“Haysiyetperver insan küre-i arzdan
değerlidir. ”

HER ŞEY ASLIYLA VAR OLURKEN NEDEN İNSAN ASLINDAN UZAKLAŞIR

 

 

Her şey aslıyla bir ve aslına uygun olarak yaratılır. Yaratıcı her şeyi kendi varlığından var etmesi ile çok güzel bir şekilde yaratır. Her şey aslına uygundur, aslından gelir, amacını geçekleştirdikten sonra aslına yeniden kavuşur. Her şey bu amaçla yaratılmıştır.

 

 

Bütün yaratılanların içerisinde insanın konumu farklıdır. Çünkü yaratıcı, insanını bütün varlığın sahibi konumunda, şerefli olarak yaratmıştır. Sahip konumunda olan, yaradılış amacı çok güzel olan insan mesuliyet ve sorumluluk içerisindedir. Her yönüyle aslına uygun olarak, amacı doğrultusundaki gerçek değerlerle kendini ispatlaması gerekir.

 

İnsanın kendini ispatlaması diğer varlıklar gibi değildir. Diğer varlıklar tek sıfatlı olduğu için, kendi yaradılışları doğrultusunda yaşar, amaçlarını gerçekleştirir, aslına dönüş yaparlar. İnsan ise farklı bir sahiplilik ile çok yönlü yetki ve güç sahibidir.

 

Bu kadar sahiplilik yönüne rağmen kendisini tanıma ve bulma imkânı olmayan insanoğlu aslından ve kendisinden bihaberdir. Neden, niçin yaratıldığından haberi olmayan insanoğlu aslına uygun bir şekilde yaşayamamaktadır. Ancak bir rehber doğrultusunda olur, kendini tanıma derdine düşerse, ne olduğunu ve niçin yaratıldığını, hangi amaç doğrultusunda yaşaması gerektiğini anlayabilir ve aslına uygun yaşayabilir.

 

Aslına uygunluk, insanoğlu için farklı bir anlam içermektedir. Her şeye bir bütünden bakan gerçek insan, aslıyla bir olduğu için her varlıkla ilgisi olduğunun farkındadır. Her varlığın aslının bir olduğunun, bütün varlıkların bir olan aslın ürünleri ve tecellileri olduğunun farkındadır.

 

Kendi halinde yaşamını sürdüren insanoğlu, rehbersiz olursa hiçbir zaman aslına uygun yaşayamaz. Aksine hep aslından uzaklaşır. Yaradılış amacı doğrultusunda yaşamını sürdüremez, çünkü karmaşık hayatının içerisinde ancak içinde yaşadığı toplum ve kalabalıklar içerisinde neyi görüp neye değer veriyorsa, onların adına yaşayıp ancak varlığını o değerler nispetinde ortaya koyabilir. Ancak duyduklarının ve gördüklerinin varlığı olur, hep onların adına yaşayıp var olmaya çalışır.

 

Bizler hep görüntü ve şekillere aldanıyoruz. Bu nasıl bir şey? Şekli aslına uygun mu diye sorgulamıyoruz. İçeriği ne, göründüğü gibi kişiliği de sağlam mı diye düşünmüyoruz. Belki de içeriğinden haberimiz yok.

 

Diyelim biz hiçbir zaman muz yemedik, muzun ne olduğundan haberimiz yok. Muz diye bize soğanı verebilirler, al bu muz diyebilirler. Biz de alırız, her yerde muz yediğimizi iddia edebiliriz. Biri de bize ‘Muzun tadı nasıl anlatır mısın’ diye sorunca ‘Çok acı, kötü kokuyor’ diyebiliriz. Muzu tanıyan bir kişi de bize, ‘Sen muz yememişin, sen soğandan bahsediyorsun’ diyebilir. Şu anlaşılıyor ki, her şey aslıyla güzeldir. Şekli muz olanın aslı da muz olmalıdır. Aslını kaybeden, gerçekleri yansıtamaz.

