“İnsan hayatı güven üstüne
kurulmuş bir saraydır. ”

GÖNÜL BAHÇEMDEKİ ÇİÇEK DEMETLERİ

 

 

Gönlümde olan kendime ait özel değerlerim, bazen gönlümde yer bulup çiçek açarak meyveye dönüşürler. Meyvelerin tatları her biri birinden farklıdır. Kokusuyla, rengiyle, tadı ile ama hepsi yerine göre kişiye hoşnutluk verir. Bir bakıyorsun, annenin-babanın çocuğusun, bir bakıyorsun zamanla dallanıp büyüyorsun. Kendime ait gönül bahçemde çiçeklerim açarak meyvelerim oluyor.

 

Hayat-ı ilahinin içerisinde insan yuvasından insan yavruları oluşuyor. İnsan nesli, baba, oğul, torun derken bir de bakıyorsun hayatın içerisinde dede olmuşsun. Baba olmanın ayrı bir zevki var, hele dede olmanın daha ayrı bir zevki var. Rabbime sonsuz şükürler olsun, bizlere sağlıklı ömürler verdi. Torunlarımla tanışmak nasıp oldu.

 

 İlk torunum olan, ilk göz ağrım Yavuz Selim Bey, 2004 yılında Kayseri’de doğup dünyaya gelmiştir. Yavuz Selim Bey, ailemiz için ayrı bir değere sahiptir. Bir dede olarak gönlümdeki yeri ayrı bir değer ifade eder. Kendisin ilk torunum olduğundan çok sevmişimdir.

 

Yavuz Selim Efendi, İnsan Yüceliğini Geçekleştirme Derneği’nin Örgünöz Fikir Sistemi Güven Okulu öğrencilerinden biridir. Sadettin Erbaş Bey’in eğitim ve terbiyesi ile yetişen Mert amcasının öğretmenlik yaptığı gençlerin güven okulunda bir öğrencidir. Aldıkları eğitimle bu Muhammedi meziyetleri küçük yaştan çocuklarımıza kazandırmaları, yeni neslin sağlam ve güven içinde yetişmesi açısından toplum için çok büyük değer ifade etmektedir.

 

Her geçen gün sevgimi kazanan bir torunum olarak yerini korumaktadır. Farklı bir kişiliği olup, doğuştan bir aslan parçasıdır. Cesareti ile hareketleriyle manevi yapısı sağlam olan Yavuz Selim Bey, hani derler ya evliya anne ve babadan evliya çocuk dünyaya gelir. Aynen öyle, kısa zamanda konuşup dede demesi ve ezan okuması beni mutlu etmişti.

        

İki yaşında olan Yavuz Selim’le bir dede olarak birlikte camiye giderdik. Orada yetişmiş bir büyük insan gibi namaz kılması benim hoşuma gittiği gibi, orada bulunan cemaatin de hoşuna giderdi. Bir gün Cuma namazı kılıyorduk, yanımda Yavuz Selim Bey de vardı. Ayrıca bir tanıdığım arkadaşta aynı safta namaz kılıyordu. Onun dikkatini çekmiş. Bu çocuk doğru namaz kılıyor mu diye düşünürken kendisi de namazda olmasına rağmen Yavuz’un kıldığı namaza takılmış. Bu sefer de kendi kıldığı namazı şaşırmış.

 

Namazda kendine gelip bana ne bu çocuğun namazından diyerek yeniden namaz kılmıştı. Daha sonra bana anlattı, çok hoşuma gitti. Senin torununun namaz kılışı aynen büyük insan gibi. Namaz kılarken dikkatimi çekti. Bu küçük çocuk nasıl doğru olan namazı kılar dedim, kendi namazımı unuttum dedi. Benim de hoşuma gitmişti bu olay, bayağı gülmüştüm. Küçük yaşta yiğit büyük insandı.

