“Haysiyetperver insan küre-i arzdan
değerlidir. ”

KESİN KARAR NASIL ALINIR

 

 

İhtiyaç hissetmek başlangıç için en önemli unsurdur. Diyelim ki arabam yok. Geniş nüfuslu bir ailem var. Sürekli koşturmam gereken ihtiyaçlarım var. Araba almam lazım deyip duruyorum ama sadece lafını ediyorum. Ne zaman ki acil bir işim oldu, araba bulamadım. Tabiri caizse ortada kaldım. İçime öyle dert oluyor ki “Arkadaş! Ahdettim, bir araba alacağım, kimseye de muhtaç olmayacağım” diyorum. Derinden ihtiyacını hissettikten sonra almaya karar veriyorum. Kafama koydum, ben bu işi yapacağım diyorum ve başlıyorum para biriktirmeye.

 

Bunun için de her türlü fedakarlığı yapmaya başlıyorum. Gezmelerimi, belki tatilimi, almak istediğim kıyafetlerimi erteliyorum veya iptal ediyorum. Böylelikle para biriktirmeye başladıkça kendime güvenim artıyor, ben bu işi başaracağım diye daha çok gayretleniyorum. Belki önüme beni caydıracak pek çok şeyler çıkıyor, ama kararlı olduğum için “İsterse yarı fiyatına olsun, ben şu an alamam” diye kestirip atıyorum. Hatta ne için, neleri feda etmem gerektiğinin bilincinde olduğumdan pek çok şeyden mahrum kalıyorum düşüncesi dahi zihnime gelmiyor. Zira ne istediğimi biliyorum, bu konuda kararlıyım. Hemen aklıma muhtaç duruma düştüğüm anlar geliyor, tüylerim ürperiyor, daha çok hırslanıyorum. Veya sonunda özgürlüğüme kavuşacağım anlar geliyor, içim ferahlıyor, her şeye değer diyorum.

 

Kararın İkinci Aşaması:

İhtiyaç hissettim, harekete geçtim, uygulamaya başladım. Uygulama sürecinde de takdir mekanizmam (yani değer yargımın işlemesi) hiç durmayacak. Bir de iç dünyadan örnek verelim. Diyelim ki dedikodunun insana ne kadar büyük zarar verdiğini bildiğimden bu konuda ihtiyaç hissettim ve karar aldım yapmamaya. Arada düşüp kalkmalarım olabiliyor. Ama kararlıysam bu konunun üzerine gitmeye her seferinde kendime tecrübeler alır, kâr ve zarar takibi yaparım. İşte takdir mekanizması burada devreye giriyor. Körü körüne kabullenmenin sağlam inancı olmaz. O yüzden başlıyorum değerlendirmeye. Say bakalım dedikodunun sana zararlarını:

 

Açık Ayet Var, Ölü Eti Yemiş Gibi Olursun.

 

Arkasından konuştuğun arkadaşın duysa güven kaybedersin.

 

Sevgileri bozarsın. Hem başkalarının sevgisini, hem de oturduğun yerden kendi sevgini bozarsın.

 

Karşı tarafın bütün günahlarını alır, sevaplarını da olduğu gibi ona gönderirsin.

 

İflasın en büyüğünü yaşamış olursun. Bütün kazandığın sevaplarını kaybeder, bir anda her şeyini kumarda kaybeden kumarbazdan farkın olmaz.

Sıfıra çıkınca ne olur, bom boş kalırsın. Bu sefer başlarsın, niye doyumsuzum, neden mutsuzum? Nasıl mutmain yaşayacaksın ki sevaplar gitti, günahlar geldi.

 

Yine ağzına sahip olamadın diye kendine saygını ve güvenini yitiriyorsun. Dolayısıyla çevrende sana içten saygı duyamıyor.

 

Dedikodu Yapmadığında ise Faydaları;

 

Bunların tam tersi, kendine güvenin ve saygın arttığı gibi çevrene de güven veriyorsun.

 

Aldığın, kazandığın sevapların hayrını görüyor, bir anda kaybetme riskine girmediğinden, için hep ferah yaşıyorsun.

 

Zihnin hep sade olmanın zevkini yaşıyor. Çünkü kimseyi konuşmadığın için kimseyi de zihninde taşımıyorsun. “Acaba duydu mu, yanlış anlar mı, bana sorarsa şu açıklamaları yaparım” gibi küçük hesapların büyük sıkıntısına girmiyorsun.

 

Hiç kimsenin günahını almadığın için çok hafif ve özgür hissediyorsun kendini. Kendi sözlerinle kendini kelepçelemedin. Kimseye verilecek hesabın yok. Tabi ki özgürlüğün tadını alırken, güçlü ve hükümlü yaşamaya başlarsın.