 

Her şey asılıyla yaşadığı zaman güzeldir. Gerçek insan aslına uygun yaşamalıdır. Aslından haberi olmayan insanlar ‘Ben insanım!’ diye iddiada bulunabilirler. Gerçek insandan haberleri olmadığı için ‘Ben insan olarak yaşıyorum’ demeleri de doğrudur.

 

-Gerçek insan nasıl olur, tadı nasıldır, kokusu var mıdır? Her şeyinden emin olabilir misin? Kendine güvenmezken ona güvenir misin? Her halden anlayan hislerle, duyumlarla her an iç dünyasında aslına uygun yaşayan varlıktan hiç haberin var mı? Bir hareket yapsa komaya girersin, ömrün boyu içinden ah çekersin. ‘O bir başkaydı, onun tadı içimden hiç gitmiyor ah be’ der durursun.

 

-Sen de haklısın bey kardeş! Ben hiç gerçek insan tanımadım ki, ben hep şekil insanlarıyla yaşadım. Şu aslına uygun olan, dışı da içi de insan olan, kişilik şahsiyet sahibi, şerefli insanla beni de tanıştırır mısın? Nerede bu insanlar lütfen söyler misin? Aslına uygun insanların yeri neresi?

 

-Evet kardeşim, bu yer İnsan Yüceliğini Gerçekleştirme Derneği ve Güvenilir İnsan Yetiştirme Vakf’ıdır. Kırıkkale ilinde yaşarlar ve yaşatırlar. Gerçek insan olma dersini yaşayıp yaşatarak öğretirler. Gerçek insanlığın tadı ve kokusu oradan alınır.

 

-Sen nereden bilirsin?

 

 -Çünkü ben orada aldım gerçek insan tadını ve kokusunu. İnsan orada bir hoş oluyor, hep içini çekiyor, derinden derinden ah ediyor. Çünkü içimden bir ses aradığım gerçek değerlerin bu meziyetli insan vasıfları olduğunu hep doğruluyor. Hep içimden bir hoş oluyorum. Kendi huzurumu orada buluyorum.

 

Herkesi aslına uygun yaşaması için bu yere çağırıyorum. Yoksa başka yerlerde kişi aslına uygun yaşayamaz, aksine aslından uzaklaşır, kaybolur, gider. Ne olduğunu bilmeden ömrü dolar gider. Gerçek insanlık şanda, şöhrette, makamda, şekilde, madde zenginliğinde değil, her kişinin gönül derinliğindedir.

 

Gerçek bir gönül evine girmiş, bizlere de gönül evinin kapısını açmış, ‘Yok mu gönül dünyasına gelmek isteyen’ diyerek hiç durmadan gönlüne çağıran Eğitim Ustamıza koşalım da herkes aslına kavuşsun. Kendi varlığını tanısın, aslından kopmasın. Ne mutlu aslıyla yaşayanlara!

 

Selam olsun…

                           

                                                                          

                                                                                              

ORTAK EĞİTİM PLANI

GÜVENİLİR ÇOCUK

KÜTÜPHANE

  • Tanıdığım Yönleriyle A.K.D
    Tanıdığım Yönleriyle A.K.D
  • Gerçek ve Diri İnsan Kime Diyoruz?
    Gerçek ve Diri İnsan Kime Diyoruz?
  • Ciddiyet
    Ciddiyet
  • Gerçek Maneviyat ve İnanç Temelleri
    Gerçek Maneviyat ve İnanç Temelleri
  • Güçlenme Yolu
    Güçlenme Yolu
  • Güçlü Olmak İçin Seçilecek Yol
    Güçlü Olmak İçin Seçilecek Yol
  • İnanç ve Takdir
    İnanç ve Takdir
  • Ne Arıyoruz?
    Ne Arıyoruz?
  • Niçin Özden?
    Niçin Özden?
  • İnsana İnsanı Tanıtıyoruz
    İnsana İnsanı Tanıtıyoruz
  • Sevgi
    Sevgi
  • Güven
    Güven
  • Hedef Gerçek İnsan
    Hedef Gerçek İnsan
  • İşte Halimiz
    İşte Halimiz