“İnsan hayatı güven üstüne
kurulmuş bir saraydır. ”

Bu Hafta Hatun Başkandayız

                       

Yine Ankara’ nın çeşitli yerlerinden gelerek aynı mekânda buluştuk. Bütün arkadaşlarımızda aynı heyecan, aynı zevk, neşe, sevinç, sıkı sıkı sarıldık birbirlerimize. Aynı davanın insanları olarak sanki Allaha diyorduk ki; bizi dünya ve ahiret te ayırma, hep seni meşk edelim. Peygamberimizin ahlakını yaşayalım.

 

Bu hafta herkes kendine seçtiği bir eğitim ilkesini uygulayacak ve tespitlerini bizimle paylaşacak. Konuşmak isteyenlerden alıyoruz.

 

Güler Hanım Kalfa:

 

Güler hanım bu hafta canlı, atik, pratik, gözleri ışıl ışıl ailecek eğitimi uygulamanın gururunu yaşıyor ve anlatıyor. Ailecek sabırlı hoşgörülü yumuşaklık ve mütevazı olma kararı aldık. Yumuşaklık ve mütevazılık benim zırhımdır. Olduya başım diklenecek olursa, aman diyorum bak çıplak kalırsın, sakın zırhını sırtından çıkarma.

Oğlunun işyerinde yaşanan bir olayı anlattı. Gururlanarak oğlu iş için bir yere gittiğinde yanındaki büyüğe saygısızlık etmişler, gencimiz de dayanamamış saygısızlığı yapanın üstüne yürümüş. “Anne” diyormuş “ben kendi nefsime olsa biliyorum dersimiz sabırlı, hoşgörülü, olmaktı. Ama bir büyüğüme yapılınca dayanamadım.” Güler hanım ve ailesi zırhlarını takmış gidiyorlar.

 

Aysel Hanım Kalfa:

 


Bütün eğitim ilkelerini günlük hayatımızda uygulama gayretindeyiz. Ama özellikle dün açık ve net birini uygulama fırsatı verdi rabbim. Oda,  “ayıpları örtücü ol” ilkesiydi. Dışarıda işlerim vardı. İşim bitince eve döndüm, kızlarım evdeydi.

 

Kapıdan girer girmez mutfak karşıda, bulaşıklar lavaboyu doldurmuş ve ocak berbat. Bunları ben çıkmadan çok güzel temizlemiştim. Hemen dersim geldi aklıma ayıpları örtücü ol. Biraz kızlarımla oturdum hal hatır sordum onlarla muhabbet ettim.

 

Sonra kolları sıvadım. Kalktım mutfağa geçtim. Bir taraftan işimi yaparken, bir taraftan da ilk önce bana gördüğümü yapma gücünü sağlığımı, sıhhatimi veren rabbime şükür ettim. Arkasından bana gönül huzuru yaşatan, ayıpları örtücü olmayı uygulatan eğitimime ve eğitimcimize sonsuz şükürler, teşekkürler ettim. Bir taraftan da şu olgunluğa eriştiğimi de fark ettim, eskidende kalkıp gördüğümü yapıyordum.

 

Eğitim benim diyordum ama bana göre kusur işleyenlerin kusurunu kesinlikle onlara duyurmaya çalışıyor, o anda söylemesem de sonra  mutlaka böyle yapmalıyız, şöyle olmalı diye söylüyordum. Bu sefer bunu da yapma ihtiyacını hiç hissetmedim.

 

Eğitim benim eğitimim, ben ayıpları örtücü olacağım benim insan olarak görevim bu. Karşımdakilerde kendi eğitimine bakar. Hem dışarıda herkesin ayıbını örtmede hassasımda, bunu neden en yakınlarıma yapmayayım dedim.


Bizler artık peygamberimize hayranlıkta kalmıyoruz, hani deniyor ya “ayıpları örtmede gece gibi olun.” İşte biz de eğitimcimiz önderliğin de o sultanın ahlakını bizzat yaşıyoruz. Elhamdülillah.

 


Sevinç Hanım:


Komşularımla ilgileniyorum, akrabalarımla ilgileniyorum. Bana bu huzuru neşeyi nerden alıyorsun diye soruyorlar, hemen eğitim ilkelerimizi söylüyorum. Arkasından da size kolaymış gibi gelebilir. Ama onları uygulamak insanın nefsiyle cihadıdır.

