“Haysiyetperver insan küre-i arzdan
değerlidir. ”

NET OL KARDEŞİM, NET OL

 

Temeline baktığımızda Yaratıcı’nın her varlığı bir maksat üzere, bir amaç gereği yarattığını görürüz. Her şeyin bir amaca hizmet için yaratıldığı bir gerçektir. Bütün yaratıklar amacına göre yaşayarak hayatını gerçekleştirir.

 

Tabiatı incelediğimizde de karşımıza çıkan her varlığın bir şey için yaratıldığını ve o bir şeyin adına hizmetini yaptığını görürüz. O varlık vazifesini yerine getirmekten mutluluk duyar. Çünkü yaradılış amacını gerçekleştirmiş, hedefine kavuşmuştur. Yani yaptığı iş nettir, belirgindir. Hayatını amacına göre yaşayıp gerçekleştirdiği için kendisi de mutludur, hizmet ettiği varlık da mutludur. Biri hizmet aldığı için, biri de hizmet ettiği için mutludur. Bu yaşamın daha ötesi olmadığı için her şey belirgindir.

 

Hayatın temelinde belirginlik vardır. Doğanın gereği, yasası budur. Ateş ateştir, su sudur, toprak topraktır, inek inektir, koyun koyundur; her şey yerli yerinde net olarak belirgindir. Ne işe yarayacaksa vazifesi belirgindir. Seni hiçbir zaman aldatmaz, sonradan ben koyunluğumu beğenmedim, ben toprak olayım demez. Yaradılışı neyse yaratılan o olmalıdır.

 

Net bir hayat ya cennettir, ya da cehennemdir. Kesin bir belirginlik vardır, belirginliğin olmadığı yerde. Frene mi basayım, gaza mı? Ben ne yapayım? Her ikisine basınca anormallik ortaya çıkıyor, her ikisi de gerçekleşmiyor. Çünkü net değil… Yaşadığın hayatta parazit var, bu durumda sen net görüntü alamazsın. Her şey senin beyin merkezini işgal etmiş. Kim kimi yönetiyor, kim ne olmak istiyor belli değil. Ayak baş, baş ayak olmuş. Sanki her şey yerini değiştirmiş, her şey karmaşık, netlik yok ortada. Neden düzensizlik, keşmekeş var; neden her şey birbirine karışmış?

 

Ortada çok izler var; at izi, inek izi, köpek izi, vay kaplumbağa izi, tüm izler birbirine karışmış. İz sürücüsünün de kafası karışmış; neyi nerede arıyor? Her an yanılabilir, hiçbir şey göründüğü gibi değil. Her an için aldanabilir, her an için yönünü şaşırabilirsin. Hiçbir şey net değil, dikkat et kendine! Sende mi yerinde değilsin, sende mi başkalarının yerini işgal ettin? Sen olsun yerinde dur; olduğun gibi görün, göründüğün gibi ol!

 

Net ol da, ben beni aldatmayayım. Kendi kendimden de tereddüt etmeyeyim. Nedir bu parazitli hayat? Kim bu hayatı karıştırıyor, işleri zorlaştırıyor? İşler zorlaştırılınca bu güzelim hayat çekilmez hale geliyor. Bu aksamalar nereden kaynaklanıyor? Araştırma ve yapılan tespitler neticesinde şu sonuca varıyoruz ki, her şeyin bulunduğu alana bakılınca çok güzel, yaratıcı her şeyi çok mükemmel şekilde yaratmış. Kâinat bir bütündür, her şey birbiriyle ilgili olduğu için bir şeyin yeri değişince her şeyi etkiliyor. Yani ortaya parazit çıkıyor.

 

Şöyle bir misal verirsek; bir radyo istasyonunun belli bir frekansı var. Net olarak dinlemek istersek o frekansı bulmamız gerekir ki; alacağımız ses kaliteli olsun. Biz bir anda ibreyi az da olsa kendi yerinden oynatsak başlıyor ses parazit vermeye, net olan ses bozuluyor. İşte kâinatı bu şekilde bir istasyon kabul edersek; her şey bir bütünün içerisinde çok güzel, mükemmel bir şekilde, orijinal olarak yaratılmış.

 

Aslına uygun, her şey planlı, projeli, akılları durduran bir sistem içerisinde insana sunulan kâinat, gerçek sahibini beklemektedir. Her şey yerli yerince, bir düzen içerisinde donatılmış. Eksiksiz yaratılan kâinat her an için sahibine sunuluyor.

 

Bu kâinat bir amaç için yaratılmış; gerçek şerefli insana hizmet etmek için. Yaradılış amacı bu kadar güzel olduğu halde neden araç olan bu varlıklar, insan için vasıta kılınan kâinat güzel kullanılmıyor, neden? Herhalde aracı kullanan kaptan bu işi bilmiyor. Aracını asfalt yolda kullanması gerekirken, aracını yolun dışına çıkardığından; dağda, bayırda kullanıp yol aldığından hiç rahat yolculuk yapamıyor. Hep sarsıntılı, düşe-kalka hayatın içerisinde yaşayıp gidiyor.

 

Bu iş yürek ve inanç işi, yeterlilik, kişilik ve şahsiyet işi, kişinin var olma işi, şerefli sahip insan olma işi, bu iş bütün olan kâinatı idare etme işi! Bu işi otomobil kullanmaya benzetemezsin. Bu iş kâinatı içine alan şerefli sahip insanlık işi! Bu ehliyet her yerden alınmıyor. Ancak şerefli sahip insanlığını ispat etmiş insanüstü insanın eğitiminden geçerek kazanılan bir unvandır bu ehliyet. Bu kâinat aracını ancak bu insan kullanır. Hiçbir zaman trafik karışmaz, ehil olduğu için neyi nerede yapacağını o kaptan çok iyi bilir. Ya gaza basıp uçar-gider ya da frene basıp adam gibi aracını bir yere çeker, park eder. Her şeyi nettir.

