“Haysiyetperver insan küre-i arzdan
değerlidir. ”

ÇOK ŞÜKÜR, BİN ŞÜKÜR

 

 

 

Uzunca zamandır evlerimizdeyiz. Kendimizi en güvende, en huzurlu hissettiğimiz yerdeyiz. En yakınlarımızla, yol arkadaşlarımızla, aile efradımızla sıcak bir hanenin içinde bol tefekkürlü çokça şükürlü zamanlar yaşıyoruz.

 

İnsan düşündükçe ve takdir ettikçe nice güzellikler fark ediyor. Zira sıkıntılı ve zorlu görünen yolların sonunda hep bir feraha çıkmışlık var. Her zorlukla beraber mutlak bir kolaylık var. Her zahmetin sonu sabırla tamamına erdirir isek rahmete varmakta…

 

Ve yaşanılan her şey bize çok güzel armağanlar sunmakta.

 

İman tazelediğimiz, takdir gözlüklerimizi yenilediğimiz değerli vakitlerin ardından içimize dalga dalga yayılan neşe ile daha da net görüyoruz olanları.

 

İçimizde var olan potansiyelin harekete dönüşmesi için birer fırsattır karşılaştığımız sıkıntılar. Bizi düşünmeye, çözüm üretmeye yönlendiren her durum bir hazine kadar değerli. Çünkü içimizde gizlenen defineleri keşfetmek için o zorlukları yaşamamız şart.

 

Çok güzel bir söz duymuştum. Yaşadığınız olaylar sizi kendinize döndürüp, Rabbinize yaklaştırıyorsa rahmettir, diye. Sizi sizden uzaklaştıran, iç sesinizi duymanıza engel olan, kendinizi unutturan her olayda da rahmetten kopma var… Bu kadar net…

 

Şimdi durup düşününce bu olayları, bu minicik virüsün bizi bize döndürmedeki etkisi ne büyük rahmet oldu. Hızla akıp giden bir koşturmanın içinde durup “Nereye bu gidiş?” diye sorgulama fırsatımız oldu. İçimizdeki tüm güzel meziyetlerin aşkla uygulayıcısı olduğumuzu gördük milletçe. Yardımdan, feragatten, fedakârlıktan hiçbir şey kaybetmeden daha da çok sarıldık insanlığımıza. Şartlara teslim olmadan o şartlar içinde yapabileceklerimizin sınırlarını genişlettik. Devletimizin koyduğu kurallara uyduk ama kurallara uyarken de yapmamız gerekenlerden geri durmadık.

 

İnsanın aslında ne demek olduğunu bir kez daha anladık. Neyi ve nereyi temsil ettiğini… Nasıl bir yüceliğe mazhar olduğunu…

 

Ramazan-ı Şerif ayında hepimiz evlerimizdeydik, eskiden olduğu gibi bol misafirli sofralarımız yok gibi görünse de yaptığımız, özenle ve aşkla hazırladığımız yemeklerden ikram edebildiğimiz insanlar olduğu müddetçe gördük ki yine bol misafir ağırlayabiliyoruz. Gönül bolluğunun sayı bolluğundan üstün olduğunu gördük. Aile efradına her sahur ve her iftarda artan bir özenle ikram hazırlarken aslında kimi ağırladığımızı tüylerimiz diken diken olarak anladığımızda şükrümüz bir kat daha arttı…

 

Ne güzel zamanlar hediye ettin bize Rabbim… Kendimize döndüğümüz, neşemize sımsıkı sarıldığımız ve bugüne dek öğrendiklerimizi sahaya inip uyguladığımız şahane zamanlar yaşattın bize… Çok çok şükür… Senin bizleri sevdiğine hem de çok sevdiğine bir kez daha şahitlik ettik… Senin rızanı sakladığın bir çiğnem sakızın değerini daha çok duyar olduk.

 

Hepimize, yakınlığını daha çok duyup rızanın peşinde olduğumuz imanlı bir ömür vermen duasıyla…

 

 

 

 

 

Özden SAYIN

ORTAK EĞİTİM PLANI

GÜVENİLİR ÇOCUK

KÜTÜPHANE

  • Tanıdığım Yönleriyle A.K.D
    Tanıdığım Yönleriyle A.K.D
  • Gerçek ve Diri İnsan Kime Diyoruz?
    Gerçek ve Diri İnsan Kime Diyoruz?
  • Ciddiyet
    Ciddiyet
  • Gerçek Maneviyat ve İnanç Temelleri
    Gerçek Maneviyat ve İnanç Temelleri
  • Güçlenme Yolu
    Güçlenme Yolu
  • Güçlü Olmak İçin Seçilecek Yol
    Güçlü Olmak İçin Seçilecek Yol
  • İnanç ve Takdir
    İnanç ve Takdir
  • Ne Arıyoruz?
    Ne Arıyoruz?
  • Niçin Özden?
    Niçin Özden?
  • İnsana İnsanı Tanıtıyoruz
    İnsana İnsanı Tanıtıyoruz
  • Sevgi
    Sevgi
  • Güven
    Güven
  • Hedef Gerçek İnsan
    Hedef Gerçek İnsan
  • İşte Halimiz
    İşte Halimiz