“Haysiyetperver insan küre-i arzdan
değerlidir. ”

Yaşam Talimatnamesi

 

 

Günümü, günümde yaşarım. Sorumluluğumun dışına çıkmam. Beni ilgilendirmeyen konu ile ilgilenmem. Şu anımda yapmam gerekenleri yaparım. Her anımdaki güzellikleri fark ederek, şükrünü eda ederim. Beni ilgilendirmeyen kişilerle ilgilenmem. Herkesi kendi haline bırakırım. Taşıyamayacağım yükün altına girmem. Ben mümin olmak istiyorum. Sözümde durmak, işlerimi en güzel şekilde yapmak, emanetleri korumak, helalinden beslenmek, temiz giyinmek, her haliyle güvenilir, emin insan olarak yaşamak istiyorum.

 

Anlamadığım, gücümün yetmediği konularla ilgilenmiyorum. Peygamber Efendimiz (sav) gibi sade, günü birlik insanlara faydalı, umut vermek, herkese değerinde değer vermek, onları dinleyip en güzel şekilde faydalı olabilmek,  bu işin büyüğü küçüğü yok, bir tebessüm edebilmek, bir selam vermek, bir elinden tutmak, nasıl bir ihtiyaçlı ile karşılaşırsam gücüm nispetinde insanlara faydalı olabilmek istiyorum. İnsan kendisini iyi bilir. Kendi gücü nispetinde kendini zorlamamalı, birilerine bakıp kendini unutmamalı. Biz başkaları değiliz. Herkesin kendine göre bir gücü, bir yeteneği var. Herkesin yaptığı kendine göre doğrudur.

 

Birileri benim neşemi kaçırmasın. Mutluluk, huzur uzaklarda değil. Kişi kendi güzelliklerini görmesi, ne yapması gerekiyorsa onları yapması, gücünün yettiklerini, bulunduğu ortamı unutmaması gerekiyor. Birilerinin söylentilerine bakmamalı. Herkesin karşılaştığı ile ben de karşılaşacağım diye bir şey yok. Ben ayrı, o ayrı. Bana iyi gelen haplar, ona iyi gelmeyebilir. Her şey benim için özel bir konudur. Yemem, içmem, sevgim, inancım, giyinmem, barınmam, sıcak soğuk algılamam kutsal gereklilere inanmam, bana özgü olan kişisel değerlerdir. Birilerine göre ayarlamam yanlış olur. Ben kendimi iyi bilirim. Beni, benim kadar kimse bilemez. Benim ihtiyaçlarımı ancak ben bilirim. Benim varlığım bana aittir. İşittiklerim, tattıklarım, gördüklerim, yaptıklarım, duyduklarım, benim özel yönlerimdir. Kimse bunun farkına varamaz. Varsa da anlayamaz. Bu özel yönlerimi kimseyle paylaşamam. Bu konu hakkında da tartışmam yanlış olur. Kişinin kişiye saygısızlığı olur.

 

Benim için bütün kişiler özeldir. Benim ona yapabileceğim en güzel iyilik, her yönü ile ona saygı göstermektir. Kişi kişiye her konuda rahatlık vermelidir. Özel haklarına müdahale etmemeli. Ben de aynen kedi özelime kimsenin karışmamasını istiyorum. İstediğimi karşı taraf için de istiyorum. Beni ilgilendirmeyen olaylara karışmıyorum. Benden yardım istendiği anda gücüm ve anlayışım nispetinde, kişilik özel haklarına müdahale etmeden, usulüne uygun şekilde yardımcı olabilirim. Yoksa yardım edeyim derken kişiye zarar verebilirim. Bu konu benim için çok hassastır.

 

Bazen beni ilgilendirmeyen gereksiz işler ve düşüncelerle uğraştığım zaman neşem kaçıyor. Huzursuz oluyorum, kendimi unutuyor, başkalarıyla uğraşırken kendi işlerimi aksatıyorum. O zaman karanlıklar içerisinde kalıyorum. Baktım ki kendimi unutmuşum. Kendime gelene kadar bayağı zorlanıyorum. Hayat güzeldir. Hayatın değerini bilirsen yerli yerince yaşamasını bilirsin. Kişi kendini ihmal etmez de ihtiyaçlarını yerine getirirse, kendi aklını kendine kullanırsa, kendini her an yetiştirme çabasına düşerse, anlarını anda değerlendirip, gününü gününde yaşarsa, hayat çok güzel.

 

İnsan huzuru, neşeyi hep uzaklarda arar, hiç yakınlarına bakmaz. Gözleri hep ileriyi görmek isterken, gözünün önündeki çukuru fark etmez. O zaman çukura düşer, kendine sıkıntı verir. Ne işin var uzaklarda, yarınlarda, geleceklerde, geçmişlerde? Bunlar seni önündeki güzelliklerden alıkoyuyor. Haberin bile olmuyor. Benim bana ait olan, özel verilen sağlığımdan ve bütün sağlıklı organlarımdan, bana ait ailemden, hiç haberim olmuyor. O güzelim burnumun dibindeki gülleri göremiyor, uzaktaki görünmeyen, bana ait olmayan değerlerin peşinde koştururken, önümdeki gül soluyor, haberim yok. Bu halimi görmeliyim. Ben fark etmeliyim. Hayalde, zanda gerçek olmayan hurafelerle zaman kaybederken, gerçek olan şu andaki yaşadığım zamandan haberim yok.

