“İnsan hayatı güven üstüne
kurulmuş bir saraydır. ”

TELEKONFERANS TOPLANTI RAPORU

 

27.06.2020

 

Haziran ayı eğitim planından son haftanın bölümü okundu. Bu haftaki uygulama ilkelerimiz şunlardı:

 

–        Söz ve davranışlarınızda küçümser olmayın, kimseyi incitmeyin.

 

–        İbret için dahi olsa kötü örnek vermeyin.

 

–        Ana, baba, çocuklar ve yakılarınızı yerecek sözler etmeyin.

 

İlkelerimiz hakkında üyelerimizin tespitleri şu şekildedir.

 

M. G. (Ankara): Eğitimcimizin bize verdiği bu konular bizim dikkatli yaşamamızı sağlıyor. Metro durağında beklerken akli melekeleri yerinde olmayan birini gördüm. O an Eğitimcimiz ve eğitimimiz aklımıza geldi ve ilk olarak sağlıklı halimize şükrettik, sonra onu yerecek bir imada, bir düşüncede bulunmadık. Bunun kalbi huzurunu hissettik.

Yolda giderken ayakkabı boyası yapan bu arada sigara içen bir amca gördük. “Bu da yapılır mı, bu kadar sigara!” derken hemen dikkatimizi kendimize döndürerek “Acaba bizim nerede irade zayıflığımız var?” deyip kendimizi sorguladık. Ve olumsuzu yaymamış zihnimizi de karıştırmamış olduk.

Yolda biri sadaka istedi, biz de verdik. Onun halini hiçbir şekilde küçümsemedik. O istiyor, biz de veriyoruz. Apartmanımızda çöpleri toplayan çocuğu sözlerimizle onore ediyor, takdir ediyoruz. Neden bunları yapıyoruz? Çünkü, ben insanım ve bana yakışır davranmalıyım. En önemlisi ben Müslümanım. Peygamberimizin yaşayışını örnek alıyorum. Onun için, bunlar benim ihtiyaçlarım.

Eğitimcimiz bizim anımızı yaşamamızı sağlıyor. Yabancı ülkeden ablamız geldi, onu  yolcu ederken bir şey anlattı. Yurt dışında Kur’an kursu öğretmenliği yapıyor. Orada tesettürünü tam yapmayan hanım talebesini hiç yargılamadığını, onu mevcut durumuyla hiç eleştirmediğini anlattı. Bir süre sonra talebesi gelerek “Abla sen beni giyimimden dolayı hiç yargılamadın beni Kur’an’a, buraya senin bu davranışın ısındırdı. Buraya senin için geliyorum.” demiş ve o talebe kursta en iyisi olmuş. Demek ki dedik, söz ve davranışlarımızda küçümser olmayarak insanları kazanıyoruz. Kişiliğimizle, şahsiyetimizle çevremize örnek olmalıyız. Kendimiz için, davamız için bunları yapmak zorunda hissediyoruz. Şimdiye kadar bunları çat pat yapıyorduk ama şimdi eğitim sayesinde bilinçli yapıyoruz ve yaptıklarımızdan zevk alır hale geliyoruz. Başta Eğitimcimize sonra da arkadaşlarımıza çok teşekkür ediyorum.

 

T. Ş.(Kırıkkale): Arıtma işleri yapan arkadaşımız bahçeye geldi. Arkadaşlarımızın evinde de işler yaptıktan sonra bana “Abi ben hep Kırıkkale’de çalışıyorum, sizin gibi güler yüzlü, pozitif insanları hiç görmedim. Nasıl hepiniz bir araya geldiniz” diye hayret etti. Yerimizin kıymetini bir kez daha görmüş olduk. Yaptığımız çalışmanın takdirini yapma fırsatı bulduk.

