“Haysiyetperver insan küre-i arzdan
değerlidir. ”

CAN DOSTLAR KÜMESİ GRUP RAPORU

 

 

 

“İnsanların İyisi, İnsanlara İyilik Edendir” konulu ortak eğitim planımızın 3. haftasını işliyoruz.

 

 

 

Nimet Hanım: Ortak eğitim planımızın iyilik konusundaki ödevimizle ilgili bir şeyler paylaşmak istiyorum. Van Erciş’teyken 6 aylık hamileydim. O gün bir böbrek operasyonundan çıkmıştım ve yerimden bile kalkamıyordum. Eşim işe gitmek zorundaydı ve ardından nöbete kalacaktı. Ben kalkıp yemek yapamıyordum, eşim de elinden geldiğince ekmek arası zeytin, peynir falan yapabiliyor, onu yiyorduk. O gün canım çok yoğurt çorbası çekmişti. Eşime söyleyeyim dedim ama sonra onun çok üzüleceğini düşünüp vazgeçmiştim. Sağlık durumlarından ötürü yapamadığım için uzun zamandır da çorba içememiştim. İçimden “Eğer annem burada olsaydı yapardı.” dedim ve ağlamaya başladım. Beş dakika geçti geçmedi kapımız çaldı.

 

Karşı komşum elinde tepsiyle koca bir kâse yeni pişmiş yoğurt çorbası, yanında yemek ve turşu getirmişti... Nasıl teşekkür ettim, nasıl aldım bilmiyorum. Sen hamilesin canın çeker, diye getirmişti. O kadar makbule geçmişti ki hala içim titrer düşündükçe, dua ederim o komşuma.

 

Sonra ben iyileştim tabi ve dua ettim hep. “Allah’ım bana da insanların zor zamanında yardım etmeyi nasip et, ne olur. Ben çok mutlu oldum, mutlu etmeyi bana da nasip et.” dedim. Aradan zaman geçti, komşumla konuşurken çocuğunun hasta olduğunu, o yüzden yatılı çok misafiri geldiğini, oğluyla ilgilenemediğini anlattı. Eve girdiğimde aklıma tarhana çorbası geldi. Hasta olunca hep içerdik biz. Hemen bir tencere çorba yapıp kapısını çaldım, dedim ki, “Abla biliyorum senin hep yemeğin, aşın vardır. Ama bu tarhana çorbası. Hasta olunca yaparız bizim orada. Belki bunu yer oğlun.” dedim. Gözleri doldu komşumun, sarıldı teşekkür etti.

 

Şimdi ben iyilik yapmaya, ihtiyaçları görmeye başlamıştım çok şükür. Hep birbirimize yardım ettik. Ben taşındım, çok uzaklaştık ama bunları hiç unutmadım. Bu durumların bana öğrettiklerini de… Hala duygulanıyorum, hala mutlu oluyorum, hala anlatıyorum onların iyiliklerini. Gerçekten iyilik insana çok yakışıyormuş. İyilik yapmak insan olmak demekmiş. İyiliğin yüce yaratılışımıza uygun insanlık olduğunu öğreten bu eğitimin içinde olduğumuz için şükürler olsun.

 

Eda Hanım: Geçen akşam eşim bizi arabayla eve bırakırken evin önündeki çöpte kâğıt toplayan bir abi gördü. Eşim, “Ben arabayı bırakıp geliyorum.” dedi. O ara göremeyince hemen tekrar eve gelip, o çocuğun nereye gittiğini gördün mü diye bana sordu. Ben de görmediğimi söyleyince hemen dışarı çıktı ve yukarı sokakta onu buldu. “Kardeş aşağıda kağıtları toplayan sen miydin?” diye sormuş. Çocuk önce çekinmiş “yok abi” demiş. Eşimde “Korkma kardeş, bir ihtiyacın olursa benim evim buralarda gel demek için sordum.” demiş ve biraz da para vermiş. Eve geldiğinde çok duyguluydu. Afganistan’dan buraya geldiklerinden, küçük yaşta kendi boyu kadar kızı olduğundan bahsetti. İki gün sonra eve geldiğinde babamlara, “Bir daha görürseniz mutlaka haberim olsun, tutun göndermeyin, ben ev adresini alacağım.” dedi eşim. İşyerindeki arkadaşlarına söylemiş. Hep beraber erzak ayarlayıp, yardımda bulunalım demişler. Çok şükür! Rabbim bir insana yardıma eşimi vesile etti. Bu da beni çok çok mutlu etti.

