“İnsan hayatı güven üstüne
kurulmuş bir saraydır. ”

TELEKONFERANS TOPLANTI RAPORU 2

 

 

M. A. : Günahı söylemek de günahtır, bunu biliyorduk. Ama eğitimimiz sayesinde daha derinliklerini görebiliyoruz. Allah (c.c) “Ben insanı kendime halife olarak yarattım.” diyor. Yani bizi kendine vekil ilan etmiş. Konuştuğumuz bir söz, ortamı hemen bozabiliyor, kişiden kişiye yayılıyor ve olumsuzluklar ortamı hemen ele geçirebiliyor. Sözün çok etkili bir silah olduğunu görünce bulunduğumuz ortamlarda hem olumsuz konuşmuyor hem de konuşturmuyoruz. Sabah olumsuz bir haber okudum, eşimle paylaşacaktım sonra kendimi frenledim ve “Bu haberi yayarsam olumsuzu etrafa yaymış olurum.” deyip paylaşmadım. Nefsimizde nöbet tutacağımız yerlerden bir tanesi “Ya hayır konuş ya da sus.” hadisidir. Biz bu sözü öğreniyoruz, yaşayınca da işin hikmetlerini görebiliyoruz.

 

 

E. Ç. : Bir başkası adına kötü konuşma yaptığımızda etrafımıza verdiğimiz zararı uzun yıllar deneyimlerimiz sonucu gördük. Bir de şu yönü var ki kendimizden kendimize de yıkıcı konuşabiliyoruz. Kendimizin eksik olduğu yerlerde “Yapamıyoruz, edemiyoruz, kıskançlığımız var, dedikodumuz var.” deyip kendimize de zarar veriyoruz. Onun için bu hafta kendimde gördüğüm eksikleri fark ettim ama üzerinde durup çoğaltmadım. Ayriyeten bir başkasının kendi güvenini yok sayıcı konuşma yapmasına da müsaade etmiyoruz.

 

Mahallemizde çocukların oyun oynama ortamı yoktu. Ben de hemen onlara resimlerle, boyalarla oyun sahası yaptım. Mahallede bir çocuk var. Yarışma yaparken ben yapamam, birinci olamam deyince bu çocuğun güvenini nasıl kazandırırım diye düşündüm. Çocuklarla oynarken bir arkadaşına “Yavaş koş da arkadaşın seni geçsin.” dedim. Sonuç olarak kendine güvensiz olan çocuk kazandı. “Yapabiliyorum ben de amca.” diye sevinerek yanıma geldi.

 

Çocuğum yapmadığı bir şeye yaptım dedi. O anda bir şey demedim ama kendimi sorguladım, nerede eksiklik yaptım diye. Dergimizi okuduğumda anladım ki benim bazı konuda aşırı tepkilerim çocuğu korkutabiliyordu. Bu da ona doğruları söyletmiyordu. Zor yaptığım bir inşaat işi vardı. Çocuğum da orayla oynamış, bozmuş. Görünce oğlumun yaptığını anladım, kızacaktım, öfkelenecektim ki kendimi frenledim ve güler yüzle “Buraya ne olmuş ki?” deyince benim güler yüzümü görüp “Ben yaptım.” diye doğruyu söyleyince rahatladım.

 

 

N. D. : Yoğun ve mücadeleli bir hafta geçirdik. İş yerimizde yeni bir proje yapılıyordu, süresi de kısa olduğu için biraz incelemeyi hızlı yaptık. Kontroller sonrası eksikler çıktı. Savunmaya çalıştık durumu. Toplantıda üst yönetimden ikazlar geldi. Duygusal olarak duruma sinirlendim. İnsanlara bahane üretecektim ki hemen durdum ve alacağım dersi çıkardım. Hem gördük ki alışmışız sürekli takdir edilmeye, onaylanmaya, tersi olması canımızı sıkıyor. Yani anladığım insanın karşıyı kötülemesinin nedeni, bizim değerli olma isteğimizden kaynaklanıyor. Ama olumsuz konuşarak diğer insanları yererek değerlenemeyiz. Gerçek insanlık değerlerini yaşarsak değer kazanıyoruz. Peygamberimize (s.a.v) bakıyoruz hala ona övgüler devam ediyor çünkü insanlık meziyetleri ön planda.

 

Sakarya’da bir mobilyacıda iş yaptırdık, çok memnun kaldık. Önceki alışveriş tecrübelerimizden sonra yine bir işimizi daha oraya yaptırdık. Bir hafta, iki hafta, üç hafta derken bize teslim edilmesi gereken eşya sürekli ileri tarihe atıldı. Onlara karşı güzel düşüncelerimi değiştirip tam, bu kadar da olmaz ki diyecekken tövbe edip çözüm üretmeye çalıştık. Müdürleriyle görüştüm, sorumluyla görüştüm, mağazaya gittim ve işi güzelce olumlu bir şekilde hallettik. Hemen olumsuzca konuşup sabırsızlık yapması en kolayı ama bizler onların da halinden anlayarak, karşılıklı güven bağı içerisinde işimizi hallettik. Fabrikada inandığımız değerleri yaşayınca çevremize de örnek oluyoruz. Bize cuma namazında karton getiren arkadaşımıza biz de seccade götürdük. Normalde kendi arkadaşlarımızla cuma kutlarken iş yerindeki çok da bu değerlere inanmayan yöneticilerimiz de bizimle konuşurken hayırlı cumalar diliyorlar. Bizler de daha dikkat ediyoruz işimizde. Onların bu tavrı sonucunda işimizi daha da ciddi yapıyor, işlerimizi ayrıntılı takip ediyor ve yöneticilerimizi de rahatlatıyoruz.

