“İnsan hayatı güven üstüne
kurulmuş bir saraydır. ”

Bugün Zehra Hanım Kalfadayız

 

Hani memleketinden göç edersin, sonrada göç ettiğin şehirde memleketinden akrabaların olduğunu öğrenir ve buluşmaya gidersin. Onları görünce gurbette tanıdık görmenin sevinciyle, hasretiyle sarılırsın ya işte bizde can kardeşlerimizle böyle sarıldık, hasretle kucaklaştık.


Bu öze giden yolculukta aynı hedefe, aynı amaca giden insanların olması ne güzel.

 

Bu haftaki ödev konumuz; “İşini sağlam yapmamak, ciddiyetle tutmamak, bu günün işini yarına bırakmak(bulaşıkları sabaha bırakmak) yasaktır.”


Arkadaşlarımızın hem bu hafta ki, hemde diğer uyguladıkları ödevlerle ilgili uygulamalarını dinliyoruz.

 

Eda Başkanımız:

 

Bu hafta dersim hep aklımdaydı. Düştüğümüz yerlerde oldu, ama beni mutlu eden artık düşüp kalmıyoruz düştüğümüz yerden kalkmasını biliyoruz.

 

Ebru sanatı kursuna gidiyorum. O gün eşarp yapıyoruz ve çok yoğun bir gün. Çevremdekilere baktım hemen yapayım eşarbımı kurusun, hemen ütüleyim gideyim düşüncesindeler. Onlarda burayı pisletiyorlar sonuna kadar kalıp yapmak zorundalar diye düşünürken birden dersim geldi aklıma. Hemen kendime geldim. Fark eden duyan sensin, bu iş sana farz, işini sağlamca yapacaksın dedim.

 

Bu arada kurs hocama, “ben sonuna kadar buradayım, istiyorsanız sizde gidebilirsiniz"dedim. Hoca bir rahatladı. Herkes işini bitirip gitti, her yeri temizledim. Işıkları kapatıp besmeleyle kursun kapısını kilitledim.

 

Dersimizi yapmış olmanın gururuyla oradan ayrıldım. Hamdolsun Rabbime bize bu eğitimi nasip etti de, topluluklarda kendi farkımızı görüp, farkımızı kendimize ve çevremize hissettirip insan gibi davranıyoruz.

 

Aysel Hanım Kalfa:

 

Annem hastane işleri dolayısıyla bizdeydi. Annemi abimlerle birlikte memlekete götürdük. Annemin evi temizlenecekti. Evi ilk gördüğümüzde abim, “eğer sen bu evin içinden 2 günde çıkabilirsen helal olsun” dedi. Allah’ın izniyle çıkacağız dedim.

 

Ben ilk mutfağa girdim, önce yediğimiz, içtiğimiz yer temiz olsun diye düşündük. Bir taraftan da ağabeylerimi yönlendiriyorum, onlarda kendi yapabilecekleri işleri yaptılar, sobayı söktüler, perdeleri indirdiler, yıkandı geri taktılar, duvarların tozunu aldılar, balkonu oturulacak hale getirdiler.

 

Hiçbir gördüğüm işin üzerini kapatmadım. Hâlbuki mazeretim vardı, hepsi 1,5 günde koca ev temizlenecekti.

Ama biz ustamızdan işini içe sinesi yapmayı öğrendik. Sen karar ver başla, Allah’ın sana yardımı mutlaktır.

Öyle güzel ki eğitimli olmak, hem sen içe sinesi iş yapıyorsun, kalbindeki o muazzam insan sevgisiyle çevrendekilere hem huzur veriyorsun, hem onlarında insanlığa faydalı işler yapmasını sağlıyorsun. Hiç kimse yapmasa da bu iş benimdir, ben bu işin sahibiyim zihniyetiyle yapıyorsun bu kadar güzel düşünceler, hareketler olur da iş bitmez mi?

Hem de en güzel şekilde bitti. En son babamın pantolon ve gömlekleri bile ütülendi. Ağabeylerimle ellerini öptük anne ve babamızın hayır dualarını aldık. Onlara teşekkür ettik bize hizmet etme imkânı verdikleri için, iyi ki hayattalar da rızalarını alma şansını Rabbim bize nasip etti.

