“Haysiyetperver insan küre-i arzdan
değerlidir. ”

BİZ BU DEĞERLERİ O YÜCE İNSANA BORÇLUYUZ

 

 

 

İlahi hayatın içerisinde yaşayan bütün varlıklar kendi cinsine göre değerlidir. Her varlık neslini diğer bir varlıkla devam ettirir. İnsanın haricindeki yaratılan varlıklar da kendi cinsleri olan varlıklarla üreyip çoğalırlar. O varlıklar da mesuliyet olmadığı için fizik vücutları adına yaşam mücadelesi verirler. Başka da bir sorumlulukları yoktur. Yaratıcı insanı ise bu şekilde yaratmamıştır.

 

Kendi cinsinden olan varlıkların devamı için anne ve babalar mesuliyet içerisinde yavrularının iki yönünü de insana yakışır yaşam tarzını yavrularında görmek isterler.

 

Ben de bir babayım. Ben de yılardır hayatın içerisinde yaşam mücadelesi verdim. Bu hayatın neticesinde beni hoşnut eden ve gururlandıran oğlum Mustafa Bey’in güzel Muhammedi meziyetlerini sizlerle paylaşmak istedim. Ben bir baba olarak oğlumu kişilik ve şahsiyeti ile yakinen tanırım. Bu bir laf değildir. Bu yaşanarak ispat edilmiş her şeyi ile görünür müspet bir yaşantıdır.

 

Hani nerede dersen işte burada derler ya ispatı yaşayan şerefli insanlığıdır. Mustafa Bey sözünün adamı, her yönünden bakıldığı zaman bir iş ciddiyeti ile karşılaşırsınız. Çocukluğundan bu günümüze maddi-manevi bütün işlerinde başarı ile kendisini ispat etmiştir. İlk dünyaya geldiği günden bugüne değerine hep değer katmış. Kendisi de bir baba olarak iyi bir aile reisidir. Çocuklarına karşı sorumluluğunu eksiksiz yerine getiren bir babadır. Hanımına karşı iyi bir eş olarak sorumluluğunu yerine getirmesi ve ailede birbirine olan sevgi ve saygıları, bir güven içerisinde olmaları, bizzat yaşayarak sultani bir aile reisi olması hep dikkatimi çekmiştir.

 

Bu belirgin yaşamasıyla ailesi ve çevresi tarafından sevgi ve saygı görmektedir. Ailede güvenilir bir kişiliğini kabul ettirmiştir. Mustafa denilince sevgi ve saygı aklıma gelir. Şahsen bir baba olarak kendime değil oğlum Mustafa Bey’e güvenim tamdır. Yılardır kendisi ile hiçbir ayrı düşünceye sahip olmadık, ailesine bağlı bir fert olarak annesine olan bağlılığı ve babasına karşı itaatkâr oluşunu biraz da doğuştan olan Allah’ın kendisine verdiği bir armağan olarak görürüm. Ben oğluma bir şey vermedim. Oğlumda olanı gördüm. Onun için hep saygı duydum ve sevmekteyim. Kendi hayatının içerisinde mücadelelerle yetişen biri olarak görürüm onu. Çocukluğunda olduğu gibi şimdide aynen tok gönüllüdür. Kapışan değil, aldatan değil, aldanan da değildir.

 

Hep güvenilir insanlığı yönünden kazanan biri olmuştur. Çocukluğunda her babanın yaptığı gibi bende oğluma para vermişimdir. Ama zorla vermişimdir. “Baba benim param var” demesi, benim verdiğim parayı zoraki kabul etmesi beni hep etkilemiştir. “Ya oğlum senin de ne bitmez paran varmış. Nedir bu sır, bu bereket?” diye sorardım.

 

Sonra anladım ki tok gönüllü, kanaatkâr olması, saldırgan olmaması ve paylaşması ve kendisi için fon tutabilmesi, arzu ve isteklerine hâkimiyet kurması, çar çura para vermemesi, yeri geldiğinde bütün parasını harcaması gibi güzel meziyetlerine hep şahit olmuşumdur. Mustafa Bey’in kutsal değerlere karşı hep olumlu yaklaşması bir baba olarak çok dikkatimi çeker. Çocukluğundan beri namaza düşkünlüğü ve kendi imkânlarıyla kutsal olan kitabımız Kuran’ı Kerim’i sevip okuması, dinimizin gerekli ilmihalini okuyup öğrenmiş olması, kendisini yetiştirip aile fertlerine ve cemaate imamlık yapacak konumda kendisini yetiştirmesi benim hep hoşuma gider.

 

Her nerede olursa olsun emanete karşı duyarlı olması, onu kuruması ve yerine teslim etmesi ayrı bir meziyetidir. Verdiği sözleri yerine getirmesi, çevresinde güvenilir biri olarak tanınması, bir baba olarak hep hoşuma gitmiştir. Dinimizin gereği olan haram ve helal, namus ve iffet anlayışı yaşamında hep ön plandadır, hiç kimsenin hakkında iyi ve kötüsünü merak edip konuşmaz. Kendini ilgilendirmeyen işlere karışmaz. Yerine göre ya konuşur ya da susar.

