“Haysiyetperver insan küre-i arzdan
değerlidir. ”

CAN DOSTLAR KÜME RAPORU

CAN DOSTLAR KÜME RAPORU

MART AYI EĞİTİM PLANI İKİNCİ HAFTA

Okunan Kitap: DÜNYAYI HAYVANLAR İDARE EDİYOR

 

Tekmile Hanım: “Unutma şerefli sahip insansın.” ilkemiz ne kadar hayati bir değer taşıyor. Bir arkadaşımız sohbette anlatmıştı. Bir tüccara ticaret kervanının yandığı haberi söylenir “Elhamdülillah” diye karşılık verir. Sonra da yanan kervanın ona ait olmadığı söylendiğinde yine “Elhamdülillah” diye tepki verir.  Bu beni çok etkilemişti. Zaman zaman da bu olayı tefekkür etmiştim. Kendine, duygularına nasıl bu denli sahip olabilir insan? Ancak böyle gerçekçi bir eğitimle olur. İşte biz burada her şeyimize sahiplik eğitimi yapıyoruz.

 

Çenemdeki dikişi aldırmak için doktora gittik. Benim ameliyatımı yapan hoca orada olmadığı için dikişi alamadılar, nasıl olduğumu sordular. Ben de dudağımdaki uyuşukluğun ameliyattan beri geçmediğini söyledim. Sinirler zarar görmüş olabileceği için belki kalıcı bir durum olabileceğini söylediler. Tamam, teşekkür ederim dedim ve ayrıldım. Sonra kendime baktım. Verdikleri cevap beni ne telaşlandırdı ne korkuttu ne de etkiledi. Bu durumu bu kadar doğal karşılamama kendi kendime hayret ettim. Sonra kendimi takdir ettim. ‘Zorlanarak dişini sıkarak değil tabii bir şekilde başardın bunu.’ dedim.

 

Birkaç gün sonra tekrar dikiş aldırmak için gittik. Hoca durumu öğrenince ilaç tedavisi deneyelim dedi. Geçer ya da geçmez diye bir şey demedi. Sonra dikişi alması için öğrencisini görevlendirdi. Öğrencinin eli tir tir titriyordu. Makasın ucunu yara yerlerime batırdı ama ben heyecanını fark ettiğim için hiç seslenmeden durdum. En son makası bir kez daha batırınca acıyla gözlerimi yumdum. Sonra bana kımıldamayın diye biraz çıkıştı. Şöyle bir baktım içime, bir anlık kararla susmayı seçtim. Aslında ben hiç kımıldamadan ona anlayış gösterip, acımı belli etmeden durmuştum. Zaten o da farkındaydı. Dikişi alınca tavırlı bir şekilde eldivenini çıkardı ve aynı tavırla reçeteyi verdi. Ben de teşekkür ettim, kolay gelsin deyip çıktım.

 

Rabbim bugün de bana sahiplik ihtiyacımı karşılamam için bir fırsat verdin. Üstelik bugün hem canıma hem de nefsime dokunan bir olayla. Eskiden olsa altta kalır mıydım hiç? Yaptığı hatayı söylemeden susup bir de anlayış mı gösterirdim. “Hem suçlu hem güçlü” diye diye kaç günüm etki altında geçerdi. Ama bugün ucundan nefsime de dokunsa kendime sahip çıktım. Karşımdaki hakkında değil, kendi iç dünyam hakkında düşündüm. Çok şükür hem anlayışlıydım hem de karşımdaki ne yaparsa yapsın ondan etkilenmeden kendime sahiptim. Bir de üstüne bana bunları yaşama fırsatı verdiği için o kişiye teşekkür ve dua ederek ayrıldım. Evet, o an canım yandı, üstelik canım yanarken bir de terslendim. Ama işte eğitim buymuş. Karşıma hep umduğum gibi insanlar çıksa ben nasıl eğitileceğim.

 

Her şey beklediğim gibi önüme sunulursa ben nasıl bu nefsimi, benliğimi Müslüman edeceğim. Bu ay ki ödevimizle daha iyi anladım ki bu sahiplik yaptığım olayı ciddi bir eğitim sonucunda başarabildim. Çünkü birkaç yıl önce yaşadığım buna benzer bir olayda güya kendimi savunmuş, lafımı esirgememiştim. Bunu yaparak ancak hüsrana uğramış, benliğimi büyütmüştüm. Ve üstelik bunu doğru sanıyordum. Ama işte eğitimcimiz bize asıl doğruları öğretiyor. Bizi yamalı akıllarımızdan kurtaran, bize gerçekçilikle insanı tanıtan, bu eğitimi nasip eden Rabbime şükürler olsun.

