“İnsan hayatı güven üstüne
kurulmuş bir saraydır. ”

İLMİK İLMİK DOKUMAK

 

 

Dokumak; hayatta dokumak deyince, akla halı dokumak, kilim dokumak vs. gelir. Yani bir eser meydana getirmek, ortaya bir tablo çıkarmak o tablonun her yerinde, her ilmeğinde insanoğlunun üretmiş olduğu güzellikleri ortaya koyabilmek, o güzellikleri ifade edebilmek, dokumak. Aslında bu zamana kadar dokumak deyince aklımıza hep madde dokumak geldi.

 

 Ama insanların fikirlerinin, düşüncelerinin de ilmek ilmek dokunduğunu ve insanların bu ilmek ilmek dokunan fikirlerinin, düşüncelerinin ve davranışlarının ne gibi çığırlar açabileceğini, insanları nereye götürebileceğini, nerelere yükseltebileceğini düşünmedim dersem yanlış olur. Dokumak konusunu işlememin sebebi yıllardır içinde bulunduğum ve ömrüm olduğu sürece de içinde bulunacağım bir fikirle ilgili olarak Eğitimcimizin bu konudaki yapmış olduğu güzellikleri ifade etmeye çalıştım.

 

Normal hayatta baktığımız zaman bir kilimin, bir halının üzerindeki o nakışın, o desenin, o renklerin ahengini, cümbüşünü görür ve hayran kalırız. Bu ilmekleri ne güzel atmışlar, bu desenleri ne güzel yapmışlar deriz. Hayranlığımızı sevgimizi belirtir, onunla ilgili ilgimizi-alakamızı ortaya koymaya çalışırız. Peki, insan zihnini, insan kalbini, insan yüreğini ilmek ilmek dokuyup da o nakışların, o desenlerin daha güzel olmasını, şiir gibi olmasını sağlayan o emeği geçen Eğitimcimize ne diyeceğiz?

 

Bir halının üzerindeki deseni, motifi çok önemli tabii, hoşumuza gider belki de bizi mest eder. Bir resim de aynıdır ya da çok güzel çalınan piyano resitali veya kanun resitali de çok güzeldir. Tabi bunların hepsinin temelinde de yine insan vardır. Ama kalplerimize, yüreklerimize, bakışlarımıza, duruşlarımıza dokunarak bize fikri olarak ahlaklı olmayı, erdemli olmayı dokuyan, sevgiyi, saygıyı, güvenirliği, beğenirliği dokuyan o ilmekleri atan Eğitimcimize ne diyeceğiz?

 

O dokuduğu yüreklerden, dokuduğu sinelerden fışkıran eserlere ne diyeceğiz? Bunlar pek aklıma gelmeyen ve hayatın görünmeyen taraflarıydı. İşin bu tarafına, daha doğrusu, dokunan bu tarafıma, dokunmak istedim.

 

Sevgili arkadaşlarım; o halıdaki ilmeklere yapılan çabalara ne kadar çok emek verdiler, zaman harcadılar diyoruz. Bir santiminde bilmem kaç tane ilmek var, bu nasıl bir iş diye şaşırıyoruz. Peki, yalan söylerken, yalan söylemez hale getiren o ilmekleri atana ne diyeceğiz? Hz. Hamza'yı şehit edeni affeden Efendimizin (sav) çizgisine getiren yüreğe ne diyeceğiz? Cebi sırtında olanları elini cebine atmayı öğretene ne diyeceğiz?

 

Bunların hepsi de bir dokumaktır. Hem de o kadar ince bir dokuma ki halının, kilimin dokunduğu teknik onun gölgesinden bile geçemez. Tabii o emeği, o dokumayı hafife aldığım için değildir, lütfen yanlış anlaşılmasın. Emeklere saygım sonsuzdur. Ama şuraya gelmek istiyorum değerli arkadaşlarım. Kendi açımdan değerlendiriyorum. Yıllarca bu yüce insan benim yüreğimi, zihnimi insanlık değerleriyle dokumaya çalıştı. O karmaşık dolambaçlı yollardan, o labirentlerden geçerek bana bir şeyler vermeye çalıştı. Halen de vermeye çalışıyor.

