“Haysiyetperver insan küre-i arzdan
değerlidir. ”

ÖDEVLERİMİ YAPIYORUM, HAYATIN TADINI ALIYORUM

 

“İnsan Demek; Hassasiyet, İncelik Demektir.” Adlı aylık ortak eğitim planımızdan konularla ilgili uyguladığım birkaç bölümü sunmak isterim…

 

Hüsn-ü Muaşeret

 

Yaklaşık on beş sene önce çalıştığım müdürümün ameliyat olduğunu duyunca ziyaretine gittim. Hastaneden çıkacağı zaman eşi ve kendisini alarak evlerine kadar götürdüm. Yıllar geçmiş olsa da gösterilen samimi ilgi ve alaka onları son derece memnun etmişti. Evin önüne geldiğimizde müdürüm ısrarla içeriye beş dakika oturmaya davet etti. Kendilerinin hastaneden çıktığını ve rahatsızlık vermek istemediğimi söylememe rağmen ısrarını devam ettiriyordu.

 

İlerden bizi dinleyen hanımı, eşine hitap ederek bana katıldığını ve kendisinin de günlerdir hastanede olduğundan hemen dinlenmeye ihtiyacı olduğunu söyledi. Demek ki özellikle böyle durumlarda ince olmak gerekiyormuş, yoksa birinin günlünü yaparken diğerini rahatsız edebilirmişiz.

 

Eşinin hemen dinlenmem gerekiyor demesi üzerine aklıma geldi, bunlar günlerdir hastanedeydiler, evde yemekleri de yoktur, şimdi ne yiyecekler? Hemen lokantadan bir şeyler yaptırıp getireyim diye kendilerine söyleyince büyük bir itiraz geldi. “Olur mu, zaten zahmet verdik, kesinlikle olmaz.” Beni ne kadar ikna ya çalışsalar da başarılı olamadılar. Ne arzu ettiklerini sordum, müdürüm günlerdir hastanede yemek yiyemediğini ve hastanede canının Adana Kebap çektiğini söyleyince, gidip istediklerini alıp geldim ve ziyaretimi sonlandırdım.

 

Onların nasıl memnun olduklarını uzun uzun anlatmaya gerek yok. Ben ise yıllar önce çalıştığım ve bana iyiliği dokunmuş bir insana vefa gösterme ve teşekkür edebilme imkânına sahip olmuştum, içimi büyük huzur ve ferahlık kaplamıştı.

 

Eğitim dersimiz hüsnü-ü muaşeret idi. İncenin incesi davranışlar yani muhatabını her yönüyle temel alan davranış biçimi. Bu derslerimiz zihnimizi açmakta ve günlük yaşamımızda harekete geçmemiz için bize yol gösterici olmaktadır.

 

Eğitimcimiz sayesinde de vefanın önemini ve değerini anlamaya başladık. Geçmişte bize çok küçük yardımı dokunmuş bir insana bile minnet duyma ve teşekkür etme gereğini öğrendik. Kendi yaşayışında, selam verdiği her insana ilk günkü gibi ilgi, alaka ve vefa göstermesi bize örneklik teşkil ettiğinden bu anlayışı uygulama yoluna girdik.

 

Kaide-i  Muaşeret

 

Ramazan’ın ilk günlerinde, bahçede iftarımızı açıp yemeğimizi bitirdikten sonra daha önceki alışkanlığımla masayı toplamaya başladım. Tam bu sırada görevli bir arkadaş beni uyardı. “Abi masayı yemekten sonra toplayacağız.” dedi. Sağ tarafıma baktığımda masada iki yeni misafir var ve onlar yemeklerini daha yiyorlar. Daha sonraki günlerde ise masayı misafirler kalktıktan sonra toplamaya başladım.

 

Bu haftaki konumuz bu hususlardan bahsetmesine rağmen ben bunları duymamış ve eski alışkanlığıma gitmiştim. Demek ki dedim, bilgiyi tek başına öğrenmek yeterli olmuyor, onun için bu bilgiler ve eğitimler fark etmemize, dikkatimizin açılmasına sebep oluyor.

 

Hukuk-u Muaşeret

 

İftar alışverişi için sürekli gittiğim mahalle marketinde iftar vaktine doğru çalışanların kendilerine yemek hazırladıklarına şahit olmuş ve içimden “Allah yardımcıları olsun” demiştim. Eşim bu durumu gördükten sonra burada çalışan bayanlara zaman zaman yemek hazırlayıp götürmeme vesile oldu. Böylelikle Ramazan’ın anlamı çerçevesinde ikram etme zevkini yaşarken, ikramı kabul edenlerin yüzlerindeki o mutluluk ise bize büyük bir ikram oluyordu.

 

Bu zamana kadar böyle bir durumu fark etmemiştim. Eğitimimiz sayesinde bizlerin temasta olduğu insanlarla bir hukukumuzun olduğu ve bu hukukun gerekleri de hukuk-u muaşeret olduğuydu. Yani kendi dışındaki insanların haklarını, hukuklarını, onların kalplerini, gönüllerini düşünerek davranma durumuydu. Şimdi bu bakış açısıyla çevremizle olan ilişkimizde bu hususlara daha fazla dikkat etmeye başladık.