 

 

Ayşenur Hanım: Eğitim planımızın bu haftaki bölümünde şöyle bir cümle geçiyor. “İddiasını şahlandırmadıkça harekete geçemez insan”. Huzurlu, kendinden emin, geniş gönüllü bir yaşayış istiyorum ve bunun çevresinde minik kararlarla yolumda ilerlemeye çalışıyorum.

 

 

Geçen hafta zorlandığım bir konuyu bir tarafa bırakıp, beklettiğimi fark ettim. Bekletirsem, üzerine gitmezsem beni rahatsız etmez diye düşünmüştüm. Ama bir kenarda öyle çözülmeyi beklerken daha çok zihnimi onla meşgul etmeye başlamışım. Şahlanıp harekete geçmem lazım diye düşündüm, hemen karar aldım. Daha önce de bu konuda kararlar alıp başaramadığım için bu sefer daha güçlü harekete geçeyim diye ustamla kararımı paylaşıp, güç aldım.

 

 

Bir kenarda durup beni korkutan bu durumun üstüne çok halis niyetlerle, Allah rızasını önde tutarak gitmeye başladım. İlk denememde çok şükür elim boş dönmedim ve diğer seferler için güç toplamış, kendi ördüğüm duvarları yıkmış oldum. Sahipliğimi gerçekleştirmem için eylemlerimin, zihnimin yalnızca Allah’a dayanaklı olması gerektiğini gördüm. Ortaya insanlar ve kendi benliğim girince, kusurlar, beğenimsizlikler, beklentiler havada uçuyor. Ama Allah rızası için dediğinde, bu insana yakışmayan hallere düşmemek için yarışıyorsun, düşsen bile kısa sürüyor, hemen toparlıyorsun kendini. Çok şükür gücümüzü görüp, bu güçle insanca yaşamayı öğreten fikrimize…

 

 

Esma Hanım: Sabır konusunda kendime sahiplik yapamıyordum, bu durumdan hoşlanmadığım için kendimi güdüleyerek daha ciddiyetle yaklaştığımda baktım ki oluyor.  “Sabredemem asla” dediğim zamanlar, Rabbimin desteğiyle kolayca geçiyor çok şükür. Yaklaşık bir aydır kızım hoşumuza gitmeyen bir alışkanlık göstermeye başladı. Ne şekilde, nasıl öğrendi hiçbir fikrimiz olmadan bu alışkanlığından vazgeçmesi için eşimle birlikte elimizden geleni sabırlı bir şekilde yaklaşarak yapıyoruz.

 

 

Komşumun kızıyla sık sık bir araya geliyoruz.  Bugün fark ettim ki o alışkanlığını komşunun kızından görmüş. Hemen geldi olumsuz düşünceler, sonra kendime “Daha önce bilmiyordun, sabrediyordun. Çocuğu suçlamak nedir, ne değişti?  Sabır konusunda sahiplik mücadelesi verirken olumsuz düşünceler etkilemesin seni, benim iddiam şerefli sahip insan olmak.” dedim. Bu bana yakışmaz, an yine aynı an, bana düşen aynı hassasiyeti iki çocuğa da göstermek. Hemen kendime geldim, aralarına katılarak birlikte vakit geçirdik ve misafirimizi mutlu bir şekilde evine gönderdik.

 

 

İnci Hanım: Eğitim planımızın ikinci haftasındayız. Sayfanın sonundaki soruyu kendimize de sorduk. Nerelerde sahipliğimizi yapıyoruz diye. Bu konuda en büyük örnek hayatıyla, yaşantısıyla eğitimcimiz. İlk olarak dışarıdan incelediğimizde bile hayran olup örnek almamak elde değil. Ağzına sahip, eline sahip, yemesine, içmesine sahip. Gün içindeki prensiplerini uygulamada sahip. Zihnine, gönlüne, aklına her şeyine sahip. Bence eğitimcimizdeki bu güç ve dirilik, sahipliğini kurup bir iddiada yaşadığı için. Gelgelelim onun talebesi olarak bizler ne yapıyoruz?