 

E.O. (Kızılcahamam): Bir meslektaşımın sağlık sorunları varmış ve sitemizde bu haber yayınlandı. Biz de okuyunca arkadaşın numarasını bulup hemen aradık. Hâl hatır sorduk, ilgilendik. Meslektaşımız bu duruma çok şaşırdı. “Abi senin canını yerim, ilk defa teşkilattan biri beni geçmiş olsun diye aradı, nasıl mutlu oldum anlatamam, çok teşekkür ederim” dedi. Muhabbetimiz uzadı, gitti derken arada ölüm haberi geçince ben de ona “Kardeşim dedem bana derdi ki acaba biz insanlar mı canlıyız yoksa seneler önce vefat etmesine rağmen hâlâ andığımız Yunus Emre mi canlı? Sonsuz yaşayacak olan, varlığı öldürmeyecek olan şey Peygamberi yaşamdır. Ben yalan söylersem nerede canlı olurum?” diye konuşarak aramızda güzel bir muhabbet oldu.

İşe giderken dinleyemediğim sohbetleri dinliyorum. O arada arkadaşlarımı çok takdir ettim. Bekir hocamın yazdığı yazı beni kendime dönderdi. Meslektaşlarımla selamlaşıyoruz, onlarla bir aradayken olumlu konuşuyoruz. Arkadaşlarımla görüşüyoruz, muhabbet ediyoruz. Hem takdirimiz hem de özlemimiz artıyor. Duru dedemiz “Size altın bir anahtar verdik, o da takdirkârlıktır” demiş.

 

M. K.(Kırıkkale): Oğlum sınava girecekti. Ondan önce Eğitimcimizle görüştük ve bizi bu konuda çok rahatlattı. Biz de oğlumuzu rahatlattık. Sen bizim için önemlisin, diyerek onu ferahlattık. Zihnindeki olumsuzlukları aldık. Ne demek dedim, bir insanın birinin yaşayışını değiştirmesi. Onu sıkıntılardan, tereddütlerden, korkulardan uzaklaştırması… Eğitimcimiz aynen bize böyle yaklaşıyor. Biz de oğlumuza aynı şekilde yaklaşınca gözlerindeki ışığı gördük. Üstünden yüklerinin kalktığını gördük. Eğitimcimizle konuşunca biz de aynı şekilde oluyoruz. Ondan aldığımız güçle çevremizi de rahatlatıyoruz.

 

E. A. (Ankara): Bilinen ve güvenilen bir internet sitesinden siparişimiz odu. Ürün geldiğinde hatalı parça çıktı. Siteyi arayıp bildirdik. Bize kayıtlarını aldıklarını ve ilgililere durumu ileteceklerini söylediler. Aradan beş gün geçti. Arayan olmayınca tekrar aradık. Yine bize döneceklerini söylediler. Aradan zaman geçti, dönüş olmayınca biz geri aradık. Normalde 15 gün boyunca bize dönüş yapmayan yer ile ilgili şimdi gerçekten samimice söylüyorum, hiç kızmadan sinirlenmeden konuyu takip etmeye devam ettik. Böyle olaylarda artık kimseyi nefsimiz için incitmemeye başlamışız. Bu da bize sade bir kalp ve eğitimde olmanın zevkini tattırıyordu. Anladık ki bu eğitim sayesinde anlayışımız açılıyor.

Biz başkalarına akıl vermek, nasihat vermek, uyarmak amacıyla hemen karşılaştığımız, duyduğumuz olayla ilgili olumlu, olumsuz örnekleri sıralamaya başlardık. Bunu da iyi niyetle ve karşının iyiliği için yaptığımızı söylerdik. Sonradan bu eğitimimiz ve eğitimcimiz sayesinde bu örneklerin kötülüğü paylaşmak olduğunu öğrendik. Onun için şimdi büyük oranda güzel örnekleri paylaşmaya çalışıyoruz.

“Ana, baba, yakınlar ve çocukları yerecek sözler etmeyin” ilkemizi çok şükür uyguladığımızı gördük. Şunu da gördük ki bunun değerini ve önemini ne kadar duyuyor ve takdirini yapıyoruz, bunu sorguladık. Bu hususta ezbere yaşantıdan uzaklaşarak daha bilinçli bir şekilde yaşamamız gerektiğini tespit ettik. Yani tamam dediğimiz konunun bizde ki değerini, önemini artırmaya yöneliyoruz.

