“Haysiyetperver insan küre-i arzdan
değerlidir. ”

CAN DOSTLAR KÜME RAPORU

 

 

" Ülkemizin ayrı ayrı yerlerinde olsak da, aynı dava, aynı inanç ve aynı eğitimi paylaştığımız için mesafelerin bir anlamı olmuyor. "

 

T. G.( Konya ): Son haftaya geldiğimizde, geçen bir ay için şükrettim. O bir ayı yine kendimizi yetiştirmek için değerlendirdiğimize, kendimizi geliştirmek için Rabbimin verdiği bunca nimete, eğitimime, eğitimcime, sunulan bunca hizmete şükrettim. Bunların değerini şimdi daha iyi görüyoruz. Çünkü bir amaç var ve bu amaç için açılan bunca kapı, sağlanan bunca destek var. İnsan neyin derdindeyse onun için hizmet eden şeylerin şükrünü ediyor. Dikiş dikiyorsam dikiş makinesinin kolaylığını, kumaşların çeşitliliği, iğneyi ipliği ve bana dikiş öğreten kişiyi takdir ederim. İşte bizde artık yetişme çabasında olunca bu yolda hizmet edenleri, bu imkanları sağlayanı bizi bu anlayışa getireni cidden ve samimice takdir eder olduk. İnsanın bir yaşam gayesi olması en büyük hazinesiymiş.

 

 

Rabbim zihnimizi, anlayışımızı açsın da bu güzelliklere daha çok doyalım. Şimdi yeni eğitim planının heyecanı var içimde. Ne öğreneceğim, hangi eksik yönümü görüp derdine düşeceğim heyecanı bu. Eksiği ve kusuru kendimizde arayıp düzeltme çabasına düştük elhamdülillah. Artık çok iyi biliyoruz ki kusur, görenindir. Kusur görerek de bu yolda ilerleyemem. Çünkü Peygamber Efendimizin (sav) hayatına bakınca hiç kusur görüp eksik arayan biri olmadığını görüyoruz.

 

Defalarca onun hoşgörüsüne, anlayışına, merhametine dair sayısız örnekler okuduk. Eğitimcimize bakıyoruz, en basitinden bendeki bu kusurlarla hala beni seviyor, beni içten kabul etmiş, kusurlarımı bildiği halde bırak başkasına bana bile sezdirmiyor. Bilakis onlardankurtulup, kendimi yetiştirmem, daha iyi bir insan olabilmem için yıllardır sabırla hizmet ediyor. Bu nasıl bir yüce gönüllülük... Evet hayranlık duyuluyor. Şimdi ise hayran olduğumuz değerleri yaşayabileceğimizi, çok istersek başarabileceğimizi biliyoruz. Ve bilmekle kalmadan çabalar hale geldik. Her günümü değerlendirip kendimizi, kendi vicdanımızı sorgulamayı öğrendik. Bizi rahatsız eden şeylerden kurtulmanın yolunu gördük. Bu yolda ancak eğitimcimizin sözünü tutmakla gidiliyormuş. Şimdi kendimizi düzeltebileceğimize inandığımız eksiklerimizle kabul etmeye başladık. Eksiklerimizi kusurlarımızı değil, onları düzeltebilme gücümüzü sever olduk.

 

 İşte eğitimimiz bu gücümüzü ortaya çıkarıyor… “Sen de varsın, sen de başarırsın, sen de yarış, neyi bekliyorsun?” diyor. Rabbim bu yolda başarılar versin, yolumuzu daim ve açık etsin inşallah.

 

 N.U.( Kırıkkale ): Kendimizi beğenelim yazımızı okudum ve çok şaşırdım. Çünkü ben hep kendine kızan, suçlayan biriydim. Her şeyin suçlusu ben olabilirdim... Eğitim planımızla beraber kendimdeki güzellikleri görmeye başladım. Kırıkkale’de derneğimizde toplantı olunca bittikten sonra derneğin temizlenmesi gerekiyordu. Bu ilk söylendiğinde “ben hep temizlerim” dedim içimden, çünkü orası benim evim. Sonra Allah sözümü yere düşürmedi çok şükür, şimdi derneğimizi sohbet bitiminde derliyor, topluyor, elimden geldiğince temizliyor, kapısını kitleyip çıkıyorum. Çünkü kendi evim nasılsa bura da öyle olmalı benim için.

