) diyoruz Allah’ı (c.c) tanımıyoruz. Peygamber diyoruz, Peygamberi tanımıyoruz. Dinimiz İslam, kitabımız Kur’an, ezbere okuyoruz. Nedir, hiç de anlamıyoruz.

 

Ben kimim? Ben ne amaç için yaratıldım? Benim bu dünyada görevim ne? Ben etten kemikten ibaret bir varlık mıyım? Bu dünyada öleceğim öbür dünyada dirileceğim. Amentü billahi sorsalar, imanın şartı altı diyorum, İslam’ın şartı beş diyorum. Şakır şakır cevap veriyorum. Neye iman ettiğimi ben de bilmiyorum. Niye yaşadığımı ben de bilmiyorum. “Hele öbür dünyaya gidersen orda anlarsın”. Yahu ben burada anlamazsam ben burada bu meçhulleri anlamazsam mezarda mı anlayacağım? Ben bu derdimi kimseye anlatamadım.

 

Çocukluk dönemim meçhul ile geçti, yetişkin bir insan oldum. Allah’ın (c.c) emri ile Peygamber’in sünnetine göre evlendim, eşim, çocuklarım oldu. Devlette bir kamu kurumunda bir iş sahibi oldum, maddi yönden her imkâna kavuştum. Neden hala tatminsizim, meçhuller içindeyim? Ne arıyorum, içimdeki tatminsizlik neden? Müslümanım, Allah (c.c) inancım var. İbadetlerimi yapıyorum ama neden boşluk içindeyim? Ben neyim, neyin adına yaşıyorum? Allah (cc) ayrı, Peygamber ayrı, ben ayrı. Allah (c.c) yukarıda, hiç yere inmiyor, ben göremiyorum. Peygamber dünyayı değiştireli 1400 yıl olmuş, eskiden anlatıyorlar.  Allah’ın (c.c) evliyaları varmış, insanlara yardımcı oluyormuş. Şimdi bu asırda o insanlar da yok. Bizim işler çıkmazda. Önümüze gelen din âlimlerine soruyoruz, yeterince tatmin olmuyoruz. İnsanı hep hayale meçhule götürüyorlar. Bazen kendimden şüphe ediyorum. Ben imansız mıyım? Ben mi inanmasını beceremiyorum? Çevreme bakıyorum hiç kimsenin iman derdi yok, endişesi de yok. Çoğunluk bu halde olunca insan kendisinden şüpheleniyor. Hata bende mi? Kendimi neden sorguluyorum, neden herkes gibi tatmin olamıyorum?

 

Bir girdap içerisinde yaşayan, kimliği olmayan, gerçek dostunu arayan, gerçek anasını ve babasını arayan, gerçek dünyasında var olmaya çalışan bir âdemoğlu olarak yaşayan bir varlıktım. Bu girdap içerisinden beni kim çıkaracak? Çok şükür ki arayan biri olarak arayış içinde olduğum için Allah (c.c), her canı gönülden, samimi olarak arayışta olan kullarının isteğini yerine getiriyor. O gerçek insanla, o gerçek fikirle tanışmasını nasip ediyor. Bir âdemoğlu olarak yeniden yaratılıyoruz. Âdemoğlu bir usta tezgâhında, nakkaşın elinde değer kazanıyor, şerefli sahip insan olarak hayat yolculuğuna başlatılıyor.

 

Bu bir süreç işi…  Kişi nerede ne aradığını iyi bilmeli, aradığı yeri kendi bulmalı. Bu kişinin kendi kararı ile oluyor. Bu işte zorlama yok, bu iş gönül işi, kendini bir aynada görme işi. Gövde derdinden kurtulup gerçek varlığını tanıma işi. Derdine derman arama işi. Ab-ı hayat suyu ile ölünün dirilme işi. Ölü her suyla dirilmez. Ab-ı hayat suyunu bulmak için canı gönülden aramak gerek. Bu fikri ortaya koyan, insanlığın kurtuluşu için maddi manevi varlığını insanlık yoluna vakfeden gerçek insan, büyük mütefekkir, fikir mucidi Abdulkadir Duru Bey’in ab-ı hayat suyundan beslenip, gerçek şerefli sahip insan olan eğitimci ile tanıştıran Allah’ıma (c.c) hamdüsenalar olsun.