 

S. Ş. (Kırıkkale): Mesleki anlamda hareketli bir ay geçirdik ve eğitimizin önemini bir kez daha gördük. İş ciddiyetinin öneminin farkına vardık. İş yerimizde çeşitli dedikodular, söylemler oluşmaya başladı. Elimizden geldiğince katılmamaya özen gösterdik. Baktık biz de etkileniyoruz, hemen arkadaşımıza, “Biz de o arkadaşın yerinde olabilirdik, kimse arkasından konuşulmasını istemez.” diyerek çoğalacak konuşmaların önünü kestik. Çeşitli konuşulan konularda Eğitimcimizden de tavsiye alarak neden oldu, nasıl oldu demeyip biz işlerimize yöneldik.

Yeni bir bölüme geçtik çalışmaya. Bize başvuran müşterilerin bizden çok memnun ayrılmasını sağlıyoruz. Bir başka arkadaşımın yerine çalışmaya başladım. Kendim için yapılmasını istediğim şekilde davranmalıyım diyerek geçici de çalışsak iş bırakmamaya ve en güzelini yapmaya gayret ettik. Ağzımıza sahip olmaya çalıştık. Zihnimiz bulansa da karşıya yansıtmadan halletmeye çalıştık. Bizim işimiz değil deyip gitmedik. Yeri geldi mesai saatleri dışında fazladan çalıştık. Kendine yapılmasını istediğini sen de başkasına yap, ilkesini uygulamanın zevkini yaşadık.

 

D. T.(Kırıkkale): Arabayı yaptıracaktım. Kırıkkale ve Ankara’dan fiyat aldım derken Ankara’daki fiyat daha uygundu. Kırıkkale’deki ustaya bu durumu söyledim. Usta ise parçayı satanlar hakkında olumsuz konuştu. Ben bunu çok normal ve doğal diye söylemiştim ama bu durumda olumsuz konuşmalar olunca söylediklerim karşı tarafta ne uyandıracak buna da dikkat etmem gerektiğini gördüm. Fikrimizin sunduğu ilkeler bizim ve çevremizin zihin sadeliğini sağlıyor.

Arkadaşımızla birlikteyken onları onore eden, diğerlerini küçülten bir örnek verdim ve hemen kafam dank etti. Aslında onları övmeye çalışıyordum. Arkadaşını övmen gerekiyorsa neden diğer tarafı kötülüyorsun diyerek ders aldım. Birine sen iyisin demek için başkasının kötü oluşunu dile getirmeye gerek yok.

Okulda inşaat işi yapılıyordu. Kendime dedim ki “Deniz her şeye hazırlıklı ol döküntü olabilir, etraf batmış olabilir.” Odaya bir geldim, çok fazla kirlenmişti. Başta bozulur gibi oldum ama hemen toparlandım. Okulumdaki herkesle irtibatım vardır. Konuşurum, selamlaşırım. Onun da rahatlığı vardı. Temizlikçi ablanın yanına giderek abladan yardım istedim, ben de ona yardım ettim, işleri bitirdik. Sonra işçiler geldi, onları görünce hiç olumsuzluk gelmedi aklıma. Onlara soda da ikram ettim. Hatta samimiyetle “Kusura bakmayın, biz kendi derdimize düştük, size de bir çay ikram edemedik.” dedim. Bu davranış onların da hoşuna gitti. Abi düşünmeniz yeter dediler. Böyle durumda sorunun bir parçası olmadığımız ve sabırla karşılık verdiğimiz için gerekli çözümleri çabuk bulduk. Ayrıca kötülüğü paylaşmadığımız için kalbimizde çok ferahtı.

