“İnsan hayatı güven üstüne
kurulmuş bir saraydır. ”

CİDDİYETTEN AYRILMA, DAİMA DİRİ YAŞA

4. Hafta

22-28 ŞUBAT 2021

Konu: Ciddiyet, Ölümle Yaşamın Ayrıntısı Demektir

 

 

CİDDİYETTEN AYRILMA, DAİMA DİRİ YAŞA

 

Geçen haftada bahsettiğimiz üzere vasıflı insan, bir varlık ifade eder, elle tutulur, gözle görülür yanları vardır. Bu yüzden kendine güveni olur, bu onu diri yaşatır. Ancak ufacık bir şeyde dahi ciddiyetten ayrılmak anında insanı manen ölüm tehlikesine sokar. Araba kullanırken dikkatimizin en büyük nedeni ölüm korkusu değil midir?

 

Günlük hayatımızın içinde yaptıklarımız veya yapmamamız gerekenlerle mücadelemiz, manen ölüm tehlikesine girmemek içindir. Ciddiyetsizlik yapıp da kendi saygınlığını kaybetmiş bir insanın gövdesi ne kadar diri olsa da onun ölüden farkı olamaz. Bu öyle bir ihtiyaçtır ki hiçbir an durmaz, ertelemesi, ötelemesi olmaz, duyduğun an, doyman gereken andır.

 

 

Siz hiç “Ben geçenlerde çok su içtim, bu günlerde içmek istemiyorum.” diyebilir misiniz? Vücudun tabi ihtiyacıdır ve gerektiğinde düşünmeden karşılarsınız. Manevi ihtiyaçların da bundan hiçbir farkı yok. Elimize ne iş geçerse en güzel şekilde sonuçlandırmak, seçim yapacağım zaman doğruluktan ayrılmamak, bana verilen emanetleri hakkıyla teslim etmek, sözlerimin arkasında durmak gibi durumlarla her an karşılaştığımda ciddice doyuracağım bunları, tıpkı su ihtiyacını gidermek mecburiyeti hissettiğim gibi.

 

Günlük hayattan örnekleme yaparsak; küçük çocuğu olanlar çok yaşar. Ufaklık kendini kurtarıncaya kadar anneler yanına hep çocuğun bütün gereçlerinin bulunduğu yedek çanta alır. Bir seferinde yanında götürmeyeceği tutar, ne olacak ki diye. Ama o sefer de olan olur, gerçekten ihtiyaç olur. Başlar şansı, talihi suçlamaya. “Her seferinde alırdım lazım olmazdı, bir kere boş verdim, beni buldu, aksilik işte…” Oysaki ne şanssız olduğumuzdan ne de çocuğumuzun aksi oluşundan, olay sadece bizim ciddiyet eksikliğimizden kaynaklanıyor.

 

Hayattaki her şey böyle bir seferden, ne olacak dediğimiz durumların içinden çıkıyor. O yüzden nefes aldığımız her an ciddiyeti elden bırakmamaya ihtiyacımız var. Diğer yandan; birkaç yıllık sağlam bir arkadaşlığınız var. Ona güvenerek bir seferinde lakaytlık yapıp verdiğiniz sözde durmadınız. Karşı taraf için yılların intibaı yerle bir olduğu gibi yaptığınız ciddiyetsizliğin neticesi size, güven kaybetmek-saygı kaybetmek adına pahalıya mâl oldu. Ölüm-kalım meselesi dediğimiz yer burası. Çünkü inanırlığını, güvenirliğini kaybetmiş insan hareketli ölüdür.

 

Bir an boş vermişlik sizi kalplerde-gönüllerde öldürebiliyor. Kendinize saygı ve güveninizi kaybettirerek kendi gözünüzde de kendinizi hiç edebiliyor. Oysa ki eşsiz güzellikte yaratılmış insan her zaman kendini yüce görmek istiyor.

 

İnsan olarak var olmak istiyorsak ki hepimizin isteği budur; kendi prensiplerimizi, kararlarımızı, muhatap olduğumuz her şeyi ciddiye almak zorundayız. İnsanlık iddiamızın kuvveti, ciddiyeti daima diri tutacaktır. Her türlü iddianın itişinde ciddiyet o yönde çalışır. Ancak biz diyoruz ki iddiamız gerçek insanlık yönünde olursa, ciddiyet her yönlü çalışğından her yönlü tatmin ve başarılar sağlar bize.

 

 

Kendi yaşama amacını unutup, iddiasını sürdürmeyenlerde ciddiyet çalışmaz. O zaman hayatımıza ciddiyeti meşale yaparak durmaksızın ilerleyelim.

 

Hayatın bir yansıma olduğunu, başkasına diye yaptıklarınızın size nasıl geri döndüğünü, ciddiye almadığınız işlerin size ne pişmanlıklara mâl olduğunu anlatan bir anekdotla konumuzu bitirelim

 

"Yaşlı bir marangozun emeklilik çağı gelmişti. İşveren müteahhidine, çalıştığı konut yapım işinden ayrılarak eşi ve büyüyen ailesi ile birlikte daha özgür bir yaşam sürmek tasarısından söz etti.
Çekle aldığı ücretini elbette özleyecekti. Ne var ki emekli olması gerekiyordu.

 

Müteahhit, ustasının ayrılmasına üzüldü ve ondan, kendine bir iyilik olarak, son bir ev yapmasını rica etti.

 

Marangoz, kabul etti ve işe girişti. Fakat gönlünün yaptığı işte olmadığını görmek pek kolaydı. Baştan savma bir işçilik yaptı ve kalitesiz malzeme kullandı. İşini bitirdiğinde işveren, evi gözden geçirmek için geldi. Dış kapının anahtarını marangoza uzattı.

 

“Bu ev senin” dedi, “Sana benden hediye…”

ORTAK EĞİTİM PLANI

GÜVENİLİR ÇOCUK

KÜTÜPHANE

  • Tanıdığım Yönleriyle A.K.D
    Tanıdığım Yönleriyle A.K.D
  • Gerçek ve Diri İnsan Kime Diyoruz?
    Gerçek ve Diri İnsan Kime Diyoruz?
  • Ciddiyet
    Ciddiyet
  • Gerçek Maneviyat ve İnanç Temelleri
    Gerçek Maneviyat ve İnanç Temelleri
  • Güçlenme Yolu
    Güçlenme Yolu
  • Güçlü Olmak İçin Seçilecek Yol
    Güçlü Olmak İçin Seçilecek Yol
  • İnanç ve Takdir
    İnanç ve Takdir
  • Ne Arıyoruz?
    Ne Arıyoruz?
  • Niçin Özden?
    Niçin Özden?
  • İnsana İnsanı Tanıtıyoruz
    İnsana İnsanı Tanıtıyoruz
  • Sevgi
    Sevgi
  • Güven
    Güven
  • Hedef Gerçek İnsan
    Hedef Gerçek İnsan
  • İşte Halimiz
    İşte Halimiz