 

 

Gün içinde günümüz heder olmasın, yaşandı bitti işte deyip, boşa geçmesin diye kendimizi takipte yaşıyoruz. Telefonda bir iki olumsuz habere denk geldim. Hemen kendimi oraya koymuş olacağım ki ben de üzüldüm, haber dikkatimi de çekmişti “Acaba sonunda ne olmuştu?” derken zihnimde şimşekler çaktı. Bu olumsuz haberin kime ne faydası var? Tam tersi sana, zihnine, gönlüne açacağı korkular var. O an dirildim ve “Rabbim beni sahiplik yetkimi kullanayım diye yaratmış, ben de o gücümü kullanıyor ve bana zarar verecek işlerden sakınıyorum.” diyerek haberin sonunu okumadan telefonu bıraktım. İşte bu kazandığım ne büyük bir zafer, kendime yaptığım ne büyük bir iyilikti… Gün içinde bunun tefekkürünü yaparken en derinlerdeki o sese teşekkür ettim, beni yalnız bırakmayıp kurtardığı için. Eğitimcime olan sevgim ve güvenim bir kez daha artmıştı.

 

 

Hayatın içinde her şey istediğimiz zaman istediğimiz gibi olmayabiliyor. Bunun karşısında ben nasıl tepki veriyorum? Eğitimcimizle samimiyetle görüştükten sonra, bir güç geldi anlatamam. Hâlbuki önceden de dediklerini biliyordum, ne oldu da onun ağzından çıkınca ok gibi tesir etti. Yine böyle bir olayla karşılaştığımda, anlayışlı olamadığım bir durumda sahipliğimi kullanmam gerektiğini hatırladım. Bende var olan güçlerimi kullanmanın tam zamanıydı. Duygularıma sahiptim ben. Kızgınlığın alıp götürmesine müsaade edemezdim. Hemen o anki dünyamı değiştirip anlayış ve hoşgörü dünyasında yaşamaya karar verdim. Sonra “Oh be!” dedim. Zihnim rahat, kalbim sevgi dolu, üstüne çevreme de güzellik saçıyorum. Sahipli yaşantının faydaları…

 

 

Alışveriş için çıktığımda kafamdakileri aldıktan sonra birkaç şeye daha gitti elim. Bu şurada kullanılır, bunu şöyle kullanırız diye ikna etmeye çalışırken yakaladım kendimi. "Bu güzel olabilir ama şu an ihtiyacın yok, olduğu takdirde gelip alırsın." deyince yapacak pek bir şeyim olmadığından usulca yerine koydum.

 

Onu alsam bu kadar mutlu ve huzurlu olmayacağıma eminim. Markete girdiğimde etrafı şeker kokusu sarmıştı. Canım çekmişti, hemen alayım deyip heyecanla rafa yönelirken içimdeki beni hiç yalnız bırakmayan ses "Ama o sağlığa zararlı bir ürün, boşuna vücuduna zarar verme, yemesen de olur." dedi. Haydi buyurun. Bu sesi duyduktan sonra ağız tadıyla yiyemezdim ki şekeri. İçim rahat etmezdi. O zaman güçlerimi kullanma vakti. Ben insanım. Elime, mideme, zihnime, damak tadıma her şeyime sahibim. İstemiyorsam bir koku, bir tat beni yönetemez.  Bu yetki geldikten sonra inanır mısınız, şekerin ne ağzımda bıraktığı tat kaldı ne de marketteki beni cezbeden o koku. Allah’a beni insan olarak yarattığı için ve eğitimcimize bu sahiplik makamını bize öğrettiği için minnet ve sonsuz teşekkürlerle evimin yolunu tuttum.

 

 

 

Habibe Hanım: Haftamda kendimi sahiplik konusunda değerlendirirken, eski halime göre ne kadar güçlenmişim, onu fark ettim. Önceden hoşa gitmeyecek olaylar olunca çok kendimi üzerdim.  Suçladığım insanlara çok tepki gösterirdim. Baktım, o zamanlar hiç geniş gönüllü değilmişim. Şu an yine benim hoşlanmayacağım olaylar tabi ki oluyor ama bakıyorum eğitimcim sayesinde geniş gönülle karşılıyorum.

 

Bana verdiği tavsiyeleri tutarak bunu başardığımı fark ettim. Bir olay karşısında ona üzüldüğümü dile getirince “Sen bu olayın muhatabı değilsin, nasıl öğrendin olayı?” dedi. Merak edip araştırmam sayesinde diye yanıt verdim. Eğitimcim bana “Tecessüs haramdır ve aslında seni kızdıran olay değil, o tecessüs duygundur.” dedi. Şimdi bakıyorum kendime, hiç merak etmiyorum. Hiç araştırmıyorum. Biraz dikkatimi çeken bir şey duyuyorum, baktım, dinlemeye devam edeceğim, hemen uzaklaşıyorum. Eğer bilmem gereken bir şeyse muhatabım bana bildirir. Yoksa araştırma, bugüne kadar araştırdın, eline ne geçti diyorum. Ve müthiş bir rahatlık ve zihin sadeliği… Çok şükür buraları görüp sahiplik eğitimi yapabiliyoruz eğitimimiz sayesinde.

