“Haysiyetperver insan küre-i arzdan
değerlidir. ”

Fedakarlık

 

Kümemiz’ in bu haftaki konusu fedakârlık üzerine idi.


Fedakârlık deyince de aklımıza ilk önce ustamız geliyor, biz de bu hafta ustamızı meşk edelim istedik.

 

Yaklaşık 15 yıllık eğitim sürecinde eğitimcimin kendisi için bir şey istediğine şahit olmadım.

 

İstediği tek şey kendimiz için yararlı işler yapmamızdır. Şahsına ait isteği olmayan bu yüce dost bizim inanılır, güvenilir insan olmamızı istiyor. Tüm zamanını, emek ve masraflarını insanların hizmetine sunuyor.

 

Ustamızı daha iyi anlamak için kendimize bir dönüp bakalım istedik. Nelere seviniyor, nelere üzülüyoruz? Samimice bu sevinç ve üzüntülerimizin kaynağına indiğimizde kutsal değerler ve Ahlaki-Muhammediye olmadığını gördük.

 

İşte eğitimcimiz ile aramızdaki fark bu dedik. O kutsal değerler ve Ahlaki-Muhammediye haricinde hiçbir şey ile meşgul olmuyor.

 

Biz kendimize inanmıyoruz ama o yüce dost bize inanıyor, güveniyor ve seviyor. Onun bize verdiği değerin yarısını biz kendimize versek ne kadar mutlu oluruz değil mi?

 


Biz kendimize değer verip kendimizi sevmeyince de başkalarının el üstünde tutması veya sevmesi bizi tatmin etmiyor.

 

Yüce Dostun sayesinde bunları azda olsa anlama gayretine girdik.

 

Kendimizi seveceğiz, beğeneceğiz. Şahsına bir şey istemiyor. O halde kendimizi sevelim ve sevdirelim.

 

Ne mutlu bize; bizi bizim için seven, bize bizim için üzülen bir dostumuz var. Bunun farkında olmalıyız.

 

Demek ki insanlığımızı gerçekleştirmek için, insanlığını gerçekleştirmiş ustamızla sıkı bir ahbaplık kuracağız.

 

Fikrimizin büyüklüğüne bakar mısınız?

 

Her halinle gelirsin
Ya söyler, ya dinlersin
Kim olduğun sorulmaz
İnsan bizce Azizsin.

 

İşte Yüce Dost bu ilkeler doğrultusunda yaşıyor ve insanlara faydalı olabilmek için elindeki tüm imkânları seferber ediyor.

 

Elindeki maddi imkânlarını da arkadaşlarına feda ediyor. Benim tespitime göre kendisi daha eski eşyalarla ihtiyaçlarını giderirken bizlere yenilerini layık görüyor.

 

İsraf olmasın diye kendisi çok dikkatli davranıp ihtiyaçlarını giderirken bizlere oldukça cömert davranıyor. Misafirleri için, dava arkadaşları için her şeyini seferber ediyor.

 

Her şeyi davası ve dava arkadaşları için, arkadaşlarının birisinin başına bir iş gelse kendi işinden daha fazla onun işine önem veriyor.

 

İlgilendiği dernek, bahçe hep dava arkadaşlarının huzur ve mutluluğu için. Onların eğitimi için.

 

İnanıyorum ki bizlerin rahat etmesi için hizmet edecek garson da çalıştırırdı. Ancak bizler rahat edebilir miydik bilemiyorum.

 

Bugünden itibaren tekrar kendimize dönüp elimizden gelenlere, kabiliyetlerimize, yapabileceğimiz hizmetlere bakarak bu davaya dolayısıyla kendimize katkıda bulunabiliriz.

 

Kimse  bizden bir şey yapmamızı istemiyor, ancak yaptığımız her şeyde tekrar bize dönüyor. Bizi geliştiriyor. Hizmet edenin, koşturanın, verenin gözetenin merhamet edenin geliştiği gözleniyor.

 

Kendi gelişmemiz için hizmetin şart olduğunu görüyoruz. Gelişen insanların hep hizmet ettiklerini görüyoruz. Bu tarihte de böyle olmuş.

 

Gelişme; hizmet ve fedakârlık yapmadan olmadığı için burada da bunun pratik gerekleri öğretiliyor.

 

ALLAH (c.c); Anlayışı açık, kafası çalışan, baktığını gören, işittiğini duyan insanlardan eylesin. Âmin.

 


      
        Raportör:           Hasan YİĞİT

 

   

 

ORTAK EĞİTİM PLANI

GÜVENİLİR ÇOCUK

KÜTÜPHANE

  • Tanıdığım Yönleriyle A.K.D
    Tanıdığım Yönleriyle A.K.D