“Haysiyetperver insan küre-i arzdan
değerlidir. ”

SAHİP OLDUĞUN DEĞERLERE BİR KEZ DAHA BAK

 

 

Geçenlerde biraz rahatsızlanınca 3-4 gün boyunca günlük hayattan uzak kaldım. Yapmak istediğim şeylere güç yetiremiyor, başımın dönmesi bütün dengemi bozuyordu. Böyleyken yaptığım işlerin kıymeti gözümde nasıl da şahlanmıştı.

 

Allah’ım! (c.c.) Tek dileğimiz, sağlıklı olalım da çalışabilelim. Çalışabilmek ne kadar güzel... Rahatça ibadet edebilmek, yürüyüp sporunu yapabilmek, derince bir nefes alıp ter içinde kalıncaya kadar koşturmak... Bunlar ne büyük nimet...

 

Aslında gün içinde sahip olduklarımıza baktığımızda çok büyük değerler var, şükre vesile… Gece burnum tıkandı, nefes almanın ne kadar önemli bir şey olduğunu bir kez daha anladım. Sağlığım yerine geldikçe, bize sıradan gibi gelen işlerin ne kadar değerli olduğunu tek tek tefekkür etmeye başladım.

 

Bir şeyleri kaybetmeden değerini bilebilmek ne muhteşem şey... Bildiğini yaşamak büyük bir maharet. Yaşadığının değerini görebilmek ise en büyük sanattır, der büyüklerimiz...

 

Ustamızdan aldığımız eğitim gereği, “Ne yapıyorsan, en güzelini yap” ilkesini bir evlât olarak da uygulama telaşındaydık her zaman. Yakın zamanda annemizi ebedi yolculuğuna uğurlarkenki vicdani rahatlığımız bunu bize bir kez daha gösterdi. Sürekli kulaklarımızda o güzel insanın sözleri; “Karşılıksız, çıkarsız, tek bir rıza için yaptığınız evlâtlık ancak sizi doldurur.”

 

İşte elimizden gitmeden her şeyin tadını çıkararak, değerini görerek yaşamak yitirmiş olsak bile sonrasında bize hiçbir şey kaybettirmiyor.

 

Elimizden gelenin en iyisini yapmaya çalışmak bize; keşkesiz, eyvahsız yaşanan bir hayatta, özgürlüğün başı dikliğini yaşatıyor.

 

Annemin son zamanlarında özellikle bu aklıma geliyordu. “Sakın kaybettikten sonra keşke diyecek hiçbir şey yapma!” Sonra düşünmeye başladım. Bu aslında her şey ve herkes için de geçerli. Oğlum üniversite sınavlarına çalışıyordu. Kazanırsa kaç sene yuvadan uçup gidecek. Onun için de aynı, “keşke daha iyi, daha anlayışlı bir anne olsaydım”, deme dedim kendime ve yine elimden geleni yapmaya çalıştım. O da gitti. Sonuç olarak şunu söyledim, elinde ne varsa, sahip olduğun her şeyin değerini bilerek yaşa. Yaşa ki hiçbir şeye “keşke” demeyesin.

 

Sonra, kendime dedim ki; hoyratça sarf ettiğimiz, kullanırken kimsenin bize hesap sormadığı ama bir o kadar da kıymetli olan bir değer var önümüzde, o da “zaman”…

 

Zamanımı yani ânımı en iyi değerlendirme telaşı… Baktım benim değerime daha çok değer katıyor. Heyecanla güne başlayıp her anını değerlendirerek günü tamamlamak, ancak yüreğinizi dolduracak bir hedefin olmasına bağlı. Ömürlük bir hedefi önüne koymuş, yüreğine yerleştirmiş bir insan, nasıl olacak da vaktini bilinçsizce kullanacak? Uygulanmayı bekleyen kararlarım, yaşanmayı bekleyen ilkelerim, insanların hizmetine sunacağım işlerim varken vakitler değerlenmez mi? Boşa harcanır mı?

 

Değil bir gün öncesine, bir saat öncesine dahi dönemiyorum. Öyleyse, neden bu kadar acımasızca akıp geçen zamanın içerisinde kaybolup gideyim? Bazen insanları dinliyorum; “Çağın hastalığı işte, bilgisayar, internet, telefon, sosyal medya… Güzelim vakitler bunların başında heba olup gidiyor.” Gider tabi…

 

Yaşadığınız her günü, hatta aldığınız her nefesi hakkıyla değerlendirerek, geriye dönüp şöyle bir baktığınızda asla keşke demeyeceğiniz bir güce sahip olabilmenin yolu önüne gerçek bir hedef koymaktan geçiyor.

 

“Her ânımda insanlığımın bütün gereklerini insanca yaşayacağım” hedefine kilitlenmiş bir kişi, elinde olan her şeyin değerini doğal olarak, bilmez mi? Aslında herkesin söylediği bir gerçektir bu; ”Ahh! Keşke elimizden gitmeden her şeyin kıymetini bilebilsek…” Farkında değiliz ama daha elimizden gitmeden keşkelerin içerisinde yaşarız.

 

Öyleyse ne duruyoruz? Geç mi kaldık? Sahip olduğumuz değerlerin tadını çıkarmak, elimden gelenin en iyisini yaptım, başım dik, alnım açık, vicdanen rahatım diyerek yaşayabilmek, bizim elimizde.

 

Dün geçti, yarını bilmiyoruz. Peki, bugün başlamak için neyi bekliyoruz?

 

Haydi buyurun; sahip olduğumuz değerlerin değerine bir kez daha bakalım…

ORTAK EĞİTİM PLANI

GÜVENİLİR ÇOCUK

KÜTÜPHANE

  • Tanıdığım Yönleriyle A.K.D
    Tanıdığım Yönleriyle A.K.D
  • Gerçek ve Diri İnsan Kime Diyoruz?
    Gerçek ve Diri İnsan Kime Diyoruz?
  • Ciddiyet
    Ciddiyet
  • Gerçek Maneviyat ve İnanç Temelleri
    Gerçek Maneviyat ve İnanç Temelleri
  • Güçlenme Yolu
    Güçlenme Yolu
  • Güçlü Olmak İçin Seçilecek Yol
    Güçlü Olmak İçin Seçilecek Yol
  • İnanç ve Takdir
    İnanç ve Takdir
  • Ne Arıyoruz?
    Ne Arıyoruz?
  • Niçin Özden?
    Niçin Özden?
  • İnsana İnsanı Tanıtıyoruz
    İnsana İnsanı Tanıtıyoruz
  • Sevgi
    Sevgi
  • Güven
    Güven
  • Hedef Gerçek İnsan
    Hedef Gerçek İnsan
  • İşte Halimiz
    İşte Halimiz