 

 

 

Nimet Hanım: İddia konusunda kendimi denetlemeye devam ediyorum ve önüme çıkan fırsatlara şükürle bakıyorum elhamdülillah. Her hafta cumartesi sohbeti bayanlar raporunu yazıyorum. Cumartesi günleri kısıtlama kalkınca aile eşrafı ile görüşülebilecek tek gün ortaya çıkmış oldu. Haftalardır bize gelmek isteyen misafirlerimizi cumartesi günü kabul ettik ve tabi ki ben raporu ne yapacağımı düşünmeye başladım. Destek isteyebileceğim ablamın bu aralar rahatsızlığı vardı, söyleyemedim.

 

 Eşim, “Başkanına söyle durumunu anlat, bu seferlik başka biri yazsın.” dedi. İlk duyduğumda mantıklı gelse de bir türlü içim rahat etmedi. İçimden sürekli ‘’Bu benim görevim. Evime misafir gelince yemeği benim yerime başkası yemiyor ya da kimseye al sen bu suyu benim için iç demiyorum. O zaman çözüm üretmeliyim.” dedim kendi kendime. Eşimden telefonunu istedim, onun telefonu ile sohbete katıldım, kendi telefonum ile kayıt açtım.  Misafirlerin sohbet seslerini duymaması gerektiği için gardırobuma sakladım telefonları ve kapıları kapattım.  O kadar şahane kayıt almıştı ki telefon, ben evde misafir çok olduğu için sesten bir şey anlayamam diye düşünürken tam tersi çıt sesi yoktu kayıtta. Hem misafirimi en güzel şekilde ağırladım hem görevimi yerine getirdim. Bir iddiam var çünkü şerefli sahip insan olmak istiyorum. Bahanelere sığınarak değil, çözüm üreterek; hayatımı verdiğim söze, yaptığım işe göre sağlamca ayarlayarak böyle bir insan olabilirim. Elhamdülillah.

 

 

O gün misafirler geldiğinde çocukları hastalandı ve zor bir zaman geçirdik. Kâh hastanede kâh evdelerdi. Akşama doğru çocuk biraz iyileşince oğluma oyuncak getir de oynayın dedim. Oğlum oynamaktan ziyade baktım ki benim ona aldığım arabalardan birkaçını hiç düşünmeden hediye ediyor, misafir çocuğunun annesinin çantasına koyuyor.  İnanılmaz mutlu paylaşmaktan. Hep çocuğuma bunu anlatırım. “Paylaş annem, Allah seni çok sever.” derim, iş gerçeğe binince bir an içimden bozulduğumu fark ettim. Verdiği oyuncaklara bakıyorum, pahalı olan da var benim hediye aldığım da var. İçim asla istemiyor, vermesin diyorum ama çok kalabalık belli de edemiyorum. Misafirler gittikten sonra oğlum koşarak yanıma geldi “Anne ne güzel paylaştım değil mi?” dedi. Ben de ona sarıldım ve ‘’Annecim bana paylaşmayı öğrettiğin için sana teşekkür ederim.’’ dedim. “Sen paylaştın ve Peygamberimize benzedin, ben de senin gibi olmak istiyorum. Senin gibi Peygamberime benzemek istiyorum.” dedim. Sarıldık ama işte içim şimdi rahatlamıştı.

 

 

Evet, ben anneyim ve oğlum 4 yaşında. Ama Allah'ın ahlakına kim daha uygulu yaşıyorsa o öğretiyor güzellikleri.  İddialıysan eğer çocuktan dahi öğrenecek çok şey var, çok şükür. Ben o gün oğlumdan Peygamberime benzemek için çok şey öğrendim. İddiam yolunda öğrenmek güzel, uygulamaya çalışmak ayrı güzel. Bu yolda teşekkür etmek güzel, “Senden küçük de olsa ehlinden öğren.” diyen eğitimcimizi hatırlamak daha güzel. Teşekkür ederiz efendim, bu yaşadığımız huzur için… 

 

 

Eda Hanım: Çok güzel bir haftayı daha geride bıraktık. Oğlumun, çocukların “Dost mektupları” grubuna katılmasıyla her şey daha da güzelleşti çok şükür. Ben kendimi ciddiye aldıkça gördüm ki oğlum da daha gayretli gidiyor. “Hadi anne sana yardım edeyim” diye ben söylemeden kendi yapmak istiyor. Besmelesiz iş yapmayıp, abdestsiz yatmıyor. Daha yeni başlamasına rağmen öğretmenini çok sevdi, çok şükür. 

