“Haysiyetperver insan küre-i arzdan
değerlidir. ”

BUNLARI BİZ İCAT ETTİK TARİHİ GERÇEKLER-23

 

 

 

- Dünyaya Kahveyi Türkler mi tanıttı?

 

- Kahve ilk defa Etiyopya’da bulundu. Halit adlı bir çoban, keçilerini otlatırken yorgun keçilerin belirli bir bitkiyi yedikten sonra son derece canlandığını fark etti. Bu meyveleri öylece yemek yerine toplayıp kaynatmayı tercih edince kahve ortaya çıktı.

 

Kahve buradan Yemen’e oradan da Anadolu’ya ulaştı. 15. yüzyılda Türkler tarafından bulunan yepyeni bir hazırlama metodu sayesinde kahve cezvelerde pişirilerek Türk kahvesi adını aldı.

 

İlk açılan kahveler genelde cami yakınında idi, özellikle kısa namaz aralarında cemaat burada vakti beklerken hem kahve içiyor hem de sohbet ediyorlardı. Bir süre sonra buralar her topluluğun sohbet ve ilim yerleri oldu. Bunlara daha sonra yazarlar, şairler, edipler, sanatkârlar kahvehaneleri eklendi. Bu dönemde kahveler tam bir sanat, kültür ve ilim yerleriydi. Zaman içerisinde kahvehaneler daha eğlenceli hâle gelmeye başlamış, kahvehanelerde meddah gösterileri, karagöz oyunları, şiir okumaları ve kukla gösterileri yapılıyordu. Din adamları da bu kahvehanelere sıkça gidiyordu. Hatta cami imamına kahvehanenin en güzel köşesi ayrılır, geldiğinde dini meseleler üzerine sorular sorulurdu.

 

Böylece kahvehaneler eğitim, ticaret, nezaket, sanat üzerine fikir akışının olduğu yerler olmaya başlamıştır. Zaman içerisinde kahvehanelerin de kendi içerisinde bir adabı, geleneği oluşmuştur. Örneğin sonradan gelen kişilere kahve ısmarlama, bozdurulan bir miktar paranın tümünün bu mekânda harcanması gibi kahvehanenin kendi içinde bir dizi kuralları da bu dönemde oluşmaya başlamıştır.

 

Türkler Avrupa’ya kahveyi tanıttıktan iki yüz sene sonra ancak kahveyi kabul etmeye başladılar. Bunun sonucu kahve buralarda hızlı bir şekilde yayıldı ve halk arasında inanılmaz bir şekilde rağbet gördü. Şehirlerde binlerce kahve evi açıldı. Bu farklı tat o güne kadar içtikleri bir çok şeyden daha lezzetli ve rahatlatıcıydı.

 

- Türkler tarafından kahvenin batıya tanıtılmasının bir önemi var mıydı?

 

Türkler kahvenin dünyaya yayılışına, yapılışına, tarzına öncülük ederek toplumlarda yeni bir kültür yapısının oluşmasına neden olmuşlardır. Çünkü bu döneme kadar batıda insanların bir araya gelip sosyalleştikleri yerler içki içtikleri meyhaneler idi.

 

19. yüzyıl tarihçilerinden Jules Michelet, buralar ve kahveyle ilgili olarak “Artık meyhane tahtından indirildi, o iğrenç meyhane tahtından indirildi! Halbuki daha yarım asır önce, gençlik fıçılar arasında ve yerlerde sürünüyordu. Artık geceleri sarhoş gürültüsü daha az duyuluyor. İnsanı ayıltan içecek, beynin muhteşem besini kahve” şeklinde düşüncelerini belirtiyordu.

 

Türk kahvesiyle beraber insanların rahat ve huzur duyduğu yeni ortamlar oluşuyordu. Saraylı ve aristokrat kesim, 17. yüzyılda lüks tüketim kültürüne kahveyi de ekledi. Kahve onlar için moda oldu. Aristokratlar arasında kahve içme ritüellerine Osmanlı kıyafetleriyle kahve içme modası bile eklendi, ayrıca kahve içme ve kahve adabı tamamen Türklerin benzeriydi ve toplum bu konuda kültürel dönüşüm yaşamaya başlamıştı.