 

Ben ne dokuyacağım? Benim ustam, Eğitimcim dokuyorsa benim de dokumam lazım. İşin burasında sevinerek ifade etmek istediğim bir noktaya gelmek istiyorum. Eğer güvenilir olmak istiyorsak önce güvenmemiz lazım. Hem de öyle bir güvenmemiz lazım ki güvendiğimiz insan şunu diyebilmesi lazım: Bana bu insanın güvendiği kadar anam, babam, kardeşim bile güvenmedi diyebilecek noktaya gelebilmemiz lazım. Bunu söylemden öte, duruş olarak ortaya koymamız lazım. Evet, Eğitimcim bana bunu verdi. Hem de bunu yaparken hiç gözümü bile kırpmadım, hiç arkama bile bakmadım, hiç aklıma bir şey getirmedim, sadece ve sadece hayalimde o insanı getirdim, hayalimde onu düşündüm, hayalimde onun hiçbir beklentisi olmadan, hiçbir çıkarı olmadan, hiçbir menfaati olmadan yıllarca atmış olduğu ilmekleri düşündüm, verdiği emekleri, verdiği mücadeleleri düşündüm.

 

 Onun için de karşımdaki güvendiğim insanın benim için ne deyip demediği hiç önemli değil. Beni o noktalara getiren o insanın benim zihnime, düşünceme, fikrime atmış olduğu bu ilmeklerdir. O ilmekler ki hayatta yapmayı hayal edemediğiniz şeyleri size yaptırıyor. Hayal edemediğiniz, rüyasını göremediğiniz, hatta rüyanızda gördüğünüz zaman acaba bu da böyle miydi, diye sıçrayıp kalktığınızda gerçek olduğunu gördüğünüz hayallerinizi gerçekleştiren ilmekleri atıyor, o ilmekleri dokuyor.

 

Burada kendi adıma şunu ifade etmem gerekiyor. Bu ilmekleri atarken, bu dokumaları yaparken, bu emekleri verirken, bu zahmetleri çekerken, bu fedakârlıkları yaparken benim de bunları yapmam gerektiğini anlıyorum. Benim de bu yolda yürümem gerektiğini anlıyorum. Haaa.. bu yol kolay değil, onu söyleyelim. Bu yol insanı kendinden geçiren bir yoldur. Bu yol Hz. İbrahim'i ateşte yanarken ateşin içerisinde ateşin merhametle yakmadığı bir yol, bu yol ateşten bir gömlek, bir yol… Günümüzün deyimi ile dışarıda insanların bir takım menfaat ve çıkarları için yarıştığı bir dönemde, menfaatinden ve çıkarından vazgeçme yolu. Emeğinden, hayatından vazgeçme yolu.

 

Ben de bu kutlu yolda olmanın sizler gibi sevincini, sizler gibi mutluluğunu yaşamanın, buruk da olsa ama çok önemli olan hüznünü yaşamanın değerini ve anlamını paylaşmayı ifade etmeye çalıştım. Yine diyorum ki o değerli Eğitimcimize senin de hayal ettiğin şeyleri senin de hayalinde olan benim yapabileceğim şeyleri yapmak için size onu göstermek için size onları yaşatmak için çırpınacağım.

 

Ne olur bizden desteğinizi esirgemeyin. İşimiz zor biliyorum. Bunun “Ateşten Gömlek” olduğunu da biliyorum zaten. Ama siz nasıl Abdulkadir Duru Hazretlerini yaşatıyorsanız, iki sözünüzün biri onun kapısına çıkıyorsa, halen her ifadeniz onu anlatmaya çalışıyorsa, böylelikle bize ustanıza ne kadar sevginizin ve saygınızın olduğunu ifade ediyorsunuz.  Ben Abdulkadir Duru Hazretlerini görmedim, görmeyi çok isterdim ama sizin şahsınızda onu görüyorum ve zaten görmüş gibi de oluyorum. Bu duygu ve düşüncelerle hepinize saygılarımı sunuyorum, teşekkür ediyorum.

 

Selehattin Şahin

(Ankara)

ORTAK EĞİTİM PLANI

GÜVENİLİR ÇOCUK

KÜTÜPHANE

  • Tanıdığım Yönleriyle A.K.D
    Tanıdığım Yönleriyle A.K.D
  • Gerçek ve Diri İnsan Kime Diyoruz?
    Gerçek ve Diri İnsan Kime Diyoruz?
  • Ciddiyet
    Ciddiyet
  • Gerçek Maneviyat ve İnanç Temelleri
    Gerçek Maneviyat ve İnanç Temelleri
  • Güçlenme Yolu
    Güçlenme Yolu
  • Güçlü Olmak İçin Seçilecek Yol
    Güçlü Olmak İçin Seçilecek Yol
  • İnanç ve Takdir
    İnanç ve Takdir
  • Ne Arıyoruz?
    Ne Arıyoruz?
  • Niçin Özden?
    Niçin Özden?
  • İnsana İnsanı Tanıtıyoruz
    İnsana İnsanı Tanıtıyoruz
  • Sevgi
    Sevgi
  • Güven
    Güven
  • Hedef Gerçek İnsan
    Hedef Gerçek İnsan
  • İşte Halimiz
    İşte Halimiz