 

Bazı çocuklar doğuştan büyük doğarlar. Yavuz Selim hiç çocuk olamadı. Yine iki üç yaşları arasında bir yaştaydı. Arabayla bir yerlere gidiyorduk. Bana “dede yavaş git, çok hızlı araç sürüyorsun” demesi, beni uyarması çok hoşuma gitmişti. Büyük bir insan gibi her yere beraber gider, birlik de gezerdik. Yaşı küçüktü ama bana bir arkadaş gibi konuşur beni her konuda uyarırdı.

        

Bir gün birlikte köydeki evimizde televizyon izliyorduk. Üç yaşındaydı. Ben televizyon izlerken koltukta uyuya kalmışım. Beni uyandırdı. “Dede burada uyuma hasta olursun. Git yatağında uyu.” demesi, beni düşünmesi çok hoşuma gitmişti.

        

Bir gün Mamak’taki evde bulunuyorduk. “Oğlum hazırlan da ikindi namazını camide kılalım” dedim. O da hazırlandı, birlikte camide namaz kıldık, dua ediyorduk. Yavuz Selim kulağıma, “ya dede benim param çok az, buna bir şey etmiyor” dedi. Cebinden 5 kuruş çıkarıp “Bu çok az para” dedi. Ben de onun kulağına sessizce, “Allah’a dua et de sana çok para versin” dedim. O da “tamam dede” dedi. Cemaat kalabalıktı, biz de arka bir safta bulunuyorduk. Dua işlemleri bitmiş, birlikte camiden dışarı çıktık. Yavuz’un ayakkabısını giymesine yardımcı oluyordum. Birden yanımıza tanımadığımız cami imamı gelerek Yavuz’u sevmeye başladı.

 

“Aferin ne güzel namaz kıldın” diyordu. Birden, elini cebine sokarak beş lira parayı çıkarttı, Yavuz’un kendisine verdi. Yavuz almak istemedi. Ben de “olmaz hocam teşekkür ederiz. Bu para Yavuz’a fazla olmaz mı?” dedim. “Yok, ben çocukları seviyorum, bir şeyler alsın” diye, ısrar ederek zorla da olsa Yavuz’a parayı vermişti. Yavuz, o zamanlar dört yaşındaydı. Sevinerek, “bak dede çok param oldu” dedi. “Tabi olacak oğlum, sen Allah’tan para istemedin mi?İşte bak Allah da hocanın kulağına söylemiş. Hoca, Yavuz’un parası az. Git ona beş lira para ver demiş. Hoca da tamam Allah’ım demiş. Bak geldi sana parayı verdi. Sen hocadan para falan istedin mi?

 

“Yok, istemedim. Kendisi zorla verdi.” Evet, bak oğlum bana da şu an Allah’ım kulağıma fısıldadı, bir şeyler söyledi. “Ne dedi Allah sana dedeciğim?”

 

“Benim kulağıma da Hakkı Bey, hocaya güzel bir gömlek al. Hocanın giydiği gömleği biraz yıpranmış, rengi de solmuştu. Sen de onu gördün. Yavuz ona gömleği hediye etsin. Hoca da sevinsin, Yavuz da sevinsin” dedi. Biz şimdi gidelim, bir mağazadan hocaya güzel bir gömlek alalım. Yarın gelir birlikte yine namazımızı kılarız. Sonra da sen gömleği hocaya hediye edersin, olmaz mı?

 

“Çok iyi olur dede” dedi. Yavuz heyecanlanmıştı. Biz gömleği alıp güzel bir paket yaptırmıştık. Birlikte camiye girip namazı kıldık, dualar edildi. Cemaat dışarı çıkmıştı. Biz hocanın yanı vardık, yine tokalaştık.

Ben, “hocam Yavuz Selim Bey size bir hediye almış, onu vermek istiyor. Lütfen kabul edin” dedim. Hoca da tamam deyip Yavuz’a teşekkür etmişti.

        

Daha sonraki namazda hoca Yavuz’un hediye ettiği gömleği giyinmişti. Yavuz bana, “dede gömlek hocaya güzel yakışmış” dedi. Ben de “tabi oğlum senin hediyen güzel olduğu için yakışmıştır” dedim. Bir daha hocayla hiç karşılaşmadık. Ben de bir dede olarak bu her iki olay karşısında çok memnum kalmıştım. Her ikisine de buradan teşekkür ediyorum.

