“Haysiyetperver insan küre-i arzdan
değerlidir. ”

SEVDAKAR KÜMESİNİN HAFTALIK AİLE RAPORU

 

 

 

 

Konumuz: “Sabır Sorumluluğu İdrak Edebilmektir.” Aylık eğitim planımızın Birinci haftasını okuyarak sohbetimize başladık.

 

Aybüke Hanım: “Sabır ve sorumluluk arasındaki bağdan bahsedilmiş ortak eğitim planımızda. Toplumda yaşarken birtakım sorumluluklarımız oluyor. Kimi zaman abla olup kardeşine karşı sorumlu oluyorsun, kimi zaman bir öğretmen olup öğrencilerine karşı sorumlu oluyorsun, kimi zaman da öğrenci olup öğretmenine karşı sorumlu oluyorsun. Üzerine düşenleri yapmadan, sorumluluklarını yerine getirmeden sabır ediyorum, tevekkül ediyorum diyemezsin. Mesela ablalık sorumluklarını yerine getirmedin. Kardeşinin hoşlanmadığı bir davranışı ona saygısızlık ederek yaptın. “Kardeşimin hırçınlıklarına sabretmeliyim?” demen ne kadar da tuhaf olur. Ama gereğini yapmışsın ve kardeşin bir anda sana saygısızlık yapmış, nasıl bir gönül rahatlığıyla karşılayıp sabırlı olursun.”

 

Handan Hanım: “Bu konuda uygulamalarım var ama özele girdiği için bu hafta dinlemek istiyorum.”

 

Babamız: “Duru dedemizin dediği gibi önce gereğini, olması gerekenleri yap, sonra sabret. Yan taraftaki komşularımız hafta sonu erken saatlerde sesli tamir işleriyle uğraşıyorlardı. Başka zaman olsa kızardım. Ama şimdi yanlarından geçerken “kolay gelsin” bile diyorum. Çok büyük yol aldık. Şükürler olsun.”

 

Annemiz: “Sabrın çok çeşitli açıları var. Önceleri sabrı sadece karşımıza çıkan kötü şeylerde kullanılan birşey olduğunu zannederdik. Ama şimdi başka başka açılarını da görebiliyoruz. Sabrın ilk açısı nedir? Birincisi; karşımıza çıkan zorluklar esnasında sabır gösterdiğimiz zaman, bunun Allah’tan olduğunu düşünen bir kulun anlayışı açılır, olayın içerisinde kendini manevi yönden geliştirecek çok güzellikler görür. Rabbinin ona yaşattıklarının hayrını anlar. Duru dedemizin dediği gibi “Her zorluk mutluluğa çıkmanın birer basamağıdır.” Sabır başına gelen her olayda bir fayda olacağına inanıp sessizce beklemektir.” Sabrın ikinci açısı; sabrı sadece başımıza gelen kötü şeylerde kullanmayız. Nefsimizi özüne uygun hale getirmek için uğraşırken de sabra ihtiyacımız var. Mesela kızma huyumuz var. “Ben çocuğuma kızmayacağım, hoşgörülü olacağım.” dedin ve antrenmanlara başladın. Bir iki antrenman yaptın, çocuk dozajı artırdı. Tam sinirlenecekken ağzına sahiplik yapıyorsun. Ne oldu? Sabrettin. Belki içinden kızdın ama en azından ağız olarak sabır gösterdin. Bu sabrın birinci aşaması. Belki de diş sıktın. Olsun bu da bir gelişme. Kendini takdir edeceksin ve diyeceksin ki “Burada kalmayayım, içten de sabretmeye doğru ilerleyeyim.” Ama “İçimden kızıyorum sabır diş sıkmak değil.” deyip eğitimi bırakırsan bu doğru olmaz. Dişini sıkarken bir yandan da diyeceksin ki, düşüncem de değişmeli. Ustam gibi düşünmeliyim ki içten de sabredebileyim. Ağzına sahip olup sabrederken bir yandan da faydalarını tespit edeceksin. Mesela diyeceksin ki; çocuklarım benimle daha rahat konuşur oldu, daha özgüvenli oldular. İnsanlar yanıma çekinmeden gelebiliyor. Ben daha çok kendimle uğraşır oldum. Bunları sıraladıkça sabretmeyi, kızmamayı, daha rahat uyguladığını fark ediyorsun. Uyguladıkça uyguladıkça daha derine gidiyorsun.