 

1663 yılında Londra’da yayımlanmış bir manzumede bu durum şöyle ifade ediliyordu. Hristiyan erkekler Türkleşiyor, günah onların değil, bütün suç o kahvede. Yazar U.Heise de; Doğunun Batıya mimarlık, matematik, tıp, baharat ve baruttan sonraki kültür hediyesi kahvedir, diyerek bu değişime işaret ediyordu.

 

Bu kahvehanelerde yazarlar, edebiyatçılar ve sanatkârlar buluşurlardı, bu mekânlar bu kişilerin adeta çalışma odası gibiydi. Bu kahvehanelerde Türk kahvesi içilir, kahvenin yanında Türkiye’de olduğu gibi su getirilirdi.

 

Bu anlattıklarından nereye gelmek istiyorsun?

 

Batıda kahveden önce insanların bir araya geldikleri tek yerler meyhanelerdi. Kahvehanelerin günlük hayatlarının içine girmesi sonucu Avrupa’da büyük bir kültürel dönüşüm meydana gelmeye başladı. Bu kültürel dönüşüm Türk kültürünü temel alıyordu, böylelikle insani ilişkileri ve günlük yaşayışları bu temel üzerine kuruldu. Türk kültüründeki temiz ve nezih mekân anlayışı, nezaket, incelik, başkalarının fikirlerine saygı duyma, öğrenme çabası gibi değerlerin alınmasıyla değişim kendiliğinden geldi.

 

Bu bahsettiğin husus biraz abartılı bir değerlendirme değil mi?

 

Bir toplumun zihniyet ve anlayışının değişmesi ile toplumun değiştiği geliştiği tespit edilmiş bir vakadır. Bu hususa dikkatlice baktığınız zaman görebilirsiniz. İşte yazar G.J.Rekel‘in bir değerlendirmesi; “Kahve gerçekten bu kadar hayati içecek, Avrupa’nın bu noktaya gelmesinde kahve kültürünün ve kahve tüketiminin etkisi çok büyük olmuş ve bu dönemde sanatta, ekonomide büyük ilerlemeler görülmüştür.” demiştir.

 

Sonuçta bütün bunlardan ne çıkarıyoruz?

 

Bir toplumun değişimine neden olan etkenlerden biri de başka bir kültürün masumca alınmasıdır. Siz eğer bir başka ülkenin içeceğini, fast food’unu, müziğini alırsanız farkında olmadan onun anlayış ve düşüncelerini de bünyenize alıp onun uydusu durumuna düşersiniz. Bu nedenle kendi kültürümüze sahip çıkıp ve onu yaşamımızın birinci planına alalım ki yine örneklik dönemimize dönelim.

 

 

 

Ertuğrul ASİLOĞULLARI

( Ankara )

ORTAK EĞİTİM PLANI

GÜVENİLİR ÇOCUK

KÜTÜPHANE

  • Tanıdığım Yönleriyle A.K.D
    Tanıdığım Yönleriyle A.K.D
  • Gerçek ve Diri İnsan Kime Diyoruz?
    Gerçek ve Diri İnsan Kime Diyoruz?
  • Ciddiyet
    Ciddiyet
  • Gerçek Maneviyat ve İnanç Temelleri
    Gerçek Maneviyat ve İnanç Temelleri
  • Güçlenme Yolu
    Güçlenme Yolu
  • Güçlü Olmak İçin Seçilecek Yol
    Güçlü Olmak İçin Seçilecek Yol
  • İnanç ve Takdir
    İnanç ve Takdir
  • Ne Arıyoruz?
    Ne Arıyoruz?
  • Niçin Özden?
    Niçin Özden?
  • İnsana İnsanı Tanıtıyoruz
    İnsana İnsanı Tanıtıyoruz
  • Sevgi
    Sevgi
  • Güven
    Güven
  • Hedef Gerçek İnsan
    Hedef Gerçek İnsan
  • İşte Halimiz
    İşte Halimiz