“Haysiyetperver insan küre-i arzdan
değerlidir. ”

KOMŞU OLMAK MI KOMŞU KALMAK MI?

 

 

Değerli komşumuzla başlamak istiyorum söze... Değerli, çünkü kimseye bir zararları yok. İki, çok tatlı torunları var değerli komşularımızın. Akşamları tatları kaçsa da çocuk işte tatlılar. Malum, vardiyalı çalışmanın getirdiği bir takım şeyler var. Uyku düzensizliği, uykuya dalamamak gibi... Akşam hava kararır kararmaz damlar kızları annesinin evine. Kardeşim biraz da evinde otur ya... Akşam bazen erken uyumam gerekir. İlk önce yukarıyı dinlerim. Bakarım ki ses yok... Ooh der, sessizce uzanırım yatağa... Vay sevinen sen misin? Gümbür gümbür bir o tarafa bir öbür tarafa. Haydiii kardeşim beni mi bekliyordunuz?

 

Neyse, bir o tarafa bir öbür tarafa dönerken bakmışım ki iki saate uyumuşum. Eşim, hanımefendiye anlatmış, vardiyalı çalışıyor, uykuya dalamıyor falan diye. “Aman gözünü seveyim insan söylemez mi, neden zamanında söylemedin?” falan. Biz de sevindik, iyi dedik gümbürtü bitti. Ama çocuk işte bazen laf anlamıyor. Bir hafta falan gitti, sessiz evimiz. Meğer çocuklar babaannelerine gitmiş, bir haftadır oradalarmış. Bizimkiler kendilerini çok özletmeseler de geldiler nihayet. Evimiz eski neşesine kavuşmuştu. Evet, üst komşularımız var. Hiç yoktan iyi tabii ki. En azından komşumuzun varlığını hissediyoruz. En azından bir belirginlikleri var.

 

İş iyice dayanılmaz vaziyete gelince aklım başıma gelmeye başlamıştı. Bu işi kötüye götürmek de var. Çağırırsın polisi, zabıtayı. Tutturursun tutanağı iş biter. Biter ama insanlık da biter. Adam dese ki, iki torunumu sığdıramadınız eve helal olsun. İşte iş bitti. Sonra düşünmeye başladım uzun uzun. Peygamber Efendimiz (sav) neden katlanmıştı kapısının önüne pis şeyler atanlara, daha da başka şeylere. Şimdi dedim, bu çocuklar sevdiğimiz bir ahbabımızın olsa yine aynı ses gelir miydi? Yine aynı şekilde rahatsız olur muydum? Ya da çocuklar büyümeden yenileri geldi, ne olacak, ömür boyu çekecek miyim bu sıkıntıyı?

 

En iyisi bu işi, kendimi geliştirmek için bir fırsata çevirmek. Ve gümbürtü tüm hızıyla devam ediyor. Onları, öksüz iki çocuk olarak düşündüm ve ben de alt kat komşuları koskoca Peygamberin ümmetiyim. Baktım o kadar sevimli koşuyorlar ki. Minicik topuklarını yere vura vura. O sıra gözlerim doldu. Allah (cc) kimseyi yetim bırakmasın diyerek iç geçirdim. O sırada dalmışım.

 

Sevgi ve merhamet dolu gözle baktığımız zaman ancak görebiliyoruz. Aslında, amaçlılar hariç herkes çocuk. Koskoca insanlar bile. Yine döndük dolaştık, sıkıntının kaynağının kendimiz olduğu gerçeğiyle yüzleştik. Çözümün kaynağının kendimiz olduğunu hatırladığımız an, hayata yeni bir tat geliyor. Kafamızda yeni bir ışık yanıyor. Çözümün kaynağının kendimiz olduğunu her daim hatırlamak temennilerimizle. Sağlıcakla kalalım.

 

 

 

ORTAK EĞİTİM PLANI

GÜVENİLİR ÇOCUK

KÜTÜPHANE

  • Tanıdığım Yönleriyle A.K.D
    Tanıdığım Yönleriyle A.K.D
  • Gerçek ve Diri İnsan Kime Diyoruz?
    Gerçek ve Diri İnsan Kime Diyoruz?
  • Ciddiyet
    Ciddiyet
  • Gerçek Maneviyat ve İnanç Temelleri
    Gerçek Maneviyat ve İnanç Temelleri
  • Güçlenme Yolu
    Güçlenme Yolu
  • Güçlü Olmak İçin Seçilecek Yol
    Güçlü Olmak İçin Seçilecek Yol
  • İnanç ve Takdir
    İnanç ve Takdir
  • Ne Arıyoruz?
    Ne Arıyoruz?
  • Niçin Özden?
    Niçin Özden?
  • İnsana İnsanı Tanıtıyoruz
    İnsana İnsanı Tanıtıyoruz
  • Sevgi
    Sevgi
  • Güven
    Güven
  • Hedef Gerçek İnsan
    Hedef Gerçek İnsan
  • İşte Halimiz
    İşte Halimiz