 Yine arkadaşlarla sohbette bulaşık yıkarken oğlumun ağladığını duydum. Bağıra bağıra ağlıyordu ama beni çağırmıyordu. Bir tarafım “git bak, ne olmuş, kimle kavga etmiş, kim ona ne demiş hesap sor” dedi. Tam o sırada bir ablamız gelip “git bir baksana, senin oğlunun sesi bu” dedi. Ben de “ben burada iş yapıyorum, bir sürü teyzesi var orada, onlarla halletsin sorununu” dedim.

 Amacım hep annesinin koruduğu, kendi hakkını kendi aramayan, hep birilerine ihtiyaç duyan biri olmamasıydı aslında. Sonra ağlama kesildi, benim de işim bitti, çaktırmadan çocuk odasından içeri bir baktım çok güzel oynuyor çocuklar. Çocuklardan birinin annesi gelip her şeyi ayarlamış mis gibi. Bunlar da barışmışlar, olay kapanmış. Çünkü bu kadar basit işte. Sonra baktım, arkadaşlarıma olan güvenimi sevdim. İçimden demiştim çünkü, orada bir sürü teyzesi var, biliyorum ki kalp kırmadan, haksızlık yapmadan, en güzel şekilde kendi çocuklarıyla ilgilendikleri gibi ilgilenirler. Çünkü biz kocaman bir aileyiz…

 Oğlumun yeri gelip arkadaşlarıyla kavga ettiğini gördüm. Daha 3,5 yaşında olduğu için çocukların arasında haşlanan olabiliyor ama bazen olmalı diyorum kendime. Kendini, kendi savunmalı hep onu korumama ihtiyaç duymamalı. Zaten biz araya girmeyince kuş gibiler onlar, sevgileri de bozulmuyor, kalpleri de... Sen kendi kalbini koru dedim kendime. Teşekkür ederiz eğitimimize, eğitimcimize. Böyle bir ailede olduğumuz için ne kadar şükretsek yine de az gelir bence.

 

 H.B.( Yozgat ): Kendimizde ne kadar güzel özellikler olduğunu gördük. Sağ, sol, arkadaş, dost derken insan kendini ne kadar boş geçiyormuş. Bu hafta bol bol takdir ettim kendimi. Eşimin bir huyunu çok beğeniyordum. Olumsuz aldığı haberlere karşı metanetini hiç bozmadan üstüne düşeni yapar, gereksiz soru sorarak insanı meşgul etmez. Ben de örnek aldım onu ve yapmaya çalışıyorum. Bir haber aldım. Vah tüh, nasıl oldu, diyecekken tam kendimi tuttum ve yapabileceğimiz ne var demeye gayret gösterdim. Yapınca da çok mutlu oldum, ne kadar güzel uyguluyorum diye kendi kendimi de takdir etmenin mutluluğunu yaşadım. Karşıdan gelen takdir beklentisinin de kesildiğini fark ettim böylelikle. Oğlum aniden çıkan fazla sese tepki gösteriyor. Çevredekiler hep korktu, aman korkar sessiz olun diyorlar. Kulağından da girsin istemiyorum böyle sözler.

 Fakat uyarınca da insanları kırarım düşüncem var. Bir orta yolu bulup benim oğlum cesurdur neden korksun. O erkek adam olacak dedim ve insanların çok hoşuna gitti. Sonra yine kendimi takdir ettim orta yolu ne güzel buldum diye. Kendimi takdir edince de gördüm ki esas ustamı, eğitimcimi takdir ediyorum aslında. Bana bu güzellikleri yapma fırsatı veren o insan çünkü. Bana bunları öğreten o. Çok şükür Rabbime, bizi böyle bir eğitim ve eğitimciyle tanıştırmış.