 

Oğlumun bu meziyetlerine bir baba olarak hep gıpta etmişimdir. Mustafa Bey’in hiç yüzü kızarmamıştır. Hiç mahcup olacak iş yapmamıştır. Çünkü eline, beline, diline çok sağlamdır.

 

Bir gün Ankara’ya daha yerleşmeden önce bir arsamız vardı. Arsamızı satıp Ankara’dan ev alacaktık. O zaman Kayseri’de kalıyorduk. Arsamız değerli olduğu için iyi paraya satmıştık. Parayı yanımızda taşımak mümkün değildi. Bir bankaya vadesiz yatıralım orada muhafaza edilir diye düşündük. Paraları bankaya yatırdık orada. Bir görevli bana, “Neden vadeli yatırmıyorsun? Bu paraya banka aylık faiz olarak şu kadar para verir. Siz bu parayı neden görmezden geliyorsunuz?” dedi. Ben de olsun biz faiz istemiyoruz, bizim paramız burada dursun, vadesiz yatırmak istiyoruz dedimse de görevli bize, “Yanılıyorsunuz. Siz vadeli yatırın.” diye ısrar ediyordu. Aylık şu kadar size banka para verecek diye bize akıl veriyordu kendince. Biz de doğrudur. Biz o faiz parasını istemiyoruz dedik. “Neden istemiyorsun? Ben seni tanıyorum sen emeklisin. İhtiyacında var biliyorum.”

 

“Evet, ihtiyacımız var ama. Bizim faiz parasına ihtiyacımız yok çok şükür” diye konuşmalar sürdü gitti. Nedense görevli olan kişi hep ısrar ediyordu sanki paranın değerini biz bilmiyoruz, o bize paranın değerini göstermeye çalışıyordu. Beyefendi yeter artık. Kardeşim biz vadesiz yatıracağız dedim. Yine görevli, “Bak kardeşim bu az bir bara değil, ayda şu kadar. Senin dört ayda alacağın maşını banka bir ayda veriyor.”

 

Değişik yönlerden bize karımızı gösteriyordu. Yine ben hayır vadesiz olsun diye ısrar ettim. Yine görevli, “Bak beyim, bu aylık faizi sen kendin kabul etmeyebilirsin. Bu parayı da kendine harcamayabilirsin. Bu parayı sen al. Bir hayır kurumuna, bir fakire, bir okula verebilirsin. Yahut da ihtiyaç sahibi birine verebilirsin. Bunun ne zararı var?” dedi. Görevlinin bu konuşması beni etkilemişti. Konuya olumlu baktım, tamam dedim. Vadeli yatıralım dedim, direncim kırılmıştı. Yanımda oğlum Mustafa Bey de vardı. Bu konuşmaları hep dinliyordu. Yalınız hiç müdahale etmiyor, görevli ile aramıza girmiyordu. Benim tamam dediğimi anlayan Mustafa Bey,

 

“Olmaz baba. Haramdan hayır falan olmaz. Yok, kabul etmiyoruz” diye görevliye sert bir uyarı ile “Biz paramızı vadesiz yatırmak istiyoruz.” dedi. Konu bitmişti. Parayı vadesiz olarak vicdanımızın rahatlığı ile yatırdık. Oradan ayrıldık. Ben oğlumun bu davranışına çarpılmıştım. Çok şükür, ben yanlış bir iş yapsam yanılsam bile, beni Allah için kontrol eden bir oğlumun olmasına karşılık içimden gururlandım.

 

Allahım, şükürler olsun dedim. Ben bir baba olarak yanlış yola düşmüş olsam bile beni oradan kaldıracak bir oğlumun olması beni sevindirmişti. Kutsala karşı benden daha dirençli ve imanlı bir oğlum olduğundan şüphem yok. Allah’a çok şükürler olsun. Buna benzer her konuda Muhammedi meziyetlere sahip olan Mustafa Bey, her nerede olursa olsun hep saygı ve sevgi görmüştür. Öğrencilik yıllarında bir baba olarak veli toplantılarına katılmışımdır. Öğretmenlerinin Mustafa Bey’den hep memnun ve hoşnut olduklarını bildirmeleri, benim göğsümü kabartıp hep hoşnut etmiştir. Mustafa Bey’in babasıyım dediğimd,e oğlum Mustafa Bey’den dolayı görevli öğretmenleri tarafından bir veli olarak saygı görmekten dolayı bir baba olarak mutlu olmuşumdur.