 

Bir gün Yavuz ilkokul ikinci sınıfta okuyordu. Teneffüse çıkmışlar. Arkadaşı ile okulun bahçesinde oynarken Yavuz yerde bir para cüzdanı görür, hemen alır. Yanındaki arkadaşları “aç bakalım içerisinde ne var?” derler. Bakarlar bir kız öğrencisine ait bayan cüzdanı. İçerisindeki bir miktar parayı görürler.

        

Yanındaki arkadaşları “bu parayla kantine gidelim bir şeyler alır, yeriz” derler. Yavuz, “hayır bunu öğretmene götürelim. Bulduğumuzu söyler öğretmene veririz” deyince Yavuz’un bu düşüncesine arkadaşları karşı çıkarlar. Arkadaşları üç kişi olduğundan Yavuz’un elinden zorla cüzdanı alıp, kantine doğru koşarlar. Yavuz da onların peşinden koşar. Tekrar onların elinden cüzdanı alır ve hemen öğretmenine koşarak teslim eder.

 

Öğretmeni Yavuz’a bu hareketinden dolayı teşekkür eder. Bu olay Yavuz Selim’in çok hoşuna gider. Okuldan eve geldiğinde bu güzel davranışını bizlerle paylaştı. Ailecek bizler de Yavuz’un bu hareketinden dolayı kutladık ve ödüllendirdik. Bu güzel meziyeti bir dede olarak çok hoşuma gitmişti.

 

Yavuz Selim Bey, şu anda on iki yaşına gelmiş bir Türk genci olarak sorumluğunu bilen, annesine babasına karşı duyarlı ve sözlerini dinleyen, derslerine çalışıp öğretmenleri tarafından sevilen ve takdir edilen bir öğrenci olması hepimizi mutlu etmektedir. Sadettin dedesi Yavuz Selim’i çok sever. Çalışkan oluşu, güvenilir oluşu, sözünde durması, yalan konuşmaması, paylaşıcı olması, namazını kılması, arkadaşları ile iyi geçinmesi, devletini, milletini sevmesi, Allah’a, peygambere inanması ve sevmesi kendinden küçükleri koruyup onları sevmesi, kendinden büyüklere saygılı olması, Yavuz Selim Bey’in meziyetleridir. Sadettin dedesi ve Mert amcası ve Hakkı dedesi, babaannesi, halası, ayrıca anne ve babası, öğretmenlerinin hepsi onu bu meziyetlerinden dolayı çok sevmektedirler.

 

Yavuz Selim Bey’in bu güzel meziyetleri kazanmasında ona öncülük eden İnsan Yüceliğini Gerçekleştirme Derneği, Güven Okulu’na ve öğretmenlerine şükranlarımı sunarken bu güzel meziyetlerini bir ömür boyu yaşamasını Allah’tan dilerim. Selamlar…

 

 

ORTAK EĞİTİM PLANI

GÜVENİLİR ÇOCUK

KÜTÜPHANE

  • Tanıdığım Yönleriyle A.K.D
    Tanıdığım Yönleriyle A.K.D
  • Gerçek ve Diri İnsan Kime Diyoruz?
    Gerçek ve Diri İnsan Kime Diyoruz?
  • Ciddiyet
    Ciddiyet
  • Gerçek Maneviyat ve İnanç Temelleri
    Gerçek Maneviyat ve İnanç Temelleri
  • Güçlenme Yolu
    Güçlenme Yolu
  • Güçlü Olmak İçin Seçilecek Yol
    Güçlü Olmak İçin Seçilecek Yol
  • İnanç ve Takdir
    İnanç ve Takdir
  • Ne Arıyoruz?
    Ne Arıyoruz?
  • Niçin Özden?
    Niçin Özden?
  • İnsana İnsanı Tanıtıyoruz
    İnsana İnsanı Tanıtıyoruz
  • Sevgi
    Sevgi
  • Güven
    Güven
  • Hedef Gerçek İnsan
    Hedef Gerçek İnsan
  • İşte Halimiz
    İşte Halimiz