 

 İ.D.( Sakarya ): Bu haftamıza dolu dolu başladık. Çünkü hedefimizi bir kez daha hatırlattık kendimize. “Ben nasıl bir insan olmak istiyorum?” sorusunun cevabını verirken, “o zaman istediğinin adamı ol” diyerek başladık haftamıza. Çünkü geçen haftadan biraz dilim yanmıştı. Daha dolu ve verimli bir hafta olmalıydı, başta kendime saygımı kaybetmemeliydim sonra eğitimcimin yüzüne nasıl bakardım? Bu düşünce beni hep bir çizgide tutmuştur. Haftaya zorlandığım ve ertelediğim ev işlerini yapmakla başladım. Normalde bu işler gövdesel olarak biraz sıkıntı verebiliyordu, erteleme niyetim de güya buydu. Hayır ama zihnim sürekli oraya takılıyor bir türlü rahat edemiyordum.

Besmele çekip başladık. Ama yalnız değil. En sevdiğimiz ilahiler eşliğinde eğitimcimizi düşünerek... Elimizde süpürge, aklımızda bize kazandırdıkları, gelişimlerimiz ve nasıl yüce bir insan olduğu. Her işi yaptıkça üstümüzdeki toprakları atıyor, yeniden dirildiğimizi hissediyorduk çünkü. Sonra sabahtan programa koyduğumuz işleri bir bir hallettik. Vakit akşam vaktiydi. Aynanın karşısına geçince bu güzellikleri ve bu duyguları bize nasip ettiği için Allah’a şükrettik. Sonra da “Aferin gelişiyorsun, değişiyorsun, o insan tarafından seviliyorsun demek ki, sana içten mesajlar, hoşnutluklar geliyor, gel bir de sana sarılayım.” deyip kendimize de sarıldıktan sonra,Allah'ım uyanışlarımızı daim kıl diyerek günü kapattık.

 

 E.C. (Eskişehir) : İnsanın kendini beğenmesi, kendini yetiştirme derdinde olması ve bunu nasıl yapması gerektiğini bilmesi, bazen içinden çıkamayacağını düşündüğü dünya hayatında elinden tutup çekiyor. Çok şükür eğitimdeyim, ben bu sıkıntıyı, işi hallederim diyerek güveni oluyor insanın. Bu yaşamıma kadar hep bir şeyleri yaparken “beklenti içinde olmalısın ki karşılık olmalı, birinin desteği olmadan tek başına işi halledemezsin, iyilik yapıyorsan senin de çıkarın olmalı” gibi insanın kendi dışında, dışa bağımlı yaşamayı gösterdiler. Çok şükür ki eğitim bize kendi içimdeki gücü bulmamı ve her şeyde, en imkansızda bile yapılacak bir şeyler olabileceğini bilerek devam etmeyi öğretti. Eğitimin hayatıma kattıklarının etkisini gördükçe kendimi yetiştirme arzusuna daha çok giriyorum. Anneliğimin verdiği ayrı bir destek gücü de var. Kendimi yetiştirirken bir insan da yetiştirdiğimin bilincinde olarak ona örneklik yapıp daima bu ortamda olduğum için şükrediyorum.

 

