“Haysiyetperver insan küre-i arzdan
değerlidir. ”

GÜN, KİŞİLİK VE ŞAHSİYETİMİZ ADINA YAŞAMA GÜNÜ

 

 

 

Kişilik ve şahsiyet denildiğinde çoğunlukla insanların zihninde pek bir bilinç olmadığını fark ediyoruz. İnsanlar kişilikli veya şahsiyetli olan insanları vasıflı olarak kabul etse de çoğunlukla bu kavramın içinin nelerle dolu olduğu, insanların dikkatini çok çekmiyor.

 

İnsan olarak hepimiz, kendimizi toplumun kabulleri arasında, istemediğimiz birçok davranışla sürdürmek zorunda hissediyoruz. Toplumsal baskı sürekli olarak bizleri neyi, ne için yaptığımızın farkında olamadığımız bir yaşantının girdabında, kendi merkezine doğru çekiyor. Toplumsal kabullerin baskısı, bizleri kuşatmış durumda ve bizlere olayları ve davranışlarımızı bir an olsun sağlıklı düşünme fırsatını vermiyor.

 

Günlük hayatta içinde yaşadığımız toplumda, herkesin ağzında birçok şikâyetin olduğuna şahit oluyoruz. Çoğu insanın geleceğe ümitsiz baktığını konuşmalarından anlıyoruz. Bu denli bunalımın ve çaresizliğin aslında tek bir kurtuluş reçetesi var. Bu da ancak kişilik ve şahsiyetle yaşamak zorunda olduğumuzun farkına varabilmemize bağlı. İnsan olarak bilelim veya bilmeyelim, kişilik ve şahsiyetimizle yaşamadan aradığımız huzuru ve mutluluğu bulma şansımız yok.

 

Aranan huzur ve mutluluk da ancak ve ancak peygamberlerin getirdiği kuralları ve kanunları günlük hayatta ortaya koymakla mümkün olabilir. Geçmişte insanların ve toplumların çeşit çeşit yaşantılarında aradığı tatmini bulduğuna dair tek belirti, peygamberlerin getirdiği değerlerin yaşandığı dönemleri işaret ediyor bizlere. Peygamber Efendimiz (sav) ve değerli arkadaşlarının yaşadığıAsr-ı Saadet dönemi buna en güzel örnek.

 

Bugün insanlık teknik olarak çok çok ileriye gitmekle birlikte, aradığı tatmin noktasında günden güne kendine olan inancını kaybetmekte. Bu yüzden bizler de Güvenilir İnsan Yetiştirme Vakfı’nın üyeleri olarak, bütün insanlığı aradığı huzura kavuşturacak en kestirme, zahmetsiz ve lezzetli yolculuğa davet etme görevini kendimize yükledik. Bu sorumluluğu derinden duyarak, her davranışımızda insanları bu saadetli yolculuğa davet ediyoruz. Bu yolculukta ne masraf var ne zahmet var ne de bir zorluk var. Sadece ve sadece bizden önce, peygamberlerin tecrübelerle ortaya koyduğu tavsiyeler ve onlara ciddiyetle uymak var.

 

Madem ki şeklimiz insan, o hâlde örnek insanlar olarak, Yüce Allah’ın (cc) bizlere gönderdiği peygamberlerin çizgisine dikkatlerimizi yoğunlaştırmamız gerekiyor. Yoksa basit diyerek, ben bunları zaten biliyorum diyerek, şimdiye kadar dürüst olduk da ne oldu diyerek, günden güne bu değerlerin hayatımızdan uzaklaştığının farkına bile varamayız. Aşırı susayan insanın deniz suyuyla susuzluğunu gidermeye çalışması gibi, aradığımız huzuru maddi hevesler ve geçici değerlerle sağlamaya çalışmak, farkında olmadan bizleri dünyaya karşı daha hırslı yapıyor. Bu sebeple artık gözümüzün önündeki hayatı daha net görmemiz gerekiyor.