 

 

Adab-ı Muaşeret

 

Üniversiteden arkadaşlar beni iftara küçük bir özel vakıf yurduna götürdüler. İftardan sonra sohbet bölümünde çaylarımızı içmeye başladık. Önceleri konu Ramazan ayı iken daha sonra konular yavaş yavaş memleket meselelerine ve eğitime gelmeye başladı. Tümü eğitimci olan bu insanlar ciddi eleştiri ve ithamlara başlayınca farkında olmadan karamsar ve kötümser konuşmaya başlamışlardı.

 

Böyle durumlarda ne konuyu değiştirebiliyor ne de arkadaşınız getirdiği içinde ayrılamıyorsunuz. Durum benim için dayanılmaz olmaya başlamıştı. Bu durumu değiştirmeliydim, hemen eğitimcimizin daha önce anlattığı hususları uygulamaya başladım. Ev sahibi yurt müdürü Sivas ve Konya’da en iyi liselerde yıllarca müdürlük yapmış bir eğitimci. Hemen ona yönelip “Hocam burada en tecrübeli ve en deneyimli eğitimci sizsiniz, sizlerin tecrübelerinden yaralanmak isteriz.” diyerek sözü ona bıraktım.

 

Bunun üzerine konu karamsar konuşmalardan, tecrübe paylaşımlarına yöneldi. Öğrenciler doğru motive edilince nasıl sorumluluk aldıklarına dair bir örneği.

 

“Sivas lisesine müdür olarak göreve başladığım yıllarda bana “Aman hocam bu okulun öğrencileri öğle kolay kolay disipline gelen öğrenciler değil, sakın onlara yüz vereyim demeyin, sonra baş edemezsiniz.” diye öğüt verdiler. Okulun ilk bayrak merasimde öğrencilere hitap ederek;

 

“Gençler ben Seydişehirliyim ve bizim oralarda gerçekleşmiş bir olay anlatmak isterim. Eskiden Seydişehir’den Konya merkeze hareket etmekte olan bir kervanının bütün mallarına eşkıyalar el koyar. Kervanın başındaki Zat, eşkıyaların başıyla görüşmek istediğini söyler ve adamla aralarında şu konuşma geçer. Evladım, Eşkıyalığın da bir şerefi olur, sen bizim her şeyimize el koydun, biz bu kadar yolu nasıl gideceğiz, gittiğimizde nasıl konaklayacağız ne yiyip ne içeceğiz der ve eşkıya adamı haklı bulur, durumlarına göre para verir.

 

Sevgili gençler…  Eşkıyası bile şerefli olan bir milletin evlatları olan sizlere bu okulu emanet etmek istiyorum, kabul ediyor musunuz, diyerek onlara sorumluluk ve şahsiyet verir. Bu konuşmadan sonra okulda büyük oranda yaşanan olaylar ortadan kalkar.

 

Bu şekilde yaklaşık ona yakın hatıra anlattı, anlatılan tecrübelerden   yararlanmaya çalıştık, sonuçta akşamımız büyük bir gönül rahatlığıyla son bulurken eğitimcimizin bize kazandırdığı temel ilke ve davranışlarla hem kendimizin hem de çevremizdekilerin gönüllerine ferahlık vermenin hazzını yaşadık. Böyle durumlar adab-ı muaşeret kuralları içerisinde bir durumdur. Karşıyı dinleyip, maksatları ve amacı anlayıp, kırmadan, dökmeden kendi istikametine yönlendirmenin de adı olduğunu gördüm.

 

Dışarıda bunlara dikkat ederken kendi birinci derece yakınlarımıza, özellikle eşimize karşı bu çerçevede daha dikkatli ve özenli davranmamız sonucu son derece olumlu gelişmeler ve farklılıklar ortaya çıkmaya başladı. Çıkardığım netice önce bu hususlara ailemizde dikkat edip, burada uyguladığımız zaman bu eğitim başlıyor. Eğitimin ilk başı; kişinin ailesi olup, sınıf ancak buradan geçilebilmekte.

 

Bizlerin hiç bilmediği ve görmediği fark etmediği bu hususları bizlere kazandırdığı için Eğitimcimize teşekkürü bir borç biliriz.

 

 

ORTAK EĞİTİM PLANI

GÜVENİLİR ÇOCUK

KÜTÜPHANE

  • Tanıdığım Yönleriyle A.K.D
    Tanıdığım Yönleriyle A.K.D
  • Gerçek ve Diri İnsan Kime Diyoruz?
    Gerçek ve Diri İnsan Kime Diyoruz?
  • Ciddiyet
    Ciddiyet
  • Gerçek Maneviyat ve İnanç Temelleri
    Gerçek Maneviyat ve İnanç Temelleri
  • Güçlenme Yolu
    Güçlenme Yolu
  • Güçlü Olmak İçin Seçilecek Yol
    Güçlü Olmak İçin Seçilecek Yol
  • İnanç ve Takdir
    İnanç ve Takdir
  • Ne Arıyoruz?
    Ne Arıyoruz?
  • Niçin Özden?
    Niçin Özden?
  • İnsana İnsanı Tanıtıyoruz
    İnsana İnsanı Tanıtıyoruz
  • Sevgi
    Sevgi
  • Güven
    Güven
  • Hedef Gerçek İnsan
    Hedef Gerçek İnsan
  • İşte Halimiz
    İşte Halimiz