 

Sen sana değer vermezsen, sana kim değer verecek? Bir başkası verir mi? Sen seni var et ki, var olasın. Varlığını kendin tanıyıp, değer vererek kendine sevgi ve saygı duymalısın ki, herkes seni sevsin saysın. Kendini sevenler sayanlar kendine değer verenler, hep kendi vicdanlarına göre yaşamışlar. Vicdanlarının hoşuna gitmeyen işlerden uzak durmuşlar. Hep vicdanlarını hoşnut ederek işlerini sağlam yapmışlar. Kimseyi aldatmamışlar, kimsenin güvenini sarsmamışlar. Emin ve güvenilir insan olduklarından kendileri kendilerinden hoşnut. Kendisiyle barışık oldukları için hep yüzleri gülmüş. Neşeli, huzurlu,mutlu bir kişilikle yaşarlar. Öyle insanlar var ki hiçbir zenginlikleri yok, makamı yok, namı şanı yok, nüfusu yok bir sade hayatı var. Vicdanı ile barışık, şükürlü yaşıyor. Çünkü bu insan kendisini unutmuyor. Kendini tanımış, kendinden istediklerini gönlünce yerine getiriyor, gönlünce yaşıyor.

 

Bir başkasıyla işi yok. Kendine zaman ayırmış. Kendisiyle meşgul. Kendi işlerini yapıyor. Başkalarına özenmiyor. Kendi milletiyle ve kendisiyle gurur duyuyor. Kendisine ait her şeyi seviyor. Beğenimsizliği yok. Çünkü bu kişi kendisini seviyor. Kedini seven, kendisine ait ne varsa hepsini sever. Bu kişi kendisini tanıdığı için her şeyin kendisine ait olduğunu anlıyor. Her şeyi bir bütün görüyor. Bütünden bakınca başkası ve yabancı yok. Onun için her gördüğünü güzel görüyor. Onun için geçmiş, gelecek diye bir şey yok. O gününü gününde yaşıyor. Eksik yaşamadığı için yarınlarda varsa da yarınlara sağlam çıkıyor.

 

Evet, bu kolay bir iş değil tabii ki. Bir sevdiğin olsun. O sevgin seni doyursun. Seni yarı yolda bırakmasın. Sonsuza dek hep yanında olsun. O da gerçek sevgi değil mi? Yüce peygamber demiyor mu, “kişi sevdiğiyle beraberdir”. Gerçek bir insan dostun olsun ki hep seni seninle yaşatsın. Yoksa sen seninle yaşayamazsın. Sen seni var edemezsin. Varlığın olmayınca da huzurlu ve mutlu olamazsın. Bu geçekleri de bilmen gerekir. Huzurlu ve mutlu yaşayanların da geçek bir dostları olmuş. Onu kendilerine akıl etmişler. O akılla hep doğru yolda ilerlemişler.

 

Gerçek insan olarak yaşamışlar. Kendilerini sevmişler. Her varlığı, yerli yerince kucaklamışlar. Çünkü vicdanları ile barışık oldukları için hayatı bütünden izlemişler. Bakmışlar ki hayat bir bütün… Onun için her şeyi yerli yerinde görmüşler. Beğenimsizlik nedir, bilmemişler. Çünkü kötüyü görmemişler. Her gördüklerini güzel görmüşler. Bakmışlar ki her yerde güzel hüküm sürüyor. Çünkü sevgi sarhoşu olmuşlar. Aşk gözleri ile bakmışlar. Hiç de kusur bulamamışlar. Çünkü her yerde kendilerini görmüşler. Onun için de kendilerini sevmişler. Dolu dolu yaşamışlar. Sonsuz hayata uçmuşlar. Allah da bizi onlara katar inşallah, gerçek insanın duası yüzü hürmetine…

 

Hakkı GÖKTAŞ

ORTAK EĞİTİM PLANI

GÜVENİLİR ÇOCUK

KÜTÜPHANE

  • Tanıdığım Yönleriyle A.K.D
    Tanıdığım Yönleriyle A.K.D
  • Gerçek ve Diri İnsan Kime Diyoruz?
    Gerçek ve Diri İnsan Kime Diyoruz?
  • Ciddiyet
    Ciddiyet
  • Gerçek Maneviyat ve İnanç Temelleri
    Gerçek Maneviyat ve İnanç Temelleri
  • Güçlenme Yolu
    Güçlenme Yolu
  • Güçlü Olmak İçin Seçilecek Yol
    Güçlü Olmak İçin Seçilecek Yol
  • İnanç ve Takdir
    İnanç ve Takdir
  • Ne Arıyoruz?
    Ne Arıyoruz?
  • Niçin Özden?
    Niçin Özden?
  • İnsana İnsanı Tanıtıyoruz
    İnsana İnsanı Tanıtıyoruz
  • Sevgi
    Sevgi
  • Güven
    Güven
  • Hedef Gerçek İnsan
    Hedef Gerçek İnsan
  • İşte Halimiz
    İşte Halimiz