“İnsan hayatı güven üstüne
kurulmuş bir saraydır. ”

SUYU BULANDIRMA

 

 

 

İçinde bulunduğumuz kişilik ve şahsiyet eğitimini ciddiye aldıkça, hayatımızda uygulamaya yönelik adımlar attıkça, artık görüyoruz ki günlük hayatta yaşadığımız güzelliklerin bizim için bir anlamı ve değeri var. Uygulamaya geçmeden önce, bir hedef sahibi olmadığım için günlük hayatta ve iş hayatında belki yine güzel davranışlar da bulunuyordum ama farkına varmıyordum. Çünkü benim için bir değeri yoktu.

 

Kişiliğimizi şahsiyetlendirmeyi ve kendimizden hoşnut insan olarak yaşamayı, ortak eğitim planlarımız sayesinde artık kendimize bir hedef olarak gördüğümüz için, hayata geçirdiğimiz ilkeler ve yaşadığımız güzellikler artık zihnimizde bir gurur ve sevinç meselesi olarak yer ediyor. Olumluyu, güzeli söz ve davranışlarında icra ederek, tıpkı çiçeğe solmasın diye su vermek gibi, insan da kendi kendini besliyormuş ve bu sayede kendi kendinden hoşnut oluyormuş.

 

Müdür Bey’e ikinci dönem başı toplantı tutanağını diğer öğretmen arkadaşımla beraber vermeyi unutmuşuz, zümre başkanı o olduğu için de onun tutanağı Müdür Bey’e imzalatıp, idareye teslim etmesi gerekiyordu. Baktım ki meslektaşım, Müdür Bey tepki gösterir diye vermeye gönülsüz, ben veririm dedim. Tutanağı Müdür Bey’e vermek için odasına doğru yola koyuldum, giderken de kendi içimden hiçbir şekilde mazeret üretme , hatanı kabul et dedim.

 

Fikir ustamızın şu sözü aklıma geldi. "İnsani ilişkilerde ben haklıyım diyen bu yolda bir adım mesafe gidemez". Odasına girdim, Müdür Bey sitem etmeye başladı, ben de “Hocam haklısınız, bir dahaki sefere daha dikkatli oluruz, kusura bakmayın.” dedim. Öyle deyince birden yumuşadı, konuyu değiştirdi, münakaşa etmeden, kalpleri bozmadan gönül rahatlığı ile odasından ayrıldım. Müdür Bey’in siteminden etkilenmeyişim, öncesinden kalma onu kalben bazı huylarından dolayı kabul edişim mi yoksa kendi hatamı kabul ederek olayı içselleştirmem mi bilemedim? Tutanağı dolabıma koydum, iç huzuru ile çayımı aldım, oturdum ve yanıma bir öğretmen arkadaş geldi.

 

Bu arkadaşın idareye karşı yaşadığı birkaç olaydan dolayı kırgın olduğunu biliyordum. Konu döndü dolaştı, Müdür Bey’e geldi ve sevmediğinden bahsetti. Önce onu anladığımı hissettirdim, sonra Müdür Bey’in güzel taraflarından bahsettim, sohbeti bitirdik ve dedikodu yapmadan, kalbimi bozmadan dersime geçtim.

 

Okuldan çıktım, eve dönerken kendimi kontrol ediyorum, içimde bir mutluluk… Dedikodu yapmamışım, karşılaştığım insani ilişkilerde şeytanın tuzağına düşmeden, zihnimi karıştırmadan, kendimi koruyarak ayrılmışım.

 

Kendi kendime şu değerlendirmeleri yaptım:

 

Bak dedim, bu bir tercih meselesi, ister söz ve davranışlarınla menfi hareket edip peygamberinin yolundan çıkarak, zihin karışıklığı ile işten evine dönersin, ister sen de güzel söz ve davranışlarınla zihnini ve kendini koruyarak yaşarsın. Tercih senin, hayat senin… Kalp ve zihin dünyandan kaçamazsın.

 

Kendimizle mücadelemiz, iyiye ve güzele olan arzumuz, ortak eğitim planlarını ciddiye alışımız, daha doğrusu eğitimimizi ciddiye alışımız bize hep güzellikleri fark ettiriyormuş, olumsuzluklar değil de güzellikler dikkatimizden kaçmıyor artık.

 

Bir öğretmen arkadaşın evde hanımına hazırlatarak getirdiği börekleri kendi aç kalma pahasına herkese zorla ikram edişi ve keşke ben de bu kadar candan cömert olabilsem diye iç çekişim… Bir diğer meslektaşın üzerine vazife olmamasına rağmen masanın üzerini özenle toplayışı, okuldaki hizmetlinin işini ciddiyetle yapması, muhafazakar görünmemesine rağmen bayan hocaların namaz kılması, bir diğerinin samimi davranışları, bunun gibi nice güzel vasıflar dikkatimizi çekiyor ve fikrimiz sayesinde hep güzellikleri görmeye başlıyoruz.

