“İnsan hayatı güven üstüne
kurulmuş bir saraydır. ”

İLMİN SON KAPISI

 

 

‘’İlim ilim bilmektir, ilim kendin bilmektir ‘’ derken, az da olsa sezer gibi oluyoruz. Kendini bilmeyi. Hatta genellikle kendimizi bildiğimizi sanıyoruz ama işin içine girdiğimizde o kadar da basit olmadığını, kendini bilmenin koca bir derya olduğunu görüyoruz. Bu arada gözümüze çarpan bir şey daha var ki; kendini yaşamak çabasında olursan ancak kendini bilebiliyorsun. Kendimizin, gözümüzle gördüğümüz bu gövde değil de, bu gövdeyi istediği gibi kullanan, yedirip-içiren, giydirip-gezdiren olduğuna inanmak, doğduğumuz günden bu yana gövdemizi kendimiz sandığımız için kolay değildir.

 

Çorum leblebisinin televizyonda tanıtımı yapılırken, o güzelim kokuyu o anda nasıl da alabiliyoruz? İşte böyle bir yetkiyiz aslında. Buradan görüyoruz ki, o an gerçekten taa Çorum’a gidip o leblebiyi koklayabiliyoruz. İşte gözümüzün önünde apaçık, ispatlı şahitli kendi yaşadığımız olay. ‘’ O (c.c.) zamandan ve mekândan münezzehtir.‘’ , ‘’Kendini bilen Rabbini bilir‘’ denilince, Allah (c.c.) ve kulu ayrı sandığımız için ne demek istenildiğini bilememiştik, sadece bir ayet-hadis gözlüğüyle bakmıştık aslında.

 

Zamandan ve mekândan münezzeh oluşunu kendimizde ispatıyla yaşıyoruz. Gerçekten gövde olmadığımızı, bu gövdeyi hareket ettirip, yedirip içiren, yatıran, yürüten olduğumuzu devamlı, ciddi bir şekilde tefekkür ede ede, takdir ede ede kendimizi görebiliyoruz. Eskiden, çilehane denilen küçücük karanlık odalarda ne çilesi çektiklerini, çile dediklerinin ne olduğunu yeni yeni anlıyoruz. Demek ki amaç, gövdesini görmeye görmeye, kullanmaya kullanmaya, kendisinin aslında gövde olmadığını, Allah’ın (c.c.) yaşatıcılığı ile yaşayan yetki olduğunu anlamaları imiş. Allah’ın (c.c.) lütfuna bak ki; onlar deneye deneye bulmuşlar ama bizler sadece yaşamak için, başarmak için deniyoruz. Bu bile ne kadar büyük bir lütuftur. Kuru ekmek yiyen Karun gibiyiz. Düşünün ki Karun sayısını, kilosunu bilemediği kadar çok hazinesinin üzerinde oturup, fakirlikten kuru ekmeğe talim ediyor. Evet, çok tirajı komik dedikleri bir durum. Ama maalesef bizler de aynı durumdayız şu anda. Allah’ın (c.c.) akla hayale gelmeyecek yetkileri ile yetkili olmamıza rağmen, kendimizi tanımadığımız için yetki fukarası gibi yaşıyoruz. Kendimize aç yaşıyoruz.

 

Aslına bakar isek, o yetki dediğimiz insan, baktığını gören, işittiğini duyan, imkânsızlık nedir bilmeyen, kafası çok çalışan, çok zeki, gördüğü her şeyin sahibi olduğunu bilip sahiplik eden, hiçbir şeyden etkilenmeyen, kırmayan, kırılmayan, temizlik, tertip-düzende en önde, bilenlerden daha iyi bilen, görenlerden daha iyi gören, namusun her yönünü yaşayan bir güç, bir yetki… Bugüne kadar hiç duymadığımız bir yetki olduğumuza, onu yaşamaya başlamak tabii ki ilk başta kolay değil. İlk başta sokakta çorap satmak da kolay değil. Ama ilk adımdan sonra geliyor arkası kendi kendine, yeter ki peşini bırakma. İlim anlamında her şeyi yapabiliriz, her şeyi başarabiliriz, en son kendimizi bilmek kalıyor geriye. Ki, o da son kapıdır. Kendini bilen Rabbini (c.c.) bilir.

 

 

ORTAK EĞİTİM PLANI

GÜVENİLİR ÇOCUK

KÜTÜPHANE

  • Tanıdığım Yönleriyle A.K.D
    Tanıdığım Yönleriyle A.K.D
  • Gerçek ve Diri İnsan Kime Diyoruz?
    Gerçek ve Diri İnsan Kime Diyoruz?
  • Ciddiyet
    Ciddiyet
  • Gerçek Maneviyat ve İnanç Temelleri
    Gerçek Maneviyat ve İnanç Temelleri
  • Güçlenme Yolu
    Güçlenme Yolu
  • Güçlü Olmak İçin Seçilecek Yol
    Güçlü Olmak İçin Seçilecek Yol
  • İnanç ve Takdir
    İnanç ve Takdir
  • Ne Arıyoruz?
    Ne Arıyoruz?
  • Niçin Özden?
    Niçin Özden?
  • İnsana İnsanı Tanıtıyoruz
    İnsana İnsanı Tanıtıyoruz
  • Sevgi
    Sevgi
  • Güven
    Güven
  • Hedef Gerçek İnsan
    Hedef Gerçek İnsan
  • İşte Halimiz
    İşte Halimiz