 

Diyorsun ki mesela, “Bugüne kadar çocuklarıma onların iyiliği için kızdığımı düşünüyordum ama bunu onlar için değil, benim çocuğum nasıl böyle olur?” diye yaptığını fark ediyorsun. Büyük bir bencillikte olduğunu anlıyorsun. Sonra diyorsun ki çocuğundan yaptıran kim? Allah bile karışmıyor kuluna, sana ne oluyor? Sen etrafındakilere kızdıkça aslında Allah’a “Allah’ım her şeyi benim istediğim gibi yap, etrafımdakiler de çocuklarım da benim gibi düşünüp, benim istediğim gibi olsun.” diyorsun. Bir diş sıkarak uygulamandan neleri fark ediyorsun. Sonra ne oluyor? Sabrın Allah’a boyun eğmek, kendinden daha yüce bir varlık olduğunu, kabul etmek olduğunu fark ediyorsun.

 

Hırçınlıkların ve bencilliklerin azalıyor. O diş sıkarak gösterdiğin sabır “içten böyle yapmam doğru” diyen bir anlayışına doğru gidiyor. Önce düşüncen değişti, sonra inancın yavaş yavaş değişecek. Sonra hâl olması lazım. Sabır dinin niye iki yarısından biridir? Müslüman ya şükürle yaşar ya da gücünün üstünde gelişenlere karşı sükûn ve boyun eğmişlikle yaşar. İki türlü de kârdadır. Bu hafta neden “Sabır sorumlulukları idrak edebilmektir.” denmiş. En büyük sorumluluk, kul olma sorumluluğudur. Allah (c.c.) sana anne sorumluluğu vermiş. Eş olma sorumluluğu vermiş. Komşu, arkadaş, çocuk olma sorumluluğu vermiş. Allah’ın (c.c.) koyduğu çizgide bu sorumluluklarını yerine getirince zaten o halin adına sabır deniliyor. Komşun sana eziyet ediyor. Ne yapıyor, olur olmaz saatlerde ses çıkarıp seni rahatsız ediyor. Sen ne yapmalısın? Anlayışlı olmalısın. Ne oldu Allah’ın senden istediğini yaptın. Öfke atına binmedin. Nasıl bir hâlin olur? Sükûnet içinde ve mutlusundur. Yani sorumluluğunu Allah’a karşı sözünü tutarak yaptın. Otomatik sabır gösterdin. Allah’ın emrini tutup rahatlamadır sabır göstermek. Bu hafta çocuklarıma karşı daha anlayışlı olma, insanları olduğu gibi kabul etme ödevimi uyguladım.”

 

İlmihal işlendi. Kuran okundu

 

 

 

 

ORTAK EĞİTİM PLANI

GÜVENİLİR ÇOCUK

KÜTÜPHANE

  • Tanıdığım Yönleriyle A.K.D
    Tanıdığım Yönleriyle A.K.D
  • Gerçek ve Diri İnsan Kime Diyoruz?
    Gerçek ve Diri İnsan Kime Diyoruz?
  • Ciddiyet
    Ciddiyet
  • Gerçek Maneviyat ve İnanç Temelleri
    Gerçek Maneviyat ve İnanç Temelleri
  • Güçlenme Yolu
    Güçlenme Yolu
  • Güçlü Olmak İçin Seçilecek Yol
    Güçlü Olmak İçin Seçilecek Yol
  • İnanç ve Takdir
    İnanç ve Takdir
  • Ne Arıyoruz?
    Ne Arıyoruz?
  • Niçin Özden?
    Niçin Özden?
  • İnsana İnsanı Tanıtıyoruz
    İnsana İnsanı Tanıtıyoruz
  • Sevgi
    Sevgi
  • Güven
    Güven
  • Hedef Gerçek İnsan
    Hedef Gerçek İnsan
  • İşte Halimiz
    İşte Halimiz