“Haysiyetperver insan küre-i arzdan
değerlidir. ”

GÖNLÜME GÜNEŞ DOĞDU

Mevsim yaz. Güneş cömertçe ikramlarını sunuyor. Suya hasret kalan bahçesini bir güzel suladıktan sonra buz gibi akan çeşmesinde elini yüzünü yıkayarak şöyle belini bir doğrultup gökyüzüne doğru baktı Hasan Bey.

 

 

“Hey kurban olduğum! Mavi gökyüzün, yeşil-kahve yeryüzün, bin bir çeşit bitkin, ne güzel şeyler ikram etmişsin bizlere…” diyerek cebinden çıkardığı mendille elini yüzünü silip kamelyasına doğru şöyle bir geçiverdi. Masanın üzerinde duran ağaçtan topladığı o kıpkırmızı kirazları önüne çekerek  iştahlıca yiyor, bir yandan da  “Oh! Ne güzel de yaratmışsın. Sen bize, biz de güzel kullarına ikram ettikçe teşekkürümüz yerini buluyordur inşallah! Ne acayip iştir, biz verdikçe fışkırıyorlar mübarek sanki.” diyordu. Yüreği dolu dolu şükür hâliyle şöyle bir derinden nefes alıp sırtınıkamelyanın minderlerine dayarken huzurla dolu derinden bir nefes çekti.

 

 

Gözleri domates ve patlıcan karıklarında şöyle bir geziniverdi. “Şuradan bir kasa hazırlayım, bizim dünürler yapamazlar bu işleri ama pek severler bahçe mahsulünü. Oğlana söyleyim de kargoyla göndersin.” diye sesli düşünerek bir enerjiyle yerinden fırladı, karıkların başına doğru gitti. Kasanın içine o güzelim patlıcanları büyük bir zevkle toplarken birden diğer dünürleri aklına geldi. “Kadir kıymet bilen insan olsalardı şimdi bir kasa da onlara hazırlardım.” 

 

 

Birden geçmişteki yaşadıkları olaylar, gözünün önünden tıpkışimdi yaşanmışçasına hızlıca geçiverdi. Ayağa kalktı, büyük bir öfkeyle “Bize de yapılmaz ki kardeşim bu. İnsan bildik, değer verdik size…” diye sanki karşısında biri varmış gibi kavga ediyordu. Anında  terlemeye başladı. Güneşin verdiği hararet nedir ki kızgınlığın ve öfkenin verdiği sıcak, onu cayıcayıryakıyor, alnından domur domur terler akıyordu.  Sanki umutlarıuçuvermiş gibi  oturuverdi toprağın üzerine.

 

 

Geçmişte yaşadıkları bütün olayları zihin penceresinden seyreden Hasan Bey, o an hepsini tek tek yaşıyordu. Tansiyonu da çıkmış olmalı ki başına aniden dehşet bir ağrı girdi. Tekrar kalkıp çeşmeye doğru yöneldi. Musluğun başını titreyen elleriyle hızlıca açıp şiddetlice yüzüne çarparken “Kendine gel!” nidalarıyla yine kendine kızıyordu. 

 

 

“Ne vardı, şurada güzel güzel otururken gittin geçmişe, öfkeyle bütün dünyanı alt üst ettin.” 


 

Bu sefer de kendine kızmaya başlamış, “Bunu hep yapıyorsun, bırak artık geçmişi. Sevdiklerini düşünerek neşe içinde iş yapıyordun. Kızdıklarını hatırlayarak ne hâle getirdin kendini şimdi. Ah, ah! Çok kızıyorum sana. Kendimi affetmiyorum ki başkalarını affedeyim.” diye diye tekrar kamelyasına doğru geçiş yaptı

 

 

Şöyle bir derinden nefes çekmek istedi ama kızgınlık ve öfkenin verdiği göğüs darlığı ona rahatça nefesini verdirmiyordu.

 

 

“Bak” dedi kendi kendine. “10 dakika önce yine aynı burada otururken sevgi dolu şükürlü bir hâlde derinden huzurla nefes alıyordun. Ya şimdi? Bir an geçmişe gittin, kızdıkların sana aynınıoturduğun yerde yaşattı. Ondan kurtulayım derken bu sefer de kendini suçlamaya başladın. Bu daha beter içini sıktı. Demek ki insan gövde değil dedikleri bu olsa gerek. Gövdem sabit dururken ben bir sürü dünyada gezip dolaşıp geri geldim. O zaman, bu gezen arkadaşı hep güzelliklere götürmek daha akıllıca değil mi? Gezginci diyorlar ya ben şunu biraz tanıyayım. Gövde olmadığım kesin de… İnsan oturduğu yerden anın içinde pek çok duyguyu bir anda yaşayabiliyor. O zaman esas Hasan’ın varlığı ortaya çıkıyor; hangisi sensin? Galiba buna ben karar vereceğim.”

 

 

Güzelliklerle oturduğu kamelyada yine güzel düşünceleri yakalayarak ayağa kalktı. Hazırladığı sebze kasasının yanına bir kasa daha eklerken derin bir rahatlık ve ferahlık hissetti yüreğinde.  

 

 

“Şimdiye kadar boşuna sırtıma yük etmişim.” dedikten sonra yardım için yanına yaklaşan oğluna şöyle bir bakıp:

 

“Bu iki kasayı da iki dünürlere gönderiver.”

 

“Baba iyi misin sen? Hayırdır ne oldu?”

 

“Gönlüme güneş doğdu oğul, ne olacak!”

 

ORTAK EĞİTİM PLANI

GÜVENİLİR ÇOCUK

KÜTÜPHANE

  • Tanıdığım Yönleriyle A.K.D
    Tanıdığım Yönleriyle A.K.D
  • Gerçek ve Diri İnsan Kime Diyoruz?
    Gerçek ve Diri İnsan Kime Diyoruz?
  • Ciddiyet
    Ciddiyet
  • Gerçek Maneviyat ve İnanç Temelleri
    Gerçek Maneviyat ve İnanç Temelleri
  • Güçlenme Yolu
    Güçlenme Yolu
  • Güçlü Olmak İçin Seçilecek Yol
    Güçlü Olmak İçin Seçilecek Yol
  • İnanç ve Takdir
    İnanç ve Takdir
  • Ne Arıyoruz?
    Ne Arıyoruz?
  • Niçin Özden?
    Niçin Özden?
  • İnsana İnsanı Tanıtıyoruz
    İnsana İnsanı Tanıtıyoruz
  • Sevgi
    Sevgi
  • Güven
    Güven
  • Hedef Gerçek İnsan
    Hedef Gerçek İnsan
  • İşte Halimiz
    İşte Halimiz