“Türk'ün vazifesi, dünyada öncü ve örnekliktir.. ”

TARİHTEN ŞANLI BİR SAYFA …ÇANAKKALE


                               

      Yer yüzündeki her milletin, mutlaka geçmişinde övüneceği günler, gençlerine örnek göstereceği kahramanlar vardır. Özellikle mevzu bahis, hem yaşadığı cografya hem de geçmişte içinden geçtiği hareketli günler nedeniyle Türk Milleti olunca, yeni nesillere örnek olarak gösterebileceği bir kaç kahraman ve önemli günden ziyade, bunlar gibi yüzlercesini şanlı tarihinin içinde barındırmaktadır.

 

         İşte bunların en önemlilerinden biri 18 Mart 1915 tarihinde başlangıcı yapılan Çanakkale Savaşıdır. İlginç bir şekilde denilebilir ki; bu savaş öyle bir kaç kahramanı değil, Türk Vatanı uğruna savaşan yüzbinlerce kahraman Türk Mehmetçiğinin cesaretini ve şecaatini tarihin tozlu sayfalarına büyük bir şerefle yazdırmıştır.

 

 Nasıl yazılmasın ki; bir tarafta içinden geçtiği 19. ve 20 yüzyıldaki binbir badireli günlerin etkisiyle her türlü maddi olanaktan ve imkandan yoksun Türk Ordusu, diğer tarafta ise; yaklaşık yüz elli yıllık bir zaman diliminde neredeyse dünyanın tamamını sömürgesi haline getirmiş ve buradan aldığı maddi güçle ordularını son teknoloji ile donatmış azgın emperyalist Avrupa orduları bulunmaktaydı.

 

Ama Vatanı uğruna ölmeyi dünyanın en büyük şerefi addeden Türk Mehmetçiğinin oluşturduğu ordu, öyle imkansızlıklar dinleyecek bir ordu değildi. Değilmiydi ki o herşeyden çok değer verdiği pak Vatanı işgal edilmeye gelinmişti; o zaman pek tabi ki kanının son damlasına kadar yiğitçe çarpışacaktı.

 

 Çünkü Mehmetçik çok iyi biliyordu ki, Vatan demek, öyle sıradan bir toprak parçası değil, vatan demek, anasının, nikahlısının, kız kardeşinin namusu, dininin ebediyen yaşayacağı mukaddes bir kara parçasıydı.

 

         Bu noktada bu hususu ispatlamak için hepimizin çok değer verdiği bir insanın şahitliğine başvurabiliriz. Bu insan pek tabiiki Mustafa Kemal Atatürktür. Zaten daha sonraki aşamada yine bu şanlı milletin ölüm-kalım savaşı olacak olan Kurtuluş Savaşında bütün Türk Milletini bir araya toplayacak olan tarihte eşi görülmemiş bu liderin yıldızı Çanakkale Savaşında parlayacak, tabiri caizse, bu Millet Kemal Paşasını bu savaş ile birlikte tanımaya başlayacaktır.

 

Daha doğru bir ifadeyle, Çanakkale Savaşı, hem yenilemez denen orduların yenilebileceğini Mehmetçiğe göstermiş, hem de Kurtuluş Savaşına liderlik edecek beyin kadrosunun bir araya gelip, bir Milleti esaretten kurtaracak bütünlüğü oluşturmalarına vesile olmuştur.

 

 Mustafa Kemal’in bu şanlı ordunun kahramanlığı konusunda ki şahitliğine gelecek olursak: Diyordu ki: “ Allahım bu nasıl bir asker, bu nasıl bir millettir. Karşıdan düşman askeri var gücüyle saldırıyor. Sayı olarak onlardan çok azız. Yani ölüm ufukta görünüyor.

 

Amacımız sadece, geleceğini ümit ettiğimiz destek ordularımız gelene kadar düşman askerinin vatan toprağında ilerlemesini yavaşlatmak. Bu doğrultuda, beş saniye sonra öleceğini bilen Mehmetçik, dualarla, tekbirlerle, sanki bir gül bahçasine girer gibi büyük bir metanet ve vakurla ölüme doğru koşuyor. Ardından diğerleri, diğerleri...”

 

         Dostlar, belki de sadece bu örnek bile kafaların bu muazzam ve çetin savaşı idrak etmesi noktasında ziyadesiyle kafi gelebilir. Dünyada hiçbir akıl anlayabilirmi bu akılalmaz sahnenin muazzamlığını.

 

Bir insan beş saniye sonra öleceğini biliyor ve sırf düşmanı biraz olsun yavaşlatmak uğruna ölüme koşar adımlarla gidiyor. Bu nasıl bir iman, bu nasıl bir cesaret örneği. Düşman askerinin bir kaç adım daha ilerlememesi için vatan toprağında, gövdesini hiç düşünmeden feda ediyor.

