“Haysiyetperver insan küre-i arzdan
değerlidir. ”

CAN DOSTLAR KÜME RAPORU

 

 

 

“Mert İnsan Olmayı Kim İstemez?” başlıklı Ortak Eğitim Planı’mızın 2. Haftasını uyguladık. Kardeşlerimizin tespitleri şunlardır:

 

Tekmile Hanım (Konya): Mücadeleyi bırakmadan yaşamaya devam ettikçe kazandığımı gördüm. Benim bir amacım ve davam var. Ben bu yolda sağlam adımlarla gitmek istiyorum, Eğitimcimi örnek alıyorum ve onun gibi has talebe olmak istiyorum. Eğitimimin yani dinimin gereklerini yerine getirmek istiyorum. Vicdanımla barışık yaşamak bana güç veriyor, zihnimi açıyor, kararlılığımı arttırıyor.

 

Düğünden sonra bir ay kayınvalidemlerde kaldığımız dönemde eğitim çizgilerimize uyarak yaşamaya çok gayret ettik eşimle. Karşı da bazen bozulmalar oldu, tavırlar gördük ama biz ne yaptığımızdan emin olup, Allah’ın rızasını ve emirlerini önde tutunca hiçbiri bana yük gelmedi. Hatta karşıyı hoş görüyordum. Oradayken karışık misafir geldiğinde her türlü hizmetimi, insanlık ve gelinlik vazifemi yerine getiriyordum ama Rabbimin emrine uyarak erkek, kadın karışık oturulan ortama girmiyordum. Bu davranışımda eşimin ailesi ayıp oldu insanlara diye düşünüyorlardı. Sonra kayınvalidemler aile dostlarıyla bize geldiler. Baktı yemekler, karşılama, güler yüz her şey çok güzel. Sofrayı kurmaya geçince kayınvalidem erkekler de mutfakta yer, biz salonda yeriz dedi. Ben çok şaşırdım bu değişime. Ama bunu ne bir tavırla ne de zorlanarak dedi.

 

Gördüm ki çizginde ciddiyeti elden bırakmamak ve çizgine uymayanı da kınamak yerine hoş görmek, bana bir insan gönlü kazandırmış. Oradayken bana yüzünü astı diye ben de o şekilde karşılık versem, bozulsam bu saadeti yaşayamazdım. Ama ben de bu değerleri fikirle kazandığımı ve herkesin bu kadar şanslı olmadığını düşünerek hoş görüp o asık yüzü güldürene kadar pes etmedim. Bunun meyvesini de iki ay sonra çok güzel şekilde aldım. Elhamdülillah...

 

Bu hafta da ziyaretimize kendi annemler geldi. Tabi hemen kendimi sorguladım. Eşinin ailesine kendi ailene verdiğin değeri vermiş misin? İki tarafı da birbirinden ayırt etmeden ağırlamış mısın? İki gece sonunda gördüm ki bunu başarmışım. İki tarafa da hizmetim, ilgim, alakam aynı hassasiyetteydi. Bunu ancak kendi ailemi ağırladığımda görecektim ve bu sınavı başarıyla verdim kendi içimde. Ve şunu da fark ettim ki eşimin ailesi geldiğinde beni beğensinler, ne iyi gelin desinler diye göstermelik, bana ait olmayan bir tutumda bulunmamışım. İki ailemin de yanında hal ve hareketlerim aynı konuda mertçe davrandığımın takdirini kendime yaparken ödevimiz gereği Mertlik konusunda eksik yönlerimi de tek tek fark ettim. Eskisi gibi bir eksiğimizi, kusurumuzu görünce karalar bağlayıp azimden düşmüyoruz. İşte diyorum yeni bir eğitim kapısı daha, hadi kolay gelsin sana. Mücadele, ruhumu ortaya çıkarıyor. Eksiğimi bildiğim için hayat akışında kendimi takip edince, “şu an o tespit ettiğin hatanı yaşıyorsun” diyerek, hemen insana yakışan ne diye sorup içimden aldığım cevabı uygulamaya çalışıyorum. Eğitim çok güzel, eğitim insanı zinde tutan büyük bir nimet. Boşluğa da, boş işe de zaman kalmıyor Elhamdülillah! Rabbim Eğitimcimizden ve tüm dava arkadaşlarımızdan razı olsun.

 

Duygu Hanım (Ankara): Eğitim planımızın ikinci haftasındaki konuyu çok sevdim. “Mert insan öğrenmekten kendini alamaz.”

 

Her sabah kendimi geliştirmek ve daha çok şey öğrenmek amacıyla anneme farklı kahvaltılar hazırlıyorum. Kimisi oluyor, kimisi olmuyor ama o kadar hoşuma gidiyor ki farklı şeyler deneyip kendimi geliştirmek… Annem evde yokken kuru fasulye yemeği yapmak istedim ama fasulyeleri biraz fazla haşlayınca doğal olarak hamur gibi oldu. Olmadı dökeyim diyecektim ki ne yapabilirim bununla diye düşünmeye başladım. İyice ezip fasulyeyi içine de ceviz, yoğurt, maydanoz koyarak meze yapmak aklıma geldi. Yapıp afiyetle yedim ve çok hoşuma gitti. Kendime güvenim daha da arttı.

