“Haysiyetperver insan küre-i arzdan
değerlidir. ”

BİR YOLCUNUN NOTLARI

 

 Bu ay ağzıma, gözüme ve kulağıma sahip olmaya gayret ettim. Sır kulaktan ve gözden giriyor, ağızdan çıkıyor. Kimsenin bir şeyini başkasına anlatmadım, sır olarak söylenmese bile. Bana ne! Anlatmak isteyen gitsin, kendi anlatsın.

 

Sır konusunda göze, kulağa ve ağza sahip olmaya başlayınca anladım ki benim dışarıya olan bağım bu beş duyum. Toplumla buradan muhatap oluyorum. Ben duyularıma sahip olmadan içteki duyumlarıma sahip olamam gibi geliyor. Odayı ısıtıyorsun ama cam açık, ısı kaçıp gidiyor. Matematik kitabının tamamı yazılmış ama çalışmaya dört işlemden başlıyorsun. Onu halletmeden integral çalışamazsın. Duru Bey’de bütün fikri ortaya koymuş fakat benim en alttan başlamam gerekiyor. Elime, ağzıma, dilime, ekonomime, gözüme sahip olmadan kıskançlığıma, beğenme duyguma, anlayışıma sahip olma şansım yok. Zaten radarlar sürekli açık olunca o kadar gereksiz bilgi geliyor ki ustayla olan iletişimini kaybediyorsun. O yüzden sır konusunu bahane ederek göz, kulak, ağız başta sahiplik talimi yapıyorum.

 

  • Üniversitede bir öğrenci proje bursu için başvuracak. Hoca bakmış, olmuyor demiş. Çocuk bana gelip olmuyormuş abi  dedi. Bu noktada bizim ilkeler can simidi. Gel dedim mış-muş yok. Kendimiz bakalım. İlgilendiğimiz konuyu kesinliğe bağlayalım. Gittik sorduk, hoca yanlış bakmış. Kendi işim vardı bıraktım, bütün gün ona yardımcı oldum. İlkelerden ayağımızı kaldırmıyoruz ve iyilik midemizi doyuruyoruz, Allah’a şükür.

 

  • Yolda kalanı alıyoruz, fırsat bulduk mu iyilik yapıyoruz, bir arkadaşımızın işine koşuyoruz fakat tabi ki sürekli böyle işler önümüze gelmiyor. O yüzden dedim ki sen kendine iyilik yap. Boş söz konuşma, namazını tam kıl, seni ilgilendirmeyen işlere karışma, kitap oku, beslenmene dikkat et, işini düzgün yap. Yani kendime bol bol iyilik yapmış oluyorum.

 

Bunun yanında insanlara iyilik yapmak sadece maddi olmuyor. Bizim ilkelerimiz tamamen iyilik fırsatı. Biri geldi, MKE satılacak diye duymuş ve bütün ailesini ayağa kaldırmış. Ona dedim ki mışa-muşa inanmıyoruz ve ilgilendiğimiz konuyu kesinliğe bağlıyoruz. Şimdi dedim git, önce durumu düzelt, sonra bunun eğitimini yap. Geçenlerde gördüm, abi eğitim yapıyorum, duyduğuma inanmamaya çalışıyorum ama daha halledemedim, halledince geleceğim yanına dedi. Başka biri, insanların onu kabul etmediğinden şikayetçi idi. Ona da kendi meziyetlerini keşfet ve onlara eğil dedim. Kendindeki güzellikleri gördükçe kendini kabul edersin, sen kabul ettikçe insanlar da seni kabul eder dedim. Gitti şimdi uygulamaya çalışıyor.

 

Biri ise küçük kardeşinden, onu rahat bırakmadığından şikayetçi idi. Aslında çocukla ilgilenmiyorlar kendi dertlerinden, çocuk da ilgi istiyor. Ona da çocuk dergisini verdim. Git akşamları kardeşinle sohbet et, ona dergiden oku. Geçen geldi, “Abi aramız düzeldi.” diyor. İlkelerimizi uygulamak ve uygulatmak hem bize hem çevremize iyilik.

 

  • Bir konuda birine iyilik olduğunu düşündüğüm bir şey yaptım, başka birine başka bir şey. Sonra size anlattım. Birine iyi yapmışsın dediniz, diğerine sana ne! Anladım ki kritik noktalardaki iyiliklerimizi ustaya sormadan yapmamak lazımmış. Sonu kötü olabiliyor.

 

  • İyilik neden anlatılır diyordum, gizli olanı makbul değil mi? Evet öyle ama yerine göre yapılan örneklikler pek çok kişiye ışık olabiliyor. Aynı kurumda çalıştığımız Nihat abim emekli olurken bana 1000 TL bıraktı. “Oğlum” dedi “Devletin hakkı bize geçmiş olabilir, bununla servise bir şeyler al.” Ben de üç tane UFO aldım. Gelen “Oo abi iyisin, sana UFO almışlar.” deyince ben de Nihat abinin yaptığını anlatıyorum, insanların hoşuna gidiyor. Nihat abiyi arayanlar olmuş, etkilenmişler tabi. Bir iki kişi “Biz de yapalım giderken, alalım bir şeyler doğru söylüyor, devletin hakkı muhakkak geçmiştir.” diye söylemişler. Demek ki iyilik doğal olarak çoğalıyor, insanları harekete geçiriyormuş. Ama kendinden anlatırsan aynı etkiyi yapmıyor. Üçüncü bir kişinin yaptığı iyiliği anlatmak en azından dışarıdaki çevremiz için daha doğru gibi.

 

  • Mağazadan ayakkabı sordum. Fiyat internette biraz daha ucuzdu. İnternetten daha ucuza alırım deyip mağazadan çıkıyordum ki aklıma sizin sohbetiniz geldi. Demiştiniz “Bazı promosyon ürünlerini aldığınız zaman çocuklara prim veriyorlar. Fazla fazla alıyorum. Onların gözündeki mutluluğu görünce mutlu oluyorum” diye. Döndüm “prim alıyor musun?” diye sordum “evet” dedi. “Ver o zaman ayakkabıyı” dedim. Gerçekten de gözlerindeki mutluluğu görmek insanı mutlu ediyormuş.

 

 

 Bir Yolcu'nun Not Defterinden...

ORTAK EĞİTİM PLANI

GÜVENİLİR ÇOCUK

KÜTÜPHANE

  • Tanıdığım Yönleriyle A.K.D
    Tanıdığım Yönleriyle A.K.D
  • Gerçek ve Diri İnsan Kime Diyoruz?
    Gerçek ve Diri İnsan Kime Diyoruz?
  • Ciddiyet
    Ciddiyet
  • Gerçek Maneviyat ve İnanç Temelleri
    Gerçek Maneviyat ve İnanç Temelleri
  • Güçlenme Yolu
    Güçlenme Yolu
  • Güçlü Olmak İçin Seçilecek Yol
    Güçlü Olmak İçin Seçilecek Yol
  • İnanç ve Takdir
    İnanç ve Takdir
  • Ne Arıyoruz?
    Ne Arıyoruz?
  • Niçin Özden?
    Niçin Özden?
  • İnsana İnsanı Tanıtıyoruz
    İnsana İnsanı Tanıtıyoruz
  • Sevgi
    Sevgi
  • Güven
    Güven
  • Hedef Gerçek İnsan
    Hedef Gerçek İnsan
  • İşte Halimiz
    İşte Halimiz