“Haysiyetperver insan küre-i arzdan
değerlidir. ”

CAN DOSTLAR KÜME RAPORU

 

 

 

Bu haftaki Anaman bohçamız; “Şeref- Ziynet”

 

 

Eda Hanım: Yaptığımız çalışma bize çok büyük bir lütuf. Her şey bu kadar önümüze serilmişken tabiî ki bizim de üstümüze düşeni yapmamız gerekiyor. Çok şükür, girdiğimiz her ortamda örnekliğimizi en güzel şekilde yapmaya çalışıyoruz. İnsanlar bizi parmakla gösterdiğinde bunu kendimize değil, fikrimize ve eğitimcimize mal ediyoruz. Yanlış bir şey yapacağımız zaman hemen aklımıza o insan gelince kendimizi frenliyoruz. Yani insanın bir an olsun unutmadan yaşaması kadar güzel bir şey yok.

 

Bu hafta önce eşimin ailesinin gönlünü yaparak anneme temizliğe gittim. İşimizi en güzel şekilde tamamlayarak, güzel dualarla döndük çok şükür. Bir kez daha anladım ki merhamet kadar güzel bir duygu daha yok. Rabbim bizlere herkesi kucaklayabilme gücü vermiş, Elhamdülillah…

 

 

 

Tekmile Hanım: Anaman kitabımızdaki bu haftanın bohçasını okuyunca yine çokça şükrettim. Küçüklükten bu yana eğitimde olmanın faydalarını takdir ettim. İffet, edep, namus güdümleri bizler için en mühim mesele. Bu bilinçle yetiştirildik. Şimdi o kadar faydasını görüyorum ki... Nişanlımla kapının önünden geçerken aşağıdaki dükkân sahipleriyle selamlaşıyorlar. Ama hiçbiriyle merhabalaştığımı görmedi ve bununla da gurur duyuyor. Buraya taşındığımızda çok küçüktüm ama o zaman bile kadın erkek münasebetinin inceliklerini teyzelerimizden, annelerimizden, ablalarımızdan görüp bizde öyle davranıyorduk.

 

Hiçbir karşı cinsle (gerekmedikçe) selamlaşmadan büyüdüm. Şimdi evleneceğim kişi bundan kıvanç duyuyor. Uzakta olmasına rağmen kafası çok rahat. Onun zihnini bu tarz şeylerin meşgul etmesine yol açacak hiçbir ortamımız yok. Görüyorum ki çevredeki insanlar da saygı duyuyor. Komşumuzun kızı var benimle akran. İkimiz evin önünden yürürken onunla şakalaşıp dalaşan insanlar bana başını kaldırıp bakmıyor bile. Çok şükür ki örnek aldığımız sahabe hanımlara benzemeye başlamışız.

 

Eğitimimiz her şeyi güzelleştiriyor. Dışarıda insanların en zor ve sıkıntılı geçirdiği nişanlılık dönemini burada eğitimcimiz sayesinde övgülerle, takdirlerle, teşekkürlerle geçiriyoruz. İki ailede de yüz yüzeyi bırak, arkadan ya da içten bir sevgi bozukluğu, olumsuz bir durum olmadan kaç yılı güzelliklerle geçirmişiz. Bu bohçalar kıymetli hazinelerimizmiş. Hasbohçamız, evimizin en temel olmazsa olmaz ihtiyacıymış meğer. Fark ettiren, gösteren Rabbim’e sonsuz şükürler. Rabbim yolumuzu açık eylesin inşallah.

 

 

Ayşenur Hanım: Tanıdığım birine nasıl olsa çok önemli değil diye düşünüp, yok gibi davranıyordum. Davranışlarını kendime göre yorumlayıp o da pek önemsemiyor zaten diye düşünüyordum. Sonra burayı temsil eden birine göre yakışmayan bir hareket olduğunu fark ettim. Yarın bir gün buraya gelse, samimiyet lafını duysa örnek olarak da ben olsam karşısında, bu ne perhiz bu ne lahana turşusu der haklı olarak. Kim olursa olsun, insana değer vermek önemli ilkelerimizden, buna dikkat etmeye başladım. Buraya yakışır, Allah’ın hoşuna gider şekilde davrandım. Hayatımda hep olmaya devam edecek birine, burnum havada yok gibi davranmak bana yakışmazdı. Bir yere giderken çağırdım, yok dedi. Başka bir yere davet ettim yine yok dedi. Ama bozulmadım, olabilir dedim, işi vardır. Sonraki zamanda hiç yapmadığı bir şey, beni çaya davet etti. Başka bir buluşmamızda baktım, kalpten kötü bir sinyal almıyorum ve önemsemiyor diye düşündüğüm insan yakınımda, gülerek muhabbet ediyor benimle. Eğer böyle geniş gönüllü bir fikirdeysem benim de geniş gönüllü, insanların yanımda rahat ettiği, benden çekinmediği bir hale gelmem lazım. Ne kadar güzel, samimi, sıcak bir yerde olduğumuzun şükrünü eda ederken, başkalarına da yansıtayım diye düşünüp harekete geçmek beni kalben çok rahatlattı.