 

Dışardaki insanlarda Suriyelilere ya da diğer ülke vatandaşlarına karşı bir tepki var, neden ülkelerini bırakıp geldiler diye. Bakıyorum da ne eşimde nede eşimin ailesinde hiç öyle sözler duymadım. Tam tersi her geleni en güzel şekilde ağırlıyorlar. İbrahim babam yaptığı yemeklerden götürüyor. Bu hafta bol bol onların takdirini yaparak geçti günlerim. Yapılan iyilikler gerçekten asla unutulmuyor.

 

 

İnci Hanım: İyilikleri kendimize yapıyoruz, başka kimseye değil. Neden mi? Çünkü takdirli yaşadığımızda iyiliklerin geri döndüğünü görüyoruz. İhtiyaçlı bir anımızda bakmışız ki Allah’ın bir kulu yetişivermiş. Bu duygu bizi tevhit inancına götürüyor, yaptıklarımıza karşı “ben yaptım” gibi böbürlenme ortadan kalkıyor. Zira diyoruz ki, senin ihtiyacındı doyurdun. Mesela geçenlerde Ankara’da bir kurstayken, tabi yanımda yeni gördüğüm insanlar var. Tükenmez kalemleri de yok yanlarında. Bunu fark edince daha söylemelerine fırsat vermeden “kullanabilirsiniz” diye teklifte bulunduk. İnsanların bir ihtiyacı karşılanıyor ve rahat ediyorlardı. Rabbim de bizi o an buna vesile ediyordu. Bir saat sonra sınav var. Birden aklıma kurşun kalem ve silgi almadığım geldi. Hemen yanımdaki arkadaşa sordum “Fazla kalem var mı?” diye, niyetim silgiyi de başkasından istemekti. Kalemliğini açtı, kurşun kalemi verdi, istiyorsan bunu da al deyip silgiyi de verdi. Nasıl rahatladım anlatamam.

 

Şükrettim Rabbime, hem sahipsiz bırakmadığı için hem de hayatta ne yapıyorsak kendimize yaptığımızı gösterdiği için. Dedim ki, “Rabbim sana nasıl teşekkür edebilirim?” arkasından hemen geldi, cevap; “Kullarını rahatlatarak.” Sonrasında sınava giriyoruz, önümdeki döndü “Silginiz var mı?” dedi. “Var tabi.” diyerek elimizdeki minicik silgiyi de bölüp buyur ettik. İşte böyle dedim kendime, hayat ne kadar güzel. Güzelleştirene şükürler olsun...

 

 

Tekmile Hanım: “Büyük Hanım” kitabımızda “Yaptığımız her şeyi Yaradan ile bir olduğumuzu bir an dahi olsun unutmadan yapacağız.” diyordu. Bunu unutmamaya gayret ettim. Özellikle de namaz kılarken ve dua ederken çok daha hissettim. Her an yaşatanımlayım ondan ayrı değilim diye düşünmeye başlayınca gördüm ki bir eminlik ve teslimiyet geldi içime. Ne gelirse ne olursa yaşatanımdan ve nasıl gözükürse gözüksün benim hayrıma inancı içimde büyüdü. Yaptığım ve yapılan her iyiliğinde Yaratanımızdan geldiğini hatırlattım kendime.

