“Haysiyetperver insan küre-i arzdan
değerlidir. ”

YALNIZ DEĞİLİZ, ELİMİZDE GÜVENİLİR İNSAN SEVGİSİ VAR

 

 

 

İnsan olarak sevgi güdümüne sahibiz. Sevgi, bizi sevdiğimize karşı ilgiye, düzenlemeye, daha da güzelleştirmeye zorluyor. Tüm varlıkla doğal olarak gelişmiş bir ilişki hâlindeyiz.  Aile üyelerimizden uzayın derinliklerine kadar her şey ilgi sınırlarımız dahilindedir. Bir anne sabaha kadar bebeğinin başında beklerken, gözlem evindeki bir araştırmacı da ötelerdeki bir yıldızın ölümünü izlerken uykusuzluğa aldırmazlar. Küresel ısınmanın yıkıcı etkileri de üzer bizi, savaştan kaçan çocukların yaşadıkları da. Bu insan nasıl bir varlık ki hiçbir şey kendisinden kopuk değildir? Diğer varlıklarla kurduğu ilgi sevgisinin tezahürüdür. Bir sorumluluk duyar derinliklerinden. Sahip olduğumuz bu yeteneğe göre görev tanımımız bellidir. Biz her şeyi sevmek için yaratılmışız.

 

Sevmek bizim için hem bir görev hem de bir ihtiyaç… Gövdemize lazım olanları karşılayınca hemen hissederiz içimizdeki dürtüyü. Haydi görev başına. Şimdi sevmek zamanı. Hemen başlamalı ama nereden başlamalı? Nereden olursa olsun, nasıl olsa bütün akışlar aynı yere doğru değil mi? Hangi su ki aka aka deryaya ulaşmamış? Öyleyse en yakından, elimizin ulaştığı yerden başlamalı. Ellerimizden, elimizden gelen işimizden. Önce ellerimizi sevmeli, elimizle yaptığımız işimizi sevmeli. Haydi işini severek yap. En ince, en hassas, en zarif yap. En güvenilir yap. Sevdikçe güzelleştir, güzelleştirdikçe sev. Sevdik sevdik ve “bak cicime” deme zamanı. Bak, ben bunu seviyorum, al sen de sev. Ben sevdim mutlu oldum, sen de sev, sen de mutlu ol deme zamanı. İnsan elindeki güzeli değer bilene sunmaya mecburdur. Kim bilir ki bunun değerini kime sunmalı. Beğenimli, takdirli değer bilen biri olmalı. Güzele bakınca bezeyeni görmeli. İşte herkes cicisini, kusur gözlükleri kırılmış beğenimli insana sunuyor. Sunan hoş, sunulan hoş, beğenen hoş…

 

İncelik, hassasiyet, zarafet sosyal yaşayışı düzenleyen, yapmacık birkaç kuraldan ibaret değildir. Bunlar, ancak güvenilir topraklardan geçen, yaratılış sırrımıza ulaşmamız için anlayışımızıaçan tılsımlı yollardır.

 

Efendimizin (sav) güvenilirliği tavsiyesi biz insanlara saadet kapılarını açıyor. Sevgi sadece Efendimizin (sav) işaret ettiği eminlik ile hayata gelip yaşayışını devam ettirebiliyor. Güvenilirliği kaybeden sevgiler ise kurumaya mahkûm oluyor. Peygamberimizin (sav) izinden yürüyen sahabe efendilerimiz hem zahiri hem de iç dünya yaşayışlarında tatmini yakalamış olduklarından başka arayışlara ihtiyaç duymamışlardı. İçlerindeki hayata dair sorular cevap bulmuştu. Geçici bir dünya yaşantısı ne anlama gelmeliydi. Sonu mutlak yalnızlık olacak bir ömrü nasıl doldurmalı ki ötesinde mutluluk yakalanabilsin. Onlara göre; evet, ölüm var ama hayat da var... Hem dünyevi hem de iç yaşayışlarında bizleri çağlar ötesine imrendirecek bir düzen kurmuşlar. Efendimize (sav) olan sevgileri ile zekâları gelişmiş ve sevmek için yaratıldıklarını anlamışlar. Sevginin güven olmadan ayakta duramayacağını anlayıp hayatlarında güvenilirliği hâkim kılmışlar. Her varlığı sevip güzelleştirmek amacıyla dolu olan geçici ömürlerini anlamlı kılmışlardır.  Bunun dışında kalanlar ise meçhul adaya yol alan geminin arkasından söylenen hüzünlü sözlerden ibaret kalmıştır.