D.D.( Ankara ): Eğitim planını okuduğumda aklıma direk kendini beğenmek, saygıyla kabul etmek istiyorsan günlük hayatından başlayıp, kendini beğeneceğin işler yap dedim. Ertelediğim, yapmakta zorlandığım yerlere baktım ve oralardan güç kaybettiğimi, kendime karşı beğenimsizlik yaptığımı gördüm. Hastaneye gitmem gerekiyor ve sürekli erteliyor muyum, hemen telefon açıp randevu aldım. Su içmem gerekiyor ve her seferinde suyu hatırlayıp mutfağa gitmek zor mu geliyor, kendime matara alıp işi kolaylaştırdım, doldurup doldurup içtim. Sabah erken kalkamadığımı, çok zor olduğunu mu düşünüyorum, çözüm yolları aradım, yatma saatlerimi değiştirdim, erken yatınca zaten erken kalktığımı gördüm. Yapılması gereken ve unuttuğum işler mi var hemen aklıma geldiği anda not aldım ve onları yapmak için çaba sarf ettim. Bir an evimizle ilgili en üst kat olması, eski bina olması hasebiyle sıkıntılar çıkması konusunda şikâyet mi edeceğim, depremde evsiz kalanlar aklıma geldi ve tekrar şükre geçtim. Karşı taraftan şikâyet edip huzurumu mu bozuyorum, hemen şikâyet ettiğim hususu kendime çevirip sen yapma demeye çalıştım. Küçük gözüken her şeyin içimde bir yerlerde kendime saygı duymamı, sevmemi engellediğini fark ettim. Önce günlük hayattan başlayıp kendimi sevecek işler yapmaya çalıştım. Çok şükür, bize bunları fark ettiren böyle bir yer var da şikâyet dolu bir yaşantıdan şükür dolu bir yaşantıya gidiyoruz.

 

 E.D.( Kırıkkale ) : İnsan önce kendini beğendiği zaman herkesi her şeyi de doğal olarak beğeniyor. Rabbim bir hafta boyunca hep karşıma kendimi daha çok geliştirmem için fırsatlar çıkardı çok şükür. Görümcem beni aradı ve misafiri geleceğini, yaptığın pastalardan, kurabiyelerden yapabilir misin diye sordu. Kendisi çalıştığı için istemişti bunu benden. Hemen tabi ablacım dedik ve istediğini hatta daha da güzelini yaptık. Biliyorum ki bardak, tepsi eksiği de var, onları da gönderdik.

 Ablam; “kırılır yazık gönderme” dediğinde, “ne olacak ablacım bardak senden değerli mi, kırılırsa kırılsın. Sen misafirini en güzel şekilde ağırla.” dedik. Akşam misafiri ağırlayıp bize geldiğinde çok dua etti. İşte dedim kendime, mutlu olmak bu kadar kolay. Öbür ablamlar da vardı. Onlara da istedikleri zaman yardımcı olabileceğimi söyledim. Gördük ki biz anlayış gösterdikçe onlarla muhabbetimiz daha da arttı. Pazartesi günü bacılarımla sohbet günümüz. Kayınvalidem çekinerek “Kızım benim pazartesi misafirim gelecek. Bu haftalık başka güne alsanız olmaz mı?” dedi. Hemen tabi anne buyursun gelsinler dedik. Ben onlara eğildikçe onlar da benim sohbetlerime saygı duyuyorlar. O da beni çok mutlu etti. Misafiri ağırlamak da benim için iş içinde eğitim oldu. Çok şükür Rabbime... Biz yeter ki yetişme gayretinde olalım. Allah karşımıza sürekli güzellikler çıkarıyor.

 

 

 

 

ORTAK EĞİTİM PLANI

GÜVENİLİR ÇOCUK

KÜTÜPHANE

  • Tanıdığım Yönleriyle A.K.D
    Tanıdığım Yönleriyle A.K.D
  • Gerçek ve Diri İnsan Kime Diyoruz?
    Gerçek ve Diri İnsan Kime Diyoruz?
  • Ciddiyet
    Ciddiyet
  • Gerçek Maneviyat ve İnanç Temelleri
    Gerçek Maneviyat ve İnanç Temelleri
  • Güçlenme Yolu
    Güçlenme Yolu
  • Güçlü Olmak İçin Seçilecek Yol
    Güçlü Olmak İçin Seçilecek Yol
  • İnanç ve Takdir
    İnanç ve Takdir
  • Ne Arıyoruz?
    Ne Arıyoruz?
  • Niçin Özden?
    Niçin Özden?
  • İnsana İnsanı Tanıtıyoruz
    İnsana İnsanı Tanıtıyoruz
  • Sevgi
    Sevgi
  • Güven
    Güven
  • Hedef Gerçek İnsan
    Hedef Gerçek İnsan
  • İşte Halimiz
    İşte Halimiz