Onun bizi kabul etmesi, bize insan değeri vermesi bize onur ve şeref vermiştir. Bizi gürül gürül akan feyizli sohbetleri ile eğitimine alması ve on üç yıl gibi bir zaman zarfında yanında olmamız bize şeref vermiştir. Bu yıllar bizim hayatımızda o kadar çabuk geçti ki geriye baktığımızda sadece on üç gün gibi kısacık bir zaman sanki. Çabucak geçen o tatlı, hoş günlerin tadına doyamadık. Hep o ağız tadıyla yaşıyoruz. O günler sanki akan bir nehirdi, gürül gürül akan nehirde, ne kadar temizlenebildik Allah (c.c) bilir ama şu bir gerçek ki yaşadığım şimdiki hayatımın bir anlamı var. Neyin adına yaşıyorum, beni yaşatan ne amaçla yarattı, ben neyim, kimliğimi buldum. Babamı buldum, soyağacımın silsilesini öğrendim, gerçek insan amentüsünü öğrendim, çok şükür Müslümanım Elhamdülillah. Dinim İslam, gerçek kitabım Kur’an, gerçek insanım Elhamdülillah. Galubelada ruhlandım, melek idim âdeme secde ettim Elhamdülillah. Âdemoğluydum, şimdi insanoğlu insan oldum Elhamdülillah. Babamız insan olunca biz de babamızın oğluyuz Elhamdülillah.

 

İnsanı insan yetiştirir, gerçek insan insana gerçek değerleri verir. Fikir tek başına gerçek insan olmadan bir kişiye bir şey veremez. O büyük insan ustası insan, kişiye kendi değer yargısını tanıtır, değer yargısını iç dünyasında çalıştırır, test eder, tertemiz insan olarak ortaya çıkartır. Artık usta görevini yapmıştır. Artık iş o yaratılan insana kalmıştır. Değer yargılarını kendi takdiri ile düzenleyip kafa yapısını özüne uygun şekilde yaşadığı an gerçek insani değerleri yaşatır kendinde. Yaşatamadığı anda insani değerlerden uzaklaşır, kendini kaybeder.

 

Yine araç arızalandı mı sürücü araçtan anlamıyorsa yine ustasına gidecek yoksa araç olduğu yerde kalır. Yoksa araç araçlıktan çıkar, hurda yığını olur. Hurda olmamak için ustaya koş, arızayı bulsun. Yeniden sana ab-ı hayat suyunu içirsin. Kişinin gıdası, Usta’sının sohbetidir. Döne döne okumak kendini test etmek, ustanın verdiği reçetelere, tavsiyelere göre uygulamak, bu gövdedeyken her konuda kendini yetiştirme derdinde olmak için bu fikre ihtiyaç duydum. İnsanlığın temeli olan güven abidesi olup hem güvenen hem de güvenilen, hem seven hem sevilen, hem sayan hem sayılan, hem inanan hem inandıran, hem beğenen hem beğendiren olmak için bu fikre ihtiyaç duydum.

