“Haysiyetperver insan küre-i arzdan
değerlidir. ”

BORCUNU ÖDEYECEK İNSAN SÖZLEŞMEDEN RAHATSIZ OLMAZ

 

Satın alınacak evin pazarlığında anlaşma sağlandıktan sonra tapuya gitmek üzere iken satıcı evden ancak iki ay sonra çıkabileceğini ve bu arada evde oturmak istediğini söyledi. Alıcı evi kaçırmamak için son anda çıkan bu teklifi kabul etti. Bunun üzerine Babam satıcıya evi tekrar beraber bir daha dolaşalım dedi. Satıcı birden bire sinirlendi,

 

-Evi daha yeni gördünüz, yeniden görecek ne var?

 

Ben de tekrar gezilmesine bir anlam verememiştim, babam oldukça sakin:

 

- Yıldırım Bey biz hemen çıkıyorsunuz diye eve detaylı bakmadık şimdi iki ay sonra çıkacağınız için evimizde ne var bir görelim istedim.

 

Babamın ısrarlı talebi karşısında eve tekrar bakmaya gittik. Satıcı, eve ilk baktığımızda bize evde bırakacaklarını göstermiş, bizde ona göre fiyat vermiştik. Evi tekrar dolaştık, ben yine hiç bir şey anlamamıştım. Dükkâna döndük, babam şimdi sözleşmemizi yapabiliriz dedi. Satıcıdan tekrar bir itiraz geldi,

 

-Ne sözleşmesi? Bu nereden çıktı? Babam:

 

-Yıldırım Bey, malumunuz evi satın alınca ev bizim oluyor o nedenle kalacağınız sürede kiracı durumundasınız. Ayrıca kalacağınız sürede bir ödeme yapmayacağınız için size bu mali bir yük getirmiyor.

 

Konuşmalar bir süre bunun üzerine oldu, satıcı sözleşme yapmak istemiyordu. Babamın gene katı ısrarcılığı diye düşünmeye başlamıştım. Bir süre sonra satıcı sözleşme yapılmasına razı oldu, sözleşmeye iki ay kira alınmayacağı açıklaması yazıldı, sıra evin içinde ilk şekliyle teslim edileceklere gelince film koptu.

 

-Ne bu sizin yaptıklarınız? Siz beni hırsız mı zannettiniz, ben şöyle dürüstüm, ben böyle iyi insanım, diye bağırmaya, çağırmaya başladı. Babam böyle olaylarda son derece sinirlidir ve tepkisini anında verirken burada son derece sakin ve alttan alarak konuyu sükûnetle çözmeye çalışıyordu. Ancak ben içimden bu kadarda değil, terbiyesizlik yapan bu adamada haddini bildirmek lazım, niye alttan alıyoruz ki diyordum.

 

Bir süre sonra ortalık duruldu ve evden çıkarken teslim edilecekler yazılmaya başlandı, başlangıçta bize gösterdiği ve mevcut olan her bir kalemin yazımı sıkıntıyla kayda geçiyordu. Örneğin oğlum yaz kapı kolları pirinç, prizler birinci sınıf. Karşıdan gene büyük bir tepki bunlar yazılır mı? Olur mu canım? Bu şekilde itiraz yükseliyordu. Babam:

 

-Yıldırım bey, evden çıkarken nasıl olsa bunları aynen teslim edeceğiniz için bunların yazılıp yazılmamasının sizin için öneminin olmaması gerekir diyerek ortamı yumuşatmaya çalışıyordu. En sonunda imzalar atılarak sözleşme tamamlandı. Bende rahatlamıştım, babamın aşırı titizlik gösterdiği işlerinden biri bitmişti.

 

Tapuda bir problem olmadan evin devri yapıldı. Babam işi sonuçlandırmanın rahatlığı içindeydi ancak inşallah çıkarken fazla sıkıntı yaşatmaz diyerek endişesini dile getirdi. Ben başlangıçtan itibaren babamın neden böyle bir tutumun içinde olduğunu kendisine sormadım. Çünkü meseleyi abartıyordu.

