“İnsan hayatı güven üstüne
kurulmuş bir saraydır. ”

CANDAN ARKADAŞ

 

 

İşyerinde bir arkadaşımla sohbet ederken, konu arkadaştan açılmıştı. Konuyu epeyce bir kurcalamışken derin bir ah çekti. “Hayırdır?” dedim. Derin derin bir yerlere daldı ve bir süre bakakaldı boşluğa. Sonra kendine geldi ve anlatmaya başladı.

 

Bundan yirmi sene önce bir arkadaşım vardı. Garibandı biraz, pek kimsesi yoktu. Askerden gelmiş, bir koşturmaca iş arıyorduk. Küçük bir atölyede iş bulduk, getir götür işlerine bakıyorduk. Akşamları sıcacık evime gidiyordum, ama arkadaşımın nerede kaldığını bile bilmiyordum. Pek söylemiyordu. İçim acıyordu.  Birkaç ay çalıştıktan sonra bir haber aldım. Bir yerde bir kız varmış. Aslında kız Almanya’daymış. Yazları senelik izine geliyormuş. Annesi, babası yokmuş. Burada anneannesi, dedesi varmış.

 

Bir yerde ana-baba bilmiş onları. Senelik iznini onların yanında geçirirmiş. Haberini alınca çok sevinmiştim. Bunların arasını bir yapabilirsek, İbrahim kurtulacaktı. İşin doğrusu benim de öyle çok kimsem yoktu. İbrahim’e anlattım durumu. O da heyecanlandı ama dedi ki, kimi götüreceğiz kız istemeye? Doğrusu kimseyi de bulamadık.

 

Sonra bir şeyler oldu bana, bir erkekliğim tuttu. “Biz adam değil miyiz, kalk gidiyoruz!” dedim. Abdest alıp gittik dedenin eve. Bizi o kadar sıcak karşıladılar ki ümidimiz bir kat daha artmıştı. Durumu açıkça anlattım. “Arkadaşımın pek kimsesi yok, kötü bir huyu yok. Düşündüm ki hem siz bir öksüzü yuva sahibi yaparsınız, hem arkadaşım sayenizde aile sahibi olur.” Dede açık sözlü oluşumuza çok memnun oldu.

 

“Bir konuşalım gelince, olur derse haber veririm, gelirsiniz. Benim kanım kaynadı size. “ dedi. Tabii sonra iş olmadı ama ben elimden geleni yapmanın rahatlığıyla mutluydum. Nasibe inanıyorduk çünkü. Zamanla buralarda duramadık. İzmir’den bir haber geldi, iş ayarladık. Gittik, kalacak yer falan bulduk.

 

Bir süre sonra arkadaşım ciddi bir şekilde hastalandı. O değil de, cebimizde beş kuruş yok. Kaldığımız odada dönüp duruyorum. İş arkadaşlarıma koştum hemen, durumu anlattım. Üçer beşer ne bulabildiysem para topladım. İbrahim’in yanına gittim ama, o para tahminen ilaca ancak yeterdi. Hastaneye nasıl götüreceğim? Çare kalmamıştı artık. Sırtıma attım, bir süre sonra hastaneye girdik. Girdik ama bacaklarım tutmuyordu artık. Neyse, sıramız geldi, muayene olduk. Reçetemizi alıp çıktık. Hadi sırtla İbrahim’i. Kaldığımız yere yine güç bela düştük. Ama ömrümden bir beş sene gitmişti sanki. Yatağına yatırıp eczaneye koştum. İlaçlarını alıp tekrar geldim. Bir hafta falan kalkamadı.

 

O gün şükrettim, “Allah’ım, iyi ki anne falan olmamışım, bu ne ya!” dedim gülerek. Birkaç sene içinde, buna benzer çok anılarımız oldu. Ve en sonunda anladım ki, insanın arkadaşı olmalı. Yani, arkasını yaslayacağı daş olmalı. İyi gününde, başka günlerde elinden tutacak arkadaş olmalı. Benim derdim varken, akşam kapısını çekip evine giren değil, insanın yükünün altına giren olmalı. İşte öyle günler geldiğinde görüyoruz, o kadar önemli ki arkadaş. Kendinden önce karşıyı düşünmek…

 

İşte böyle can arkadaşlarım. Toplum huzuru için, milli huzur için, aile huzuru için gerçekten insanın candan arkadaşı olmalı. Güvenilir arkadaşı olmalı. Onun için de önce biz güven veren arkadaş olmalıyız. Allah herkese böyle arkadaşlar nasip eder inşallah.

ORTAK EĞİTİM PLANI

GÜVENİLİR ÇOCUK

KÜTÜPHANE

  • Tanıdığım Yönleriyle A.K.D
    Tanıdığım Yönleriyle A.K.D
  • Gerçek ve Diri İnsan Kime Diyoruz?
    Gerçek ve Diri İnsan Kime Diyoruz?
  • Ciddiyet
    Ciddiyet
  • Gerçek Maneviyat ve İnanç Temelleri
    Gerçek Maneviyat ve İnanç Temelleri
  • Güçlenme Yolu
    Güçlenme Yolu
  • Güçlü Olmak İçin Seçilecek Yol
    Güçlü Olmak İçin Seçilecek Yol
  • İnanç ve Takdir
    İnanç ve Takdir
  • Ne Arıyoruz?
    Ne Arıyoruz?
  • Niçin Özden?
    Niçin Özden?
  • İnsana İnsanı Tanıtıyoruz
    İnsana İnsanı Tanıtıyoruz
  • Sevgi
    Sevgi
  • Güven
    Güven
  • Hedef Gerçek İnsan
    Hedef Gerçek İnsan
  • İşte Halimiz
    İşte Halimiz