“İnsan hayatı güven üstüne
kurulmuş bir saraydır. ”

MİLLETİMİZİ TANIYALIM

 

 

 

Hayat, insanı muhtaçlık altında yok olmamak için bir arada yaşamaya zorlar. İhtiyaçlarımızı kolayca karşılayabilmek için bir araya gelir ve sosyal ilişkiler kurarız. İnsan olarak sadece gövdeden ibaret olmadığımız için kendimizi tanıdıkça fiziki vücudumuzun yanında zihnimizin, inançlarımızın ve gönlümüzün olduğunu da fark ederiz. Böylece diğer canlılardan farklı olduğumuzu anlar ve doyurmamız gereken başka midelerimizin olduğunu anlarız. Sosyal ilişkiler sayesinde Rabbimiz hem maddi hem de manevi ihtiyaçlarımızı birbirimize karşılatır. Her birimiz sahip olduğu, farklı yetenek ve imkânları birbirimizin hizmetine sunar. Fiziksel bir gövdeye sahip olsak da sadece bu gövdeden ibaret değiliz. Güven, sevgi, saygı ve kabul edilme ihtiyaçlarımız da vardır. Maddi yaşayış düzenlerinin geliştiği gibi manevi ihtiyaçların nasıl karşılanacağını düzenleyen inançlar da doğal olarak meydana gelir. Varlıklarını sürdürebilmek için aynı inançta olan insanlar bir araya gelirler ve bir milleti oluştururlar. İnançları ve birbirleri için yaşarlar.

 

İhtiyaçlar karşılanırken insan yapısına en uygun yolları tercih edenler birlik olurlar. Çekirdek aileden başlayıp bir devlete kadar büyüyen kurumlar oluşur. Birliği oluşturan bireyler topluluk içinde görev ve sorumluluklar üstlenirler. Herkes elindekini milleti için ortaya koyunca birleşen güçler katlanarak büyür ve her zorluğun üstesinden gelinir. Bir kişinin nesi varken on kişinin yüz tane bir kişilik sesi olur. Yalnız kalanların hayatta kalamayacağından da anlaşıldığı gibi milleti adına yaşamayan bir hiç olur gider. İnsanın varlığı milleti iledir.

 

Milli birliğin temelinde inançlar yer alır. Aynı değerlere olan bağlılık milleti sımsıkı bir arada tutar. Hayatın birliğine ve insanın hayatın içindeki en değerli varlık olduğuna inanmış kişiler aynı milletin mensuplarıdır. Millet olmanın coğrafya, renk ve zaman benzerliği ile bir ilgisi yoktur. Fiziki yaşayış durumları birbirinden farklı da olsa aynı değer yargılarına sahip kişiler bir millettir. Farklı anlayış, inanç ve kabuller ayrılıkları getirir. İnsan doğasına en uygun yaşayış düzenlerini tanıtan önderlere olan bağlılık ise milletçe hareket etmeyi mümkün kılar.

 

Millet olmak sadece gövdesel ihtiyaçların karşılanması için yapılmış anlaşmalardan ibaret değildir. Hayvanlar da yaşamlarını sürdürebilmek için topluluk halinde yaşar ama insan gövdesi için değil milleti adına yaşar. Arılar da kendi kovanlarını korurken kendilerini feda eder ve ölürler. Ama insanın vatan savunmasındaki amacı manevi değerleri korumak ve devam ettirmek içindir. Diğer canlılar gövdesi adına yaşarken insan şerefi ve namusu için yaşama takdirinde olan farklı bir türdür.

 

Milletin varlığı, insani meziyetlerin yaşanıp hayata gelmesi içindir. İnsan bireysel olarak diğer canlılar gibi ekmeğini taştan çıkarıp karnını doyurabilir ama fırın kurup askıya ekmek astırmak başkadır. İnsanlara yardım etmek güzeldir ama düşkünleri güçlendirip yardım edecek duruma getirmek daha başkadır. Millet olmak, insanın nezih doğasına uygun inanç ile bir araya gelip güvenilir insanı yetiştirmek için bir zemin hazırlamaktır.

 

Milleti için yaşayanlar kendilerinden başkasını da düşünürler. Kendi varlıklarının milletinin varlığıyla devam edebileceğini bildikleri için milli şahsiyetlerini ön tutarak yaşarlar. Tek başına büyümek yerine millet zincirini oluşturan halkaları büyütmeye bakarlar. Bireysel kıvılcımlar parlayıp sönerken milleti için yananlar binlerce yıl ötesine haleler salarlar. Milletim var diyen milletine aittir, kendi adına yaşayamaz.

 

İçimizde duyduğumuz bir aidiyet duygusu vardır. Bu duygu bize başıboş olmadığımızı hatırlatır. Neye bağlıyız, nereye aidiz, nerenin mensubuyuz? İster istemez bu soruları sorarız kendimize. Aidiyet duygusu, bağlı olduğumuz yerden uzaklaştığımızda yalnızlık hissetmemize neden olur. Maddi anlamda refah içinde olsak dahi rahat edemeyiz ve bir asla dönüş çağrısı duyar kulaklarımız. Bizi bir an evvel ait olduğumuz yere dönüş yapmaya iter. Yalnızlık ve boşluk hissinin tahrikiyle ne arayıp ne istediğimize bakarız. Bizi neler cezbediyor diye. Sabahtan akşama kadar peşinden koştuğumuzun güven olduğunu fark ederiz. Huzura, mutluluğa ve tatmine ulaşmak için düşeriz vatan yollarına. Eminliğin izini sürmeye başlayınca yollar yine en güvenilir olana çıkar. Anlarız ki; ait olduğumuz o eller Efendimizin (sav) imiş…

 

 

 

 

Mustafa GÖKTAŞ

ORTAK EĞİTİM PLANI

GÜVENİLİR ÇOCUK

KÜTÜPHANE

  • Tanıdığım Yönleriyle A.K.D
    Tanıdığım Yönleriyle A.K.D
  • Gerçek ve Diri İnsan Kime Diyoruz?
    Gerçek ve Diri İnsan Kime Diyoruz?
  • Ciddiyet
    Ciddiyet
  • Gerçek Maneviyat ve İnanç Temelleri
    Gerçek Maneviyat ve İnanç Temelleri
  • Güçlenme Yolu
    Güçlenme Yolu
  • Güçlü Olmak İçin Seçilecek Yol
    Güçlü Olmak İçin Seçilecek Yol
  • İnanç ve Takdir
    İnanç ve Takdir
  • Ne Arıyoruz?
    Ne Arıyoruz?
  • Niçin Özden?
    Niçin Özden?
  • İnsana İnsanı Tanıtıyoruz
    İnsana İnsanı Tanıtıyoruz
  • Sevgi
    Sevgi
  • Güven
    Güven
  • Hedef Gerçek İnsan
    Hedef Gerçek İnsan
  • İşte Halimiz
    İşte Halimiz