 

Hani Peygamberimiz koskoca Bedir savaşından dönerken diyor ya, “küçük cihaddan büyük cihada gidiyoruz. O da nefsle mücadeledir.” İşte biz diyorum günlük hayatımızda bu cihadı yapıyoruz. Hiç bitmeyen neşemde oradan geliyor. 

 


Derya  Hanım:


Ben 11. maddemizi kendime seçtim; “anımızı yaşamak”. Bu seçimimle birlikte eşim “anını yaşa kendini yaşa” diye bir yazı getirdi. Buzdolabının üstüne yapıştırdık. Sordu eşim, “anımızı nasıl yaşayacağız?” diye. O sırada yemeği hazırladım, yemek yiyeceğiz. İçimden bir ses “1 bardak su götür” dedi. Bir diğeri “ne yapacaksın sofrada su mu içiyorsun sanki” dediyse de  ben ilk gelene uydum.

 

Yemeğe başladık çok koyu sohbetteyiz, o sırada eşimin boğazına bir şey kaçtı öksürüyor. Bir taraftan da aldı suyu içti, sonra başladı takdire böyle hanım sevilmez mi, takdir edilmez mi diye. Ben suyu getirdiğim anı hatırladım. Bu arada benim de boğazıma yemek kaçtı. Bende tıkanınca alıp kalan suyu içtim ve bir taraftan da düşündüm, demek ki anını yaşamak bu olsa gerek.

 

 Allah sana gerekeni duyuruyor. Anını yaşarken fark ediyorsun ve Allah’ın dediğini yapıyorsun. O anda  ihtiyaç olacakmış Rabbim  duyurdu. Demek ki hayatın her alanında dikkatimizi kendimize verirsek anımızı yaşar, gerekliyi görürüz.

 

Nuran Hanım:


Benim ilkem “sözleri kendine konuş kendine dinle” ilkesiydi. Bu hafta hep şuna dikkat ettim. Ağzından çıkanların ne kadar tatbikçisisin? Ne kadar yapıyorsum diye düşünüyorsun ve hemen sende hayatına geçirmeye başlıyorsun. İşte o zaman kendimi karlı, hissediyorum.

 

 Oldu ya bir arkadaşım hakkında olumsuz bir şey duydum, hemen ilk şunu düşünüyorum, “burası iyi insanların yeri değil, iyi olmak derdin de olan insanların yeri. Peki, iyileşmeye çalışırken hatalar, eksikler olabilir. Benim görevim hemen hatayı bertaraf etmek, varsa o olumsuz yaşanan olaydan dersimi almak.

 

Yoksa üstünü kapatırım, eğitim ilkelerimi yaşamanın huzurunu mutluluğunu yaşarım. Gittikçe de hatalarımızı en aza indirmeye çalışıyoruz. Bugüne kadar alışkanlıklarımız, huylarımız bizi yöneltti. Bundan sonra da, özümüz bizi yöneltecek ve peygamberi ahlakın yaşayıcısı olacağız.

 

Neslihan Hanım:


Benim ilkem “hiç kimseden hiçbir şey bekleme”. Ben bunu ihtiyaç hissettiğim için değil, bir uygulayayım diye başladım. Ama gördüm ki bu benim çok büyük bir ihtiyacımmış. Ben çevremdeki bütün insanların Peygamber çizgisinde yaşamasını bekliyormuşum.

 

Otobüse biniyoruz saygılı olsun diye beklediğimi gördüm. Bunu fark etmemle birlikte dedim ki kendime “kimseden öyle çok güzel hareketler bekleme. Bunu sen yap”. Olduya kızdım birine hemen dönüp kendime çıkışıyorum, “sana ne oluyor, onu Allah yarattı. Sen kim oluyorsun ki beğenmiyorsun”.

 

 Bu anlayışımla birlikte insanlara kızmayı bıraktığımı fark ettim. Hani gidip boyunlarına da sarılmıyorum ama çok şükür kızmıyorum da. Dolaylısıyla bir baktım kızmayınca anlayış, hoşgörüde beklemiyorum.
Hastanenin lavabosunda abdest alıyorum.

 

 O sırada biri daha geldi. Ama bakışları hoşuma gitmedi. Bende karar almıştım, “bulunduğum yerden iyi günler demeden çıkmayacağım” diye. Ben düşünürken sert bakışlı dediğim bayan “iyi günler” deyip çıkmaz mı? Eyvah dedim o benden önce davrandı. Demek ki beklemeden, ön yargısız  biz yaparsak huzurunu da biz yaşıyoruz.

