“İnsan hayatı güven üstüne
kurulmuş bir saraydır. ”

NE GÜZEL YARATMIŞ YARATAN, HER ŞEY YERLİ YERİNCE!

 

Bakarım çevreme; her şey çok güzel, her şey yerli yerince! Hiçbir noksanlık yok. Yaratılan her şey gereklidir bir bütün içerisinde. Her şey bir bütünün parçası değil mi, her şey birbirini tamamlar. Biri olmasa öbürünün değeri ortaya çıkmaz.

 

Yaratıcı öyle sonsuz bir zenginlik sahibi ki, bir yarattığını bir daha yaratmıyor. Her yarattığı birbirinden çok farklıdır. Kâinatta neye bakarsak bakalım, hiçbir şey bir birine benzemez. Aynı cins olan varlıklara da baksak, aralarında çok farklar buluruz. Yeryüzündeki topraklara baksak, bir yerin toprağı bir metre ötesindeki topraktan farklıdır. Taşları incelesek hiçbir taş parçası birbirine benzemez. Aynı gibi gördüklerimizi incelesek çok farklar buluruz.

 

Bitkiler âlemi de aynen öyledir. Çok cinsleri olduğu için çok farklı türler ortaya çıkar. Aynı ağacın yaprakları birbirine hiç benzemez, başka bitkiler de birbirine benzemez. Neyi neye benzetirsin ki? Var olanlar yok olanlara benzemez, yok olanlar var olanlara benzemez. Hayvanlar âlemi de kendi aralarında farklı olduğu gibi, kendi cinsleri arasında çok farklılıklar içerirler. Aynı kuşun yavruları birbirinden çok farklıdır. Büyüğünden küçüğüne bütün hayvanlar kendi içerikleriyle, yön ve tür olarak çok çok farklıdırlar.

 

Her şey ayrı bir gereksinim içerisinde yaratılmış, ayrı bir amaca hizmet eder. Her şey yerli yerincedir, hiçbir noksan yoktur. Birinin varlığı öbürünün varlığını oluşturur. Aslında bir şeyin ürünüdürler. Bir şeyin zenginliğidir, bir oluşumun varlığıdır, aynı enerjinin ürünüdürler. Bu oluşumun yaradılış amacı bir şeyin gerçekleşmesidir. Her yaratılan varlığın bir üst seviyesi olan insanlardan da ilk yaratılan Hz. Âdem’dir. Hz. Âdem denen varlık bu kâinatın sahibi sıfatıyla diğer varlıklardan daha çok yönlüdür.

 

Her şeyi anlama, araştırma, değerlendirme, sorgulama, bütün varlığı tanıma ve merak duygusuyla, akıl ile fikir etme bilgisini genişletip her şeyin en ince şekliyle ve içeriği ile niye yaratıldığını, ne işe yaradığını, tanımını kavrayıp; her şeyin değerini yerli yerince kullanma kabiliyeti ile donanımlı olarak yaratıcı tarafından yaratılmıştır. Yaratıcının varlığının ispatı olan âdemoğlu kâinatın tek hâkimi ve sahibi konumundadır. Bu yetki ve sahipliliği ilk yaradılıştan günümüze kadar hiç durmadan gelişmektedir.

 

İlk yaratılan Âdem’e bir insan çekirdeği olarak bakılırsa bir çekirdekten çok farklı yetenek ve kabiliyette, çok yönlü kişilikler oluşmuştur. Her asrın ihtiyaç ve konumuna göre bir bütünün içerisinde farklı şekilde çoğalan âdemoğulları icat güdümünü geliştirerek günden güne farklı aksiyonlar içinde maddi-manevi yeni buluşlarla yaratıcının zenginliğini her an ispatlamaktadırlar. Her yaratılan varlıkla kendini ortaya koyan tek bir varlık olan yaratıcı, her yarattığı farklı varlığı ile kendi gücünü, kudretini ortaya koymaktadır.

