“İnsan hayatı güven üstüne
kurulmuş bir saraydır. ”

TARİH NİCE YİĞİTLER GÖRDÜ

 

 

 

Biz İnsan Yüceliğini Gerçekleştirme Derneği olarak ciddiyet kavramını bugüne kadar kullanılan günlük kullanımdan çok daha farklı kullanıyor, çok daha farklı anlamlar yüklüyoruz. Ciddiyet; manevi vücudumuzun evzalarını oluşturan elli dört güdümümüzün en önemlilerinden birisi, hatta en hayati olanıdır diyebiliriz. Ciddiyet diğer bütün güdümlerin çalışmasını sağlayan en temel işlevi görmektedir. Fiziki bedende beyin ne ise manevi bedende de ciddiyet odur. Bu sebepten dolayıdır ki, Örgünöz Fikir Sisteminin kurucusu olan Sayın Abdulkadir Duru, “Ciddiyet Kendini Arayanın Meşalesidir” demiştir.

 

Tam da bu noktadan girişle, bu ay bu mühim güdümü tarih sahnesi içinde çok iyi çalıştırmış ve bu doğrultuda tarihin tozlu sayfalarına Türk’ün imzasını atmış büyük Türk Önderlerinden birkaç tanesini konumuzla paralel örneklendirmek istiyoruz.

 

Bu Türk Öncülerinin ilk örneklerinden birisi Kürşad’dır. Hayatında hiçbir zaman esareti kabul etmemiş Türk Milleti, Yedinci Yüzyılda bazı sebeplerden dolayı kısa bir süre Çin esareti altında kalmıştı. Kendi milletinin kalabalık Çin nüfusu altında asimile olacağından korkan Kürşad ise, bir Türk için ölümden beter olan bu esaret duvarını yıkmak için ciddiyet güdümünü müthiş bir şekilde çalıştırmış ve kendisi gibi cengâver kırk yiğit Türk evladıyla Çin Prensini kaçırmak için çok ciddi bir plan yapmıştır. Lakin Prensi kaçırmayı planladıkları gün, olumsuz hava koşulları sebebiyle Prens Çin Sarayından çıkmamıştır. Kürşad ciddiyet güdümü çok ileri düzeyde çalışan her insan gibi, bir sonraki aşamada olabilecekleri göz önüne almış, bu ihtilal planlarının bir şekilde duyulacağına kanaat getirerek, yine ciddiyet güdümünü çalıştıran her insan gibi gözünü budaktan esirgememiş ve kırk yiğit çerisiyle birlikte Çin Sarayına ölümüne bir baskın düzenlemiştir. Tahmin edileceği üzere bu baskında Kürşad kırk yiğidiyle vücutlarındaki son damlaya kadar çarpışmış lakin zahiri olarak başarılı olamamışlardır.

 

Gelin görün ki ciddiyet güdümünü üst düzeyde çalıştıran insanların ölüleri bile diğer insanları harekete geçirmeye muktedirdir. Bu akıllara durgunluk veren cengâverce baskından etkilenen diğer Türkler ayaklanmış ve ortaya koydukları büyük mücadeleden sonra Türk’ün bağımsızlığını bir kez daha kazanmış ve Bilge Kağanlarıyla, Tonyukuklarıyla meşhur o büyük II. Göktürk Devletini kurmuşlardır. Bilge Kağan da ceddi Kürşad gibi ciddiyet güdümünü en üst düzeyde çalıştıran bir Türk büyüğüydü. Bu doğrultuda tarihe geçmiş şu sözü bile ebediyen Türk Milletine ciddiyet güdümünü çalıştırma yolunda ışık olabilecek bir vecizedir. “Ey Türk Titre ve Kendine Dön”.