 

Her gören ona imrenir, “ben de böyle bir insan olsam, ne güzel!” der. Kaptanın her hareketi hoştur, her an huzur insanıdır. İşleri hep yerinde ve zamanında, ihtiyaca göre en güzel şekilde yapar. Çürük işi olmaz. Zihni sadedir, her hali nettir. Olduğu gibi görünür, göründüğü gibi yaşar. Kaptan her an yerindedir, aracını bilinçli kullanır. Dünya yolculuğunda kazazede olmadan, şerefle hedefine kavuşur. Ben de diyorum ki bu kaptana muavin olunur, çünkü sağlam, emin eldesin. Yolculuğunu bu kaptanla yap, kazazede olmazsın, seni taşır gideceğin yere.

 

İnsan olman için bir ehilden eğitim alman gerekir. Her eğitim insanı ehil etmiyor; seni ya çiğ bırakıyor ya da çok yakıyor. O zaman da hiçbir işe yaramıyorsun. Bu işin bir ehli var. Gerçek insandan eğitim almak gerekiyor. Orasıdır insanlığın yüceldiği yer, orasıdır güvenilir insanın yetiştiği yer, orasıdır insan fikrinin neşir, takdim edildiği yer! Sen de kurtul bu sıkıntılı hayattan, ehil ol da insan gibi hayatını yaşa!

 

Yaratıcı’nın muradı, senin insan gibi yaşamandır. Sen de şerefli sahiplik yerini al ki, her an net, parazitsiz yaşayasın. Net olmadığından bu sıkıntıları çekersin.

 

Bu dünya insanların dünyası, insan olmayan bu dünyada huzur bulamaz. Bu dünyada kişi, şerefli sahiplilik şahsiyetini kazanır, ahiret dünyasında da şerefli sahip insan olarak gerçek huzura kavuşur. Bu dünyaya bir daha gelmeyeceksin, kazancını ona göre ayarla! Gel insanlığını kazan da ahiret yaşamın iyi olsun, yoksa kazazede olursun. Ne olduğun belli olmaz, gerçek yerini hiçbir zaman bulamazsın. Sen şerefli sahip insan olarak amacına ulaşmalısın, senin yaradılış amacın bu! Bunu bu gövdede, bu dünyanda kazanacaksın.

 

Bu, İnsan Yüceliğini Gerçekleştirme Derneği’nin verdiği kişilik ve şahsiyet eğitimi ile oluyor. Bir emeğin sonucunda ortaya çıkıyor. Unutma ki sen bir buğdaysın, sen toprakta çoğalacak, büyüyeceksin, başak olacaksın. Temizlenip, arınacaksın. Değirmende ince ince un olacaksın. Bir el seni suya katıp, yoğurup hamur edecek. Kıvamına gelince fırına girmek için ekmeklik hamur olacaksın. Belli bir sıcaklıkta en iyi şekilde pişecek, kıpkırmızı, nar gibi bir ekmek olacaksın. Bu bir süreç işi, bu bir ustalık işi!

 

Sen her şeysin, sen bir insan olarak değerlenmelisin. Eğer sana değer verecek insanın eline geçersen o zaman değerleneceksin, yoksa kurda-kuşa yem olur gidersin. Sen kendine bir eğitim yeri ara. İnsan olmak istiyorsan yeniden yaratılmalısın. Bu hayat senin bildiğin gibi değil! Gerçekleri bilmeli, zaman kaybetmeden gerçek insanlığını kazanmalısın! Allah hepimizin yardımcısı olsun, anlayışımız açılsın. Gerçek bir insana çırak olmayı nasip etsin bizlere. O insana öğrenci olmak büyük bir şeref, işte biz bu şerefe koşuyoruz. Elhamdülillah, derdimiz insan olmak derdi! Bu dertle yaşayıp, şerefe kavuşacağız, amacımız budur bizim! Allah’ın selamı, rahmeti üzerinize olsun, saygılarımla…

 

Hakkı Göktaş

 

ORTAK EĞİTİM PLANI

GÜVENİLİR ÇOCUK

KÜTÜPHANE

  • Tanıdığım Yönleriyle A.K.D
    Tanıdığım Yönleriyle A.K.D
  • Gerçek ve Diri İnsan Kime Diyoruz?
    Gerçek ve Diri İnsan Kime Diyoruz?
  • Ciddiyet
    Ciddiyet
  • Gerçek Maneviyat ve İnanç Temelleri
    Gerçek Maneviyat ve İnanç Temelleri
  • Güçlenme Yolu
    Güçlenme Yolu
  • Güçlü Olmak İçin Seçilecek Yol
    Güçlü Olmak İçin Seçilecek Yol
  • İnanç ve Takdir
    İnanç ve Takdir
  • Ne Arıyoruz?
    Ne Arıyoruz?
  • Niçin Özden?
    Niçin Özden?
  • İnsana İnsanı Tanıtıyoruz
    İnsana İnsanı Tanıtıyoruz
  • Sevgi
    Sevgi
  • Güven
    Güven
  • Hedef Gerçek İnsan
    Hedef Gerçek İnsan
  • İşte Halimiz
    İşte Halimiz