 

 

 

Duygu Hanım: Bu hafta “harekette bereket vardır.” sözünü yaşayarak gördüm. Beni nerelerin mutlu ettiğini artık daha iyi anlıyorum. Bir insana ufacık bir yardımım dokunsa bile kendimi o kadar mutlu hissediyorum ki… Eskiden kafamda büyüttüğüm şeyleri artık küçültünce aslında ne kadar da ufak olduğunu gördüm. Kendi kendime gereksiz yere ne kadarda dert ettiğimi fark ettim. Büyük temizlikler benim için çok zor geliyordu, her sene kafamda büyütüyordum. Bu sene dedim ki kendi kendime, sorun etmeyi bırak, ev mis gibi olacak, temizlik imandandır. Zevk almaya bak dedim. O temizlik o kadar güzel ilerledi ki, ne ara bitti anlamadım. Yaptığım her iş de büyük ya da küçük anı yaşamayı ve zevk almayı amaç edinince her şey mükemmel oluyor ve gerekliyi de daha fazla görebiliyorum. Arkadaşımın yeni evini temizliğe gittik. Aslında zor bir temizlikti ama o kadar zevk aldım ki… Yardım etmenin verdiği mutlulukla akşam eve döndüğüm de yorgunluktan ziyade mutluluk vardı içimde. İnsanlara karşı bakış açımı değiştirince hayata karşı bakış açım da değişti. Siz benim gelişmem için varsınız. Bu dünya bir okul ve ben öğrenciyim mantığıyla ilerleyince karşıma çıkan her sorunu sorun olarak değil, ders ve tecrübe olarak görmeye başladım. Bir arkadaşla aramızda geçen bir mevzu yüzünden biraz trip attım ve anlayış göstermedim. Sonra bir anda o gün rüyamda gördüklerim aklıma geldi. Bana göre büyük bir sorun olan ve hatanın tamamen karşı da olduğunu düşündüğüm olay, bir anda ufaldı gözümde ve sen eğitimdesin o değil, senin ustan var, onun değil diyerek olayı alttan aldım ve ortamı sakinleştirdim. Bu da usta sayesinde oldu tabi ki. Şükürler olsun ki güç aldığımız yer çok büyük. Şükürler olsun ki Allah bize böyle bir eğitim nasip etmiş.

 

 

 

İnci Hanım: “Anaman” adlı kitabımızda sen şeref timsalisin kızım, en önem vereceğin izzetin ve namusundur diyor. Gün geçtikçe, büyüdükçe bunun ne kadar önemli olduğunu görüyoruz. Zaman geçtikçe “bunda da ne var canım” dediklerimizin aslında çok da önemli şeyler olduğunu görüyor, ona göre daha dikkatli ve uyanık yaşıyoruz. Eğer ben karşı cinsten saygı görmek, hafife alınmamak istiyorsam saygınlık ifade etmeliyim. Okul zamanlarında hatırlıyorum, okulun çok iyi tanıdığı, herkesin gözü önünde olan bir kız vardı ve herkes ona o kadar rahat davranırdı ki. Sözlü, fiili şakalar, yakıştırmalar gibi. Ben hangisini istiyorum diye soruyorum kendime. O zaman tam farkını anlayamasam da şimdi çok şükür eğitimcimiz sayesinde değerimizi çok daha iyi biliyor ve münasebetlerimizi ona göre koruyoruz.

 

Çizgimiz dâhilinde ilişkilerimizi sürdürüyoruz. Gerektiğinde merhaba merhaba, hâl hatır sorduktan sonra gereksiz yere muhabbeti uzatmıyoruz. Çünkü benim zihnim de eşimin zihni de karşıdakinin zihni de bizi gören kim olursa onun zihni de önemli ve bana emanet. Nefislerin ne yapacakları belli olmaz deyip ilişkilerimizi kitabımızdaki ölçüye göre ayarlıyoruz. Ve çok da rahat ediyoruz. Karşıdan en iftiracı biri bile görse size bir yakıştırma yapamasın.