 

Yaşadığım hayat içerisinde hoşgörünün rehber olarak hayatımıza yön vermesi, yaşam ilişkilerini kolaylaştırması ve kendi kendimle barışıp kendimle ilgili olan bütün varlıkla sevgi dolu yaşamak için bu fikre ihtiyaç duydum. Her konuda kendi varlığımla olmak, işittiğimi duymak, baktığımı görmek, okuduğunu anlayan, sözlerin ve davranışların altındaki maksatları sezerek aldanmadan ve aldatmadan yaşayan biri olmak için bu fikre ihtiyaç duydum. Maddi manevi her iki dünyada varlığımı huzura kavuşturmak, iç ve dış dünyamda tatmin olmak için bu fikre ihtiyaç duydum. Kendi manevi varlığımı tanıyıp, kişiliğimi kazanıp, hareketlerimle ispata getirip şahsiyetli kişilik vücudumu mertlik makamına çıkarıp şerefe ulaşmak için bu fikre geldim. ‘La ilahe illallah Muhammed un Resulullah’ demek için bu fikre geldim.

 

İnşallah, hayatımızı insani değerlerle doldurarak bu gövdedeyken şerefli insanlığımızı gerçekleştirir, gerçek dünyamıza ölümsüz olarak gideriz. Bu fikre gelme amacımız budur. Bu işte oldum bittim yok. Her an nefes alma gibi. Nefes almadığında, nasıl bu gövde ölüyor, kişi de aynen manevi vücudunda insanlığını unuttuğu anda ölüyor. Yaşamak için dayanak olan yaşatandan ayrılmamamız gerekli. Bir an dalgınlığa gelmiyor, gaflet adamı öldürüyor.

 

Bir araç sürücüsünün, dalgın ve yorgun araç kullanması, hayatını kaybetmesine neden oluğu gibi bizde de yorgunluğa, dalgınlığa yer yok. Bu bir hayat-memat meselesi… İnsanlığa yakışmayana koştuğumuz an Allah (c.c) korusun sele karışıyoruz. Sele karışmamak için bu fikre geldik. Bu fikirde gerçek insanla birlikte yaşıyoruz. Fikirden ayrıldığın anda o yüce insandan da ayrılıyorsun. Bakıyorsun ki kalbine başka değerler girmiş, Allah (c.c) korusun.

Ciddiyet işimiz, takdir meşalemiz, şükür neşemiz. Biz bunlardan ayrılırsak ölürüz, Allah (c.c) korusun. Yaşamak için bu fikre geldik. Biz hayatımızı bu devamlılıkla sağlarız. Bizim işimiz bir günlük değil ömürlük. Beşikte başlar, mezarda sonlanır. Gerçek dünyaya ölü olarak değil diri olarak gitmeliyiz. Onun için bu fikre geldik ki bu fikrin değerini bilelim. Fikrin değerini bilmezsek yazık olur bize. Bu fikir özel bir fikirdir, bu fikir kendini arayanların fikridir. Her isteyen de bu fikre gelemez. Gelse de değerini bilemez. İnşallah değer bilenlerden oluruz. İşimiz ciddiyet, hedefimiz şerefli sahip insan olmaktır.

 

 

Hakkı Göktaş

ORTAK EĞİTİM PLANI

GÜVENİLİR ÇOCUK

KÜTÜPHANE

  • Tanıdığım Yönleriyle A.K.D
    Tanıdığım Yönleriyle A.K.D
  • Gerçek ve Diri İnsan Kime Diyoruz?
    Gerçek ve Diri İnsan Kime Diyoruz?
  • Ciddiyet
    Ciddiyet
  • Gerçek Maneviyat ve İnanç Temelleri
    Gerçek Maneviyat ve İnanç Temelleri
  • Güçlenme Yolu
    Güçlenme Yolu
  • Güçlü Olmak İçin Seçilecek Yol
    Güçlü Olmak İçin Seçilecek Yol
  • İnanç ve Takdir
    İnanç ve Takdir
  • Ne Arıyoruz?
    Ne Arıyoruz?
  • Niçin Özden?
    Niçin Özden?
  • İnsana İnsanı Tanıtıyoruz
    İnsana İnsanı Tanıtıyoruz
  • Sevgi
    Sevgi
  • Güven
    Güven
  • Hedef Gerçek İnsan
    Hedef Gerçek İnsan
  • İşte Halimiz
    İşte Halimiz