“Haysiyetperver insan küre-i arzdan
değerlidir. ”

Zararına da Olsa Asla Yalan Söyleme

 

İlkokul yıllarımda evdeki kesin kurallardan biride akşam karanlık olmadan evde olmaktı. Bu konuda kesinlikle taviz yoktu. Annem ödevimizi yapıp dışarıya çıkmamıza izin verirdi. Çıkarken sorardı ödevinizi yaptınız mı? Yaptıklarımızı çok fazla kontrol etme imkânına sahip olmadığı halde onu hiçbir zaman aldatmazdık. O her zaman doğru söylememizi isterdi. Yalan söylediğimiz zaman onun çok fazla üzüleceğini bilirdik. Özellikle kışın daha yeni oyuna başlamışken hava kararıyor ve biz oyunun başında eve dönmek zorunda kalıyorduk. Ancak bu hiçte hoşlandığımız bir durum değildi. Bazen oyuna dalar babamın eve geliş saatine kadar oynar, sonra kaçarak eve gelirdik. Annem böyle durumlarda oldukça kızar ve sinirlenir, eve neden geç gelinmemesinin nedenlerini uzun uzun anlatırdı. Sonrada cezamızı kendi verirdi.

 

Bazen babam kontrol amaçlı bize eve geç gelip gelmediğimizi sorardı. Her seferinde doğrusu ne ise onu söylerdik, evet geç geldik. Babam bu cevaba oldukça sinirlenir, kızar ve ayağındaki terlikle avuçlarımıza vururdu. Bazen bu oldukça acıtırdı. Ancak kurallara uymadığımızdan suçlu olduğumuzu bilir ve bunu kabullenirdik. Yalan söyleyip kurtulacağımız zamanlar olduğu halde bile yine doğruyu söylerdik.

 

Ancak bir gün nasıl olduysa kendisine geç gelme konusunda mazeret söyledik. Babam ertesi gün komşuyla konuşurken bizim akşam dışarıda olduğumuzu ve kendisine doğruyu söylemediğimizi anlamıştı. Babamın akşam eve geldiğindeki yüzünün halini hala hatırlarım. Babam anneme durumu anlatmıştı. Bize hiç bir şey söylemedi. Ancak yaşadığı hayal kırıklığı ve bizim yalan söylememiz onu son derece üzmüş ve yıkmıştı. Bu şekilde bir hafta bizimle konuşmadı. Babamın bu üzüntüsü bizim için en ağır cezadan daha ağır oldu. (Babamın ne yapmak istediğini şimdi daha iyi anlıyorum. O, zarar görsen bile yalan söylemeyin anlayışının yaşam biçimimiz olmasını sağlamaya çalışıyor ve daima doğruyu söyleyen insan olmamızı istiyordu.)

 

Yine birgün komşularla beraber misafirliğe gittik. Bulunduğumuz ev sahibi dedesinden kalma değerli bir çakmağı gelen misafirlerine gösterip hikâyesini anlatmış, çakmağı masaya koymuş ve bir süre sonrada büyükler bahçeye çıkmışlardı. Misafir çocukları bu hikâyeyi merakla dinlemiştik. Geldiklerinde çakmak yerinde yoktu. Çakmak aranmış ve bulunamamıştı, ev sahibi bozulmuş ve üzülmüş, babalar da muhtemelen çocukların bunu aldığını düşünmeye başlamış ve ortalık buz gibi olmuştu. Orada olay çok büyütülmedi ve bir yerden çıkar diyerek evden ayrılındı. Eve geldiğimizde babamın nasıl tepki vereceğini merak ediyordum, ne olacaktı şimdi? Abim ve beni karşısına aldı ve oldukça sakin bir şekilde sordu.

 

 - Çakmağı siz mi aldınız?

 

 - Hayır, biz almadık. Başka hiçbir şey sormadı ve söylemedi. Derin bir nefes aldı, peki gidebilirsiniz dedi. Biz büyük bir rahatlık içinde salona döndük, babam bizim yalan söylemeyeceğimizi, ne olursa olsun doğruyu söyleyeceğimizi biliyor ve bize inanıyordu. Konu bizim aile için daha o gün kapanmış iken diğer komşularda bu olay bir süre daha devam etti. Kimi çocuğunu kendisini hırsız durumuna düşürdüğü için döverken kimi, oğluna ağır cezalar verdi. Kiminde de anne ile baba büyük tartışma yaşadılar.

 

Peki, biz neden doğru söylüyorduk. Çünkü babamım hiç yalan söylediğini görmemiştik. Ölümüne kadar olan dönemde özellikle işinde bazen müşterilerine onlarının konuyu anlamaları için bile pembe yalan söylemiyordu. Yaşayışıyla bize örneklik yapıyordu. Bütün bunların değerini ve önemini yaptığı eğitim çalışmalarında ve çok yakın fikir arkadaşının desteğiyle gerçekleştirmişti. Bize, çocuklarına bıraktığı en büyük değer yalan söylememekti.

 

Sonuç olarak şunu gördüm ki; çocuğa doğruluğun faziletlerini anlatmaktan çok, doğru insan olmak önemliymiş.

 

ORTAK EĞİTİM PLANI

GÜVENİLİR ÇOCUK

KÜTÜPHANE

  • Tanıdığım Yönleriyle A.K.D
    Tanıdığım Yönleriyle A.K.D
  • Gerçek ve Diri İnsan Kime Diyoruz?
    Gerçek ve Diri İnsan Kime Diyoruz?
  • Ciddiyet
    Ciddiyet
  • Gerçek Maneviyat ve İnanç Temelleri
    Gerçek Maneviyat ve İnanç Temelleri
  • Güçlenme Yolu
    Güçlenme Yolu
  • Güçlü Olmak İçin Seçilecek Yol
    Güçlü Olmak İçin Seçilecek Yol
  • İnanç ve Takdir
    İnanç ve Takdir
  • Ne Arıyoruz?
    Ne Arıyoruz?
  • Niçin Özden?
    Niçin Özden?
  • İnsana İnsanı Tanıtıyoruz
    İnsana İnsanı Tanıtıyoruz
  • Sevgi
    Sevgi
  • Güven
    Güven
  • Hedef Gerçek İnsan
    Hedef Gerçek İnsan
  • İşte Halimiz
    İşte Halimiz