“Haysiyetperver insan küre-i arzdan
değerlidir. ”

ŞİMDİ GÖNLÜMÜZDE KOCAMAN BİR BİNA YAPTIK

 

 

 

Sevgili Dedeciğim;

 

Bu hafta ailemizin tüm üyeleri İstanbul’dan, Çorum’dan kayınvalideme geldiler. Ben tam cumartesi sohbetine gidecekken haberim oldu. Oraya gitmem gerekti ve son dakika sohbete gidemedim. Kendi kendime git ve sen de hizmetinle sohbetini yapmış ol dedim.

 

Yaklaşık yirmi beş kişiydik kayınvalidemin evinde. Sabahtan itibaren yemeği, bulaşığı, çayı, hizmeti derken gece yarısına kadar oradaydık. Ortamın en küçüğü bendim yaş olarak. Yazları eğitim bahçemizde öyle güzel yetiştik ki her şeyi çok güzel hallettik. Ama bir de işin manevi boyutu vardı.

 

Herkes hep bir ağızdan konuşuyor, kâh tartışıyorlar kâh bağırıyorlar kâh anlaşıyorlardı. Üzerine konuştukları mesele çok basitti aslında ama anlaşamıyor, anlayamıyorlardı. Günün sonunda geceye doğru ben mutfaktayken, eltim geldi yanıma. Çok kırgın, üzgün ve sinirliydi. Bana dönüp dedi ki: “Sen söyle ben haksız mıyım? ” Ben de ona “Çok haklısın ama o insanların yaşı büyük ve belli bir hayatı yaşamışlar, sen çok açıklama yapıyorsun. Seni anlayamayabilirler, inşallah de kısmet de geç. Senin mutluluğun için diyorum, bak gelip sen üzülüyorsun” dedim.

 

Biraz sonra yaşça büyük yengemiz gelip bana “Beni anlamıyorlar, ben haksız mıyım?” dedi, onunla da böyle konuştum. Derken bir abimiz geldi yanımıza, o da dertli idi. O da aynı şeylere kızıyordu. Gece yarısı oldu ve herkes gitti. Giderken herkes çok gergin ve sahte vedalaşmalarla ayrıldı. Evden belki de 20 kişi çıktı ama hiç mutlu ayrılan yoktu. Kayınvalidemin evini son kez toparladım ve biz de tam evimize gelmek için çıkıyorduk ki onun çok üzgün olduğunu fark ettim. O da herkes gibi kendini haklı görüyor ve anlaşılamadığı için çok üzülüyordu. Sarıldım ona “Annecim sen niye üzüyorsun kendini?” dedim. “Bak evlatların yanında, sen de bizim başımızda ol yeter bize…” dedim.

 

Öyle bir sarılıyordu ki bana, “Ben sizin elinizi sırtımda hissettim Dedeciğim.” Gece yarısı herkesin çıktığı evden mutlu ayrılan sadece bendim. Kimseye kızmadan, dedikodu yapmadan hepsine hak vererek… Hepsi kendine göre haklıydı çünkü.

 

Sonra şükrettim eğitimimize, sizin varlığınıza ve bahçemize. Ben yıllarca kızdım kendime, böyle bir anne-babaya layık bir evlat olamadım diye. Hep boş bir tenekeye benzetirdim kendimi, meğer neler varmış bizde... Sorumluluk binince omuzlarıma, tenekenin içinden altın çıktı sanki. Sohbetlerde şimdiye kadar öğrendiğimiz şeyler hiç boşa gitmemiş. Ben sahalara inince anlamaya başlıyorum bunu. Bütün bu güzellikleri sizin sayenizde yaşıyoruz.

 

Yine sizin sayenizde bundan 7 yıl önce bir evlilik yaptım. Siz, bize hep “Senin eşin dünyadaki en güzel eştir, bu herkes için böyledir.” derdiniz. Ben o zamanlar anlamazdım. Kızdıklarım vardı, kafama uymayanlar vardı. Sanki herkes, eşimde dahil benim gibi düşünmeli, benim gibi konuşmalıydı. Aynı olmadığımız için çok kızardım eşime.

 

Gönlüm bir gecekondu mahallesiydi, benim ve eşimin ayrı ayrı evleri vardı sanki. Düzene girmeyen elektrikleri, suları vardı o evlerin. Kendimi beğenmiyordum ki eşimi beğeneyim… Sonra bir söz buldum kendime, sorumluluklarımdan kaçmak için. ‘’Evlilik böyle bir şey, herkesin evliliği böyle ki…” diyerek’ sonra eğitimi ciddiye almaya başlayınca ilk fark ettiğim şey, eşimin güzel huyları olduğuydu. Öyle huyları vardı ki örnek almaya başladım. Mesela çok olgundur benim eşim, sakin, anlayışlı ve çok sabırlıdır. Arkadaşlık ilişkileri kurmakta ben çok acemi idim, ona bakarak anlayışlı olmaya başladım. Olgunluğuna ve insanları güzel dinlemesine çok özenirdim. Onun gibi arkadaşlarımı ve ailemi sakince dinlemeye başladım. O her şeye karşı sabırlıdır her zaman. Bense hemen her şey olsun isterdim, şimdi onun sabrını örnek alıp sabırlıca çözüm üretmeye başladım.

 

Takdir etmeye başladım, takdir ettikçe çok sevmeye başladım. Sonra sizin bize söylediğiniz o ilk cümleyi düşünürken buldum kendimi. ‘’Benim eşim dünyanın en iyi eşidir, çünkü o benim eşimdir.’’ Şimdi o gönlümüzdeki müstakil evlerden çıktık. Birimizin eksiği olduğunda diğerimiz o eksiği kapattı. Birimiz anlayış gösteremeyince diğerimiz anlayış göstermeye çalıştı. Şimdi gönlümüzde kocaman bir bina yaptık, biz bu binanın her katını, huzur katını, güven katını eğitimimize borçluyuz.

 

Teşekkür ederiz Dedeciğim, bizden hiç vazgeçmediğiniz için.

 

Teşekkür ederiz eğitimimiz için.

 

Teşekkür ederiz ailemiz için.

 

Rabbim sizi, sizin fikirlerinizi başımızdan eksik etmesin… Amin…

 

 

 

 

NİMET ULUCAN

ORTAK EĞİTİM PLANI

GÜVENİLİR ÇOCUK

KÜTÜPHANE

  • Tanıdığım Yönleriyle A.K.D
    Tanıdığım Yönleriyle A.K.D
  • Gerçek ve Diri İnsan Kime Diyoruz?
    Gerçek ve Diri İnsan Kime Diyoruz?
  • Ciddiyet
    Ciddiyet
  • Gerçek Maneviyat ve İnanç Temelleri
    Gerçek Maneviyat ve İnanç Temelleri
  • Güçlenme Yolu
    Güçlenme Yolu
  • Güçlü Olmak İçin Seçilecek Yol
    Güçlü Olmak İçin Seçilecek Yol
  • İnanç ve Takdir
    İnanç ve Takdir
  • Ne Arıyoruz?
    Ne Arıyoruz?
  • Niçin Özden?
    Niçin Özden?
  • İnsana İnsanı Tanıtıyoruz
    İnsana İnsanı Tanıtıyoruz
  • Sevgi
    Sevgi
  • Güven
    Güven
  • Hedef Gerçek İnsan
    Hedef Gerçek İnsan
  • İşte Halimiz
    İşte Halimiz