 

Her an için sonsuz şekilde yaratması devam eden ve her an her varlığı ile değişik şekilde şan ve isim alan, bu durumun da zevkini yaşayan hayat-ı ilahi varlığını sonsuza dek, evveli ve ahiri olmayan, zaman kavramından uzak bir şekilde sürdürmektedir. Âdemoğlu yaradılış amacı dolayısıyla insanlık potansiyeli taşıdığından; her varlığın özü olan insan kavramı her şeyi sevk ve idare etmesi, hareket kabiliyeti ve canlılık kavramı ile maddeler ötesi mücerret bir varlık olup; her varlık ile ilgili ve bir bütün olan enerjinin adıdır.

 

Bu enerji hiçbir zaman, hiçbir varlıkla bölünemez ve ayrılamaz. Allah’ın isteği, arzusu ve muradıdır gerçek insan. Her şeyin kaynağı konumunda olan insan, özel olarak yaratıcının aşk kaynağıdır. Gerçek insan bir bütün içerisinde farklılıkla aşkını ve zevkini yaşayan varlıktır. Allah’ın özünün temsilcisidir insan. İçgüdüleriyle maddi varlığıyla; öz içgüdüleriyle de hem maddi hem manevi varlığı ile irtibatlı olan insan bir bütünün adıdır.

 

Gerçekten bakıldığında, temelde varlıklar farklı değildir, hep aynı varlıktır. Yaşatan her varlığı ile farklı yaşayandır. Yaratanın, görünen her varlıktan bir farklılık ve zenginlik sunanın o olduğunu unutmayalım. Onun için her varlığı bir zenginlik kabul edelim. Zevklere, renklere karışmayalım. Değişimlere karşı koymayalım, her fikir ve görüşe açık olalım. Kimsede eksik ve kusur aramayalım.

 

Herkes kendi yaradılış amacı gereğini, içindeki yaşatanın mesajını alıp ona göre gönlünce yaşamalıdır. Yaşatanı adına yaşayamayan âdemoğlu her an sıkıntıda ve huzursuzdur. Kendi yaradılış amacının dışında yaşadığı için kendini değil bir başkasını yaşadığından, kendi zevkinden, neşesinden ayrılıyor. Herkes kendi yaradılışı amacı gereği yaşamalı, herkes hakkına razı olmalıdır. Kendi yaradılışını inkâr edip başkasına özenmemelidir.

 

Kendi varlığını kabul etmeyip başkasıyla uğraşan yaratıcısına ters düşer. Aslını inkâr eden haramzadedir. Seni yaratan aslında senden ne yapmak istiyor? Sen onu dinlemiyor, başka yaratılanlara bakıyorsun. Hakkına razı olmayıp kendini inkâr ediyorsun. O zaman başlıyorsun iç dünyanda vicdanınla savaşmaya. Sen savaş için yaratılmadın, sen aşk için yaratıldın. Kendi yaradılış amacından ayrılma!

 

Âdemoğlu dışında yaratılan her varlık kendi amacı doğrultusunda yaşamaktadır. Öz içgüdüsünden haberi olmayan âdemoğlu, diğer varlıklar gibi içgüdüsüyle hayatını sürdürmektedir. Kendi yaradılış amacının dışında yaşadığı için kendisiyle ve diğer yaratılanlarla savaş halindedir. Ne zaman ki içgüdüsünü öz içgüdüsüyle birlikte yaşarsa insanlık makamına kavuşur, şerefli sahip insan sıfatıyla kâinattaki yerini alır. Amacı gereği zevk ve neşe içerisinde her an kendini yaşar.

 

Her varlığın yaşam mücadelesi insana hizmet içindir. Her âdemoğlu da gönlündeki insanı aramaktadır. Her varlığın insana koştuğu gibi âdemoğlunun da tek derdi insan olmaktır, ama ne yazık ki insanlığı kendinde değil hep başka şeylerde aramaktadır. ‘Vay param olsun, vay şanım olsun, vay nüfusum olsun, vay sevileyim, vay sayılayım, vay ben herkesin önünde birinci olayım’ derdinde olduğundan hep kendindeki insanlığından bihaberdir. Huzur ve mutluluğu kendi dışında aramakta, kendi özündeki insanlığını yaşayamamaktadır.

