“İnsan hayatı güven üstüne
kurulmuş bir saraydır. ”

İNSANLIK YÜK MÜ...?

 

İNSANLIK YÜK MÜ...?

 

Akşam eve gelip elini cebine attığında yerinde bulamadığı cüzdanı yürek çarpıntısı olmuştu.Oysa eve dönüş yolunda çekmişti bu ayki maaşını.Çocukları da heyecanla bekliyorlardı,yarın için söz verilen ihtiyaçlarının karşılanmasını.

 

Elini bir kez daha cebine atıp yokladı, diğer ceplerine; sağa sola bakmayı da ihmal etmese de,malesef bulamıyordu cüzdanını.

 

Sırtındaki kambur sanki daha da büyümüş, kafasındaki düşünce yükü ile iyice belini bükmüştü.

 

“Subhanallah” deyip oturdu akşam sofrasına, sıkıntısını belli etmemeye çalışsa da gözünden anlamıştı hanımı bir terslik olduğunu.Çocuklarına verdiği sözleri,bir aylık geçimi düşünürken düğüm düğüm olan boğazını bir yudum su ile ıslatıp kalktı sofradan; “İştahım yok hanım” deyip geçip uzansa da yatağına, kafasındaki düşünceler yük üstüne yük ekliyordu yorgun omuzlarına.”Sabah ola hayır ola” deyip zorla daldı uykuya.

 

Sabahın erken saatlerinde çalan telefon sesiyle irkildi tüm ev haklı. Ne olduğuna anlam veremeseler de, fark etmişlerdi evin babasının gözlerindeki ışıltıyı.Bir umut koşarak gitti telefonda tarif edilen yere. Köşedeki bakkala bir cüzdan bırakılmış, içindeki kartta yazan numara ile ulaşmışlardı.İçindeki para tastamamdı,kartlar kimlikler de yerinde...”Ohh,çok şükür” deyip gideceği sıra Bakkal Efendi başladı konuşmaya..

 

-İnsanlık ölmemiş Hikmet Bey..Bir başkası olsaydı, çoktan alıp götürmüştü içindeki parayı, bulurdun üç beş gün sonra içi boş cüzdanını.

 

Sahi...Kimdi acaba bulup getiren ?

 

-Sen tanır mısın Bakkal Efendi,kim bulup getirmiş cüzdanı.

 

-Tanırım Efendi,tanırım.Mahallenin dışında,eski bir ev var.Orada yaşayan bir delikanlı. Sağda solda gezinir,ne iş bulursa yapar,temiz dürüst bir çocuktur.Ne çare bahtı o yıkık dökük evin geçimi ile uğraşmaktır.

 

       Sözler boğazında düğümlenmişti, Hikmet Efendinin.Kendi ihtaçlı olduğu halde, bulduğu parayı sahibine teslim etmenin büyük bir erdem sayıldığı bu günlerde,sözün özü gelip bağlanmıştı, “henüz ölmemiş olan İnsanlığa”

 

        Bu kadar basit bir şey miydi, kaybolup yitip giden değerleri yüklemek “insanlık” kavramı üzerine.

 

       İnsan olarak yaşamaya çalışmak ağır bir yük müdür gerçekten? Yoksa büyük bir vicdan rahatlığı mıydı? Kendi rahatından önce etrafındaki insanların rahatını düşünmek, canla başla ihtiyaçlı olana yardım edebilmek,verdiği sözleri tamı tamına yerine getirmek,arkadaşlarının başarı ve gayreti ile mutlu olabilmek, sofrasındaki lokmayı seve seve bölüşmek gerçekten yük müdür insana, insanlığa?

 

       Bir ahkam kesme yarışı değildir yaşamak. “Ne gerek var canım” dediklerimizin altında bastırdığımız duygular değil mi zaten bizi uzak tutan insanlığa.İhtiyacı olana, bir kap yemek, bir tas çorba götürmenin; hasta olanı arayıp şifa dilemin “ne gerek var” ı mı olmalı? “Söz verdik ama,çocuktur anlamaz; yaşlıdır unutur” mu olmalı?

 

 

       Kavramları karıştırılmış dünya hayatında İnsanlık Ölmemiş dediklerimiz,İnsanlığa sığmaz dediklerimiz, Yakışır mı bu İnsanlığa dediklerimiz yanında ne güzellikler var oysa.

 

       Verdiği sözü tutmak, güçsüz olanı desteklemek, elindeki imkanı bölüşmek, güzellikle hoşlukla insanlara karşılık vermek; stres olan değil, alan olabilmek; tebessümü eksik kalan yüzlere yerleştirebilmek tebessümü; onca olumsuzu yüklenmişlere, olumlu tarafları gösterebilmek; bekleyen değil,yapan olabilmek, iyide ve güzelde girebilmek yarışa; madde çoklamaktan daha önde tutmak gönül kazanmayı; merhamet ve şefkati aşılamak yaşayarak insanlara, yük müdür İnsanlığa...

 

       İçindeki sese kulak verebilince, İnsan olmak başlı başına bir mucizeyi yaşamakmış oysa. Vicdanı ile barış imzalayıp toprağa İnsanlık tohumu ekebilmek, yeşeren tomurcuklar ile var olabilmekmiş gönlünce..  

 

 

       Akıl sahibi insana kolay seçimi:

       -Yük sahibi olmak ya da

       -Yüklerinden kurtulan olmak

       Tüm kabahatleri yüklediğimiz İnsanlığımız ie barışmak,İnsanlık derdi ile yüreği dolup taşan İnsan örneklerine dost olabilmek temennisiyle,      YAŞAMAK!

       27.Şubat.2022

       MERAL ZORLU

Kırıkkale

ORTAK EĞİTİM PLANI

GÜVENİLİR ÇOCUK

KÜTÜPHANE

  • Tanıdığım Yönleriyle A.K.D
    Tanıdığım Yönleriyle A.K.D
  • Gerçek ve Diri İnsan Kime Diyoruz?
    Gerçek ve Diri İnsan Kime Diyoruz?
  • Ciddiyet
    Ciddiyet
  • Gerçek Maneviyat ve İnanç Temelleri
    Gerçek Maneviyat ve İnanç Temelleri
  • Güçlenme Yolu
    Güçlenme Yolu
  • Güçlü Olmak İçin Seçilecek Yol
    Güçlü Olmak İçin Seçilecek Yol
  • İnanç ve Takdir
    İnanç ve Takdir
  • Ne Arıyoruz?
    Ne Arıyoruz?
  • Niçin Özden?
    Niçin Özden?
  • İnsana İnsanı Tanıtıyoruz
    İnsana İnsanı Tanıtıyoruz
  • Sevgi
    Sevgi
  • Güven
    Güven
  • Hedef Gerçek İnsan
    Hedef Gerçek İnsan
  • İşte Halimiz
    İşte Halimiz