Biz sayesinde artık insan gibi yaşıyoruz ve çevremizde olanları da bu insanlığa teşvik ediyoruz. Ne yapıyorsa kalpteki sevgi yapıyor. Allah’ım kalpteki sevgilerimizi çoğalt, ustam gibi bütün insanları insan oldukları için sever olalım.

 

Güler Hanım Kalfa:

 

Bu hafta bana neler emanet en çok ona dikkat ettim.

Aysel Hanım memlekete gidecekti. Kızlar kalacaklar, onları sahiplenme işi bize düşer dedim. Hemen oğluma durumu açıkladım. Ne demek anne diyerek anlayışla karşıladı ve halasına gitti. Kızlar bana geldiler ve anneleri gelene kadar bende kaldılar. Öyle sahiplendim ki onları aynı anneleri gibi hissettim, onlarda da fark ettim aynı anneleri gibi davranıyorlardı.

 

Allah’ım ne güzel kendi evladın haricinde birileri için bir şeyler yapmak, onları memnun etmek, bunlar Rabbimin emanetidir diye sahip çıkmak.

 

Arkadaşımız geldi, emanetleri hayırlıca yerlerine teslim ettik. Ertesi gün Kırıkkale işimiz çıktı. Bahçede yapılacak işler varmış. Eşim beni de götürdü. Hem Yüce Dostu hem de arkadaşlarını görürsün diye.Hemen aklıma geldi, sen Allah için sahiplenir ikram edersen, Allah’da sana yüce dostu görme fırsatı vererek ikram eder.

 

Yüreğimizde bu sevinçlerle gittik bahçemize. Bize bütün bu insanlık vasıflarını yaşatan yüce dostu ve arkadaşlarımızı gördük, hasret giderdik. Eğitimimizde daha sıkıca sarılma kararı aldık. Gönül alan, gönül veren olduk.

 

Arzu Hanım:

 

Düşüp kalktıklarımız oluyor ama artık düştüğümüz zamanda daha bilinçli ve kararlı kalkıyoruz, acısını hissederek yerimizden doğruluyoruz. Bu anneler gününde annelerimize bir şey alamadık. Önceden olsaydı kayınvalidem için oğlu almadı bende veremedim der, olayı sahiplenmezdim. Ama bu sefer elimdeki imkânlarla ne yapabilirim diye düşündüm.

 

Çeyizimi açtım kayınvalidemin sevebileceği birkaç parça bir şey çıkardım, götürüp elini öperek anneler gününü kutlayarak hediyemi verdim. Ne gerek var derken gözleri doldu, benimde gözlerim dolmuştu. Bir insanı mutlu etmek ne güzel iş Allah’ım. Bunu eşime bile söylemedim. Eskiden olsa hemen söyler takdir beklerdim. Bu sefer yapmadım neden yapmadım diye baktığımda, yaptığım hareket beni manen doyurmuştu. Kimsenin beni takdir etmesine ihtiyacım kalmamıştı.

 

Eşimden takdir, ilgi beklemeyi bırakmaya başlayınca ben dikkatimi, ilgimi Peygamberimin sünnetlerini hayatımda uygulamaya yönelince o kolay kolay takdir etmeyen eşimin takdir dolu, övgü dolu sözlerine muhatap oldum.

Demek ki ben Peygamberime koştukça daha çok ilgi çekiyorum, hem seviyorum hem de seviliyorum.

 

Ziyade Hanım:

 

Gerekliyi gerektiği yerde yapınca her şey yerli yerinde oluyor.

Evimizde su borularımız değişti ve 1 haftadır inşaat gibi her yer battı. Mutfağa bir girdim dolapların içi toz, her şey yıkanacak. Birden iş gözüme büyüdü, bacağımın da ağrıması bunu fazlalaştırdı. İki arkadaşımı çağırsam diye düşündüm ama sonra onlarında işlerinin olduğu geldi aklıma geri vazgeçtim.

Kimseden bir şey bekleme dedim. Besmeleyi çekip, kolları sıvadım ve işe başladık. Akşama kadar bütün kaplar yıkandı, yerine kondu. Bu işi eskidende yapardım, şimdide yaptım ama aradaki fark şuydu. Bu sefer hiç kızmadım. Eskiden niye kızıyordum diye düşündüm. İş yapıyorum ya, yoruluyorum ya sanki iş kiminse bunlar için kızarmışım.