 

Bakıyorum da anne-oğul birbirimize gayret vermeye başlamışız. Yeter ki bir hedefim, iddiam olsun. Yeter ki bir ucundan tutmak isteyim.   Örgü oyuncak örmeye başladım. Çocuklar uyusun da bir televizyon izleyeyim ya da telefona bakayım demeden, şimdi örgüyle vaktimi kaliteli hale getirdim. İddiamız, bizi kendimizden uzaklaştıracak şeylerden olabildiğince uzak durmak Allah’ın izniyle. Her geçen gün takdirimiz daha çok artıyor elhamdülillah…

 

   

 

Duygu Hanım: Bir şeye karar verip hedef tuttuğumda o konu ile alakalı önüme neden aksilikler çıkıyor ki diyordum. Ama gördüm ki Allah benim kararım yolunda gelişmem için bana fırsatlar veriyormuş.  Kendi kendime “Ne olursa olsun hayata hep dolu tarafından bakacağım, gözlerim olumluyu görecek.” diye iddialandım. Bazı insanlar hep şikâyet ediyor, “Dünya kötüleşti, insanlar çıkarcı.” diye. Onlara verebileceğim örnekler gün geçtikçe çoğalıyor çok şükür.

 

Geçen gün eşimle pazara gittik. Arabayı uzağa park etmişti, elimizde de malzemeler vardı. Yokuştan çıkarken iki genç çocuk “Abi yardım edelim mi?  Biz de yukarı çıkıyoruz” diye ısrar etti. Bak ne güzel bir gençlik, biz ölmemişiz dedik. Sadece yaşlı bir amca ya da teyze görürsem yardım etmek aklıma geliyordu, o gençler sayesinde bakış açım farklılaştı.

 

Markete girdik, birkaç ürün aldık. Kasada ödeme yaparken eşim cebinden bir şeyler çıkardı, aramızda bir konuşma geçti. O anda arka tarafta yerleri silen market görevlisi hemen yanımıza gelip “Abi para çıkışmadıysa veriyim hemen, dert etmeyin” dedi. Yok, yanlış anladın, başka bir şey hakkında konuştuk, ödemeyi yaptık dedik. Hemen gelip ben veriyim diyerek o yaptığı hareket beni de eşimi de çok duygulandırdı.

 

İyilik gerçekten bulaşıcı. Marketten çıktıktan sonra eşim bebeğiyle dilenen bir aileyi gördü,  hemen kek ve içecek alıp ikram etti. Karşı yoldan giden bir amca da hemen gelip aldığı ürünlerden verdi çocuğa. Bunların hepsi bir günde oldu ve eve o kadar şükür dolu gittik ki. Kim demiş insanlık ölmüş, hayat kötü diye, biz baktığımız yeri değiştirelim yeter. 

ORTAK EĞİTİM PLANI

GÜVENİLİR ÇOCUK

KÜTÜPHANE

  • Tanıdığım Yönleriyle A.K.D
    Tanıdığım Yönleriyle A.K.D
  • Gerçek ve Diri İnsan Kime Diyoruz?
    Gerçek ve Diri İnsan Kime Diyoruz?
  • Ciddiyet
    Ciddiyet
  • Gerçek Maneviyat ve İnanç Temelleri
    Gerçek Maneviyat ve İnanç Temelleri
  • Güçlenme Yolu
    Güçlenme Yolu
  • Güçlü Olmak İçin Seçilecek Yol
    Güçlü Olmak İçin Seçilecek Yol
  • İnanç ve Takdir
    İnanç ve Takdir
  • Ne Arıyoruz?
    Ne Arıyoruz?
  • Niçin Özden?
    Niçin Özden?
  • İnsana İnsanı Tanıtıyoruz
    İnsana İnsanı Tanıtıyoruz
  • Sevgi
    Sevgi
  • Güven
    Güven
  • Hedef Gerçek İnsan
    Hedef Gerçek İnsan
  • İşte Halimiz
    İşte Halimiz