“Haysiyetperver insan küre-i arzdan
değerlidir. ”

TELEKONFERANS TOPLANTI RAPORU

 

09.05.2020

 

Eğitim planının “özgürlüğümüzü neler kısıtlıyor” bölümü okunarak toplantıya başlandı.

 

Uygulama ödevimiz; iç dünya özgürlüğü…

 

A. K.: Gerçek özgürlük, özentilikten uzak yaşamakla oluyor. Kendi taktirimizle kendimizi doldurmak istiyorsak özenmekten uzak duralım. Kusur gördüğümün esiri oluyorum. En mükemmel olsun demek, kusur görmeye sevk ediyor. Değer bilmemek, kusur görmemize neden oluyor. Çok konuşmak, gereksiz eleştiri yapmak, kusur görmeye sevk ediyor. Bu da vicdan özgürlüğümüzü kısıtlıyor.

 

D. T.: İnsanlara bakış açımız özgürlüğümüzü ya kısıtlıyor ya da özgürce yaşamamızı sağlıyor. Duygulu varlıklarız. Bu duygulara sahiplik yapamıyorsak diğer insanlara bağlı kalıyoruz. Sahip çıkıp duygularımızı kendimiz yönetince özgür oluyoruz. İnsan sahip olduğu değerlerin kıymetini bildikçe özgürleşiyor. Ramazan ayı bize vesile oldu. Özgür olmak için her istediğimizi yapmak, istediğimizi düşünmek anlaşılır. Ama özgür olmak için belli şeyleri yapmamak gerekiyor. Oruç tutuyoruz, bedensel isteklerimize dur diyoruz, helal de olsa yemek yemiyoruz. Bize sahipliğimizi yaptırıyor ve özgürleşiyoruz. Eğitim ilkelerimizi uyguladığımız yerde biz özgür oluyoruz. Dışardaki insanlardan bir şey beklemeyip iyi güzel davranışları biz yapınca özgür oluyoruz, huzurlu oluyoruz.

 

K. E.: İnsanın insanlık yolunda kesin amacı olursa özgür oluyor. İç dünyanda huzurlu olup etkisiz yaşamak için bir hedefi olması şarttır. O olmazsa her şeye takılıyorsun. Hedefin ve amacın olursa hiçbir şey sorun olmuyor.

 

B. U.: Eğitim ilkelerinde derinleştikçe insanın büyük bir güç olduğunu görüyoruz. Bu güç de özgürlükle oluyor. Özgürlük olmadığında bunu hayatımızda yaşayamıyoruz. Eğitim ilkelerine uymadığımız takdirde uçamayan bir kuşa dönüyoruz. Özgürlüğümüzü kısıtlayan iki şey var; birincisi, insanlar arası ilişkilerde devamlı karşıyı suçlamak. Evde hanımı, işte müdürü, dışarda arkadaşı suçlamak bizi haklı çıkarmıyor, mutlu etmiyor. Hatayı, suçu kendimizde aramak bizi özgürleştiriyor. Karşıyı suçladıkça zihnin daha çok karışıyor. İkincisi de işini ciddiyetle yapmamak. Üzerimize aldığımız işleri en güzel yapmak bizleri özgürleştiriyor. Müdürümüz bize bir iş veriyor. Ama bu işi yapmak vicdanımızla ilgili çünkü kimse takip edip hesap sormayacak. Ama biz vicdanımızda özgür olmak için ciddiyetle yapıyoruz.

 

 Zan insanın özgürlüğünü kısıtlıyor. Teyzemin oğulları şehir dışında olduğu için ihtiyaçlarını ben gideriyorum. Teyzem aradı, benden bir iş istedi. Bir an, “Bunu oğulları da yapabilir neden bana yaptırıyor?” diye düşününce benim asabım bozuldu. İçim sıkıldı. Sonra öğrendim ki geçerli bir sebebi varmış. İç dünyamıza bakınca hayatta zanda bulunmak insanı sıkıyor, bir çukura sürüklüyor aynı beklemek gibi.

 

S. E..: Keşke demediğimiz, arkamıza dönüp baktığımızda zihnimizde soru işareti bırakmadığımızda özgür oluyoruz. Tutkularımızdan uzaklaştığımızda özgür yaşıyoruz. Zamanında balık tutmayı çok severdim, öyle bir esir almıştı ki beni, rüyamda bile balık tuttuğumu görüyordum. Gelecekle ilgili tüm planlarım bunun üzerineydi. Ama şimdi uzaklaştıkça bendeki etkisi azaldı ve ben yapmam gerekenlere daha çok yöneldim.

 

B. A.: Kalbimde bazen baskın değerler oluyor. Baskın değerler dönem dönem değişiyor. Kalbimdeki bu değer diğer değerleri, istekleri, arzuları bastırıyor. Müspet bir değerle dolu olursa özgür oluyorum. Mesela eğitimim, çalışmalarım baskın olduğu dönemlerde diğer değerler yani dış tesirler, insanlar, konuşmalar beni çok etkilemiyor. Ama bunun yerine madde, para ya da bir insan takılırsa kalbime beni kısıtlıyor, özgürlüğümü elimden alıyor.

 

Tezim için insanların tüketimi ile ilgili, anket yaptım. Tasarruf yapmakta ki amaç ne, diye sorduğumuzda genel cevaplar, “Mahcup olmamak için, onurlu yaşamak için tasarruf yapıyoruz.” çerçevesinde. Özellikle buradaki ailelerin ortak özelliği çeşitli ihtiyaçları için fon kurmaları. Ben borçlu olduğumda sağlığım bozuluyor, atak geçiriyordum. Şu an yılardır içinde bulunduğumuz sistem sayesinde eline sahip olma, israf etmeme konusuna dikkat edince özgür oldum ve borçlarımı kapattım, atak da artık geçirmiyorum. Borçlu olan insan asla özgür olamıyor.