 

M.D.(Sakarya): Geçen hafta Kırıkkale’den Sakarya’ya döndük. Tabi biraz bunun yorgunluk hali üstümüzde vardı. Arkadaşlarım, “Sen müdürsün kendine izin yazarsın.” dese de biz işlerimizi en güzel şekilde yapmanın, gövdesel rahatımız için işimizi ikinci plana atmamanın huzurunu duyduk. Sabah erken saatte mesaiden önce iş yerimizde olarak görevimize başladık. Yöneticimiz biz teklif etmeden kendisi “Sen istersen erken çık.” dese de işlerimizi tamamlayıp öylece mesaimizi bitirdik. Buradan şunu anlıyoruz ki biz gövdesel arzularımızdan önce iş ciddiyetimizi ön planda tutarsak, Allah’ın yardımı kulları vasıtasıyla bize bir şekilde ulaşıyor, biz talep etmeden karşı taraf bize anlayış gösterip ödüllendirmek istiyor.

İşimizde sorumluluk alanımız geniş. İnsanın hedefi uğrunda bir işi olunca aklına ne bir dedikodu ne de ibret için dahi olsa kötü örnek verme geliyor. İbret için dahi olsa olumsuz örnek vermenin amacı, kendimizi iyi olarak göstermek için oluyor. Kendi kendimizle barışık olmak, başkalarının bizi takdir etmesinden öte bizim kendi kendimizi takdir etmemiz için olumsuzluktan örnek vererek değil, yaşadığımız güzel ahlak değerleriyle bunu ispata getirmeyi amaçlıyoruz. Böylelikle çok şükür biz çizgi sahibi insan oldukça insanlar bizi mecburen kabul etmiş oluyorlar.

 

B. E. (Kırıkkale): İstesek de istemesek de insanları bir şekilde etkiliyoruz. Bu bazen bir davranışla ya da bir sözle olabiliyor. Sözle olumsuz örnek verip, moral bozup, inanç kırıp insanlara yük olmak istemediğim için sözel anlamda kötü konuşmuyorum. Aslında insanları ve kendi düşüncelerini iyi yönde etkilemek gerekiyor. Bireysel meselelerde de aslında iletişim halindesin insanlarla. Sağlığına dikkat ediyorsan, ekonomin iyiyse, etrafındaki insanlar da rahat ediyor. Aksine hastaysan, borçluysan istemeden yük oluyorsun.

İşini düzgün yapıyorsan, sözünde duruyorsan seninle muhatap olan insanlar zihnen ve maddeten rahat ediyor. Başladığın işi yarım bırakman, bir zorluk karşısında pes etmen, seni takip edenlere, yakın çevrene kötü örnek oluyor. Engellere rağmen başardığın zaman umut veriyorsun. Yani davranışla da kötü örnek vermemek gerekiyor.

İyilik iyiliği doğuruyor. Geçen hafta bir alışverişim oldu. Arkadaşa ödeme yapmam için 15 Temmuz’a gün verdim. Onun da birkaç vaadi oldu. Fakat hem kendi zihnim hem de karşı tarafın rahat etmesi için parayı hemen vermeye çalıştım. Ben gayret ettikçe arkadaş da bir o kadar gayret etti. İyilik yaptıkça iyilik ortaya çıkmış oldu.

Süreç esnasında iş yapan personel tarafından birkaç aksilik çıktı. Ama ne kalben ne de söz olarak karşı tarafa ters bir şey söylemedim ve hissettirmedim. Olumsuzluklar karşısında, “Hayırlısı böyleymiş, hallederiz.” diyebildim hem de arkadaşlara aynı yönde destek oldum. Ters giden işlerin hiçbirinde umut kırmadık. Olumlu düşünmeyi ve olumlu konuşmayı hep birlikte öğrenmiş olduk.

 

E. A.(Ankara): Marketten karpuz aldım, bozuk çıktı. Yine gidip manavdan bir şeyler alıyorum, bozuk mallara denk geldik. Manavcı da oradaydı. Manavdan çıkarken biri bana “Karpuz nasıl?” diye sordu. Yaşadığım olumsuzluklar gelince aklıma, bozuk desem mi diye aklımdan geçti ama onun aldığı güzel de çıkabilirdi. Hemen aklımızdaki pürüzlü düşünceleri frenleyip “İyidir herhâlde abi.” diyerek olumsuzluğu yaymadık.