 

Bunun gibi pek çok kâr ve zarar bilançosu çıkarır, bir neticeye bağlarım. Hayatın içinde takip ederek sağlam yaptığım tespitler, o konu hakkında fikir sahibi olmamı sağlar. Böylelikle aldığım kararıma uygum her geçen gün hızla devam eder. Yaparak ve yaşayarak elde ettiğim tespitlerle dedikodunun bana olan zararlarına inanmaya başlarım. Yani anladığımız bir konuya karar alır almaz, onun gerçekleşmesi diye bir şey yok.

 

Önce karar alacağımız konuda kesinlikle bir fikir sahibi olmamız şart. Araba örneğinde verdiğimiz gibi kesin alacağım kararını vermeden önce artıları ve eksileri ile değerlendirme yapmamız şart. Durumum nedir, aldığım zaman bunun masraflarını karşılayabilir miyim? Bana getirisi ve götürüsü ne olur, ne kadar zamanda biriktirebilirim, gibi ön hazırlık yaptıktan sonra harekete geçerim.

 

Üçüncü Aşama; Karar Ciddiyeti:

 

Harekete geçtikten sonraki aşamada karar ciddiyeti dediğimiz en önemli aşama gelir. Herkes her konuda rahatlıkla karar alır, şunu yapmayacağım diyebilir. Önemli olan aldığı kararda istikrarlı bir şekilde ilerleyebilmektir. 3- 5 uygulamadan sonra bozulan karara karar denmez. Ayrıca kendimize olan saygımızı da yitirmemize sebep olur. Bir dahaki sefere “Yine bozacağın kararı niye alıyorsun” dedirten düşünce en tehlikeli düşüncedir. Buna fırsat vermemek için, ne olursa olsun alınan bir kararda sonuna kadar direnmek, neticeye ulaştıktan sonra en büyük zevki yaşatır bize.

 

Kararın Dördüncü Aşaması, Kesin Karar:

 

Dedikodu örneğine tekrar dönecek olursak; düşe kalka başlayan uygulamalarla faydası ve zararı hakkında yapılan tespitlerle kendime sunduğum; kafaya koyup, ben bu işi halledeceğim düşüncesi kararımda sabit olmaya götürdü beni. Ateşi görünce direk yanma hissi bana geldiği gibi, dedikodu deyince de tüm vücudumu titreten bir his beni ondan uzak tutmaya başladı. Otomatik olarak kendimi ondan uzak tutar oldum. Bir seferden ne olacak düşüncesi asla bana yaklaşmaz. Anlık kaza yapıp uçuruma yuvarlanacağımı bildiğimden, tıpkı şoförler gibi her an tetikte yolculuk yaparım.

 

Her geçen gün kararımda artan ciddiyetim bir bakmışım ki aksi bir düşünceyi aklıma dahi getirmiyor. Tıpkı Ramazan’da susuzluktan ölsek dahi asla su içmeyi düşünmediğimiz gibi. İstersen iç, sonucunda 61 gün tutmak gibi bir cezası var. Bunun bilincindeyim ve asla hiçbir şey yeyip içmeyeceğim kararını bozmak aklımın ucundan dahi geçmiyor.

 

“İşte kesin karar odur ki, aksi bir düşünceyi asla akla getirmez. Geliyor mu? Demek ki kararlarımızda gevşeklik var. Hemen tespit edip orada yoğunlaşmak gerekiyor.

 

Geçenlerde bir yakınımın sözü çok hoşuma gitti. Bir konuda eksiğini fark etti. “Buna bir karar alayım da bu işi halledeyim” derken aldığı her karara uygusu kendine olan güvenini oluşturmuştu ki çok rahatlıkla bunu söyleyebiliyordu.

 

Evet, önemli olan ihtiyaç hissetmek, ihtiyaca göre karar almak, yine önemli olan aldığı kararda ciddiyetle durabilmek, daha da önemlisi kesin kararla bozulmayacak bir kesin inanca ulaşabilmektir.

 

 

ORTAK EĞİTİM PLANI

GÜVENİLİR ÇOCUK

KÜTÜPHANE

  • Tanıdığım Yönleriyle A.K.D
    Tanıdığım Yönleriyle A.K.D
  • Gerçek ve Diri İnsan Kime Diyoruz?
    Gerçek ve Diri İnsan Kime Diyoruz?
  • Ciddiyet
    Ciddiyet
  • Gerçek Maneviyat ve İnanç Temelleri
    Gerçek Maneviyat ve İnanç Temelleri
  • Güçlenme Yolu
    Güçlenme Yolu
  • Güçlü Olmak İçin Seçilecek Yol
    Güçlü Olmak İçin Seçilecek Yol
  • İnanç ve Takdir
    İnanç ve Takdir
  • Ne Arıyoruz?
    Ne Arıyoruz?
  • Niçin Özden?
    Niçin Özden?
  • İnsana İnsanı Tanıtıyoruz
    İnsana İnsanı Tanıtıyoruz
  • Sevgi
    Sevgi
  • Güven
    Güven
  • Hedef Gerçek İnsan
    Hedef Gerçek İnsan
  • İşte Halimiz
    İşte Halimiz