 

Bu iyilik bu insana yapılacakmış ve Rabbim beni seçmiş diye şükrettim. Eşimle işlerimizi halletmiş, dolmuşla eve dönüyorduk. İkimizde yorulmuştuk. Boş dolmuş gelsin diye de beklemiştik. Ve oturacak yer bulup şükrettik. Sonra ilerde dolmuşa baba kız bindi, eşim hemen elinde yük olan genç kıza yer verdi. Ne güzel dedim. Dolmuştan önce bindiğimiz tramvay da baya uzakta oturan bir abi bizi çağırıp yerini vermişti. Çok mutlu olmuştuk. İyilik bitmeyen, tükenmeyen bir nimet. Rabbim bize iyilik için o abiyi vesile etti. Şimdi de eşimi o kıza iyilik için vesile etti. “Kalpler yalnızca Allah'ın elindedir.” ayetine iman ettik. İyiliği her an kollayınca, ev içinde sürekli iyilik fırsatı olduğunu gördüm. Her iş iyilik yapılan işler, pişirilen yemekler, eşi güler yüzle karşılama, anlayışlı olup huzur verme, baktım ki her şey bize iyilik fırsatı. Peygamber Efendimize (sav) bir hanım sahabe, “Cemaatle namaz kılan erkek, cihat eden erkek sevabı kazanır diyorsunuz, peki biz bu kadar sevabı nasıl kazanacağız?” diye sorar. Efendimiz (sav) de buyurur ki “Eşinizin destekçisi olmanız, onun tüm sevabına sizi ortak yapar.” Ben de bu konuda oldukça dikkat etmeye gayret ediyorum.

 

 

Habibe Hanım: Ortak eğitim planındaki konuyu okuyunca yaşadığım ve zaman zaman hatırlayıp gözlerimi dolduran bir olayı tekrar hatırladım. Bundan birkaç yıl kadar önce bir yaz akşamı bahçemizdeydik. Sala inmiştik kalabalık halde. Fakat orada ışıklar yanmıyordu, ben de karanlıkta göremediğim için ayağımı suyun içine sokup çoraplarımı ıslatmıştım. Biraz söylenmiştim çoraplarımın ıslanmasına. Sonra gönlü güzel bir arkadaşım elinde çorapla ve sessizce yanıma gelip benim yanımda çorap vardı, buyur giy dedi. Ve ben aldım, sonra ise ışıklar yanmaya başladı ve baktım ki o arkadaşımın ayağında çorap yok, kendi çorabını bana vermiş. O kadar söylenip rahatsız olduğumu anladığı için. Bir insan nasıl bu kadar ince

düşünebilir, nasıl akşam vakti kendi ayağının üşümesini hiçe sayıp bir kardeşine sahip çıkar, hayrete düşmüştüm. Benim kitlendiğim bir olaydı bu, ondan sonra kimin nerede zor durumda kaldığına şahit olsam, yapabildiğim kadar yardımcı olmaya çalıştım. Ben de kendimi ikinci plana atarak yapmaya çalıştım. Çünkü bana da öyle bir iyilik yapılmıştı zamanında ve hep onu örnek alarak, hatırlayarak yaptım iyiliklerimi.

 

 

ORTAK EĞİTİM PLANI

GÜVENİLİR ÇOCUK

KÜTÜPHANE

  • Tanıdığım Yönleriyle A.K.D
    Tanıdığım Yönleriyle A.K.D
  • Gerçek ve Diri İnsan Kime Diyoruz?
    Gerçek ve Diri İnsan Kime Diyoruz?
  • Ciddiyet
    Ciddiyet
  • Gerçek Maneviyat ve İnanç Temelleri
    Gerçek Maneviyat ve İnanç Temelleri
  • Güçlenme Yolu
    Güçlenme Yolu
  • Güçlü Olmak İçin Seçilecek Yol
    Güçlü Olmak İçin Seçilecek Yol
  • İnanç ve Takdir
    İnanç ve Takdir
  • Ne Arıyoruz?
    Ne Arıyoruz?
  • Niçin Özden?
    Niçin Özden?
  • İnsana İnsanı Tanıtıyoruz
    İnsana İnsanı Tanıtıyoruz
  • Sevgi
    Sevgi
  • Güven
    Güven
  • Hedef Gerçek İnsan
    Hedef Gerçek İnsan
  • İşte Halimiz
    İşte Halimiz