 

Bir adada yalnız kalsanız yanınızda kimin olmasını isterdiniz? Elinizdeki bu tek kişilik kontenjanı kiminle doldururdunuz? Ya da yaşadığınız şimdiki hayatınızdan her şeyi tek tek çıkaracak olsanız en son ne kalırdı? Soruları cevaplandırmak için ister istemez insan kendisini sahip olduklarını takdire zorlar. Elimde olanlardan en olmazsa olmaz acaba hangisi? Bir başımayken, hatta gövdemi bile bırakıp yalnız kaldığımda bana lazım olan ne olmalı? Bir kere maddeyi geçtik. Çünkü gövdeye hitap ediyor. Bedenimiz yok ki yanımızda, ona lazım olanlar işimize yaramaz. Makam, şöhret, nüfuz… Kime karşı, neye karşı? Başka ne kaldı? Yok mu başka bir şey? Adada yalnız mı kalacağız? Zihnimizdeki tatlardan başka bir şey kalmadı. Kafamızın içindeki takıntılar, etkiler, korkular hâlâ bizimle. Yok yok, bunlarla da bir arada kalmak olmaz. Biraz daha baksak daha ne kaldı diye. İnce, hassas, zarif ve güvenilir insanın sevgisinden başka bir şey kalmadı. Hah tamam işte. Evet, damağımdaki bu sevginin tadıyla her adada sonsuza kadar yalnız kalabilirim.

 

Ömür zamana tâbi, döndük, dolaştık, yine geldik Efendimizin (sav) dediği yere. Onunla dolduralım saatlerimizi ki, göz kırpıp bir an düşsek gaflete, açınca gözümüzü aklımızda yine o olsun. Onun maksadı ile tavsiyesi ile nasihatleri ile sürekli meşgul olup yanımızdan ayırmayalım. Ne zaman yalnız kalacağımız belli olmaz. Her elimizi attığımızda cüzdanımız yerinde mi diye kontrol eder gibi. Oh, yerinde yerinde, böylece devam…

 

 

 

Mustafa GÖKTAŞ

ORTAK EĞİTİM PLANI

GÜVENİLİR ÇOCUK

KÜTÜPHANE

  • Tanıdığım Yönleriyle A.K.D
    Tanıdığım Yönleriyle A.K.D
  • Gerçek ve Diri İnsan Kime Diyoruz?
    Gerçek ve Diri İnsan Kime Diyoruz?
  • Ciddiyet
    Ciddiyet
  • Gerçek Maneviyat ve İnanç Temelleri
    Gerçek Maneviyat ve İnanç Temelleri
  • Güçlenme Yolu
    Güçlenme Yolu
  • Güçlü Olmak İçin Seçilecek Yol
    Güçlü Olmak İçin Seçilecek Yol
  • İnanç ve Takdir
    İnanç ve Takdir
  • Ne Arıyoruz?
    Ne Arıyoruz?
  • Niçin Özden?
    Niçin Özden?
  • İnsana İnsanı Tanıtıyoruz
    İnsana İnsanı Tanıtıyoruz
  • Sevgi
    Sevgi
  • Güven
    Güven
  • Hedef Gerçek İnsan
    Hedef Gerçek İnsan
  • İşte Halimiz
    İşte Halimiz