 

Bütün bunlar olagelmiş ve bu büyük olaydan yaklaşık dört yüz yıl sonra dedelerinin yüzünü ak çıkaracak, ciddiyet güdümünü en üst düzeyde çalıştıran bir diğer büyük Türk Önderi daha ortaya çıkmış ve şu an için içinde büyük bir mutlulukla yaşadığımız Anadolu Coğrafyasını Türkleştirecek atılımı başlatmıştır. Hepimizin bildiği üzere bu yüce Türk, namıyla meşhur Alparslan’dır. Onun hakkında anlatılacak özellik çok fazla olmakla birlikte konumuzla ilgili şu örneği vermek bile Onun ciddiyet güdümünü hangi üst seviyelerde çalıştırdığını ortaya koyma açısından yeterli olacaktır kanaatindeyiz. 26 Ağustos 1071 yılında husule gelmiş ve düşman askerinin kat be kat fazla olduğu o meşhur Malazgirt Meydan Muharebesi’nin tam da başlayacağı gün Alparslan, tam savaş başlayacağı sabah, bir Müslüman için artık dünyayla hiçbir bağının kalmadığının en büyük sembolü olan kefenini savaş elbisesi olarak giymiş ve Türk Askerleriyle hep birlikte kıldığı akıllara kazınacak namazdan sonra şu sözleri gökyüzünde çakan bir şimşek edasıyla dile getirmiştir: “Ben kefenimi giydim ve ölüme gidiyorum. Eğer bunu göze alamayan varsa buradan dönsün ve bu büyük mücadelede bizi meşgul etmesin.”

 

Bir diğer güzel örnek; dünyanın en güzel şehrinin fatihi olan, namıyla Fatih Sultan Mehmet Han’dır. Peygamber övgüsüne mazhar olmak ve Türk Milletine dünyanın başkentini hediye etmek uğruna ciddiyet güdümünü öyle bir dillere destan şekilde çalıştırmıştır ki, daha çocukluğundan itibaren kendisini bu büyük gaye doğrultusunda büyük bir ciddiyetle yetiştirmesini bilmiştir. Bu ulvi hedefi doğrultusunda faydalı olabilecek birçok dil ve teknik öğrenmiş, hatta o zamanın en büyük silahı olan top konusunun incelikleri konusunda top ustalarından önemli dersler almıştır. Şu veciz sözü ise Fatih’in ne kadar da gayesiyle hemhal olmuş ve bu doğrultuda ciddiyet güdümünü en üst düzeyde çalıştırmış bir insan olduğunu ortaya koyuyor. “Ya İstanbul beni alacak ya da ben İstanbul’u”.

 

Daha yazacak o kadar çok örnek şahsiyet var ki. Bu yüzden bu hayati öneme sahip örnekleri gelecek yazımıza bırakalım. Fikrimizin kurucusu Abdulkadir Duru’nun da belirttiği gibi “Sanma ki zaman geçmiştir, işte bu geçen zamanı geri döndürebilecek güçte isen yiğitsin.” Bizde yiğit eksik olmaz. O zaman daha nice dururuz, hepimiz ciddiyet güdümlerimizi çalıştıralım ve yaptığımız işleri en şahane şekilde yaparak ne kadar yiğit olduğumuzu bütün cihana ilan edelim.

 

 

 

 

Serkan DEMİRBAŞ

ORTAK EĞİTİM PLANI

GÜVENİLİR ÇOCUK

KÜTÜPHANE

  • Tanıdığım Yönleriyle A.K.D
    Tanıdığım Yönleriyle A.K.D
  • Gerçek ve Diri İnsan Kime Diyoruz?
    Gerçek ve Diri İnsan Kime Diyoruz?
  • Ciddiyet
    Ciddiyet
  • Gerçek Maneviyat ve İnanç Temelleri
    Gerçek Maneviyat ve İnanç Temelleri
  • Güçlenme Yolu
    Güçlenme Yolu
  • Güçlü Olmak İçin Seçilecek Yol
    Güçlü Olmak İçin Seçilecek Yol
  • İnanç ve Takdir
    İnanç ve Takdir
  • Ne Arıyoruz?
    Ne Arıyoruz?
  • Niçin Özden?
    Niçin Özden?
  • İnsana İnsanı Tanıtıyoruz
    İnsana İnsanı Tanıtıyoruz
  • Sevgi
    Sevgi
  • Güven
    Güven
  • Hedef Gerçek İnsan
    Hedef Gerçek İnsan
  • İşte Halimiz
    İşte Halimiz