 

 

S. D. : “Kul ol, sultan ol bir garibin gönlüne gir, kurtarırsa o kurtarır.” diye bir söz duymuştum. İş çıkışı hayran hayran ormanı izlerken bir kaplumbağa gördüm ve zor ilerliyordu biz de “Belki kurtarırsa bizi bu kurtarır.” diyerek onun ilerlemesine yardımcı olduk. Biz ne zaman toplu bir ortama girsek onlarla beraber olumsuzu konuşuyoruz. Onun için olumsuzun konuşulduğu toplum içine çok girmemeye dikkat diyoruz. Evimizde ise sürekli fikirden, eğitimcimizden konuşuyoruz, kendimizi geliştiriyoruz.

 

 

D. T. : Bir süredir az konuşmaya dikkat ediyorum. Kişisel olarak insani ilişkileri az düzeye indiriyorum. Gerektiği kadar insanlarla birlikte olarak kalan zamanı eğitimimizle, işimizle meşgul olarak geçirmeye çalışıyorum. Evimizde televizyon yok, gündemi takip etmiyorum onun için zihnimiz rahat ama bunları yapan insanlarla bir arada olmak şimdiye kadar yaptıklarımızı yıkabiliyor. Yapacak bir işimiz olduğunda insan, insanlara takılmıyor. İnsanın hayatını sorgulayarak yaşaması hata yapmasına da engel oluyor. Bunları yaptıkça değerini gördükçe insan doluyor ve o dolulukla olumsuzluklarla uğraşmıyor. Duru Bey, İstanbul’dan gelen iki arkadaşa soruyor. Ahmet’e sorduğunda her yeri herkesi çok güzel anlatıyor. Çünkü o da öyle güzel. Mehmet’e soruyor o da gördüğü tüm olumsuzlukları anlatıyor. Çünkü Mehmet normal hayatında da olumsuz görüşlü olunca her yerde kendini görüyor, diye yorumluyor Duru Bey. Biz kendimizi, kendi inançlarımızı, görüşlerimizi değiştirmeliyiz ki güzel insan olabilelim.

 

 

Avusturya’dan Gelen Ödev: Haziran ayının ödevi öğrenmek üzerine. Ben de evime dolap yaptım, kimseden yardım almadan. Evde yeni yemekler denedim. Mutfakta yeni yeni tarifler denedim, bu beni çok rahatlattı. Arkadaşım biri hakkında olumsuz konuşuyordu ben ona ortak olmadım. Ailemde biri hakkında sinirlenmiştim. Tam bir şey diyecekken telefon kapandı, çok şükür Allah (c.c) olumsuz bir şey söylemekten korudu, dedim.

 

 

B. U. : Yaklaşık üç aydır kişiliğim ve şahsiyetimi ilgilendirmeyen hiçbir konuyla meşgul olmuyorum. Sohbetlerden üç bilgi aldım. Birincisi, Peygamberimiz (s.a.v) hanımlarına yardımcı olmayı severmiş, ben de sabah kalktığımda oturduğum yeri temizliyorum bu hoşuma gidiyor. Bunu yaparken eşimin de hoşuna gittiğini ve onun gönlüne girdiğimi gördüm. İkinci bilgi ise “İnsanın gözünün önündekini, gördüğünü yapması büyük bir şeydir.” diyor eğitimcimiz bir sohbetinde. Ben de bahçeye geldiğimde yerlerin süpürülmesi gerektiğini görünce hemen süpürüyorum. Örümcekleri alıyorum. Kimse söylemeden yapınca o güzel insanın sözünü tutmuş olmanın huzuru doluyor içime. Üçüncüsü ise Peygamberimizin (s.a.v) “İnsanın her gördüğünü, duyduğunu söylemesi insana günah olarak yeter.” sözünü sohbette duymuştum. Dışarda gördüğüm olumsuzlukları tam çevreme anlatacakken hemen bu söz geliyor aklıma ve susuyorum. Dünya ahiret beni geliştirecek şeylerle ilgileniyorum.

 

 

Önümüzdeki hafta “Bugün hiçbir karşılık beklemeden insanlara ne yaptın, kalben küs olduğun kimse varsa affet, insanlara karşı barışık kalple yaşamanı ne engelliyor?” bu konuların üzerinde durmak üzere toplantımızı sonlandırdık.

ORTAK EĞİTİM PLANI

GÜVENİLİR ÇOCUK

KÜTÜPHANE

  • Tanıdığım Yönleriyle A.K.D
    Tanıdığım Yönleriyle A.K.D
  • Gerçek ve Diri İnsan Kime Diyoruz?
    Gerçek ve Diri İnsan Kime Diyoruz?
  • Ciddiyet
    Ciddiyet
  • Gerçek Maneviyat ve İnanç Temelleri
    Gerçek Maneviyat ve İnanç Temelleri
  • Güçlenme Yolu
    Güçlenme Yolu
  • Güçlü Olmak İçin Seçilecek Yol
    Güçlü Olmak İçin Seçilecek Yol
  • İnanç ve Takdir
    İnanç ve Takdir
  • Ne Arıyoruz?
    Ne Arıyoruz?
  • Niçin Özden?
    Niçin Özden?
  • İnsana İnsanı Tanıtıyoruz
    İnsana İnsanı Tanıtıyoruz
  • Sevgi
    Sevgi
  • Güven
    Güven
  • Hedef Gerçek İnsan
    Hedef Gerçek İnsan
  • İşte Halimiz
    İşte Halimiz