 

Önceden kitabin bu bölümünü okuduğumda fazla gelmişti. Bu kadar mı, ne olacak ki, kadını çok kısıtlıyor gibi düşünmüştüm. Yaşayınca, çevremde görünce, artılarını-eksilerini tespit edince Duru dedem dedim, özür dilerim, aslında yazdıklarının ne kadar hayati bir konu olduğunu bilmiyordum. Meğer yine bizim yüceliğimiz ve saygınlığımız için demişsin. Bunlar kısıtlama değil, yeniden var oluşun, boynu dik, alnı açık yasamanın kurallarıymış. Bu altın kurala mümkün olduğunca dikkat ediyoruz ve sonucunu alınca göğsümüz kabarıyor. Dolmuşa biniyoruz, ayakta birçok kişi olmasına rağmen bir abi bize yer veriyor. Alışveriş yapıyoruz, satıcı önümdekinin avucunun içine koyarken parayı bize gelince el ucuyla veriyor. Komşumuz bize bir şey vereceğinde kapıya koyup zili çalıp gidiyor. Hocalarımız bizim hassasiyetimizi anlayıp ona göre yaklaşıyor, evimize iş için ustalar geldiğinde kapıyı açık bırakıyoruz, ustalar da bu durumu anlayıp daha dikkatli ve seviyeli yaklaşıyor. Şimdi diyorum kendime, bu mu kısıtlamak? Kurban olurum böyle kısıtlamaya. Saygınlığım artıyor, değerleniyorum, hafife alındığımı hissettiğim an o zaman yıkım olur. Teşekkür ederiz Duru dedem. Sözlerin biz hanımları yüceltiyor ve sayende mahcup olmadan, herkese karşı hür, gür yaşayabiliyoruz.

 

 

 

Habibe Hanım: Bir hanıma gerekli olan belki de en önemli şey budur. Bu benim yapım diyerek çoğu zaman insanlara karşı fazla mesafeli olabiliyorum. Sonra baktım, herhalde benim böyle olmak işime geliyor dedim. Mesafeli olduğun zaman ilgilenmen, alakalanman gerekmez, bir ihtiyacına yetişmen gerekmez. Dolayısıyla genelde takındığım bir tavırdı. Fakat gördüm ki ben ailemden, sevdiklerimden uzaktayım yani burada tanışıp, ilgili alakalı olan o kadar insan tanıdım ve hep çok mutlu oldum. Demek ki samimi olmanın dozunu iyi ayarlamak gerekiyormuş. Ben böyleyim diye soğuk durmadım, insanların ihtiyaçlarına yetiştim. Öğrendiğim şeyleri bir nebze de olsa gösterdim. Bunun mutluluğu ve tatminliği yetti bana.

 

Eşimin bazı konulardaki dikkatini çok abartı buluyor, sanki ne olacak diyordum. Fakat sonra fark ettim ki bohçadaki yazılan aynı düşüncelere sahip. Ve tabi ki bu tutumunu kızarak değil de saygı duyarak değerlendirmeye başladım. Hem kendime hem ona olan saygım arttı. Değer verdiğimiz şeylerin tek olması ne kadar da muazzam bir şeymiş, bol bol şükürle geçirdim zamanlarımı.

 

 

 

 

ORTAK EĞİTİM PLANI

GÜVENİLİR ÇOCUK

KÜTÜPHANE

  • Tanıdığım Yönleriyle A.K.D
    Tanıdığım Yönleriyle A.K.D
  • Gerçek ve Diri İnsan Kime Diyoruz?
    Gerçek ve Diri İnsan Kime Diyoruz?
  • Ciddiyet
    Ciddiyet
  • Gerçek Maneviyat ve İnanç Temelleri
    Gerçek Maneviyat ve İnanç Temelleri
  • Güçlenme Yolu
    Güçlenme Yolu
  • Güçlü Olmak İçin Seçilecek Yol
    Güçlü Olmak İçin Seçilecek Yol
  • İnanç ve Takdir
    İnanç ve Takdir
  • Ne Arıyoruz?
    Ne Arıyoruz?
  • Niçin Özden?
    Niçin Özden?
  • İnsana İnsanı Tanıtıyoruz
    İnsana İnsanı Tanıtıyoruz
  • Sevgi
    Sevgi
  • Güven
    Güven
  • Hedef Gerçek İnsan
    Hedef Gerçek İnsan
  • İşte Halimiz
    İşte Halimiz