 

Mert insan olabilme konusunda artık fikrimi daha iyi ifade ettiğimi düşünüyorum. Kayınvalidemlerin bazı adetleri bizlerden farklı. Düğün için özellikle yapmak istemediğim şeyler oluyor tabi ki. Baştan söyledim, “bak anne her şeyi açıkça konuşalım, ben istemediklerimi dile getireceğim” dedim. Konu geçtiği zaman bana uygun olmayan şeyleri belirtip çizgimi belli ediyorum. Çok şükür ki karşı da ki insanlar da hep anlayışla karşılıyorlar. Bizi bir çizgi sahibi yapan eğitimimize ve eğitimcimize binlerce kez şükürler olsun.

 

Ayşenur Hanım (Ankara): “İnsan kendi yapmasa bile karşısındakinden dürüst, mert insan olmasını ister” diyor eğitim planımızda. Ben de fark ettim ki aynı bu yazılan hâl içindeyim. Biri benim hakkımda ne düşünüyorsa başkalarına söylemek yerine gelip bana söylemesini ve benimle düzeltmesini bekliyorum. Yapılan garibime gidiyor ama ben de sadece bekliyorum, gerekeni yapmıyorum.

 

Kendime gelince beklemeyi bırakıp gidip konuştum açık açık muhatabımla. Konuşma sonrasında da insana ve fikrimize yakışır biçimde samimi, muhabbetli, hizmetli davrandım. Karşımdaki muhatabımla konuşma niyetimin kimseye had bildirmek değil, ara düzeltmek, aradaki zanları kaldırmak, huzurlu olmak olduğunu kendime iyice inandırıp ona göre davrandım. Sonunda kafam rahatladı.

 

Kötü düşüncelerimin, beklemenin esaretinden kurtulmuş gibi hissettim. Ben kendimden mutlu oldukça etrafıma da mutluluk yaydığımı gördüm. Başta, benle ne alakası var, onun sorunu, onun yaptığı bir şey gibi düşünüyordum. Ama olumlu olumsuz her şeyin kaynağında benim olduğumu, benim kendimi düzeltmem gerektiğini yeniden gördüm. Çok şükür, Allah derdimi anlatıp çözüm bulabileceğim, her koşulda insanca nasıl yaşanır öğrenebileceğim bir fikri nasip etmiş.

 

Nimet Hanım (Kırıkkale): “Büyük Hanım” kitabımızı okuyup da uygulamaya aldığımızda buraya rapor olarak da yazmıştım, hiç kahvaltısız eşimi işe göndermedim diye. Ama ondan sonra kendimi daha dikkatli izlemeye başladım. Fark ettim ki evet kahvaltıyı her gün hazırlıyorum ama öyle gördüğüm ve öyle büyüdüğüm için. Sabah namazına kalkıp yatıp sonra tekrar kahvaltı hazırlamaya kalktığım için çok uykulu oluyorum her gün. Bazen eşim keşke kahvaltı istemese de diyordum içimden, bazen de zar zor mecbur olduğum için yapıyormuşum.

 

Bu hafta her gün sevgiyle kalkmaya çalıştım. Hep güler yüzlü olup, kendime ne kolay geliyorsa değil, eşim ne istiyorsa, ne seviyorsa ona sorarak hazırladım. Yedi gün uyguladım ve yedinci günden bildiriyorum, ne zor uyanma kaldı, ne kahvaltının yük gibi gelmesi... Kitabımız bana sadece yapmayı değil, yaparak ne hissediyorum, nasıl yapsam güzel olur diye sorgulamayı da öğretti çok şükür.

 

Mertlik konusunda ise içimden hissettiğim şeyleri samimice herkese söylemeliyim sanmıştım, meğer öyle değilmiş. Eşimin ailesi şehir dışına gitti ve dönecekleri zaman birçok misafirle geleceklerdi. Ben de o gün arkadaşıma davetliydim. Hani Mertliği uyguluyorum ya, içimden dedim ki açıkça “kusura bakmayın” derim “müsait değilim” derim diye düşündüm. Sonra bu düşüncenin hiç de beni mutlu etmediğini, istediğimin bu olmadığını anladım. Kendime dedim ki, bence içimi Müslüman etmek konusunda mert olmalıyım. Hemen kayınvalidemi aradım, “annecim lütfen dönüşte bize yemeğe buyurun, yoldan geliyorsunuz acıkmışsınızdır” dedim. Çok memnun oldular. Ben de çok büyük keyifle ağırladım. Baktım ki mertlik ne hissediyorsam söylemek değil; Allah'ın (c.c.) isteğine yakışır, yaratılışıma uygun insan olup, onu hissedip, onu yaşamakmış. Ne ince, ne güzel bir eğitimimiz var, şükürler olsun…

