Mazhar Müfit Kansu anlatıyor:
“Ekmekçiye bile verecek paramız kalmamıştı. Mustafa Kemal Paşa ile bu ciheti görüşürken bulduğum çareleri eskisi gibi kabul etmedi. Ve yarı geceye kadar hep düşündük ise de para tedariki hususunda bir karara varamadık.
Gece düşünmekten uyuyamamış olduğumdan, yatağımda istirahat halinde iken kapı vuruldu. İçeriye giren zat Müftü Efendi’nin geldiğini söyledi. Eyvah, şimdi Müftü Efendi’ye kahve ısmarlamak lazım, kahve var ama şeker yok…
“Paşa’ya haber veriniz.” dedim. “Paşa size gönderdi” dediler. Müftü odama girdi ve “Sizin biraz sıkıntıda olduğunuzu öğrendik, az da olsa yardımda bulunmayı vazife bildik.” dedi. Paramız var dedim.(Halbuki kasa mevcudu 48 kuruştan ibaretti.) Müftü Efendi sözümü dinlemedi bile. Geldi, cübbesinin altından bir torba çıkardı. İçindeki kağıt paraları saydı ve tam bin lira vardı. Ben de Müftü Efendi’ye ”teşekkür ederiz ama evvela Mustafa Kemal Paşa ile görüşseniz” dedim.
“Görüştüm, kasa Mazhar Müfit beydedir, ona verseniz” dedi.
Muhterem Müftü çıktı, gitti. Ben de paranın miktarını derhal Mustafa Kemal Paşa’ya haber vermek üzere odamdan çıktım.
Paşa’yı odasının kapısı önünde haberi bekler vaziyette gördüm. Miktarı söyledim. Mustafa Kemal Paşa ise “Gördün mü, akşam ne kadar sıkılmıştık. Bu hatıra gelir miydi? Allah bize yardım ediyor, dedi. Ben de Paşa’ya “Kul sıkışmayınca Hızır yetişmez” dedim. (Adnan Nur Baykal’ın Mustafa Kemal Atatürk’ün Liderlik Sırları isimli eserinden alınmıştır.)