“İnsan hayatı güven üstüne
kurulmuş bir saraydır. ”

Geleceğimiz Bizimle

 

Geleceğimiz Bizimle

 

Saat 01.00 civarıydı, beklenen an yavaş yavaş yaklaşıyor gözlerini dünyaya açmak için can atan minik gonca sabırsızlanıyordu. Sevdikleri uzunca yollardan yanlarında olup destek verebilmek için gelmişlerdi. Sabah ezanının başlayıp bitmesi arasında gözlerini yumuk yumuk açmaya çalışarak gelivermişti. Neler hissediyordu acaba, insan olarak dünyaya teşrif etmenin değeri nasıl bir duyguydu?

 

Dış tesirlerden uzak, özünden geldiği gibi gövdesel arzularını yönlendiren ve de ihtiyaçlarını karşılayan bir halin içindeydi. Korkusuz, tereddütsüz ne geçmiş ne de gelecek kaygısı olmadan derinliklerinden aldığı güçle nefes alıp verdiği rahatlıkla fark edilebiliyordu. Bu halin sonucu olacak ki gülümsediğinde dünyalar kadar mutlu, istekleri olduğunda da yerine getirilmesi için sonuna kadar azimli bir çabanın içerisindeydi.

 

Ve yaşam başlamıştı, etrafındaki tüm insanlar onun rahatlığı için per perişan olmakta, üzerine titremekteydi. Kimisi alacağı gıdalarda hassasiyet gösteriyor, kimisi üzerine giyeceği kıyafetleri onun rahat etmesi için titizlikle seçiyordu. Kelimelerle ağzından dökülemiyordu belki ama Onun her şeyi ihtiyacı kadar talep ettiği, Allah (cc) yaratıcılığıyla yaşamını sürdürdüğü her halinden belliydi. Çevresinde Onun iyiliğini, rahatlığını düşünen tüm yakınlarının inanç ve davranışlarının kendisine fayda sağlayacak belli bir kısmını alıp, belli bir kısmını almadığı, dünyaya gelirken beraberinde getirdiği özyapı değerlerinin yansıması olarak anlaşılabiliyordu.

 

Onun bizimle doğru iletişim kurduğu belliydi ama acaba biz onunla faydalı bir iletişim kurabiliyor muyduk? Birbirimizi takip etmeye başladık, olaylar karşısında vermiş olduğu tepkiler aslında her şeyi özetliyordu. Çevresinde, yuvasında olumlu konuşmalar geçtiğinde, sadece konuşmalar da değil daha etkili olan yüreklerde olumlu duygu ve düşünceler var olduğunda huzuruna diyecek yoktu. Kulağından Peygamber Efendimizi (sav) hatırlatan, Allah’ı(cc) zikreden kelimeler girdiğinde gözlerinin ışıltısı artıyordu. Anlıyorduk ki özünden gelen istekler, özüne uygun yaşantı temeli tamamen Peygamber Efedimiz’in (sav) güzel ahlak değerlerinden oluşuyordu. Katkısız, etkisiz, yaşayabildiğine doğallıktan ibaret gerçek insanlık değerleri…Değil kaşlarınızı çatmak, ağzınızdan olumsuz sözler çıkması, küskün ve de kırgın gönülle yanında olmanız huzurunun bozulmasına yetiyor da artıyordu bile…

 

Elbette tüm insanlar eşsiz ve bir o kadar da değerli. Böyle olduğunu da gövdesel olarak birbirimizden farklı yaratıldığımıza dikkat ederek anlayabiliriz, yaşayan canlılık herbirimizden anlayışımız nispetinde farklı farklı zuhur ediyor. Daha da basitleştirecek olursak kimimiz tüm besinlerin tadından hoşlanıyoruz, kimimiz daha temkinli, seçiciyiz. Kimimiz uzun boylu, kimimiz de hafif ortancayız. Tam da böyleyken biz hep her şey standart olsun isteriz. Halbuki bazen az yemek ister  bazen çok, kimi zaman gülümsemek kimi zaman da somurtmak ister. Yeter ki biz kendi isteklerimizle onu sınırlandırıp, belirli bir kalıba sokmaya çalışmayalım.

 

Bu zaman dilimi içinde açıkça görülüyor ki, küçük bedenlerinin içerisinde kocaman yürekleri olan yavrularımızın yanında yaptığımız örneklik tamamen onların vücutlanacağı değerleri oluşturmaktadır. Yemekten sonra dua eden ailesini gören çocuk, bir sonraki duada minicik ellerini havaya kaldırmaya çalışıp “Amin” dedikten sonra ellerini yüzüne sürüyor. Annesini, babasını namaz kılarken gören çocuk kendi kendine namaz kılmaya çalışıp, etrafından değerli olduğunun anlaşılmasını istiyor. Özellikle uykuya dalarken kulağından giren sözler yüreğinde yer bulacak ki, arkadaşlarıyla paylaşmanın, onlara kucak dolusu sevgiler göndermenin mutluluğunu yaşıyor. Her merdivenden inerken besmele çekerek inen, her düştüğünde hoppala yerine Allahuekber diye kalkan çocuk Allah (cc) inancıyla yarının temellerini yüreğinde hissediyor.

 

Biz ne kadar insanlığımızın değerini duyup, ona göre yaşantımızı sevk ve idare ediyorsak, yavrularımız da bu doğrultuda yetişiyor.Sadece sözlerimiz, eylemlerimiz değil yüreğimizdeki hissettiklerimiz dahi onlara ulaşıp, davranışlarına yansımaktadır. Bu nedenledir ki, insanlık değer eğitimini ciddiye alıp yaşamamız ve de bizden sonraki güvenilir nesillere yaşatmamız şarttır. Tek çıkar yolumuz budur.  

 

Mert Durgun 

Ankara

ORTAK EĞİTİM PLANI

GÜVENİLİR ÇOCUK

KÜTÜPHANE

  • Tanıdığım Yönleriyle A.K.D
    Tanıdığım Yönleriyle A.K.D
  • Gerçek ve Diri İnsan Kime Diyoruz?
    Gerçek ve Diri İnsan Kime Diyoruz?
  • Ciddiyet
    Ciddiyet
  • Gerçek Maneviyat ve İnanç Temelleri
    Gerçek Maneviyat ve İnanç Temelleri
  • Güçlenme Yolu
    Güçlenme Yolu
  • Güçlü Olmak İçin Seçilecek Yol
    Güçlü Olmak İçin Seçilecek Yol
  • İnanç ve Takdir
    İnanç ve Takdir
  • Ne Arıyoruz?
    Ne Arıyoruz?
  • Niçin Özden?
    Niçin Özden?
  • İnsana İnsanı Tanıtıyoruz
    İnsana İnsanı Tanıtıyoruz
  • Sevgi
    Sevgi
  • Güven
    Güven
  • Hedef Gerçek İnsan
    Hedef Gerçek İnsan
  • İşte Halimiz
    İşte Halimiz