 

İşte eğitimde olduğumun farkı hiç kızmadım, yapılacak işte benim, evde benim, yapacak benim, bu eğitim sayesinde kalbim genişlemiş kızmadan, küsmeden kimseye takılmadan hoş gönülle yaptım işimi. Akşama doğru kızlar geldi, hemen biri dolabı sildi, biri ütüyü yaptı ve gönül huzuru ile işlerimizi bitirdik.

 

Bu iş dolayısıyla bir haftadır sohbetlere katılamadım, sizleri çok özledim. Artık esas üzüntü kaynağımı buldum. Sizlerden ayrı olmak beni üzüyor, hasretinizi çektiriyor. Allah’ım her iki cihanda da bizleri birbirimizden ayırma ….Amin.

 

Emine Hanım:

 

3 hafta oldu sizlerle görüşmedim, sohbetlere katılmadım, kendimi hiç hoş hissetmedim. Bir an önce sizlere kavuşmak için dua ettim. Esas hasreti, özlemi bu sohbetler için, siz inanç kardeşlerim için çektiğimi fark ettim.

 

İkinci olarak da köye gidince bana sarılmalarını istemediğim birkaç insan vardı. Onları dedikodu yapıyorlar diye pek hoş karşılamıyordum. Bu sefer onlar sarılınca bende sarıldım ve kalbimdeki sevginin onları hoş karşılamama, sevmeme ve oldukları gibi kabul etmeme sebep olduğunu gördüm.

 

İçinde bulunduğum kişilik eğitimi çalışmalarıyla, peygamberimin sünnetlerini uygulama gayretleriyle bir baktım kalbim sevgiyle dolmuş. Bunu memlekete gidince fark ettim. Önceden sevmediğim herkesi önyargısız, kınamasız, sevgiyle kucakladım.

 

Neslihan Kızımız:

 

Biz, bir aya yakındır sohbet arkadaşlarımızdan uzaktaydık. Memleketimizdeyken esas gerçek akrabalarımızı fark ettik. Gördük ki bizim gerçek akrabalarımız inanç kardeşlerimizdir. Biz sizlerle doyuyoruz, sizlerin yanında kendimizi iyi hissediyoruz.

 

Cenazemiz vardı, tabii ki orada bulunmamız gerekiyordu. Ama bazen anlayamadığım, aşamadığım şeyler oldu. Bunu da ustamla müşavere neticesinde ortamı, insanları hoş görmeyi öğrenerek yaptım. Bu hoşgörü benim hizmet anlayışımı geliştirdi ve bulunduğum ortama daha çok hizmet etmeme sebep oldu.

 

Oradayken hep arkadaşlarımız aradılar, hiç yalnız bırakmadılar. Ustamın arayıp “canım nasılsın?” demesi bile beni hayatı pespembe görmeme sebep oldu. Cenaze olunca Emine geldi. Emine’nin sizlerin arasından yeni gelmiş olması oraya bir canlılık getirdi.

 

Emine her yerde sohbetleri anlatıyor… Arkadaşlarımın esas memleketimin kokusunu getirdin bizlere diye bir sarıldım, hepinizi Emine de hissettim o anda. Şurasını da fark ettim, okuyorum diye hep onun arkasına sığınmışım, hizmet etmek, iş yapmak atıl kalmış bende.

 

Hizmet etmeye, çalışkan olmaya başladım ama bir ara bunu takdir etsinler diye yaptığımı fark ettim. Şimdi ise çalışkan olmak, hizmet temek, iş yapmak benim insanlık vazifem diye yapıyorum. Beklentiyi bırakıyor bunlarla esas kendimi doyuruyorum.

 

Tekmile Kızımız:

 

Annem ustalar geleceği için sohbete gidemeyecekti. Bu hafta Eda ablam ve arkadaşlardan bazıları yoktu, acaba bendemi gitmesem diye düşündüm. Sonra dedim ki kendime sen oraya ne için, kim için gidiyorsun?

 

Kararı verdim ben sohbetlere Peygamberime ümmet olmak için gidiyorum ve hiç kimse gitmese de ben gideceğim. Çünkü bu eğitim bana lazım. Ben eğitildikçe huzur buluyorum, mutlu oluyorum, kendimi güvende hissediyorum. Bu kararla sohbete gittim, orada şunu gördüm; çok sevdiğimiz insanlar olmadan da Allah, Peygamber sohbeti yapılıyor.