 

Okula gelen stajyer hocalara, devlete olan atanmanın zorluğundan dolayı içinde bulundukları umutsuzluktan kurtulmaları için onlara muhabbet arasında gayret verişim, beni mutlu ediyor.

 

 

Ağzımızdan bir söz çıkarken iki kere düşünüyoruz, menfi bir sözü veya gördüğümüz kötü bir olayı, bir yerden başka bir yere götürdüğünde elimize ne geçecek diye sorguluyor, suyu bulandırma şimdi diyoruz. Dilimize hâkim olmaya çalışıyoruz.

 

Öğretmen arkadaşla boş derste dışarıda muhabbet ediyoruz, meslektaşım “Öğretmenler daha çok para alsa işini daha iyi yapar.” diyor. Ben de “Niye hastane de doktorlar çok para kazanıyor, hepsi işini iyi mi yapıyor?” diyorum. O da bir şeyler söylemeye başladı, baktım bozuluyor geri vites attım, “Doğru hocam siz haklısınız.” deyip geçtim. Sonra kendime dedim ki münakaşanın ne gereği var, fikir ustamızın sözü aklıma geliyor, “Kim kimin anlayışını değiştirebilmiş boş ver, zihnini koru, suyu bulandırma” diyorum.

 

Gecenin ikisi… Anneannem rahatsızlandığı için tıp fakültesine gittim, dönüşte biri çocuğuyla el işareti yapıyor, bizi de bırakır mısın, diye. Yabancı uyruklu olduğunu anladım, bir an tereddüt ettim, geç vakitte doğru mu ki arabaya almam diye, sonra “Gelin dedim, bırakayım nereye gidiyorsanız.”. Çocuğuyla arabaya bindi, Irak’tan gelmişler, oranın Araplarındanmış. Dedim “Niye geldiniz Türkiye’ye?”. dedi ki “6 yıldır buradayız, orada savaş var, mezhep savaşı, insanlar birbirlerini öldürüyor. Başladı Türkiye'yi övmeye, burada Müslümanlık var, namaz var, insanlarda Allah korkusu var, bu ülkede huzur var, bu kadar şükürlü olması hoşuma gitti.

 

Ben de ülkemizin güzelliklerinden bahsettim, sonra da dedim ki bizim halkın çoğu şu senin yaptığın taktiri yapamıyor. Neyse evine kadar bıraktım, çok mutlu oldu, öyle bir sevindi ki. Giderken iyilik yapmış olmanın mutluluğunu yaşarken kendi kendime dedim ki “Bak bir taraftan iyilik yapıyorsun ama bir taraftan da muhabbet ederken kendi ülkenin vatandaşları ile ilgili olumsuz konuşarak suyu bulandırıyorsun. Suyu bulandırma!”

 

Sabır, diline hakim olma, iyilik yapma, bütün olumsuzlukların insanın kendi hatalarından kaynaklandığı bilinci gibi ortak eğitim planı çerçevesinde haftalık derneğimizde yaptığımız sohbetler çok şükür bizde bu farkındalıklarla yaşamamızı ve devamlı kendimizi sorgulamamızı, dışarıya insanların kusurlarına değil de kendi iç dünyamıza yönelmemizi sağlıyor.

 

Allah bize bu fikrin temsilcilerinin inceliklerini yaşamayı nasip eder inşallah.

 

 

 

 

Bekir Sami Ulucan

ORTAK EĞİTİM PLANI

GÜVENİLİR ÇOCUK

KÜTÜPHANE

  • Tanıdığım Yönleriyle A.K.D
    Tanıdığım Yönleriyle A.K.D
  • Gerçek ve Diri İnsan Kime Diyoruz?
    Gerçek ve Diri İnsan Kime Diyoruz?
  • Ciddiyet
    Ciddiyet
  • Gerçek Maneviyat ve İnanç Temelleri
    Gerçek Maneviyat ve İnanç Temelleri
  • Güçlenme Yolu
    Güçlenme Yolu
  • Güçlü Olmak İçin Seçilecek Yol
    Güçlü Olmak İçin Seçilecek Yol
  • İnanç ve Takdir
    İnanç ve Takdir
  • Ne Arıyoruz?
    Ne Arıyoruz?
  • Niçin Özden?
    Niçin Özden?
  • İnsana İnsanı Tanıtıyoruz
    İnsana İnsanı Tanıtıyoruz
  • Sevgi
    Sevgi
  • Güven
    Güven
  • Hedef Gerçek İnsan
    Hedef Gerçek İnsan
  • İşte Halimiz
    İşte Halimiz