 

M. G.: Esir insan hiçbir güzelliği tadamıyor. Bu dünyada rahat ve huzurlu yaşamak ancak özgürlükle mümkündür. Arkadaşımızla sözleşiyoruz, zamanında gidince sözümüzde durduğumuz için özgür oluyoruz. Beklemek özgürlüğümüzü kısıtlıyor. Muhatabımızın istediğimiz gibi olmasını istiyoruz. Ama istediğimizi biz yapınca bekleme esaretinden kurtuluyoruz. Karşıyı da sıkıntıya sokup kul hakkına giriyoruz.

 

E. A.: En büyük özgürlüğümü kısıtlayan şey, “Çevremdeki insanlar ne düşünür?” idi. Böyle oldukça kendimizden uzaklaşıyorduk. Aman onlar üzülmesin, küsmesin diye esir oluyorduk. Kendi değerlerimizden ödün veriyorduk. Ne zaman ki zahiri bırakıp daha çok dava arkadaşlarımla bir olmaya başladıkça değer yargımız değişmeye başladı. Oralardan kurtulup eğitimimize daha çok yöneldik. Dışarda oldukça konuşulan konular hep dedikodu, başka insanlardı. Bizim de zihnimiz karışıyordu. Şimdi daha çok davamıza ve fikrimize sarılıyoruz. Sarıldıkça özgürleşiyoruz. Yaptığımız iş, davamıza hizmet ettiği için daha çok huzurlu oluyorum. Özellikle çocuğuma hep akrabalarının, arkadaşlarının yanı sıra eğitimdeki arkadaşlarına da değer vermesini tembih ediyorum. Huzuru ve afiyeti ben buradaki arkadaşlarımda buldum. Kendinden önce başkalarını düşünen arkadaşlarım var. Çocuğuma da hep bunu telkin ediyorum. Can kardeşliğimizin her daim devam etmesi dileğiyle…

 

M. G.: Fikre girmeden önceki hayatımıza bakıyoruz, karşımızdaki insan istediğimiz gibi olmayınca sıkıntıya giriyorduk. İstediğim gibi değil diye muhatabımızın eksiklerini arıyor, sıkılıyorduk ama şimdi danışacağımız bir Eğitimcimiz var, oradan akıl alıyoruz. Tavsiyeleri üzerine karşımızdaki insanın hep olumlusunu, güzelini görüyoruz, özgür oluyoruz. Hayatımızda ne kadar güzel yaşayabiliyorsak bu rehberimiz sayesindedir. Geçenlerde yakın olmadığımız bir akrabamızın çocuğu vefat etti. Önceden olsa aramazdık bile ama şimdi aramayanı sen arayacaksın, gitmeyene sen gideceksin deyip aradık, hâl hatır sorduk. Şimdi ise özgürüz. Yarın o kişiyle karşılaştığımızda neden aramadık diye mahcup olacaktık. Ama şimdi içimiz rahat ve özgürüz.

 

E. Ç.: Özgürlüğümüzü kısıtlayan şeylerin başında olumsuz bakmak ve şükürle yaşayamamak var. Hayatımda sahip olduğum o kadar çok güzellikler var ki iyi bir çevreye sahibim, iyi bir eşim var, bir öğreticim var, bunların ve daha bir sürü güzelliklerin şükrünü yapamamaktı sorunum. Elimdeki şeylerin kıymetini daha çok bilmeye çalıştım ve moralimin, keyfimin daha çok geldiğini gördüm. Mahallemizin eksiklerini gideriyorum, çevre düzenlemesi yapıyorum. Oradan bir komşumuz, “Neden böyle boş işlerle uğraşıyorsun, gel de benim evi boya dedi.” alay eder bir tavırla. Orada ben bozuldum. Sonra düşününce, “Sen neden bozuluyorsun, yaptığının kıymetini bilmiyorsun, birinin seni eleştirmesi neden bu kadar rahatsız ediyor?” diye  bunun üzerine düşünmeye başladım.

 

M. A.: Gerçek dindar insan özgür oluyor. İbadetlerimiz bizi özgürleştiriyor. Oruç tutmak, namaz kılmak bizi özgürleştiriyor. Oruç, hakimiyetimizi artırıyor ve insana özgüven aşılıyor. Dinimizin tavsiyelerine uymak bizleri özgürleştiriyor.

 

 

ORTAK EĞİTİM PLANI

GÜVENİLİR ÇOCUK

KÜTÜPHANE

  • Tanıdığım Yönleriyle A.K.D
    Tanıdığım Yönleriyle A.K.D
  • Gerçek ve Diri İnsan Kime Diyoruz?
    Gerçek ve Diri İnsan Kime Diyoruz?
  • Ciddiyet
    Ciddiyet
  • Gerçek Maneviyat ve İnanç Temelleri
    Gerçek Maneviyat ve İnanç Temelleri
  • Güçlenme Yolu
    Güçlenme Yolu
  • Güçlü Olmak İçin Seçilecek Yol
    Güçlü Olmak İçin Seçilecek Yol
  • İnanç ve Takdir
    İnanç ve Takdir
  • Ne Arıyoruz?
    Ne Arıyoruz?
  • Niçin Özden?
    Niçin Özden?
  • İnsana İnsanı Tanıtıyoruz
    İnsana İnsanı Tanıtıyoruz
  • Sevgi
    Sevgi
  • Güven
    Güven
  • Hedef Gerçek İnsan
    Hedef Gerçek İnsan
  • İşte Halimiz
    İşte Halimiz