 

         Bu doğrultuda yine büyük komutan Mustafa Kemalden kısa ama anlamı itibariyle derin bir örnek daha verebiliriz. Bir ara Türk Askerinin bocalayıp geri çekildiğini gören Mustafa Kemal Mehmetçiğe soruyor. “Ne yapıyorsunuz asker” diye. Mehmetçik kurşunlarının bittiğini söylüyor. Bunun üzerine Mustafa Kemal, “ Eğer Analarınızın, bacılarınızın başına Balkan Savaşlarında gelenlerin tekrar gelmesini istiyorsanız, durmayın geri çekilmeye devam edin. Yok diyorsanız ki vatan namus demektir, süngünüzde mi yok asker!” ve bunun akabinde bu büyük komutan, tarihe geçecek sözünü burada yani Arıburnu savunmasında dile getiriyor.

 


“ BEN SİZE SAVAŞMAYI DEĞİL; BEN SİZE ÖLMEYİ EMREDİYORUM.” Bu kesin karar abidesi sözler üzerine Mehmetçik kendine geliyor ve aklın almayacağı kahramanlıklar gösterek Arıburnunda düşmanı geri püskürterek, savaşın en stratejik önemi haiz galibiyetlerinden birisini alıyor.

 

 Daha sonraları Kurtuluş Savaşında çok daha net bir şekilde görebileceğimiz üzere, bu örnekte, Mustafa Kemal’in Türk Askerinin ve Milletinin bağımsızlığına canından çok değer verdiğine olan kesin imanına şahit olmaktayız.

 

         Hepimizin çok iyi bildiği gibi bu savaşta daha nice kahramanlıklar vuku bulmuş. Koca Seyit Onbaşı kilosunun dört misli ağırlığındaki gülleleri, en zor ve gerekli anlarda akla ziyan bir şekilde, bir mendili kaldırır gibi kaldırmış ve düşmanın en önemli gemilerini batırmıştır.

 

 Bu noktada çok önemli bir hususun altını çizmek istiyorum. Bu büyük savaşta Meleklerin de akın akın bu şanlı millete yardım ettiği söylenir. Evet bütün anlatılanlardan bu hususun kati olarak doğru olduğu anlaşılıyor. Evet, Allahın bu gözle görünmez güçleri Türk Milletine yardım etmiştir ama niçin.

 

Burada Örgünöz Fikir Sisteminin kurucusu Türk Mütefekkiri sayın Abdulkadir Duru beyin şu önemli vecizesi mutlak anlamda hatırlanmalıdır. “ KESİN İMANA SONSUZLUĞUN YARDIMI MUTLAKTIR.” Yoksa bu Millet vatanını savunmak için ölüme koşarak gitmeseydi, analar yavrularını cepheye kınalayarak yani kurban niyetiyle göndermeseydi, Alllah bu millete yardım eder miydi acaba? Bu soru üzerinde düşünülmeye değer bir soru olarak karşımızda durmakta.

 

 

         Velhasılı kelam daha buradaki satırlarımıza sığmayacak kadar inanılmaz olaylar ve kahramanlıklar vuku bulmuş ve kahraman Türk Ordusu o güne kadar yenilmez denen Fransız ve İngiliz ordularını perişan etmiştir.

 

Fakat bu galibiyet hiç de öyle kolay olmamış, karşılığında yaklaşık 250 bin askerimiz şehadet şerbetini kana kana içmiştir. Lakin bu ağır mağlubiyetle düşman ordularının İstanbulu alma planları kursaklarına tıkanmış, ayrıca yardım götürmeyi planladıkları Rus İmparatorluğunda, bu yardımın gerçekleşmemesi üzerine devrim patlak vermiş ve Ekim 1917’de Sosyalist devrim gerçekleşerek S.S.C.B kurulmuştur.

 

Yani bir anlamda bu kahraman Ordu sadece kendi tarihini çizmekle kalmamış dünya tarihinin sonraki oluşumundaki baş aktörlerden birisi olmuştur.

 

         Sonuç olarak; bu büyük savaş öyle birkaç kelime hatırlanmakla kalınmamalı, üzerine tiyatrolar yapılmalı, filmler çekilmeli ve her şeyden önemlisi gençlerimiz bu savaşın cereyan ettiği Çanakkale topraklarına götürülerek karış karış gezdirilmeli ve şu an için özgürce ve rahatça yaşadığımız Vatan topraklarının öyle kolay kazanılmadığı, uğruna yüzbinlerce canın feda olduğu, üzerine basıla basıla anlatılmalıdır.

 

 Ancak o zaman ki; gençliğimiz içinde bulunduğu imkanların değerini daha iyi bilecek ve kendisinden beklenen bilimde, sanatta ve sporda, artık her ne alanda yetenekliyse, yeteneklerini, parçası olduğu bu şanlı Milletin daha da yücelmesi ve refah içinde yaşaması noktasında kullanacaktır.

 

 


                            Serkan Demirbaş

 

                      İngiltere/ Doktora  Öğr.                                                                                                                          


      

ORTAK EĞİTİM PLANI

GÜVENİLİR ÇOCUK

KÜTÜPHANE

  • Tanıdığım Yönleriyle A.K.D
    Tanıdığım Yönleriyle A.K.D