 

Eda Hanım (Kırıkkale): Aylık eğitim planımızı okuduğumda kafamda birçok soru oluştu. Ben ne kadar mert bir insanım diye sordum kendime. Şunu fark ettim ki kendimi ve eğitimi ciddiye almaya başladıkça daha mertçe fikirlerimi söylemeye başlamışım. Eskiden eşimden bir şeyler için izin alırken acaba izin verecek mi diye sessiz sessiz söylerdim. Şimdi düşüncelerimi, eşimin de hoşlandığı şekilde daha açık ifade ediyorum. Geçenlerde annemle bir arkadaşıma gidecektik. Sürekli görüştüğümüz için, eşim belki müsaade etmez diye başka bir arkadaşa gideceğimizi söylerim diye düşündüm. Sonra bu düşünce bana çok yanlış geldi. Hemen o düşünceyi kovdum ve eşime sordum. O da hiç ikilemeden olur git dedi. Belki eşimin nereye gittiğimden haberi olmayacaktı ama ben gittiğim yerde asla rahat oturamayacaktım. O kadar çok şükrettim ki, bizi hemen kendimize döndüren bir fikrimiz ve Eğitimcimiz var elhamdülillah. Mertçe yaşamanın bize neler kazandırdığını yaşayarak görüyoruz.

 

İnci Hanım (Ankara): Eğitim planımızda ikinci haftadayız. Mert insan yeniliklere açıktır diyor. Bakıyorum, dünya gün geçtikçe büyüyor, gelişiyor. Allah da bize “siz koca kâinatsınız” diyorsa ben de manen ve zahiren çizgim çerçevesinde geliştiririm kendimi, büyütürüm. Şimdi, kendimi daha fazla nasıl geliştiririm diye her konuda arayışa girdim. Denemediğim yapmadığım tarifleri yaptım. Ya bunu yapmak da zor, tek kişiyle olmaz dediğim şeyleri yaptım. Bir yemeği farklı farklı sunarak ortaya çıkardım, bir arkadaşımın uyguladığı gibi biz de kitap okuma çizelgesi oluşturarak başta fikir külliyatının hepsini, ardından merak ettiğim konular ile ilgili kitapları listeleyerek bir bir okumaya başladım. Sağlığımız, sıhhatimiz, durumumuz müsaitken öğrenebildiğimiz kadar öğrenelim diyerek el işi de yapmaya başlayacağım.

 

Kendimize yeni yeni bilgiler, tecrübeler katmak bizleri gururlandırıyor, kendimize güvenimizi artırıyor. Daha bilinçli olup ayaklarımız yere basıyor. Mesela, bir misafirimiz gelecek, ne yapsam diye düşünürken klasik kek, kısır yapayım dedim. Sonra bir durup sorguladım kendimi, neden hep aynı şeyleri yapıyorum diye. Bulgurdan sadece kısır mı yapılıyordu? Hayır ama alışılmıştı bir kere. Herkes bunu yapıyordu. Başka bir şey yapılmaz mıydı? Koskoca, dahice çalışan aklımız, yeniliklere kendimizi kapatıp alışkanlıklarımızla daralttığımız için kendini yenileyemez ve geliştirmez olmuştu.

 

Bu setleri kırmak, büyümek, çok büyümek lazımdı. Onun için başladım hiç yapmadığım şeyleri yapmaya. Sonuçtan o kadar memnundum ki lezzeti şöyle dursun sanki artık yapamayacağım hiçbir şey yokmuş gibi hissediyordum. Bizlerin her konuda gelişmesini, büyümesini isteyen, destekleyen ve hayatında bizzat yaşayarak bize örneklik yapan can Eğitimcimize minnetle..

 

 

 

 

ORTAK EĞİTİM PLANI

GÜVENİLİR ÇOCUK

KÜTÜPHANE

  • Tanıdığım Yönleriyle A.K.D
    Tanıdığım Yönleriyle A.K.D
  • Gerçek ve Diri İnsan Kime Diyoruz?
    Gerçek ve Diri İnsan Kime Diyoruz?
  • Ciddiyet
    Ciddiyet
  • Gerçek Maneviyat ve İnanç Temelleri
    Gerçek Maneviyat ve İnanç Temelleri
  • Güçlenme Yolu
    Güçlenme Yolu
  • Güçlü Olmak İçin Seçilecek Yol
    Güçlü Olmak İçin Seçilecek Yol
  • İnanç ve Takdir
    İnanç ve Takdir
  • Ne Arıyoruz?
    Ne Arıyoruz?
  • Niçin Özden?
    Niçin Özden?
  • İnsana İnsanı Tanıtıyoruz
    İnsana İnsanı Tanıtıyoruz
  • Sevgi
    Sevgi
  • Güven
    Güven
  • Hedef Gerçek İnsan
    Hedef Gerçek İnsan
  • İşte Halimiz
    İşte Halimiz