“Haysiyetperver insan küre-i arzdan
değerlidir. ”

SEVDAKAR KÜMESİNİN HAFTALIK AİLE RAPORU

                                                                                     

                                                                                    2-8 MAYIS 2020

 

                                                                                             1.Hafta

 

Konumuz: “Özgürlük gibi bir ihtiyacımız var mı?” aylık eğitim planımızın birinci haftasını okuyarak sohbetimize başladık.

 

Aybüke Hanım: “Etkilerden, katkılardan kurtuldukça özgür oluyoruz. Etkilerden kurtulmanın yolu da Eğitimciyle sıkı diyalog içinde olmaktır. İnsanları affetmediğin zaman, sinirlendiğin zaman özgür olamıyorsun. Affedemediğin ve sinirlendiğinde insanları sırtında taşıyorsun. Onun için de affetmeyi bileceksin.”

 

Handan Hanım: “Özgür olmak insanın kendi elinde. Senin eğer bir doğrun veya bir yanlışın yoksa yaptıklarından dolayı “insanlar ne derler” diye düşünüp durursun. “Ben güzel diyorsam güzeldir” diyemezsin. Hep başkalarına göre şekil alıp canını sıkarsın. Yanlış da olsa senin yanlışın olacak. Kendinle ilgili şeylere kendin karar vereceksin. Yoksa kukla gibi olur, özgürce kendini ifade edemezsin.”

 

Babamız: “Fikirden önceki hayatıma bakıyorum, kızgınlıklarımdan dolayı zaman zaman yatamıyordum. İnsanları kafamda taşıyıp kendimi tansiyon hastası yapmıştım. Benim dediklerime uymuyor deyip insanları yargılıyor, onları günlerce kafamda taşıyordum. Rehberimiz sayesinde kendimize yaptığımız kötülükleri şükürler olsun fark ettik. Rehber şart. Rehbere gerek olmasaydı, sadece Kur’an okuyarak bu işler olsaydı, Allah (c.c.) Peygamber’ini gönderir miydi? “Kuran okuyun, anlayın yeter!” derdi. Rehberimizi arıyoruz, konuşuyoruz ve yaptıklarımızın altındaki maksatları onun sayesinde daha net görebiliyoruz. Kısaca rehberimiz sayesinde özgürce yaşıyoruz.”

 

Annemiz: “Özgürlüğümüzün önündeki en büyük engel “ben, ben” dememiz. Yani bencilliğimiz.  Beni sevsinler, benim dediğimi yapsınlar, benim dediğim gibi olsun, beni kabul etsinler. Yani her yaptığımızın başında bir “ben” var. Bencilik oldukça da kendi kendimizi hapishanelere atıyoruz. Bencilliğimiz yüzünden kızıyoruz, küsüyoruz, kin ve nefret duyuyor affedemiyoruz, kıskanıyoruz, kırılıyoruz, bekliyoruz. Özgürlüğümüzün önündeki bu küçük benliğin engelini yok etmemiz lazım. Bu da büyük ben’e kendimizi katarak olacak.  Yani, birlik inancına kendimizi katacağız. Küçük ben nasıl ölecek? Büyük beni tanıyıp, inanıp güvendikçe küçük benin bir hayal, büyük benin gerçek olduğunu idrak edeceğiz. Bu hafta “ben” dememeye çalıştım. Bu sayede de daha çok kendime döndüm.”

 

İlmihal işlendi, Kuran okundu.

 

9-16 MAYIS 2020

 

2.Hafta

 

Konumuz: “Özgürlüğümüzü neler kısıtlıyor?” aylık eğitim planımızın ikinci haftasını okuyarak sohbetimize başladık.