 

Bu yıl arkadaşlarımızdan bir tanesi, daha önce tanımadığı bir vatandaşın üzüm bahçesini ortak olarak almış, bakımını ve hasadını üstlenmiş. Hasat zamanı geldiğinde arkadaşımız ortağıyla birlikte üzümleri toplarken, bakmış ki diğer ortağı yerli üzüm kabul edilmeyen, çekirdeksiz İzmir üzümlerinden her kasaya çaktırmadan birkaç salkım koyuyormuş. Arkadaşımız bu duruma itiraz etmiş. Bak arkadaş demiş, Efendimiz (sav) “Aldatan bizden değildir.” buyuruyor. Bu şekilde yaparak çok büyük bir yanlış yapıyorsun. Topladığımız kasalara bu üzümden koyma. Zaten bu üzümden elimizde çok az miktarda var, tamamı 50 kg ancak gelir. Bunları toplayıp çöpe atsan bile bu hareketinden daha iyi olur. Ama sen yine de ayrı bir kasaya topla bu üzümleri ve benim hesabıma yaz, diyor.

 

Peki, bu arkadaş böyle yaparak maddi olarak kayba mı uğradı? Tabi ki hayır. Bilakis gelecek yıl arkadaşımız üzüm işini bırakma kararı almasına rağmen, diğer ortağı, ortaklığımız devam etsin diye, neredeyse yalvarıyor.

 

Buradan şunu çok iyi anlıyoruz ki, dürüst olan asla kaybetmiyor. Doğru iş yapanları dokuz köyden kovmuyorlar. Hatta dokuz köy değil, bütün insanlık doğru, dürüst ve şahsiyetli insanların hayranı. Yıllarca bizler, geçmişte yaşamış insanların şahsiyetlerini ortaya koydukları hikayeleriyle büyüdük. Bugün de kişilik ve şahsiyet sahibi insanların yaşantıları hepimizi derinden dolduruyor. Bu yüzden, “Sağlam karakterin ve şahsiyetin kadar, seni beğendirecek hiçbir şeyin olamaz.” diyoruz.

 

Haydi hep birlikte bizler de kişilik ve şahsiyetin değerini ortaya koyma yarışına girelim. En azından bu değerlerin ortadan kaybolmaması için mücadele edelim. Şimdiye kadar hiçbir toplum bugün iyi dediğine yarın da iyi dememiştir. Farkında olsak da olmasak da kişilik ve şahsiyetimizle yaşamak, bizim en önemli ihtiyacımızdır. Biz de bugün, kişiliğimizle ve şahsiyetimizle yaşayabilme dertlisi olmuşuz, elhamdülillah. Kişilik ve şahsiyet yolculuğumuzda Allah (c.c.) hepimizin yar ve yardımcısı olsun.

 

 

 

ORTAK EĞİTİM PLANI

GÜVENİLİR ÇOCUK

KÜTÜPHANE

  • Tanıdığım Yönleriyle A.K.D
    Tanıdığım Yönleriyle A.K.D
  • Gerçek ve Diri İnsan Kime Diyoruz?
    Gerçek ve Diri İnsan Kime Diyoruz?
  • Ciddiyet
    Ciddiyet
  • Gerçek Maneviyat ve İnanç Temelleri
    Gerçek Maneviyat ve İnanç Temelleri
  • Güçlenme Yolu
    Güçlenme Yolu
  • Güçlü Olmak İçin Seçilecek Yol
    Güçlü Olmak İçin Seçilecek Yol
  • İnanç ve Takdir
    İnanç ve Takdir
  • Ne Arıyoruz?
    Ne Arıyoruz?
  • Niçin Özden?
    Niçin Özden?
  • İnsana İnsanı Tanıtıyoruz
    İnsana İnsanı Tanıtıyoruz
  • Sevgi
    Sevgi
  • Güven
    Güven
  • Hedef Gerçek İnsan
    Hedef Gerçek İnsan
  • İşte Halimiz
    İşte Halimiz