“İnsan hayatı güven üstüne
kurulmuş bir saraydır. ”

BİR EVLADIN BABASINA MEKTUBU

Sohbetimize Antalya seyahatiyle başlamıştık, evet güney cephesinden geliyordum. Eğitimdeki konuşmacı oksitosin hormonundan bahsetmişti, yani sıcak tavır, ilgi ve alaka sonucu güven duygularının oluşması için fırsat yaratmaktaydı. Dışarıdan davranışları sergilemekle hızlı sonuca ulaşılacağı zannedilse de dalgınlara güven verip aldatan gölge de olabilirdi, işte bu noktada bizim mesleğimiz insanın gönül yapısını temel aldığından dolayı gerçek huzur temelleri üzerine ilerliyoruz diyordun.

 

 

Hayran kalmamak mümkün mü? “İnsanda cehalet, öğrenme ihtiyacı durunca başlar.” Hem zihnen hem de bedenen genç kalma sırlarını dinliyorduk. Demek ki her an eğitilme, eksikliklerini giderme arzusu insanı zinde tutuyormuş. Davet verirken arkadaşlarına gösterdiğin hürmet, tek tek her şeyi düşünmen, gerçek bir insana ait davranışlardı. İlkokul öğrencisi olan torununun okulda verdikleri ödevi hakkında yazılanlar beni hayrete düşürmüştü. Küçükler bilseydi, büyükler yapabilseydi… Büyüklerin hayatlarında meydana gelen en etkili olayı paylaşmaları isteniyordu. Bence tam da adres yerini bulmuştu. 

 

 

Kimi öğrenci vardır, dersi sever, kimisi okulu, ama öyle birisi de vardır ki öğretmenini sever. İşte öğretmenini seven öğrencinin gelişimi hayatının son nefesine kadar daim olacaktır. Bitti mi, elbette hayır. Bu cümleleri yazmak için gösterdiğin çaba beni benden almıştı. Ne demek tek tek satırları sayıp, yüksekliklerini ölçüp ona göre ödevi hazırlamak, insana verilen değeri büyüklerde aramaya gerek yok, işte en küçüklerin içinde bu hayat yaşıyordu.

 

 

Bu gece yanında kalıyordum, eski günlerin hatırasını tekrar yaşamak çok güzeldi. Öyle ya, baba ocağı gibisi var mıydı? Sabah erkenden kalkıp namazımı kıldım, yatağın içinde tekrar yatmayıdenesem de içimdeki heyecan, zihnimin karışıklığıbuna izin vermemişti. Sonra mutfağa termosun suyunu doldurmaya giderken kahvaltı yapıp yapmadığımı sordun. Öğlen birlikte yemek yeme davetini kabul ettiğin için çok mutlu olmuştum. Sonra başladık sohbetimize. Sanki bir babanın göğsüne oğlu yaslanır da hüngür hüngür ağlar ya, işte aynı bu duygularla konuşurken dudaklarım titremeye başlamıştı. O kadar dolmuş ki kalbim, yanında çok ferahlıyordum, ayıp olmasa hıçkıra hıçkıra ağlayacaktım. Hıçkıra hıçkıra olmasa da için için ağladım. Hem anlatıyordum, hem duygulanıyordum. 

 

 

Bugün çalışma arkadaşlarımızın yapmış olduğu iyileştirme faaliyetlerinin örneklerinden sunumlarınıdinlemek üzere alana gittik. Alanda yapılan sunuma istinaden düzeltilmesi gereken bazı eklemeler yaptık. Nedense sorulan her soruya insanın vereceği bir cevap vardı ama gördük ki karşıyıdinlemiyorsak bize verilen tavsiyeler bir kulağımızdan giriyor, diğer kulağımızdan çıkıyor. Tam da öyle oluyordu, alanda bulunan denetçi arkadaşlarımızdan biri artık en sonunda her gün gelip burayı kontrol edeceğini beyan edince ortam gerildi. Herkes birbirine laf söylemeye çalışırken tüm kademedeki arkadaşlara ortak amaç noktasınıbelirtip konuyu tatlıya bağlayarak kapattık, yoksa kalpler bozulup, zihinler karışık bir şekilde alandan ayrılacaktık. Sonrasında arkadaşlarımız bu şekilde soğukkanlı olarak konuyu yönetmemiz adına teşekkür etti, biz de mutlu olduk.

 

 

İbadetlerini düzenli olarak normalde yerine getirmeyen arkadaşlarımız bizi görünce cesaret bulmuş olacaklar ki her gün ibadetlerini yerine getirmeye başladırlar. Bu konuda onlara cesaret verdiğimiz için biz de mutlu olduk.

 

 

İnsanın ön yargılarını bir kenara koyması gerektiğini bu yuvada öğrendik, öğle vakti amirimiz telefon ile arıyordu. Açıkçası bugüne kadar arayıp da bir şey istemediği bir durum olmamıştır. Israrla ne istediğini sorsam da sadece beni hâl hatır için sorduğunu öğrenince çok mutlu olduk.

 

 

İş yerindeki ibadetlerimden, çalışma arkadaşlarımın da iştirak etmelerinden, iç dünya yolcuğumdan, zahiri işlerimin yoğunluğundan bahsediyordum. Güzel davranışlara olan tasdike ek olarak önemli olan zihin karışıklığımı yenebilmek için iç dünya çalışmalarımı birinci plana almam gerektiğini tekrar anladım, diğer işlerde bugünün planına göre çalışıp, eksikleri de ertesi gün yapacak şekilde program yapmam gerektiğini anladım. Sonra yürüyüşe çıkmıştık, yolda sohbet etmeye devam ettik. Korkuyorum dedim, bu etkileri, toplum baskısının sıkıntısını duydukça dedim, bunları bir an önce hâlletmek istiyorum dedim. Ama… aması var tek başıma nasıhâllederim, ne olur başımdan ayrılma istedim. Yine beni rahatlatıyordun, ben senin yaşlarında bu eğitime başladım deyişin beni çok rahatlatmıştı.

 

 

Allah’a binlerce şükürler olsun ki hayatımda senin gibi bir insan var. İnsan kendisini samimiyetle teslim edip, eksikliklerini tamamlama gayretine düşüp, babasının gösterdiği şefkat neticesinde insan senin değerini anlayabiliyor, tez zamanda kavuşmak dileğimle…” 

Oğlun Eren.

ORTAK EĞİTİM PLANI

GÜVENİLİR ÇOCUK

KÜTÜPHANE

  • Tanıdığım Yönleriyle A.K.D
    Tanıdığım Yönleriyle A.K.D
  • Gerçek ve Diri İnsan Kime Diyoruz?
    Gerçek ve Diri İnsan Kime Diyoruz?
  • Ciddiyet
    Ciddiyet
  • Gerçek Maneviyat ve İnanç Temelleri
    Gerçek Maneviyat ve İnanç Temelleri
  • Güçlenme Yolu
    Güçlenme Yolu
  • Güçlü Olmak İçin Seçilecek Yol
    Güçlü Olmak İçin Seçilecek Yol
  • İnanç ve Takdir
    İnanç ve Takdir
  • Ne Arıyoruz?
    Ne Arıyoruz?
  • Niçin Özden?
    Niçin Özden?
  • İnsana İnsanı Tanıtıyoruz
    İnsana İnsanı Tanıtıyoruz
  • Sevgi
    Sevgi
  • Güven
    Güven
  • Hedef Gerçek İnsan
    Hedef Gerçek İnsan
  • İşte Halimiz
    İşte Halimiz