 

İki ay sonra eski ev sahibi bir gece yarısı evden çekip gitti. Evi görmeye gittik, o zaman babamın ne yapmak istediğini anladım. Ben şöyle dürüstüm, ben şöyle insanın diyen kişi çıkarken prizleri bile söküp götürmüştü. Allah’tan kombi yerindeydi de çok büyük zarar yoktu. Babamı esas endişelendiren bunlar olmayıp iki ay oturacağım deyip uzun süre oturmasıymış, o nedenle babam ikinci ayın sonlarına doğru sürekli satıcıyı arayarak hatırlatma yapmış, hatta iş yerine giderek nazikçe eğer başka bir niyetin varsa bak buraya gelir ve bu insanlarda senin ne yaptığın duyarlar o nedenle haberin olsun demek istemiş. Babamın bu kararlılığı sayesinde yapacaklarının tamamını yapamadan evden ayrılmış, böylelikle yaşlı insanların sıkıntıya girmelerini önlenmişti.

 

Babama evin yeni sahipleri taşındıktan sonra bu yaşananları sordum.

 

-Nereden bildiğiniz bu adamın güvenilir bir insan olmadığını?

 

-Basit dedi. “Kişi dilinin altındadır.” Evi gösterirken evde bir süre kalacağını söylemeyip bunu gizleyip satışa gelince böyle bir şart koşması bilerek ve planlı yapılmış bir davranıştı, ayrıca evdeki demirbaşların sözleşmeye yazılmasına karşı çıkmasının nedeni bunların hiç birini vermeyecek olmasındandı, çünkü bunları bırakacak insan yazılmasından çekinmez. En önemli husus da bir insan kendinin ne kadar dürüst olduğunu sözlerle ispat etmeye çalışıyorsa o dürüst değildir. Dürüst insan karşının haklarını kendi hakları kadar düşünendir.

 

-Bütün bunları anladığınız halde neden böyle bir insana tahammül ettiniz?

 

-Eğer evi kendimize alsa idik işi baştan bitirebilirdik, ancak başkasına alırken tepkimi göstermedim çünkü evi beğenmişler ve almak istemişlerdi. Bu nedenle hissi davranamazdım. Böyle durumlarda sende kendi önlemini alır ve işi resmi olarak yaparsan karşının zarar vermesini engeller, işi de sonuçlandırmış olursun.

 

Babam hayatın içindeki bu incelikleri yine göstermişti. Bir kez daha anladım ki bir insanın aklını beğenmesi, baktığını görmesini işittiğini duymasını engelliyormuş.

 

Bu nedenle bugün Eğitimcimiz ile yapılan çalışmalar içersinde baktığını görmek, işittiğini duymak eğitimi de bulunmaktadır. Önceleri bunu dışarıdaki olayları görmek ve duymak olarak algılarken şimdi ise nereye bakılması ve nerenin duyulması gerektiğini iyice kavrama yolundayız.

 

 

ORTAK EĞİTİM PLANI

GÜVENİLİR ÇOCUK

KÜTÜPHANE

  • Tanıdığım Yönleriyle A.K.D
    Tanıdığım Yönleriyle A.K.D
  • Gerçek ve Diri İnsan Kime Diyoruz?
    Gerçek ve Diri İnsan Kime Diyoruz?
  • Ciddiyet
    Ciddiyet
  • Gerçek Maneviyat ve İnanç Temelleri
    Gerçek Maneviyat ve İnanç Temelleri
  • Güçlenme Yolu
    Güçlenme Yolu
  • Güçlü Olmak İçin Seçilecek Yol
    Güçlü Olmak İçin Seçilecek Yol
  • İnanç ve Takdir
    İnanç ve Takdir
  • Ne Arıyoruz?
    Ne Arıyoruz?
  • Niçin Özden?
    Niçin Özden?
  • İnsana İnsanı Tanıtıyoruz
    İnsana İnsanı Tanıtıyoruz
  • Sevgi
    Sevgi
  • Güven
    Güven
  • Hedef Gerçek İnsan
    Hedef Gerçek İnsan
  • İşte Halimiz
    İşte Halimiz