 

Sen yaradılışında şerefli olarak, bütün değerlerle donatılarak, şerefli sahiplik sıfatıyla yaratıldın! Kendindeki cevherden hiç haberi olmayan âdemoğlu varlık içinde acizlik çekmektedir. Kendine dön, iç dünyandaki vicdanın sesini dinle! Sen neyin adına yaşıyorsun, seni kim yaşatıyor? Seni özene bezene yaratan varlık olan yaşatıcın seni kimin adına yarattı? Sen kime köle, kime kul oluyorsun, bir bak haline!

 

Herkes kendisinin imparatoru olduğunu kendi takdiri ile görmeli, gönlünce yerini almalıdır. Herkes yerli yerince çok güzeldir. Yaratıcı herkesi bir maksatla insanın hizmetine sunmuştur. Kimseye de karışmak doğru değildir. Zorla kimse Müslüman olmuyor. Herkesi kendi halince kendine bırak. Herkes yerini almalı, kimse kimseyi kendi yaradılışına benzetmemelidir. Zaten hiç kimse kimseye benzeyemez. Ancak ortak değerler adına ve kurallar gereği yaşayabilirler.

 

Herkesin iç dünyası, zevki, neşesi kendine aittir. İnancı, düşünüşü, algılaması, konuşması çok farklıdır. Yaradılışı doğrultusunda karakteri gereği yapılaşması kendine has olan varlıkların birbirine benzemediği gibi, herkesin parmak izi gibi kendine has bir neşri ve yaşayışı vardır. Bırak herkes gönlünce yaşasın. Herkes yerinde olduğu zaman çok güzel! Kimse kimseyi hareketinden dolayı hor görmesin. Eğer gören varsa kendi yerinde olmadığından dolayı görüyordur. Yerinde olsa hep güzel görür.

 

Hiçbir yaratıkta kusur yoktur. Her şey bir şeyin adına hizmet ediyor, ama ibretlik, ama örneklik her şey güzeldir yerli yerince.

 

-Sen kendine bak, yerinde misin?

 

-Yerimde olup olmadığımı nerden anlayacağım?

 

-Halinden hoşnut isen, her an şükürdeysen, her an güzel görüyorsan, her an güzel konuşuyorsan vallahi sen yerindesin!

 

Sen yerinden ayrılma, gül dalında güzeldir. Dalından kopan gül solmuştur. Sen aslından ayrılma! Her şeyin aslı Muhammed’dir.(S.A.V.) Sen muhabbetten, sevgiden ayrılma! Aslından ayrılan kaybolur, yaşantısı keder olur, harap olur. Kerem Aslı’yla vardır, Aslı ’sız Kerem olunmaz.

 

Her varlık aslıyla vardır, her varlık aslının adına yaşar. Her şey bir şeyin adına yaşar, bir şey de herkesin işine yarar. Yaratanını bilmeyen hep gönlüne küs yaşar. Küslük insana haramdır! Her an barışla yaşa! Barışmak bir olup, kenetlenip sarılmaktır; yaratanın koynundan ayrılmamaktır. Aslına uygun yaşamak her an, her yerde çok güzeldir! Ne mutlu amacı gereği insan gibi yaşayanlara! Selam olsun onlara! Allah’a emanet olun!

 

 

                     

ORTAK EĞİTİM PLANI

GÜVENİLİR ÇOCUK

KÜTÜPHANE

  • Tanıdığım Yönleriyle A.K.D
    Tanıdığım Yönleriyle A.K.D
  • Gerçek ve Diri İnsan Kime Diyoruz?
    Gerçek ve Diri İnsan Kime Diyoruz?
  • Ciddiyet
    Ciddiyet
  • Gerçek Maneviyat ve İnanç Temelleri
    Gerçek Maneviyat ve İnanç Temelleri
  • Güçlenme Yolu
    Güçlenme Yolu
  • Güçlü Olmak İçin Seçilecek Yol
    Güçlü Olmak İçin Seçilecek Yol
  • İnanç ve Takdir
    İnanç ve Takdir
  • Ne Arıyoruz?
    Ne Arıyoruz?
  • Niçin Özden?
    Niçin Özden?
  • İnsana İnsanı Tanıtıyoruz
    İnsana İnsanı Tanıtıyoruz
  • Sevgi
    Sevgi
  • Güven
    Güven
  • Hedef Gerçek İnsan
    Hedef Gerçek İnsan
  • İşte Halimiz
    İşte Halimiz