 

Küçük Eda Kızımız:


Aile sohbetimizde beğinimsizlik yapmayacağız, hoşgörülü olacağız, diye karar almıştık. Ben de bunu okula gidince daha önce çok kızdığım bir hocamın üstünde uyguladım. Derste hocamla ilgilendim, hal hatırını sordum. Dersle ilgili sorular sordum, sonra uygulama dersinde 3 kez söküp diktim.

 

3 kez  ve hiç öf demeden kızmadan. Arkadaşlar şaşırıyorlar, “hayırdır Eda sana ne oldu?” diye. Sonra bir baktım ben hocama bakış açımı değiştirince hocanın yumuşaklığı sevecenliğini fark ettim. O zaman kendi kendime dedim ki, “sen bu hoşgörü ve beğenim gözlüklerini gözünden hiç çıkarma”.

 

Elif  Hanım:


Bende bu hafta “sen yaparsan olur, sen yapmadan hiçbir şey olmaz” eğitim ilkesini seçtim. Ve hiç vakit kaybetmeden uygulamaya başladım. Ev de hizmet ettiğim insanlar var. Eskiden düşünebiliyordum,  gücü yeter bunu da yapabilir diye. Bu düşünce beni sıkıntıya sokuyordu. Şimdi ise eğer onun gücü yetse zaten yapar. Benim görevim onlara hizmet etmek diyorum.

 


Akşam eşim geliyor. Beklentiler hiç biter mi. Oda bana yardım edebilir, işin ucundan oda tutabilir diye düşünüyordum. Bunun beni sıkıntıya soktuğunu fark ettim. Hemen “sen yapacaksın beklemeyeceksin” diyorum. Zira mide benim hizmet midemse, ben kendimi doyuruyorum.

 

Gece 12’ye kadar hareket halindeyim. O zamana kadar kimin neye ihtiyacı varsa koşturuyor, sonrada vicdanı rahat olarak uyuyorum. Yaptıklarımdan ki, bunları ben yapacağım. Lezzet alarak, yüksünmeden, tek bir rıza doğrultusunda zevk almak istiyorum.

 


Gülay Hanım:


Benim eğitimim sabah saat 6da başlıyor. Belki yarım saat kızımı uyandırmak için başında duruyorum. Kızımı yataktan nasıl kaldırırsam o hal ile gidiyor akşama kadar. Onu yataktan sinirli bir şekilde aldığımda oldu, ama ondan sonra o kadar vicdanım sızladı ki onun gönlünü almak için bin bir takla attım.

 

Onun için gönlünü ala ala kaldırıyorum. 1 gün boyunca oda huzurlu bende. Birine bir şey söyleyecek olsam aklıma geliyor hemen. Sözleri kendine konuş kendine dinle senin kimseyi eğitme yetkin yok.

 

Bunun gibi bizi yeri geldiğinde susturan yeri geldiğinde konuşturan nerde ne yapmamızı öğreten bir eğitimimiz var. Yani günün her dakikasında, her ilkeyle karşılaşmak ve uygulamak mümkün.

 


Haftaya buluşmak dileğiyle….

ORTAK EĞİTİM PLANI

GÜVENİLİR ÇOCUK

KÜTÜPHANE

  • Tanıdığım Yönleriyle A.K.D
    Tanıdığım Yönleriyle A.K.D
  • Gerçek ve Diri İnsan Kime Diyoruz?
    Gerçek ve Diri İnsan Kime Diyoruz?
  • Ciddiyet
    Ciddiyet
  • Gerçek Maneviyat ve İnanç Temelleri
    Gerçek Maneviyat ve İnanç Temelleri
  • Güçlenme Yolu
    Güçlenme Yolu
  • Güçlü Olmak İçin Seçilecek Yol
    Güçlü Olmak İçin Seçilecek Yol
  • İnanç ve Takdir
    İnanç ve Takdir
  • Ne Arıyoruz?
    Ne Arıyoruz?
  • Niçin Özden?
    Niçin Özden?
  • İnsana İnsanı Tanıtıyoruz
    İnsana İnsanı Tanıtıyoruz
  • Sevgi
    Sevgi
  • Güven
    Güven
  • Hedef Gerçek İnsan
    Hedef Gerçek İnsan
  • İşte Halimiz
    İşte Halimiz