“İnsan hayatı güven üstüne
kurulmuş bir saraydır. ”

HAYATIN İÇİNDE GÖLGE TİP

1. Hafta

2-9 Haziran 2021

Konu: Gölge Tip Yaşantının Belirtileri

 

 

Kesin tanıma ölçülerini elimize alalım ki aldanmayalım. İnsanlar arası ilişkilerde en temel mevzu güvendir. Gölge meşrepli insanların da en belirgin özelliği, güvensizliktir. Bu konuda etrafımızdaki insanları tanıyabilirsek ne boşluğa düşer ne de aldanırız.

 

Tabii ki tanıma öncelikli olarak kendimizden başlayacaktır. Kendi gölgeliklerimizi tespit edip de kurtulma telaşına düştükçe karşı tarafı daha net görmeye başlarız.

 

Örneğin; yalanları ve döneklikleri ilk belirgin vasıflarıdır denir gölge tiplerin. Kararından döner, sözünden döner, vaadinden döner, sevgisinden döner. Hani çok seviyordun dersiniz, hemen bir olayda bitirmiştir her şeyi. Ne söz dinler ne sadakat ne vefa. İşin ilginç kısmı kendi bunların içinde olduğu gibi karşı tarafın hâllerine de çok çabuk aldanır. O yüzden çıkarcı tipler bunları çok güzel kullanır.

 

Gölgeliğe düşmemek için hayatında yalan ve döneklikten kurtulma mücadelesi veren kişi, bu esnada elbet karşı tarafı da daha net görmeye başlar. “Kişi, kendinden bilir işi.” misali tedbirli ve dikkatli davranırken aldanmaları da dolayısıyla azalacaktır.

 

Çok duymuşuzdur insanlardan “Gözümün içine baka baka yalan söylemiş de ben uyumuşum veya sözleriyle nasıl da inandırdı beni, döneklik yapacağını hiç tahmin etmemiştim.” Ancak sen hayatında bunlardan kurtulma mücadelesi verirsen kimseye güvenmez, her zaman bir açık kapı bırakırsın.

 

5 Hayvan tiplerin yani uyanık çıkarcıların en çok kullandığı tiplerdir gölgeler. Öyle çabuk aldanırlar ki kendileri bile şaşar. Övgü en büyük zaaflarıdır. Hemen ayakları yerden kesilir. Diyelim ki karşının hoşuna gidecek, menfaatine olacak iş yaptın, seni göğe çıkardı. Bir kez de yapmadın, yapamadın, anında seni yere vurdu. Ölçüsü mü var ki değerlendirip gerçek takdir yapabilsin…

 

İşte tanırsan gölge tipi, övgüsüne bel bağlamazsın.

 

Pazarlamacılara aldananların çoğu gölge tiptir. Önce malını sonra seni överek gözünü öyle boyar ki sen anlayana kadar iş işten geçmiştir. Gözüne kestirdiği kızı tavlamak isteyen delikanlı, övgü sanatını öyle bir kullanır ki kızcağız durup da düşünemez bile… Bu çocuk gerçekçi mi, neyimi ne maksatla övüyor, niyeti ne, beni mi tavlıyor? Düşünemeden atlayıverir bu benim değerimi biliyor diye.

 

Yıllar evvelki yaşadığı bir macerasını anlatan arkadaşımıza kulak verelim:

 

“Eskiden kalaycı dediğimiz insanlar vardı. İçi kararmış bakır kapları alır, içini parlatıp yenileyerek verirlerdi. Bir gün baktım geziyorlar, kalaycı geldi diye. Hele bir gel bakalım bende de birkaç kap var dedim. Kadın eve girdi. Şöyle bir etrafa bakıp ne güzel evin var. Tertemiz mutfağın maşallah diye başladı saymaya. Bir de dilli ki nasıl. Toparladım birkaç tane bakır kap. Nasıl heyecanlandı. Senin yüzün gibi ak-pak yaparım abla bunları diyerek alladı pulladı beni, aldı gitti. O gider gitmez, tabii övgülerin esintisiyle yukarılarda gezerken benim ayaklar yere basmaya başladı. Hepsini topladı gitti, neye güvendin de verdin? Yerini de bilmiyorsun hadi getirmezse, 6 demeye başladım. O zamanlar cep telefonu da yok tabii. O güzelim bakır kaplarımın hepsi gitti. Aldanmışlık içime epey oturdu ama sonra fark ettim esas meseleyi.

 

İnsanoğlu övgüye ve takdire öyle aç bırakmış ki kendini. Azıcık bir takdiri karşıdan gördüğü anda esas maksadına bakmadan akıp gidiyor. Sen yaptıklarınla seni öyle bir takdir et, doyuma er ki dışarının sahte sevgilerine ihtiyacın kalmasın.

 

” Evet, doğru değil mi? Gölgenin bir varlığı yoktur ki kendi yaptıklarıyla kendini takdir edebilsin. Oysa kendini başarılarınla kabul edip saygı duyduğun gibi eksiklerinin de farkında olacaksın ki seni göğe çıkaranların sözlerine aldanmayasın.

 

Gölgelikte kalırsan aldanmışlığın sonunda başlarsın şikâyetlere. Ya hep insanlar suçludur ya da kaderin ta kendisi. Şunu anladık ki önce kendimizi değiştirelim düşüncesi gelmeden ne kader düzelir ne de insanlar…

 

İşte azıcık bu değişim kıpırdanışına girenler en azından bir varlık ifade ederek eşya sıfatına geçiş yapıyorlar. Ancak bunu 3. ve 4. haftalarımızda detaylı olarak işleyeceğiz. İlk iki haftamızı gölgeliğe ayıralım ki kendimizi iyi kontrol edelim istedik. Nerelerde gölgeliğe düşüyoruz tespit edelim. Hastalık teşhis edilince tedavi süreci gayrete göre hızlı ilerler.

 

Gayretimiz bol, ciddiyetimiz daim olsun…

ORTAK EĞİTİM PLANI

GÜVENİLİR ÇOCUK

KÜTÜPHANE

  • Tanıdığım Yönleriyle A.K.D
    Tanıdığım Yönleriyle A.K.D
  • Gerçek ve Diri İnsan Kime Diyoruz?
    Gerçek ve Diri İnsan Kime Diyoruz?
  • Ciddiyet
    Ciddiyet
  • Gerçek Maneviyat ve İnanç Temelleri
    Gerçek Maneviyat ve İnanç Temelleri
  • Güçlenme Yolu
    Güçlenme Yolu
  • Güçlü Olmak İçin Seçilecek Yol
    Güçlü Olmak İçin Seçilecek Yol
  • İnanç ve Takdir
    İnanç ve Takdir
  • Ne Arıyoruz?
    Ne Arıyoruz?
  • Niçin Özden?
    Niçin Özden?
  • İnsana İnsanı Tanıtıyoruz
    İnsana İnsanı Tanıtıyoruz
  • Sevgi
    Sevgi
  • Güven
    Güven
  • Hedef Gerçek İnsan
    Hedef Gerçek İnsan
  • İşte Halimiz
    İşte Halimiz