 

Sohbet çıkışı eve yürüyeceğiz dedik. Bazı teyzelerimiz yürüyemezsin dese de, biz kararlıydık ve yürüyeceğiz dedik. Bu kararla çıkıp evimize yürüdük. Bizi güçlü yapan onca yolu yürüten verdiğimiz karardı, biz yaparız inancıydı.

 

Artık şunlara da aldırmıyorum. Yok, pencere açıldı hasta olursun, yok çok iş yapma yorulursun. Bunların boş olduğunu gördüm. Ben istemezsem hiçbir şey bana etki edemez. İşte bende bu yönde inancımı tekleştiriyorum.

 

O gün eve geldim evde iş çok. Hemen bende dolabı sileyim dedim. Annem çok pratikti, çok neşeliydi. Yorgun olmama rağmen annemin neşesi beni ona yardım etmeye itti. Elimden geldiğince yardım ettim. Annem de artık eğitimini evimizde hissettiriyordu. Vücudu rahatsız olmasına rağmen çok mutluydu. Onu böyle mutlu görünce bizde mutlu olduk.

 

Öznur Hanım Kalfa:

 

Öznur Hanım ödevimizi söyleyip başlarken, oradan hemen Eda başkanımız söze girdi ve bu hafta Öznur ablamın işini sağlam tuttuğuna ben şahit oldum dedi.

 

Bahçedeki büyük ocağımıza Öznur ablayla, Kudret abla bir giriştiler temizlemeye, saatlerce temizlediler. Şurası çıkmıyor. Orası da kalsın düşüncesi hiç olmadı sonuna kadar en güzel şekilde ocağımız temizlendi ve hizmete hazır hale getirildi.

 

Öznur hanım sözü alıyor:

 

Geçmiş geçmiştir, gelecek ise bir hayaldir. Ama şu anda bir hayat, bir an var önümde. Yaptığım işi yarım bırakmamışım, tamamlamayı öğrenmişim, artık bu yaptığım işin değerini görmek, benim bir günümü dolduruyor. Sağlam iş yaptıkça kendimize sağlamlığımız ve güvenimiz artıyor.

 

Baktım kızım birkaç parça bulaşık bırakmış sabaha. “Kızım” dedim “biliyor musun? Melekler bulaşık olan eve hiç uğramıyorlarmış.” Ertesi sabah kızım bana “anne bugün melekleri evimizden göndermedim, mutfağımız tertemizdi” dedi.

 

Özetle bu hafta öğrendiğimiz, her ne yapıyorsak o bizim için önemlidir. Hazda, huzurda, mutlulukta o ufak gibi görünen ama değerini bilince bütün günü dolduran yaşayış ilkelerindedir. Yarım iş bırakmanın acısı bizi rahatsız ettiğinden , şimdi tam iş yaparak içe sinesi yaşamanın huzurunu tadıyoruz. Yarım bıraktığımız hangi işte içe sinesi insan olmanın zevkini yaşayacağız?

 

“Değerlendiren, değerini gören değerlenir Vesselam…”

 

Gül Hanım Kalfa:

 

Kulluğumu, sahipliğimi sağlam yapmaya gidiyorum. Bizim bizden istediklerimiz var. Hadi hiç kimse olmasa da sadece ben olsam eğitim bitecek mi?

 

Peki, benim benden olan isteklerim ne olacak. Bugüne kadar aldıklarımız, öğrendiklerimiz var. Artık bunların görünür hale gelmesi gerekir. Ağzıma, gözüme, kulağıma, şeklime, zihnime sahip olmayı öğreniyorum. Bu farkı hem ben fark ediyorum. Hem de fark ettiriyorum. Anlayışlı olmak, sabırlı olmak, şükürlü olmak artık bizlere farz.

Yarın iki metre çukurda Allah(c.c.) ne yaptın kulum dediğinde alnımız açık, başımız dik. Allah’ım bana verdiğin emanetlere sahip çıktım. Kendime çocuklarıma, benimle ilgisi olan insanlara sahip çıktım diyebilmeliyim. İşte bunu demek için bu eğitimdeyiz, sahipliğimizi geliştirmeye geliyoruz.

 

Allahıma dua ettim. Şu anda eksiklerim var, memnun değilim hayatımdan, memnun olana kadar, sana yakışır bir kul olana kadar alma canımı. Karşına çıktığımda boynum dik, alnım açık olmak istiyorum diye dua ettim. Âmin.

