“Haysiyetperver insan küre-i arzdan
değerlidir. ”

GÖLGELİĞE DÜŞMEYELİM

 

3. Hafta

17-23 Mart 2021

Konu: Sahiplik Güdümüyle Kendimize Ne Kadar Sahibiz?

 

 

Yüce Yaratan bize “Seni eşref-i mahlûkat olarak yarattım.” diye seslenirken biz ise başlıyoruz; kolay mı, ben ağzıma nasıl sahip olacağım, düşünceyi kontrol etmek kolay mı? Biz nerede tüm yaratılmışı şefkatle kucaklayacağız diye muhalefet etmeye. O bizi takdir ediyor, ben sizi böyle eşsiz ve yetkili yarattım derken biz ise itiraz ediyor, yani takdirsizliğimizle ondan ayrılıyoruz.

 

O yüceliğin gereklerini tek tek yapıp, kendinde kendini kabul eden insan, Yüce Mevla’nın takdiriyle de birleşiyor. Önce ayrıldığımız yerlere bir bakalım…

 

En basitinden beş duyumuza sahipliği ne kadar da gözümüzde büyütmüş, onu ancak evliyalar, erenler yapar misali kendimize kaçış yeri aramışız. ‘’Ben sahip insanım!’’ iddiasını unutunca ağzımıza geldiği gibi konuşmuş, karşı tarafta ne yıkımlara sebebiyet veriyor hiç aldırmamışız. Sevgi bozucu konuştuğumuz bir laf insanları birbirinden soğuturken suigarin gibi büyük haramlardan birini işlediğimizin farkına varmadan yaşamışız. Peki ya dedikodu? Ben onun iyiliğini istiyorum diyerek başlamışız konuşmaya. Onun bizden böyle bir iyilik talebi oldu mu?

 

Her şeyi bırakın bir kenara, şerefli sahiplik iddiasıyla bu yola çıkan insan, ağzına sahip olup en azından dedikodu yapamaz. Görünürdeki ilk belirtilerdendir desek yanlış olmaz. Tabii sonra eline sahiplik de bir başka görünen belirtidir. Daha alışına-verişine hâkimiyet kuramamış insan dıştan içe doğru somut yaşantıdan soyuta, iç dünyaya nasıl ilerlesin?

 

İşte bu haftanın mücadelesinde de sahiplik konusunu ele alarak iddialı olup olmadığımızı kendimize gösterelim istedik.

 

Göz, güzeli görmek için değil midir? Tabii görmek isterse. Televizyon, video gibi her türlü görsel basın, gözümüzden zihnimize sıçrayan çok etkili bir mikrop gibidir. Aynen covid-19 virüsü önce üst solunuma yerleşiyor sonra aşağı doğru ciğerlere inip, nefes almamızı zorlaştırıyor. Gözümüzle, kulağımızla aldıklarımız da böyle değil midir?

 

Önce zihin dünyamızı alt üst eder, sonra aşağı doğru kalp ve gönül dünyamıza iner. Orayı da öyle bir karıştırır ki adeta nefes almakta zorlanırız. Tıpkı virüsün içimizi yiyip bitirdiği gibi olumsuzluklar da bizi yiyip bitirir. Kulağımızdan gözümüzden aldığımız o etkiler ve katkılar Yaradan’ın bizden isteyip vicdan yoluyla duyurduğu ulvi istek ve itişleri duyurmaz. Duysa da o ulvi mesajları harekete geçirecek gücü kendinde bulamaz. Ta ki sultan tahta geçip de “Sen kimsin ki beni alt edeceksin! Ben koskoca sahip insanım.” diyene kadar.

 

Hastanede virüs tedavisi olanlardan duymuşuzdur, “Bir torba ilaç içtik, çok zorlu bir süreç geçirdik.” diye. Ne kadar zor olursa olsun sonuçta sağlığına kavuşacağını bilen herkes sızlanmadan bütün gerekleri yapacaktır. İşte kendimize aldığımız bütün kararlarımız, ödevlerimiz, uygulamalarımız iç dünya sağlığımızın tedavi yollarıdır. Aynı, hatta daha fazla ciddiyetle uyguladığımızda fiziksel sağlığımızı bile yüzde yüz etkilemektedir.

 

Her duyduğuna inanıp kulağından yönetilen insanın gölgelikten çıkabilmesi kolay mıdır? Önce sever, ümitlerini bağlar, güvenir. Sonra ufacık bir hatasında kızar, nefret eder, siler atar. Bir de bununla marifetmiş gibi övünür. “Ben sevdim mi tam severim arkadaş. Ama beni bir kızdırırsa siler atarım, hiç dinlemem.” Kimi attın sevgi dünyasından! Onu mu, kendini mi? Övüneceksen “Ben sevgime sahibim arkadaş. Herkes kendine yapar ne yaparsa. Sevgimden ayrılıp da canımı sıkamam, çünkü ben şerefli sahip insanım.” diye övün.

 

Gölge meşrepli insanların hayatta hiçbir konuda bir iddiaları olmaz. Ee tabii iddia etmek demek, o konuda kesin bir hüküm ve fikir sahibi olmak demektir. Hedefinde iddialı insanların yanında görünerek kendilerini avuturlar. Kendi sahip oldukları hiçbir şey yoktur.

 

Eğitim planımızın 3. haftasında günlük hayatın içinde kendi sahipliklerimize bir bakalım. Sahip olamadıklarımızın neticesi bizi gölge insan gibi en aşağı bir insan tipine indiriyor. İster miyiz olumsuz nazarla bakılan insan olmayı veya kendi kendimize öyle bakmayı? Elbette kimse istemez.

 

Ama bunun için de ağzımızdan çıkanlara, sözlerimize, sözlerimizin doğruluğuna, kulağımızdan giren her türlü yıkıcı, olumsuz sözlere, gözümüzden aldığımız zihin karıştırıcı her şeye ciddiyetle sahip olmamız gerekiyor.

 

Yapa yapa sahipliğimizi gördükçe, kendimize olan inancımız artar, o inancın gürlüğü ve kesinliği de iddiayı sürekli diri tutar.

 

O zaman buyurun sahiplik dolu bir haftaya daha…

 

 

 

ORTAK EĞİTİM PLANI

GÜVENİLİR ÇOCUK

KÜTÜPHANE

  • Tanıdığım Yönleriyle A.K.D
    Tanıdığım Yönleriyle A.K.D
  • Gerçek ve Diri İnsan Kime Diyoruz?
    Gerçek ve Diri İnsan Kime Diyoruz?
  • Ciddiyet
    Ciddiyet
  • Gerçek Maneviyat ve İnanç Temelleri
    Gerçek Maneviyat ve İnanç Temelleri
  • Güçlenme Yolu
    Güçlenme Yolu
  • Güçlü Olmak İçin Seçilecek Yol
    Güçlü Olmak İçin Seçilecek Yol
  • İnanç ve Takdir
    İnanç ve Takdir
  • Ne Arıyoruz?
    Ne Arıyoruz?
  • Niçin Özden?
    Niçin Özden?
  • İnsana İnsanı Tanıtıyoruz
    İnsana İnsanı Tanıtıyoruz
  • Sevgi
    Sevgi
  • Güven
    Güven
  • Hedef Gerçek İnsan
    Hedef Gerçek İnsan
  • İşte Halimiz
    İşte Halimiz