 

Handan Hanım: “Beğenimsizlik özümüzün önündeki en büyük engellerden biri. Bir insanın hep kötü özelliklerini aklıma getirdiğim zaman içimi daraltıyorum. Karşıya bir şey yaptığım yok. Kendime yapıyorum. Beğenimsizlik bir hastalık. Beğenimli yaşayacaksın, her şeyin güzel yanını göreceksin ki içinden özgürce dolaşıp rahat nefes alabilesin.”

 

Aybüke Hanım: “Geçenlerde birine çok kızdım. Baktım kızgınlığım geçmedi. Dedemi aradım. “Dedeciğim ama ben haklı değil miyim?” dedim. Dedem dedi ki; “Haklı olman şu an senin içinin sıkılmasına engel oluyor mu? Çok haklısın dedeciğim.” dedim. Telefonu kapatınca içimden o insanı affettim. Affeder affetmez, içim hemen rahatladı. Gerçekten de affetmemek özgürlüğümüzün önündeki bir engel.”

 

Babamız: “Ben de Aybüke gibi affetmemenin, kin tutmanın özgürlüğümüz önünde bir engel olduğunu düşünüyorum. Karşıyı bağışlarken aslında kendini bağışlıyorsun. Zihnim sadeleşiyor, içim ferahlıyor. O insanı sırtında taşımaktan kurtuluyorsun. Tabi affetmeyi nasıl başarıyorsun?  Eğitimciye uygu göstererek onun eğitimine girerek başarabiliyorsun. Onun için de özgür olmak için iyice azimlenmek lazım.”

 

Annemiz: “Özgürlüğümü yamalı aklım kısıtlıyor. Bildiklerimin ötesinde, gerçek bir hayatın olduğunu dost tavsiyelerini uyguladıkça fark ediyorum. Karşımdaki insanın düşüncelerine, zevklerine, hareketlerine saygı duydukça görüyorum ki daha dingin bir hayat sürüyorum. Gereksiz şeylerle uğraşmayıp kendi yapacaklarıma odaklanıyorum. “Zaman olsa şunları yapabilirim” dediğim şeylere zaman bulabiliyorum. Bu dünyada bırakacağım şeylerle meşgul olmak, kendimize ömürlük hedef seçmemek ne kadar garip bir şey… Hedefimin kıymetini bilip, her geçen gün daha çok hedefimin gerekliliklerini kalbime doldurmaya çalışıyorum. Eğitim ilkeleri ve gerekliliklerinin kendim için olduğunu idrak ediyorum. Bu yüzden tüm ilkeleri itinayla duyarak yaşamaya çalışıyorum. Bekliyor muyum? Kızıyor muyum, küsüyor muyum, kendimi denetleyip gerçek anlamda eğitimi içime yerleştirmeye çalışıyorum. Gerisinin boş olduğunu daha net görmeye çalışıyorum.

 

                                                      

 

ORTAK EĞİTİM PLANI

GÜVENİLİR ÇOCUK

KÜTÜPHANE

  • Tanıdığım Yönleriyle A.K.D
    Tanıdığım Yönleriyle A.K.D
  • Gerçek ve Diri İnsan Kime Diyoruz?
    Gerçek ve Diri İnsan Kime Diyoruz?
  • Ciddiyet
    Ciddiyet
  • Gerçek Maneviyat ve İnanç Temelleri
    Gerçek Maneviyat ve İnanç Temelleri
  • Güçlenme Yolu
    Güçlenme Yolu
  • Güçlü Olmak İçin Seçilecek Yol
    Güçlü Olmak İçin Seçilecek Yol
  • İnanç ve Takdir
    İnanç ve Takdir
  • Ne Arıyoruz?
    Ne Arıyoruz?
  • Niçin Özden?
    Niçin Özden?
  • İnsana İnsanı Tanıtıyoruz
    İnsana İnsanı Tanıtıyoruz
  • Sevgi
    Sevgi
  • Güven
    Güven
  • Hedef Gerçek İnsan
    Hedef Gerçek İnsan
  • İşte Halimiz
    İşte Halimiz