 

Ebru Hanım:

 

Bu hafta işlerim, özelliklede ütüm çoktu. Önce kendi ütümüzü yaptım, dermanım kalmamıştı ama kayınvalidemlerin ütüsü vardı. O yüzden ütü masasını kaldırmadım. Biraz dinlenince onların ütüsünü de yapıp güzelce yerleştirdim. Başladığım işi sonuna kadar hem de hiç oflamadan, püflemeden yaparak sonuçlandırmanın zevkini yaşadım.

 

Döne Hanım:

 

Hep olumluyu, iyiyi, güzeli yaşamaya çalıştık. Hem kendimize hem çevremize her şeyin güzel tarafını göstermeye çalıştık. Memlekete gittik. Kayınvalidem dertleniyor, ben her şeyi unutuyorum diye.

 

Neyi unutuyorsun anne dedim, “koyduğum paranın yerini, bazen eşyaların yerini unutuyorum” dedi. Anneciğim dedim, sen senin için değerli olmayanları unutuyorsun. Abdestsiz yere basmıyorsun, namazını unutmuyorsun, ihtiyacını gidermeyi, yemek yemeyi unutmuyorsun deyince gözleri ışıldadı.

 

“Evet, ben onları hiç unutmuyorum. Demek ki ben saflaşmamışım, hatta gittikçe daha da akıllanıyorum. Esas değerli olanları unutmuyorum, daha az değerli olanları unutuyorum” diye kendine güven geldi, kendine olan saygısı ve sevgisi arttı. Diğer taraftan cenazemiz vardı, kaynım vefat etti ve yengem üzülüyor.

 

Yengeme dedim hiç üzülme sen ona çok iyi baktın, yıllarca sizin için koşturdu, sen 4 senedir onun için koşturuyorsun, ona karşı elinden geleni yaptın. Eşinin ailesine bir günde siz bakın demedin. Sen çok güzel bir eş oldun dedim. Artık onun için Kuran okuyalım, dua edelim diyerek yengemi ferahlattım.

 

Öbür tarafta çocuklarının yanına gittim. Babalarının güzelliklerinden, hayattayken evlatlarından isteklerinden bahsettim. Çocuklar ağlamayı bıraktı beni dinlemeye koyuldular. Sonrada o zaman bizde babamızın isteklerini gerçekleştirelim de o mezarında rahat etsin dediler.

 

Artık çevremizden etkilenmiyoruz, biz çevremizi idare ediyoruz. Çevremizi iyiye, güzele, doğruya yönlendiriyoruz. Teşekkürler Allah’ım, teşekkürler arkadaşlar iyi ki varsınız.. Bir olumsuz konuşmanın arkası olumsuz oluyor. Bir olumlu konuşmanın arkası olumlu oluyor, iyiye güzele gidiyor.

 

 

Haftaya dersimiz; Bütçe yapmamak, kumbara ve fon tutmamak, borçlanmak, israf, gelişi güzel harcamalarda bulunmak, eline sahip olmamak yasaktır.

 

Dersimizi uygulayıp haftaya buluşmak ümidiyle Allahaısmarladık

 

Selam selam vesselam…

ORTAK EĞİTİM PLANI

GÜVENİLİR ÇOCUK

KÜTÜPHANE

  • Tanıdığım Yönleriyle A.K.D
    Tanıdığım Yönleriyle A.K.D
  • Gerçek ve Diri İnsan Kime Diyoruz?
    Gerçek ve Diri İnsan Kime Diyoruz?
  • Ciddiyet
    Ciddiyet
  • Gerçek Maneviyat ve İnanç Temelleri
    Gerçek Maneviyat ve İnanç Temelleri
  • Güçlenme Yolu
    Güçlenme Yolu
  • Güçlü Olmak İçin Seçilecek Yol
    Güçlü Olmak İçin Seçilecek Yol
  • İnanç ve Takdir
    İnanç ve Takdir
  • Ne Arıyoruz?
    Ne Arıyoruz?
  • Niçin Özden?
    Niçin Özden?
  • İnsana İnsanı Tanıtıyoruz
    İnsana İnsanı Tanıtıyoruz
  • Sevgi
    Sevgi
  • Güven
    Güven
  • Hedef Gerçek İnsan
    Hedef Gerçek İnsan
  • İşte Halimiz
    İşte Halimiz