 

Her işini ciddiye alması ve işlerinde başarılı olması, bende ayrı bir hoşnutluk yaratmıştır. Ben bir baba olarak oğlum dersine çalış dememişimdir. Bazen gece yarıları odasında ışığının yandığını görürdüm, her halde ışığını unutmuş söndüreyim dediğimde bakarım ki, ders çalışır vaziyette olduğunu görmem beni hoşnut ediyordu. Mustafa Bey’e karşı güvenim artıyordu. Bu ciddiyet ve azimkârlığı ile çalışarak kendisi liseden sora üniversite öğrencisi olmayı başarmıştı. Bir gün kendisiyle bir konuşmamızda memuriyet sınavlarına katılma hakkın var mı dediğimde, evet var baba. Sen de katıl dedim, o da benim alanımda Türkiye genelinde bir kişi alınacak demesi üzerine ben de o kişi neden sen olmayasın dedim.

 

Oğlum söz dinleyerek, tamam baba dedi. Sınavlara girmiş, neticede Türkiye genelinde kendi alanında birinci olmuştu. Bu başarısı kendisini ve ailemizi mutlu etmişti. Daha sonra kazanmış olduğu Orta Doğu Teknik Üniversitesi’nde işe başlamış, iş ciddiyeti içerisinde çalıştığı iş arkadaşları tarafından takdir görüp sevgi ve saygılarını kazanmıştı.

 

Daha önce mezun olduğu kendi fakültesinde, kendi hocalarının güvenini ve sevgisini kazanan Mustafa Bey, hocalarının sahiplenmesiyle Gazi Üniversitesi’nde kendi alanı olan bir bölümde kadrolu öğretim görevlisi olarak işe başlaması bizleri tekrar mutlu etmişti.

 

Hocası Mustafa Bey’e, “Senin gibi güvenilir bir çocuk yetiştirdikleri için aileni kutluyorum.” demiş. Biz de oğlumuza “Muhammedi meziyetleri sana İnsan Yüceliğini Gerçekleştirme Derneği’nin Takdirkârlık Okulu’nun eğitimi ile kazandıran, Yüce Dost Sayın Avukat Sadettin Erbaş Bey’e teşekkür et. Ne oluyorsa bu güzellikler ondan oluyor. Onun terbiyesiyle hocalarının ve babanın takdirini kazanıyorsun oğlum. Biz ailecek o insanın bizlere kazandırdığı kişilik ve şahsiyetle kendimizi tanır olduk.

 

Biz o yüce dostu tanımakla hayatımız ailecek değişti. İnsana yakışır meziyetlere kavuştuk. Biz bu değerleri o yüce insana borçluyuz. Allah kendilerinden razı olsun. Baksana oğlum, sen o insanın da takdirini kazanmış birisin, sana güven duymuş. O gerçek insanın güvenini kazanmak, benim için de senin için de büyük bir şereftir. Senin bu iş ciddiyeti anlayışınla, kişilik ve şahsiyetini ön plana alman, bu belirginliğin ile karşı tarafa verdiğin güvenle, yüce dost tarafından tavsiye ve takdir edilebilmek çok az kişiye nasip olacak bir değerdir. Ayrıca Güvenilir İnsan Yetiştirme Vakfı’nın kurulmasında, kurucu üyeler içinde yer alman, ne büyük bir şereftir. Bu güzel değerlere kavuşmak için dünya kadar servetini versen ulaşılamayacak, bu genç yaşlarda bu manevi değerlerde hizmet alman ve tercih edilmen ne büyük bir zenginliktir bilen için.

 

Seni bu şahsiyete ve kariyere getiren değerler Muhammedi meziyetlerdir. Her iki dünyada da sana getirileri açık ve gerçektir. Ben baba olarak sana bir şey vermedim. Bunlar senin eğitimle ve Allah’ın sana verdiği yetenekle sahip olduğun güzel insani değerlerdir. Hayat içerisinde bu değerlerden ayrılmadan yaşarsan daha ileride çok güzel yerlere gelip, çok güzel işler yapacağına inanıyorum. Allah katında çok kazanımların olur. Ben bir baba olarak senden razıyım. İnşallah Allah da senden razı olur.

 

İçimden geldi ki bu güzel meziyetleri sizlerle paylaşayım.

 

 

ORTAK EĞİTİM PLANI

GÜVENİLİR ÇOCUK

KÜTÜPHANE

  • Tanıdığım Yönleriyle A.K.D
    Tanıdığım Yönleriyle A.K.D
  • Gerçek ve Diri İnsan Kime Diyoruz?
    Gerçek ve Diri İnsan Kime Diyoruz?
  • Ciddiyet
    Ciddiyet
  • Gerçek Maneviyat ve İnanç Temelleri
    Gerçek Maneviyat ve İnanç Temelleri
  • Güçlenme Yolu
    Güçlenme Yolu
  • Güçlü Olmak İçin Seçilecek Yol
    Güçlü Olmak İçin Seçilecek Yol
  • İnanç ve Takdir
    İnanç ve Takdir
  • Ne Arıyoruz?
    Ne Arıyoruz?
  • Niçin Özden?
    Niçin Özden?
  • İnsana İnsanı Tanıtıyoruz
    İnsana İnsanı Tanıtıyoruz
  • Sevgi
    Sevgi
  • Güven
    Güven
  • Hedef Gerçek İnsan
    Hedef Gerçek İnsan
  • İşte Halimiz
    İşte Halimiz