İş yerinde eski çalışanımızla bir problem oldu. Ortak muhataplar bir aradayken içlerinden biri hakkında, onların özellikleri hakkında çok fazla yorum yapmamak gerektiğini gördüm. Konuştuğum kişi hakkında benim intibaım olumlu olsa da başka birinin o kişi hakkında ne düşündüğünü bilemeyebiliyoruz. Tartıp, biçmeden olumlu da olsa söylediğimiz, etrafımızda gene fark etmeden olumsuz bir hava yaratabiliyor. Onun için lafın nereye gideceğine dikkat etmeye çalışıyorum artık. Yakınımız diye her lafı etmememiz, samimiyet altında her sözün söylenmemesi gerektiğini gördüm. O zaman iş laubaliye gidip kalpler incinebiliyor.

Mesleğimi, Allah’ın insanına hizmet için kullanıyorum. Bundan sonra maddesel olarak kazancımı ikinci planda tutmaya çalışıyorum. Ben bu mesleğimi insanlara hizmet için kullanacağım diye yapınca daha huzurlu oluyorum. Mesleki olarak iş camiasında, ne kadar çok eleştirirsen o kadar ünlenirsin gibi bir algı vardı. Biz de böyle yapıyorduk. Eğitimimiz sayesinde yapılan iş ne olursa olsun, yapılan iş en güzelidir anlayışı oluşmaya başladı. Eleştiri yapmamız gerektiğinde yapan kişiyi rencide etmeden benliklere dokunmadan, konuları yüzeysel olarak değerlendirmeye, yapıcı eleştiri yapmaya özen gösterdik.

 

T. Ş.: Eğitimimizi ciddiye aldığımızda bizi üzecek bir şeyin olmadığını görüyoruz. Dışarda benim moralimi bozacak bir şey yok. Sorumluluk bizim. Biz kalbi rahatımızı ne kadar ciddiye alırsak huzurumuzu o kadar koruyoruz. Maddi ihtiyaçlarımızı karşılamak da nasıl eminsek, kendi gönül huzurumuzu koruma ve muhafaza etmeyi de aynı ciddiyetle öğrenmeliyiz. Bu ilkeleri kullandığımızda huzurluyuz. Yoksa sıkıntı ve isyan içerisinde buluyoruz kendimizi. Şu şansımız var, fark ettiğimiz an uyanıp, gözümüzün önünü görebiliyor, tekrar ayaklarımızın üzerinde durabiliyoruz.

 

Yeni haftanın konusu:

 

-         Ben yaparsam olur, ben yapmadan hiçbir şey kendiliğinden olmaz. İstediklerimi elde etmek için kendim karar verir, harekete geçerim.

 

-         Ezbere yaşamam, öğrenmeye üşenmem, ilgilendiğim konuyu mutlaka kesinliğe ve gerçeğe bağlarım.

ORTAK EĞİTİM PLANI

GÜVENİLİR ÇOCUK

KÜTÜPHANE

  • Tanıdığım Yönleriyle A.K.D
    Tanıdığım Yönleriyle A.K.D
  • Gerçek ve Diri İnsan Kime Diyoruz?
    Gerçek ve Diri İnsan Kime Diyoruz?
  • Ciddiyet
    Ciddiyet
  • Gerçek Maneviyat ve İnanç Temelleri
    Gerçek Maneviyat ve İnanç Temelleri
  • Güçlenme Yolu
    Güçlenme Yolu
  • Güçlü Olmak İçin Seçilecek Yol
    Güçlü Olmak İçin Seçilecek Yol
  • İnanç ve Takdir
    İnanç ve Takdir
  • Ne Arıyoruz?
    Ne Arıyoruz?
  • Niçin Özden?
    Niçin Özden?
  • İnsana İnsanı Tanıtıyoruz
    İnsana İnsanı Tanıtıyoruz
  • Sevgi
    Sevgi
  • Güven
    Güven
  • Hedef Gerçek İnsan
    Hedef Gerçek İnsan
  • İşte Halimiz
    İşte Halimiz